Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... E. ... K.

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... -

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... tarihli, ... esas, ... sayılı kararın istinaf incelemesi neticesinde;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde; Fransa'da yerleşik olan müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari anlaşma gereği davalının müvekkiline yaş incir tedarik ederek göndermesi hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin davalıya 11/08/2014 tarihinde 30.000,00 Euro, 25/08/2014 tarihinde 20.000,00 Euro olmak üzere toplam 50.000,00 Euro gönderdiğini, davalının müvekkiline iki adet fatura ile 17.820,00 Euro ve 11.750,00 Euro olmak üzere toplam 29.570,00 Euro tutarında mal gönderdiğini, ancak bakiye 20.430,00 Euro için incir gönderilmediğini, şifai olarak sonuç alınamadığından, İstanbul 3.Noterliğinin 26/09/2014 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile yaş incirlerin gönderilmesi veya bakiye 20.430,00 Euro'nun geri iadesini talep ettiklerini, davalının incirleri veya parayı iade etmemesi üzerine paranın tahsili için ... .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı ile nedeniyle icra takibine itirazın iptaline, davalı aleyhinde %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili firmanın davacı şirketle olan ticari ilişkisinin 2004 yılından itibaren cari hesap ilişkisi şeklinde 2014 yılına kadar devam ettiğini, müvekkili firmanın davacı firma ile ticari ilişkisinin, komisyon karşılığı mal satımı şeklinde olduğunu, davalı firmanın 10 yıllık süre içerisinde davacı şirketin talep ettiği ürünlerin yasal zorunluluklar yerine getirilerek davacıya gönderildiğini, davacı firmanın da gönderilen bu ürünleri sattıktan sonra komisyon bedeli, masraflar, nakliye ve belirli zamanlarda triage (boylama, soğutma) gibi masraflarda kestinti yaparak kalan bedeli davalı firmaya banka havalesi ile gönderdiğini, yapılan işler nedeniyle avans alınmadığını, davacı firmanın yapılan işlerden dolayı büyük karlar elde ettiğini, müvekkili firmanın ise büyük zarara uğradığını, 2014/Mart ayında yapılan hesaplamalar sonucunda davacı firmadan 20.430,00 Euro bakiye alacak talebi ile ticari ilişkilerini askıya aldıklarını, fakat davacının ödeme yapmayı kabul etmediğini, davacı firmanın 2014 Temmuz-Ağustos dönemi ticari ilişkinin devamı talebinin, bakiye borcun ödenmesi taahhüdü ile kabul edildiğini, 50.000 Euro'nun iki farklı tarihte 30.000,00 ve 20.000,00 Euro olarak gönderildiğini, müvekkilinin bakiye alacağı 20.430 Euro'nun mahsubundan sonra davacının istediği ürünlerin gönderildiğini, davacının fatura göndermediğini, iki taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ile anlaşılacağını bildirerek, davanın reddine, davacı aleyhinde %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki önceye dayalı ticari ilişkinin, davalı tarafından gönderilen malların yurt dışındaki davacı şirket tarafından satılarak belli bir komisyonun ve masrafların tahsil edilmesi sonrasında bakiyesinin davalı tarafa gönderilmesi şeklinde gerçekleşen ve ilerleyen komisyon karşılığı satış olduğu, ancak son alım-satım ilişkisinde, davacının yaptığı ödemenin peşin ödeme olduğu vekalan malın davalı tarafından gönderilmediği iddiasının ispatlanması gerektiği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin incelenmesine göre davacı kayıtlarına göre 2014 yılı sonu itibariyle davalıdan 20.430,00 Euro alacaklı olduğu, davalının 7.251,92 Euro borçlu olduğunun tesbit edildiği, bilirkişi tarafından aradaki farklılığın giderilmesi için ticari ilişkinin başlangıcından itibaren düzenlenen fatura ve dayanağı ödeme belgeleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğinin bildirildiği, ancak davacı vekili tarafından başka delil ve belge bulunmadığı ile tüm belgelerin ibraz edildiğinin bildirildiği, davalı vekilinin de başkaca belge ve delil sunmadığı, davacının davasını ispat etmesi gerektiği, tarafların ticari defter ve dayanağı kayıtları arasında çelişkiler giderilemediğinden, davalının kendi kayıtlarına göre 7.251,92 Euro borçlu bulunduğu anlaşılmakla, davanın ispat edilen bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tüm belgelerin defterlerde kayıtlı olduğunu, ancak bilirkişi heyeti raporunda, bir kısım faturaların defterlerde kayıtlı olmadığının bildirildiğini, davalı ile davacı defterleri arasındaki farkın davalının eksik ve yanlış kaydından kaynaklandığını, bilirkişi heyetinin ödeme belgeleri isteyemeyeceğini, mahsup iddiasında ispat yükünün davalıda olduğunu, 50.000 Euro'nun komisyon karşılığı olmadığını, peşin ödeme ile sipariş verildiğini, yapılan ödeme ile davalının eksik mal gönderdiğinin ispat edildiğini, son ilişkinin de komisyon karşılığı satış gibi kabul edilerek değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin 50.000,00 Euro gönderdiği ve karşılığında eksik mal verildiğinin belgelerle sabit olduğunu bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Davada; davacı taraf icra takibine konu edilen 20.430 Euro'nun son alım-satım ilişkisinde davalıya gönderilen peşin avans ödemesi olduğunu, ödeme karşılığı yaş incir ürününün davalı tarafından gönderilmediğini iddia etmektedir. Davalı ise, taraflar arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki çerçevesinde, davacıya mal gönderildiğini, yurt dışında bulunan davacının ürünleri satarak gerekli masrafları ve kendi komisyon bedeline ilişkin kesinti yaptıktan sonra, bakiyesini davalıya göndermesi şeklinde 2014 yılına kadar devam eden ticari ilişki olduğunu, dava konusu bedelin cari hesap bakiyesine ilişkin olduğunu bildirerek, peşin avans ödeme yapıldığı iddiasını kabul etmemektedir. Uyuşmazlık; dava konusu edilen 20.430 Euro'nun, davacı tarafından davalıya gönderildiği iddia edilen peşin avans ödemesi veya davalının cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağı olup olmadığına ilişkindir. Mahkemece; taraflara ait ticari defter ve dayanağı kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ile alınan 17/06/2015 tarihli bilirkişi raporu, 26/09/2016 tarihli ek bilirkişi ek raporu ve 10/07/2017 tarihli 2. ek bilirkişi raporunun değerlendirilmesine göre; Davacı tarafın 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olarak geçici genel muhasebe defteri isimli deftere göre davacının 01/01/2013 yılından öncesine borcu ya da alacağının olmadığı, 31/12/2013 tarihi itibari ile davalıdan 23.845,40 Euro alacaklı olduğu, 31/12/2014 tarihi itibari ile davalı defterlerinden farklı olarak davalıdan 20.430,00 Euro alacaklı olduğu, Davalı tarafa ait 2013 ve 2014 yılı ticari defter ve kayıtların açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu, davalının 31/12/2014 tarihi itibariyle davacı yana cari hesaptan kaynaklı 7.251,92 Euro karşılığı 20.455,59-TL borçlu olduğu, Bilirkişi heyeti, davalının ticaret defter ve kayıtlarındaki davacıyı borçlandırdığı satış faturalarının, davacının kayıt ve defterlerinde ilgi kurularak yer almadığını ve denetim yapılamadığını bildirmiş, Taraflar arasında davalı kayıtlarında bulunup, davacı kayıtlarında bulunmayan 13/04/2013 tarihli, 25.697,10 Tl (11.000 Euro) ve 18/04/2013 tarihli, 25.763,10 TL (11.000 Euro) bedelli faturalara ilişkin olarak davalı taraf teslim belgesi, vs. belgeleri ibraz etmiş, Bilirkişi heyeti, ibraz edilen iki fatura örneği dışında, 11/08/2014 tarihinden önceye ilişkin olarak, davacının davalıya gönderdiği tüm ödeme dekontları ile davacının kendi kayıtlarında davalıya kendini borçlandırdığı bedellerin ayrıntıları ile dökümlerin yaptırılmasına göre, komisyon karşılığı yapılan satışlarda komisyon bedellerinin ve kesinti yapılan diğer giderlerin makul olup olmadığı, baştan itibaren uygulanan oranda olup olmadığı ve yerleşmiş teamüle uygun olup olmadığının denetlenmesi gerektiği bildirilmiş, Davacı vekili 04/08/2017 tarihli dilekçesi ve duruşma beyanı ile, bilirkişi heyetinin incelemesine esas olarak başkaca dayanak ve delil sunmayacaklarını bildirmiş, mahkemece davacı vekilinin bildirimine göre yeni bilirkişi incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekilinin 05/01/2017 tarihli duruşma beyanı ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davalı tarafından gönderilen malların yurt dışında bulunan davacı şirket tarafından satılarak belli bir komisyonun ve masrafların tahsil edilmesi ile bakiyesinin davalı tarafa gönderilmesi şeklinde gerçekleşen ve uzun yıllardır devam eden ticari ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre, taraf kayıtları arasında farklılıkların giderilmesi için ticari ilişkinin başlangıcından itibaren düzenlenen tüm fatura ve dayanağı ödeme belgelerinin davacı vekili tarafından ibraz edilmediği, tarafların ticari defter ve dayanak kayıtları arasındaki çelişkilerin giderilemediği, davalının kendi kayıtlarına göre 7.251,92 Euro borçlu olduğunun tespitine göre mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, aralarındaki son satıma ilişkin ticari ilişki gereği avans ödemesi yaptığını ve malın eksik teslim edildiğini ileri sürmüştür. TBK 207/2 maddesi gereğince alım satımda asıl olan malın ve semenin aynı anda ödenmesidir. Bu durumda davacının avans olarak ödeme yaptığını, HMK'nun 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. HD. 29/03/2017 tarihli, 2016/7076 esas, 2017/2562 karar, aynı dairenin 03/03/2015 tarihli, 2014/16411 esas, 2017/2562 sayılı kararı). Davacı tarafından 20.430 Euro alacağın avans ödemesi olduğu ispat edilemediğinden, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygundur. Bu sebeple davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; ...-Davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/...-b-... maddesi gereğinde ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 35,90 TL karar harcından, peşin olarak alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/07/2018

... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza