Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2010/2829 E. 2010/3334 K.

Yargıtay 2010-03-25 Yüksek mahkeme 1 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2010/2829 E. , 2010/3334 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Havza Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.03.2008 tarih ve 2006/556-2008/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin babasının 1997 yılında öldüğünü, müvekkilinin davalı kooperatife ihbarname göndererek fiilen çalışmak istediğini belirtmesine rağmen kendisine cevap verilmediğini, müvekkilinin babasının ortaklıktan çıkarıldığına dair herhangi bir kararın tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin kooperatif ortağı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin ortaklığının tespitini, çıkarma kararı olması halinde bu kararın yoklukla malul bulunduğunun tespiti ile iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının babasının 1997 yılında ölmesi nedeniyle mirasçılarının ortaklıktan kaynaklanan hakları bir temsilci tayin ederek 3 ay içinde kullanmaları gerektiğini, bu hak düşürücü süreye uyulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Dahili davacılar, davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi ...’in davalı kooperatifin ortağı iken 30.05.1997 tarihinde öldüğü, kooperatif yönetim kurulunun 24.09.1997 tarihli kararı ile davacıların murisinin kooperatiften ihraç edilmiş olduğu, kooperatifler anasözleşmesi uyarınca davacıların murisin ölümünden itibaren üç ay içinde davalı kooperatife başvurduklarına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davacı ...’in babasının ölümünden yaklaşık 9 yıl sonra ticari araç edindiği ve davalı kooperatife başvuruda bulunduğunun anlaşıldığı, davacının babasının davalı kooperatif ortaklığından ihraç edildikten 9 yıl sonra ihraç kararının kendilerine tebliğ edilmediği gerekçesiyle bu davayı açmasının TMK’nun 2 nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, kooperatif ortaklığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, kooperatif ortağı olan babasının öldüğünü, babasının ortaklıktan çıkarıldığına dair herhangi bir kararın tebliğ edilmemiş olduğunu, bu nedenle kooperatifin ortağı bulunduğunu ileri sürerek, ortaklığının tespitini istemiştir. Davacının babası ... hakkında verilmiş bulunan veraset ilamından murisin davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmıştır. Ölüm ile birlikte mirasçılar terekedeki haklara ve borçlara iştirak halinde mülkiyet esaslarına göre malik olurlar. Bunun sonucu olarak her bir mirasçının hakkı muristen kalan hak ve borçların tamamına sari olduğu gibi mirasçılar kalan miras üzerindeki tasarruf yetkilerini de ancak ittifakla verecekleri karar uyarınca kullanabilirler. Bu nedenle davacının babasından kalan kooperatifteki payla ilgili olarak dava hakkını tek başına kullanması mümkün değildir. Yargılama sırasında diğer mirasçılara dava dilekçesi tebliğ edilmiş ise de mirasçılar davaya cevap vermemişlerdir. Bu durumda davacının muristen kalan miras payına ilişkin olarak tek başına açtığı davaya devam edilebilmesi için diğer mirasçılara dava dilekçesinin tebliği yeterli olmayıp, açılan davaya muvafakat edip etmediklerinin sorulması, muvafakat etmemeleri halinde ise davacıya terekeye mümessil tayin ettirmesi için mehil verilmesi ve tayin olunacak mümessil huzuru ile davaya devam edilmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden davaya devam edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Kabul şekline göre de davacının babası ...’in 30.05.1997 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır.Davalı kooperatif ise 24.09.1997 tarihinde ...’in ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, ayrıca bir ortağın ölümü halinde mirasçılarının bir temsilci seçerek üç ay içinde kooperatife bildirimde bulunmaları gerektiğini, mirasçıların bu süreye uymadıklarından davanın reddini savunmuştur. Dosya incelendiğinde ortak ...’in ölümünden sonraki tarihte kooperatif tarafından uyarıda bulunulmasına karar verildiği ve bu uyarıya dayalı olarak hakkında ortaklıktan çıkarma kararının alındığı anlaşılmıştır.Ölmüş bir kimse hakkında yapılan hukuki işlemlerin geçerliliği bulunmamaktadır. Bu durumda davalı kooperatif tarafından alınan sözkonusu çıkarma kararı geçerli olmamasına rağmen mahkemece davacının murisinin ortaklıktan çıkarılmış olduğu sonucuna varılarak açılan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gibi davalı kooperatif anasözleşmesinin 16 ncı maddesi uyarınca ölen ortağın mirasçılarının ortaklığa devam etmek isteyip istemedikleri ve temsilci tayin edip etmeyecekleri hususunda kooperatif tarafından uyarılmaları gerekirken mirasçıların başvurmadıkları belirtilerek anılan madde hükmünün mirasçılar aleyhine yorumlanması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 25.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.