4. Ceza Dairesi 2010/13769 E. , 2010/13160 K.
"İçtihat Metni" Unvan gasbı suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252/1 maddesi gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının günlüğü 11,00 yeni Türk lirasından 990,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2008 tarihli ve 2004/1384 esas, 2008/3 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 23.04.2010 gün ve 26424 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2010 gün ve 107541 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesinde uygulanan kanun maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesinin mahallinde düzeltilebilir eksiklik olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın trafikte sollama yüzünden tartıştığı katılana polis olduğunu söyleyerek tehdit, müessir fiil ve hakaret suçlarını işlediği iddia olunan olayda, memuriyete ait bir görevi yapmaya girişmemiş olduğunun anlaşılmış olması karşısında, salt polis olduğunu söylemenin anılan suçun unsurlarını oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 765 sayılı TCY.nın 252/1 ve 5237 sayılı TCY.nın 262/1. Maddelerinde düzenlenen kamu görevini usulsüz üstlenme suçunun hareket öğesini; bir kamu görevini kanun ve diğer mevzuata aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs edilmesi oluşturmaktadır. Bu suçun meydana geldiğinden söz edilebilmesi için yalnızca bir kamu görevine ilişkin sıfatın kullanılması yeterli görülmemekte, eylemli olarak bir kamu görevinin fail tarafından yerine getirilmeye kalkışılması zorunlu bulunmaktadır. Bu bakımdan, suçun tamamlanması için failin üstlenmeye kalkıştığı kamu görevini tamamlaması veya bu fiilden dolayı çıkar sağlamış bulunması ya da mağdura bir zarar vermesi de gerekli değildir. Failin bir kamu görevini yerine getirmeye teşebbüs ettiğinin saptanması durumunda suçun tamamlandığı kabul edilmelidir. İncelenen dosyada sanığın, trafikte kendisini sollayan katılanın aracını durdurup tartışarak, “ben polisim, şu an görevimin başındayım” deyip, tehdit, hakaret ve yaralama suçlarını işlediği belirtilerek anılan suçlar nedeniyle hüküm kurulduktan başka, kolluk görevini usulsüz üstlendiği gerekçesiyle 765 sayılı TCY.nın 252/1. maddesi uyarınca ceza verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece kabul edilen bu oluşa göre failin bir kamu görevini yerine getirmeye kalkıştığından söz edilemeyeceği, yalnızca polis sıfatını üstlenmeye çalıştığı, ancak sıfatın üstlenilmesinin suç olarak düzenlenmemesi karşısında suçun maddi öğesinin oluşmaması nedeniyle beraat hükmü kurulması gerekirken, mahkumiyete karar verilmiş olması yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY’nın 309/4-d maddesi uyarınca; İSTANBUL 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN 1.2.2008 tarih ve 2004/1384 esas, 2008/3 sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, suçun maddi öğesinin oluşmaması nedeniyle sanık hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan açılan davadan beraatine, bozulan kararda yer alan öbür suçlara ilişkin hususların olduğu gibi bırakılmasına, 07.07.2010 .2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.