7. Hukuk Dairesi 2010/4888 E. , 2010/5331 K.
"İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 114 ada 13, aynı ada 14 ve aynı ada 18 parsel sayılı sırası ile 1407,04 m2, 7173,99 m2 ve 9406,87 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiş, 114 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının beyanlar hanesinde ... 'ın, diğer taşınmazların beyanlar hanesinde ise Hakim İnan'ın işgalinde oldukları belirtilmiştir. Davacı ... taşınmazların tamamına, davacı ... ise 114 ada 13 parsele yönelik olarak miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 114 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 114 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, dava konusu 114 ada 18 parsel sayılı taşınmazın ise uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 04.04.2009 tarihli rapora ekli haritada (A) harfi ile işaretli 7784,57 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına, (B) harfi ile işaretli 1622,30 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı ada da son parsel numarası ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyiz konusu 114 ada 13, 14 ve 18 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmazlar üzerinde hazine tapusunun oluştuğu günden önce adına tescile karar verilen zilyet davacılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmazlara ait olduğu taraflar arasında çekişme konusu olmayan ve 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına tapusu oluşturulan taşınmazlar üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen koşulların davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır. Dava konusu 114 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tesipitine esas alınan 2.12.1964 tarih 42 sayılı tapu kaydının doğu ve kuzey sınırı mera okuduğu halde usulüne uygun mera araştırması yapılmamış ve varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde bu çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin ... olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, komşu parsel denetimi yapılmalı, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli özellikle 114 ada 18 parsel sayılı taşınmaz hakkında da rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi ... 'ın 114 ada 18 parsel sayılı taşınmaza yönelik davası veya usulüne uygun katılması bulunmadığı halde HUMK 74.maddesi gözardı edilerek 114 ada 18 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün ... adına tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.