T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : DAVALI : ... - DAVALI : 2 - DAVANIN KONUSU : Gizli Ortaklığın Tespiti KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : ... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih ..... Esas ........ Karar sayılı dosyasının İstinaf incelemesi neticesinde; TALEP : Davacı vekili beyanlarında özetle; ......... Müdürlüğünün .............vergi kimlik numaralı mükellefi ... İnşaat Oto İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti'nin 2016-2017 yılı hesaplarının Vergi Müfettiş Yardımcısı ... tarafından incelenmesi sonucunda ....... tarih ve ........ sayılı Vergi Tekniği Raporu düzenlendiğini, raporun 2.13. Bölümünde ... nezdinde düzenlenen ifade tutanağına göre ..............hracat San. Tic. Ltd. Şti'nin hem mal alışlarında hem de mal satışlarında müşterilerle iletişime kendisinin geçtiğini, karı yarı yarıya paylaştıklarını, işlerin tamamanı kendisinin yürüttüğünü, ...'yi daha öncesinden tanıdığını, Aralık 2016 döneminde şirketi kurmaya karar verdiklerini, Haziran 2017 tarihinde hem firma hem özel esaslara girdiği için hem de alacaklarını zamanında alamadığı için Haziran 2017 tarihi itibariyle ticari mal alış-satışlarını durdurduğunu ifade ve beyan ettiğini, raporun 2.10.bölümünde mükellef kurumun mal satışında bulunduğu firmalara yapılan karşıtların sonucunda; Dosa Madeni Eşya Plastik Mob. Kim. Mad. Ve Boya ve San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin temsilcisinin verdiği ifade de firma yetkilisi olarak ...'u tanıdıklarını, malları ...'tan aldıklarını, firmanın muhasebecisi ...'ün verdiği ifadesinde; firmanın kuruluş aşamasında firmanın kanuni temsilcisi vekili ...'nin iş ve işlemleri yürütecek kişinin ... olduğunu söylemesi üzerine kendisinin firmanın iş ve işlemleri ile alakalı ... ile muhattap olduğunu beyan ettiğini, sonuç olarak...TC kimlik numaralı ...'un ... İnşaat Oto İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti'ni ... ile beraber kurdukları ve 09/12/2016 tarihinden itibaren sahte belge düzenleme fiiline iştirak ettiği kanaatine varıldığını, öncelikle davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, davalılar ... ve ...'un diğer davalı ... İnşaat Oto İthalat İhracat San. Tic. Ltd. Şti'nin gizli ortakları olduklarının tespitini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ; İlk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda; dava şartı (hukukî yarar) yokluğu sebebiyle tespit ve ihtiyati tedbire ilişkin davaların ayrı ayrı reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere borca yeter kısmının üzerlerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, davalılar ve anılan şirket arasındaki gizli ortaklığın tespitine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, davalıların dava dışı ...İnşaat Oto İth. İhraç. San. Tic. Ltd. Şti.'nin gizli ortağı olduğunun tespiti talebine ilişkindir. Davacı, kararın yanlış olduğunu belirterek kaldırılmasına ve davanın kabulü ile ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İstinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı yönünde yapılır (HMK 355 mad.). Mevcut davada ise öncelikle incelenmesi gereken; ön inceleme tutanağı düzenlenmeden veya ön inceleme duruşması yapılmadan ve dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden, dava şartı yokluğu nedeniyle karar verilip verilemeyeceği hususudur. Belirlenen bu hususlar kamu düzeni ile ilgilidir. Bu sebeple istinaf dilekçesinde gösterilmese dahi re'sen inceleme yapılması gereken konulardandır. Bu nedenle, Dairemizce de bu husus öncelikle incelenerek aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir. (HMK. m. 114/...-c maddesine göre dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m. 137/..., 139/... ilk cümle). Buna göre, davanın esası hakkında karar verilebilmesi için, dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m, 127/...) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m. 136/...) beklenmesi, verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137'nci maddesinin (....) fıkrasında, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/.... madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış, bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Taraftan bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. Bilindiği üzere HMK'nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan karar verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı tarafa dava dilekçeleri tebliğe çıkarılarak, cevap dilekçesi verildiği takdirde de dilekçe teatileri bitirilerek ondan sonra dava şartı eksikliği hususunda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından Kanun'da belirtilen bu düzenlemeye uyulmadan, tensip ile karar verilmesi yerinde değildir (Emsal: Yargıtay 8.Hukuk Dairesi01/03/2018 tarih 2017/7079 Esas 2018/3060 Karar). Bunun haricinde; her dava şartı eksikliğinin dosya üzerinde inceleme yapılarak verilmesi de mümkün değildir. HMK 138. maddenin gerekçesi incelendiğinde taraflara usule ve esasa ilişkin iddia ve savunma sebeplerini ileri sürmeleri, usule ilişkin olanların halinden sonra işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümleneceği, usule ilişkin olan hususların şekli nitelik taşımaları nedeniyle yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği düzenlenmiştir. Ancak, mahkeme tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyor ise ön inceleme oturumunda tarafları dinleyerek dava şartı ve ilk itirazlar hususunda tahkikaka geçmeden önce karar verilmesi gerekmektedir. Mevcut davada; dava şartı eksikliği olarak hukuki menfaat yokluğu gösterilmiştir. Hukuki menfaat yokluğu usule ilişkin olan şekli bir eksiklik değildir. Çoğu zaman yargılama yapılarak tarafların dinlenmesi sonucunda davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığına kanaat getirmektedir. Bazen davanın başında da bu husus tespit edilebilmekte ise de genelde tarafların dinlenmesi ile tespit edilebilmektedir. İlk derece mahkemesi; davacı tarafından daha önce açılmış, davalısı farklı olan aynı mahiyette olan bir davada verilen karar emsal gösterilerek hukuki menfaat yokluğunun tespitinde bulunulmuştur. Emsal gösterilen davanın, davalı yönünden tarafları aynı olmasa da göz önüne alınabilecek bir karardır. Ancak, buna rağmen her davanın kendine özgü özellikleri olduğu düşünülerek hukuki menfaat yokluğunun tarafların dinlenilmesi suretiyle verilmesinde fayda vardır. Tarafların dinlenilmemesi, davacının dinlenme hakkını da ihlal etmektedir. Bu sebeple; ilk derece mahkemesi tarafından dava şartı olan hukuki menfaat yokluğu gerekçe gösterilerek tensip ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık sebebiyle yerinde görelerek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı ihtiyat-i tedbir talebinde bulunmuştur. Mahkemece bu talep de reddedilmiştir. Davacı, bu kararı da istinaf yoluna getirmektedir. HMK 389 ve devamı maddelerine göre; dava konusu olmayan mallar hakkında tedbir kararı verilememektedir. Para alacaklarında ise İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilmektedir. Davacı, ihtiyat-i haciz kararı verilmesi talep etmemiştir. Hukuki nitelendirme mahkemeye ait olduğundan, davacının ihtiyat-i tedbir talebi ihtiyati haciz talebi olarak kabul edilmiştir. Açılan dava tespit davasıdır. Eda davası değildir. Dolayısıyla; bir alacağa hükmedilmesi talep edilmemektedir. Bu nedenle, dava konusu yapılmayan alacak hakkında ihtiyat-i haciz kararı verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının tedbire yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre; davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık olması nedeniyle kabulüne, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ilişkin kararın kaldırılarak, dosyanın HMK 353/...-a-4 maddesi gereğince mahkemesine iadesine, tedbire yönelik istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; Davacı yanın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ...-... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... tarih.... Esas ........ sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dava dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/...-a-4 maddesi gereğince mahkemesine İADESİNE, 3-Davacının tedbire yönelik istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran davacı harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ...-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.03/10/2018
Başkan
e-imzalıdır
Üye
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır