Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2021/56175 E. K.

AYM 12.03.2026 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FAHRİ İLKER ÖZCAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/56175)

Karar Tarihi: 12/3/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Metin KIRATLI

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Fahri İlker ÖZCAN

Vekili

:

Av. Kenan KÜÇÜKOĞLU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, temyiz isteminin süre aşımına bağlı olarak reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu ile sigorta şirketi arasında 18/4/2018-18/4/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere vadeli yat sigorta poliçesi imzalanmıştır. Sigortalanmış tekne 22/11/2018 tarihinde tersanede onarım görmekteyken yangın çıkması sebebiyle hasar almış, bunun üzerine başvurucu 3/9/2020 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

3. Komisyon 28/12/2020 tarihinde başvuruyu reddetmiştir. Kararda, sigortalı teknenin bir yıllık denetiminin yaptırılmadığını, denetimin yaptırılmaması nedeniyle başvuru konusu zararın meydana geldiğini ve teknenin denize elverişliliğinin kesintiye uğradığını ifade etmiştir. Somut olayda meydana gelen riziko ve hasarın teminat kapsamında olmaması nedeniyle sigorta şirketinin tazminatı ödemekle yükümlü olmadığı sonucuna varmıştır.

4. Başvurucu, karara 16/1/2021 tarihinde itiraz etmiştir.

5. Komisyon İtiraz Hakem Heyeti (Hakem) 27/1/2021 tarihinde itirazı reddetmiş; kararda, Komisyon kararında belirtilen hususları yineleyerek talebin reddedilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığını açıklamıştır.

6. Hakem kararı başvurucuya 16/3/2021 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu karara karşı 29/3/2021 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Daha sonra 10/5/2021 tarihinde gider avansı yatırmıştır.

7. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (Yargıtay) 14/9/2021 tarihinde temyiz istemini süreden reddetmiştir. Kararda, Hakem kararının başvurucuya 16/3/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, başvurucunun 10/5/2021 tarihinde harç yatırarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temyiz dilekçesini sunduğunu ancak bu tarih itibarıyla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361. maddesinde öngörülen iki haftalık yasal temyiz süresinin geçtiğini, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 1/6/1990 tarihli kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresi geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerektiğini ifade etniştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 25/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 24/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; karara karşı 29/3/2021 tarihinde temyiz talebinde bulunduğunu, buna karşın eksik harç yatırıldığının kendisine telefonla bildirildiğini ve 10/5/2021 tarihinde bu eksikliği giderdiğini belirtmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesi gereğince muhtıra çıkarılması gerektiğini ancak muhtıra çıkarılmadığını, telefon edilmesi üzerine harcı yatırdığını ifade ederek süresinde temyiz başvurusunda bulunmasına rağmen haksız olarak temyiz başvurusunun süreden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

10. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir ( Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791 , 7/11/2013, § 52; Ziya Özden [1. B.], B. No: 2016/67737 , 19/11/2019, § 46). Somut olayda temyiz isteminin süre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu anlaşılmıştır.

13. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

14. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

15. İncelenen olayda Yargıtay, temyiz istemini süre aşımı nedeniyle reddederken 6100 sayılı Kanun'un 361. maddesine dayanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu görülmüştür.

16. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki belirlilik ve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı olduğuna işaret etmiştir (birçok karar arasından bkz. Remzi Durmaz [2. B.], B. No: 2013/1718 , 2/10/2013, § 27).

17. Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Özellikle başvuru merci ve süresi gösterilmeyen işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını aşırı sınırlandıracak şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir ( Mohammed Aynosah [1. B.], B. No: 2013/8896 , 23/2/2016, § 40). Bu nedenle mahkemeler usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmalıdır ( Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660 , 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir ( Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156 , 20/4/2017, § 38).

18. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahale ölçülülük kapsamında büyük önem taşımaktadır ( Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673 , 25/7/2017, § 66). Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama görevi esasen mahkemelere aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi yoktur. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili mahkemelerin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir ( Ahmet Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/18135 , 20/9/2017, § 46).

19. Hakem kararı 16/3/2021 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu karara karşı 29/3/2021 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. 10/5/2021 tarihinde ise gider avansı yatırmıştır. Yargıtay ise temyiz kanun yoluna başvurma tarihinin 10/5/2021 olduğunu, başvurucunun 16/3/2021 tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz kanun yoluna başvurmadığını belirterek temyiz istemini süreden reddetmiştir.

20. Temyiz süresinin işlemeye başladığı ana dair Yargıtay tarafından ortaya konan yorum mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün tespitinde büyük önem taşımaktadır. Zira iki haftalık temyiz süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmasına rağmen bu durumun kabul edilmemesi temyiz hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir.

21. 6100 sayılı Kanun'un 361. maddesi uyarınca hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir. İki haftalık süre konusunda herhangi bir belirsizlik olmadığı gibi başvurucunun da bu süreye bir itirazı yoktur. Başvurucunun temel iddiası kararın tebliğ edilmesinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz kanun yoluna başvurmasına rağmen bu durumun kabul edilmemesidir.

22. Hakem kararı başvurucuya 16/3/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuru formu ekinde yer alan ve aynı zamanda UYAP üzerinden de ulaşılabilen Hakem kararına karşı kanun yolu başvurusuna ilişkin tevzi formunda tarihin 29/3/2021, saatin 09.48; harçlandırma formunda ise tarihin 29/3/2021, saatin 09.42 olarak belirtildiği görülmüştür. Yargıtayın temyiz başvuru tarihini 10/5/2021 olarak kabul etmesine dayanak olan 10/5/2021 tarihli tahsilat makbuzundan, harç ve gider avansının yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda harçlandırmanın 29/3/2021 tarihinde yapıldığı ve karara karşı 29/3/2021 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

23. Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesine göre istinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenmelidir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödendiği anlaşılırsa kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde eksikliklerin tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilecektir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme, başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verecektir. Aynı Kanun'un 366. maddesine göre ise, 344. maddede belirtilen düzenleme kıyas yolu ile temyiz kanun yolu için de uygulanacaktır.

24. Başvurucuya temyiz başvuru harcını eksik yatırdığına dair herhangi bir tebliğ yapılmamış, bu durum başvurucuya telefonla bildirilmiştir. Başka bir deyişle 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesi ile 366. maddesi uyarınca temyiz başvuru harcının eksik yatırıldığının tespiti hâlinde verilmesi gereken bir haftalık kesin süre başvurucuya tanınmamıştır. Bu durum Yargıtay tarafından değerlendirilmemiştir. Yargıtay, harçlandırma formunda yer alan 29/3/2021 tarihini irdelemediği gibi eksik harç yatırılma durumu olup olmadığını, eksik harç yatırılması söz konusu ise başvurucuya bir haftalık kesin süre verilip verilmediğini araştırmamıştır.

25. Olayda başvurucu mevzuatta öngörülen sürede temyiz kanun yoluna başvurduğu hâlde Yargıtay tarafından başvurucunun süresinde temyiz kanun yoluna başvurmadığına dair kabul başvurucuyu temyiz kanun yolundan mahrum bırakmıştır. Başvurucunun temyiz kanun yoluna başvuramaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümü için esaslı nitelikteki iddia ve itiraz Yargıtay tarafından tartışılmamış ve böylece başvurucu kusuru olmadığı hâlde orantısız bir yüke katlanmak zorunda kalmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

27. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100).

29. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesine (E.2021/5156, K.2021/5472) iletilmek üzere İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine (E.2021/218 D.İş, K.2021/212) GÖNDERİLMESİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.