11. Hukuk Dairesi 2008/9583 E. , 2010/1069 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.03.2008 tarih ve 2007/17-2008/144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... ile birbirlerine kefil olmak suretiyle davalı bankadan kredi kartı aldıklarını, kredi kartı borcunu ödediği halde davalı bankanın ...’dan Mut İcra Müdürlüğü’nün 2002/434 E. sayılı dosyası ile 1.113,00 YTL fazladan tahsilat yaptığını, ...’ın da Merin 6. İcra Müdürlüğü’nün 2004/1783 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip yaparak 30.06.2006 tarihinde 1.627,98 YTL tahsil ettiğini, davalı bankanın müvekkilinin fazladan ödemek zorunda kaldığı meblağı ödemek zorunda olduğunu ileri sürerek, 1.627,98 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve davalının %40 inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kredi kartı borcunu ödemesine rağmen kefilden mükerrer tahsilat yapıldığı, kefilin de asıl borçlu olan davacıya rücu ederek 1.627,98 YTL tahsilat yaptığı, davacının ödeme yaptığı tarih itibariyle sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/466 E. 2006/187 K. sayılı dosyası ile davacının davalı bankaya olan borcunun 1.169.997.529 TL olduğu ve davacının davalıya 3.597,00 YTL fazla ödeme yaptığının anlaşıldığı, davacının dava dışı ...’a ödemek zorunda kaldığı meblağı davalı bankadan talep etmesinin yerinde olduğu, davalı bankanın mükerrer tahsilat yapmakla kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.627,98 YTL’nin ödeme tarihi olan 30.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline ve asıl alacağın %40oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, kredi kartından kaynaklanan borcun ödenmesine rağmen kefilden mükerrer tahsilat yapılmasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Davacı dava dışı ... ile birbirlerine kefil olmak suretiyle davalı bankadan kredi kartı aldıklarını, kredi kartı borcunuödediği halde davalı bankanın hem kendisi, hem kefil ... aleyhinde icra takibi yapıp davalı bankaya olan borcu 1.169.997.529 TL olduğu halde toplamda kendisinden 4.767,00 YTL, ...’dan ise 1.113,00 YTL tahsilat yaptığını, ...’ın daha sonra bu fazla ödenen meblağı tahsil için müvekkili aleyhinde icra takibi yapması sonucu 1.627,98 YTL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek bu meblağın davalı bankadan istirdadı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile istirdadına karar verilen 1.627,98 YTL’nin %40’ı oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen bir icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında olabilir. Borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için takip alacaklısına istirdat davası açabilir (İİK’nun 72/VII ). İstirdat davasının amacı, davacı borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz edip de itirazının kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibi dolayısıyla cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı ve fakat gerçekte borçlu olmadığı bir paranın geri verilmesidir. İİK 72/7. md.de istirdat davalarında, haklı çıkan yararına tazminata hükmedileceğinden söz edilmediğinden İİK 72/7. maddeye göre açılan istirdat davasında davayı kaybeden tarafın asgari yüzde kırk tazminata mahkum edilmesine imkan yoktur. Ayrıca bu dava, takip borçlusunun kendi takip alacaklısına karşı açtığı İİK 72. md. Kapsamında bir istirdat davası olmayıp BK 61 ve devamı maddelerinde öngörülen istirdat davası olduğundan bu dava kapsamında da %40 kötüniyet tazminatı istenemez. Yapılan açıklamalar karşısında somut uyuşmalıkta %40 tazminata hükmedilmesinin koşulları oluşmadığı halde davalı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.