TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SPORTS INTERNATIONAL BİLKENT FITNESS VE SPOR MERKEZİ A .Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/69544)
Karar Tarihi: 22/4/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör
:
Yunus Emre BAĞLAR
Başvurucu
:
Sports International Bilkent Fitness ve Spor Merkezi A.Ş.
Vekili
:
Av. Erol YILDIRIM
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, sulh ceza hâkimliğince idari para cezasına ilişkin itirazın reddine kesin olarak karar verilmesinin akabinde aynı sulh ceza hâkimliği tarafından görevsizlik kararı yönünden de itirazın reddine kesin olarak karar verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Bir vatandaş tarafından başvurucu şirketin spor merkezinin abonelik sözleşmesi içeriğinde özel nitelikli kişisel verilerin kullanılacağına dair kendisine bir bilgilendirme yapılmadan ve bu konuda onayı alınmadan biyometrik verilerinin kullanıldığı hususunda Kişisel Verileri Koruma Kurumuna (Kurum) başvurulmuştur.
3. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (Kurul) 27/2/2020 tarihli ve 2020/167 sayılı kararıyla başvurucu şirketin "avuç içi tarama sisteminin biyometrik veri kriterini karşıladığı, bu sistemin yanı sıra seçimlik hak sunulsa bile biyometrik veri içeren bir sistemin tesis giriş ve çıkışlarında kullanılmasının Kanun’un 'Genel İlkeler' başlıklı 4'üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasının (ç) bendindeki ölçülülük ilkesine aykırı olduğu" gerekçesiyle veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmediğinden 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 18. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 225.000 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İdari yaptırım kararı başvurucuya 8/5/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.
4. Başvurucu vekili, idari yaptırım tutanağının iptali amacıyla 22/5/2020 tarihli dilekçesiyle Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine başvurmuştur. Başvuru dilekçesinde özet olarak giriş sisteminin çalışma prensibinin biyometrik veri kriterini karşılamadığını, kullanılan giriş sisteminin ölçülülük ilkesine aykırı olmadığını, idari para cezasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 3/6/2020 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip tutanağında idari yaptırıma konu bilgi ve belgelerin Kurumdan istenilmesine karar vermiştir.
5. Kurum, dosyaya sunduğu müzekkere cevabında düzenlenen idari para cezasının hukuka uygun olduğunu belirterek dayanak belgeleri dosyaya ibraz etmiştir. Bu kapsamda idari para cezasına ilişkin Kurul kararı, şikâyet dilekçesi ve ekleri, konuya ilişkin Kurum ve şirketten gelen cevabi yazılar dosya kapsamına sunulmuştur.
6. Hâkimlik dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde 15/4/2022 tarihinde itirazın kısmen kabul kısmen reddine, idari yaptırım miktarının 100.000 TL olarak belirlenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...6698 sayılı Kanunun 6/1. fıkrasına göre geometrik avuç izi taramasının biyometrik kişisel veri niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği, 6698 sayılı kanunda biyometrik veri tanımı yapılmamış olsa da 25/05/2018 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğünde biyometrik veri "yüz görüntüleri veya daktiloskopik veriler gibi bir gerçek kişinin özgün bir şekilde teşhis edilmesini sağlayan veya teyit eden fiziksel, fizyolojik veya davranışsal özelliklerine ilişkin olarak spesifik teknik işlemeden kaynaklanan kişisel [veriler] olarak" tanımlandığı, Danıştay 15. Dairesinin 2014/4562 Esas sayılı dosyasında "el geometrisi tanıma" işleminin kişisel verileri kayıt altına alma yöntemi olarak belirtilmiştir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu'nun şikayete eylemin kişisel veri olarak tanımlamasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve yüksek yargı kararlarına uyumlu olduğu anlaşılmakla, itiraz eden hakkında uygulanan idari yaptırım kararı usul ve yasaya uygun olduğu, ancak 6698 sayılı yasanın 18/1-b bendi gereğince yeniden değerleme oranına göre "12 nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında 22.059 Türk lirasından 1.470.583 Türk lirasına kadar" yaptırım öngörüldüğü, Kabahatler Kanununun 17/2. Fıkrasında "İdari para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur." şeklinde kanuni düzenleme bulunduğu, itiraz eden hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak 225.000 TL idari yaptırım uygulanmışsa da bu durumun gerekçesinin açıkça belirtilmediği, kabahat eyleminin haksızlık içeriği, itiraz edenin kusuru ve ekonomik durumu dikkate alındığında, Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından benzer fiil ile ilgili daha önceden bir karar verilmediği ve kurum sayfasında ilan edilmediği, itiraz eden hakkında daha önceden bir şikayetin bulunmadığı, kabahat eyleminin ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmesi sebebi ile verilmesi ve itiraz edenin ülkenin bir çok yerinde şubeleri olan orta ölçekte bir şirket olması bir arada dikkate alındığında alt sınırdan çok fazla uzaklaşıldığı kanaati ile Kabahatler Kanunu 28/9. Maddesine göre başvurunun kısmen kabulüne dair aşağıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir… "
7. Başvurucu vekili; karara karşı itiraz dilekçesinde şirket tarafından giriş sisteminde kullanılan verilerin biyometrik veri olmadığını, bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 27/4/2022 tarihli kararıyla yapılan itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"... Dayanılan nedenler, gösterilen gerekçe ve evrak içeriğine nazaran Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 15/04/2022 gün ve 2020/3374 D.iş sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, itirazın reddine…"
8. Hâkimliğin 15/4/2022 tarihli ve 2020/3374 D.İş sayılı idari para cezasının kısmen kabul kısmen reddine dair kararına Kurum vekili tarafından da itiraz edilmiştir. Hâkimliğin 21/6/2022 tarihli ek kararı ile itirazın kabulü ve görevsizlik kararı verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…Hakimliğimizin 2020/3374 D.iş sayılı dosyasındaki idari yaptırım kararına konu kabahat eylemi ile aynı idari yaptırım kararında verilen tedbir kararlarına ilişkin itiraz eden [başvurucu şirket] tarafından Ankara 15. İdare Mahkemesinin 2020/960 Esas- 2021/845 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği, işbu kararın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 2021/3796 Esas-2021/4356 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, kararın 21/12/2021 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiği görülmekle, Hakimliğimizde yapılan itirazın mükerrer bir itiraz olduğu, aynı idari yaptırım kararı hakkında İdare Mahkemesinin görevine giren tedbir kararı ile birlikte talepte bulunulduğu, bu durumda idari yaptırım kararı hakkında, Kabahatler Kanununun 27/8. Maddesi gereğince İdare Mahkemesinin görevli olacağı anlaşılmakla, itirazın kabulü ile Hakimliğimiz kararının kaldırılmasına ve Hakimliğimizin görevsizliğine dair aşağıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir…"
9. Ek kararla verilen görevsizlik kararına başvurucu vekili tarafından itiraz edilmiş; itiraz dilekçesinde özetle idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararları yönünden sulh ceza hâkimliklerinin görevli olduğunu, idare mahkemesinde incelenen başvuru ile sulh ceza hâkimliği nezdinde incelenen başvurunun konusunun ve kapsamının birbirinden farklı olduğunu, Hâkimliğin 15/4/2022 tarihli ve 2020/3374 D.İş sayılı kararına karşı Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince itirazın reddine karar verilmesinin akabinde aynı olaya ilişkin görevsizlik kararı verilmesinin çelişki oluşturduğunu ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu vekili tarafından yapılan itiraz Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/7/2022 tarihli ve 2022/8187 D.İş sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"…Dayanılan nedenler, gösterilen gerekçe ve evrak içeriğine nazaran, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 21/06/2022 gün ve 2020/3374 D.iş sayılı ek kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, itirazın reddine…"
10. Kurul kararına ilişkin başvurucunun davacı sıfatını haiz olduğu Ankara 15. İdare Mahkemesinin E.2020/960 sayılı dosyasındaki yargılamada başvurucuya ilişkin dava dilekçesi ve istinaf başvuru dilekçesi incelendiğinde, Kurul tarafından verilen idari para cezasına ilişkin itirazın da ileri sürüldüğü görülmüştür. Ayrıca 17/9/2020 tarihli ara kararla uyuşmazlık yönünden idari yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Ara kararın gerekçesi şöyledir:
"...5 326 sayılı Kanun hükmü ile, idarî yaptırımların, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibaret olduğu, idarî tedbirlerin, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirler olduğu, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, idarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının da bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmıştır. Uyuşmazlıkta, 6698 sayılı Kanun'da idari yaptırımlar yönünden kanun yolu gösterilmediğinden Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ve iptali istenilen Kurul Kararı ile idari para cezası ile birlikte idari yargının görevine giren tedbir kararlarının da verildiği ve davacı tarafından bunların da iptali istenildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır..."
11. Ankara 15. İdare Mahkemesinin E.2020/960 sayılı dosyasında davanın reddine karar verilmiş ve bu karar istinaf incelemesi neticesinde 21/12/2021 tarihinde kesinleşmiştir. Ankara 15. İdare Mahkemesinin 2020/960 esas sayılı dosyasındaki gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"...Bu durumda, davacı Şirketin giriş ve çıkışlarda özel nitelikli kişisel veriler kapsamında yer alan biyometrik verileri işlemesinin Kanun'da öngörülen ilke ve esaslara uygun olmadığı sonucuna varıldığından idari para cezası uygulanması ve hukuka aykırı şekilde işlenen verilerin silinmesi, yok edilmesi, biyometrik veri ile giriş çıkış işlemlerinin yapılmasının ve biyometrik veri işlemenin durdurulması ile Şirketin aydınlatma metninin güncellenmesine ilişkin 27.02.2020 tarih ve 2020/167 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kurulu Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır..."
12. Başvurucu vekili, Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2022/8187 D.İş sayılı kararı kapsamındaki nihai kararı 4/7/2022 tarihinde öğrendikten sonra 7/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
14. Başvurucu tarafından sulh ceza hâkimliğince idari para cezasına ilişkin itirazın reddine kesin olarak karar verilmesinin akabinde aynı sulh ceza hâkimliği tarafından görevsizlik kararı yönünden de itirazın reddine kesin olarak karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
16. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir.
17. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir ( Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156 , 20/4/2017, § 34).
18. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir ( Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791 , 7/11/2013, § 52).
19. Somut olayda başvurucunun sulh ceza hâkimliği tarafından incelenmesini talep ettiği idari para cezasına yönelik itirazları Ankara 15. İdare Mahkemesinin E.2020/960 sayılı dosyasında değerlendirilmiş ve bu yargılamada verilen karar bireysel başvuru konusu edilen Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/7/2022 tarihli ve 2022/8187 D.İş sayılı kararından önceki bir tarihte kesinleşmiştir (bkz. § 11). Başvurucu, Ankara 15. İdare Mahkemesinin E.2020/960 sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde ve istinaf başvuru dilekçesinde idari para cezasına yönelik itirazlarını da ileri sürmüş ve idari yargı mercilerince diğer tedbirlere yönelik iptal talebinin yanı sıra başvurucunun idari para cezasına ilişkin itirazları da değerlendirilmiştir. Öte yandan Ankara 15. İdare Mahkemesinin kendisini görevli görerek inceleme yapmasının ve sulh ceza hâkimliğinin itiraz konusu hususta idari yargının görevli olduğuna dair değerlendirmelerinin temelsiz olduğu da söylenemez. Bu bağlamda başvurucu sonuç olarak hakkında uygulanan idari para cezasına ilişkin itirazlarını bir mahkemede inceletebilmiş ve bu konuda bir karar verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren bir müdahale söz konusu değildir.
20. Açıklanan gerekçelerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.