Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2015/3882 E. K.

AYM 2020-01-28 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ EREN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/3882)

Karar Tarihi: 28/1/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucuların bazı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine

katılmalarının terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında

delil olarak değerlendirilmiş olması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının; başvurucular hakkında verilen iletişimin dinlenmesi ve

teknik araçlarla izleme kararlarının hukuka aykırı olması nedeniyle ise

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular Ali Eren, Zöhre Göçen ve Hikmet Tapancı

sırasıyla 1987, 1972 ve 1969 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte

Malatya'da ikamet etmektedir.

7. Başvurucular, PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan 19/6/2012 tarihinde gözaltına

alınmış ve 22/6/2012 tarihinde tutuklanmışlardır. Daha sonra Malatya Cumhuriyet

Başsavcılığının (TMK 10. madde ile görevli) 10/12/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucu Ali Eren ve Zöhre Göçen

hakkında terör örgütü yöneticisi olma, Hikmet

Tapancı hakkında ise terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.

8. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/7/2013 tarihinde

başvurucu Ali Eren ve Zöhre Göçen'in terör örgütüne üye olma suçundan 5'er yıl

22'şer ay 15'er gün, Hikmet Tapancı'nın ise 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla

mahkûmiyetine karar vermiştir.

9. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianameyi ve sanık

savunmalarını özetleyerek başlamış; PKK/KCK terör örgütünün yapısını ve

işleyişini kısaca açıklamıştır. Daha sonra dosyadaki her bir sanık hakkında ayrı

başlıklar hâlinde iddia, savunma ve delilleri belirten Mahkeme bu delillerin

değerlendirmesini yapmıştır.

10. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Ali Eren hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle;

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan Şehit Aileleri ile

Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki görevleri kapsamında, silahlı

çatışmalarda öldürülen terör örgütü üyeleri E.A., A.B. ve O.A. ile herhangi bir

irtibatı bulunmamasına rağmen bahse konu terör örgütü üyelerinin aileleriyle ve

cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek cenazeleri

sahiplendiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun silahlı çatışma neticesinde öldürülen Z.D.

isimli terör örgütü üyesinin ölüm yıl dönümünde mezarı başında anılması

etkinliğine katıldığı tespit edilmiştir. Bu etkinliğe terör örgütü üyesi olduğu

kabul edilen diğer bazı sanıkların da katılmış olması dikkate alınmıştır.

iii. Başvurucunun 17/5/1994 tarihinde silahlı çatışma

neticesinde öldürülen yirmi sekiz terör örgütü üyesini anmak amacıyla KCK

Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde yer alan Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki

görevleri kapsamında çatışma bölgesine giderek etkinlik düzenlediği ve anma

etkinliği sırasında terör örgütünün marşının birlikte söylenmiş olması ve örgüt

lideri Abdullah Öcalan lehine slogan atılması da dikkate alınarak, terör örgütü

üyelerini sahiplendiği belirtilmiştir.

iv. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü tarafından verilen

talimatlar üzerine 25/2/2012 tarihinde Abdullah Öcalan ve PKK/KCK tutuklularına

destek vermek amacıyla süresiz açlık grevine gittiği ve örgüt lideri ile PKK/KCK

terör örgütünün diğer üyelerini uğrunda açlık grevi yapacak derecede

sahiplendiği belirtilmiştir.

v. Başvurucunun ikameti ile Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP)

parti binasındaki odasında yapılan aramalar neticesinde;

- 16/2/2011 tarihinde, örgütün kurucusu olan Abdullah Öcalan’ın

yakalanışını protesto etmek amacıyla Diyarbakır'da kendini ateşe veren M.M.

isimli şahsın fotoğrafını bulundurarak onu ve örgüt liderini sahiplendiği,

- 13/12/2011 tarihinde terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan’ın

avukatları ile görüştürülmemesini protesto etmek amacıyla Mardin-Midyat'ta

kendini ateşe veren F.İ. isimli şahsın fotoğrafını bulundurarak onu ve örgüt

liderini sahiplendiği,

- PKK/KCK terör örgütü üyesi bazı kişileri övücü yazılarla

birlikte onların fotoğraflarını bulundurduğu ve böylece örgüt üyelerini

sahiplendiği,

-PKK/KCK terör örgütü üyelerinin görüntüleri eşliğinde terör

örgütü mensubu bir kadın tarafından Kürtçe olarak söylenen, terör örgütü

üyelerini övücü mahiyetteki şarkıyı bulundurduğu,

- Gerilla HPG

isimli bilgisayar dosyasında, kimliği bilinmeyen bir erkek şahsın söylediği ve

PKK/KCK terör örgütü üyelerini övücü mahiyetteki şarkıyı bulundurduğu,

- PKK/KCK terör örgütünün marşını bulundurduğu,

- PKK/KCK terör örgütünü ve üyelerini övücü ve yüceltici

mahiyette, örgütün propagandasını yapan başkaca birçok şarkı bulundurduğu,

- İçeriğinde PKK/KCK terör örgütünün ve lideri Abdullah

Öcalan’ın propagandasının yapıldığı kitap bulundurduğu,

- Şehirde yaşayan terör örgütü üyelerinin eylem planlarının,

yaşamlarının, kullanacağı silahların, hazırlayacağı el yapımı boru tipi

bombaların, eylem hedeflerinin, saldırı yapması gereken yerlerin, eylemlerin

nasıl yapılması gerektiği yönünde yazıların bulunduğu ve Carlos Marighella

tarafından yazılmış olan kitabın sadece bu kısımlarını bilgisayar çıktısı

olarak bulundurduğu,

-İçeriğinden PKK/KCK terör örgütünün Diyarbakır'ı kendi ülkeleri

olarak değerlendirdiği anlaşılan dokümanı bulundurduğu,

- Başlığı “Bayık: Direnişten

başka seçenek yok 09:43/11 Haziran 2012 ANF” olan ve içeriğinde

PKK/KCK terör örgütünün Yürütme Konseyi üyesi Cuma (kod) Cemil BAYIK’ın

açıklamalarının bulunduğu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine dair tehditlerin ve

PKK/KCK terör örgütü üyelerine yönelik olarak da direnişlerin yükseltilmesi talimatlarının

yer aldığı örgütsel doküman bulundurduğu,

- Başlığı “PKK II. KONGRESİ”

olan dokümanın 1. sayfasında PKK’nın 20/8/1982-25/8/1982 tarihlerinde yapmış

olduğu 2. Kongre haberinin, 2. sayfasında ise "SERXWEBÜN" isimli derginin kapağına ait fotokopinin

bulunduğu, bahse konu kapakta ise terör örgütünün 2. Kongresi'nin yapıldığına

ilişkin yazılar ile orak-çekiç fotoğrafının bulunduğu tespit edilmiştir.

vi. Ayrıca başvurucunun faaliyetlerinde yer aldığı BDP'nin

Malatya parti binasında, duvarlara ve camlara asılı şekilde PKK/KCK terör

örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a

ait fotoğraflar ile örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren

kitapların bulundurulması, içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş

eylemlere ait görüntülerin bulunduğu videoların bulundurulması da

değerlendirmeye alınarak, başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında

PKK/KCK terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.

vii. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012

yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir

yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında

organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık, başvurucu hakkında her ne kadar terör

örgütü yöneticisi olma suçundan kamu davası açılmış ise de başvurucunun

eylemlerinin örgütü sevk ve idare seviyesine varmadığı kanaatine varıldığından

eylemlerin terör örgütü üyesi olma suçu aşamasında kaldığı kabul edilmiştir.

11. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Zöhre Göçen hakkında yapılan

değerlendirmelerde özetle;

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan Şehit Aileleri ile

Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki görevleri kapsamında, farklı

tarihlerde gerçekleşen silahlı çatışmalarda öldürülen birçok terör örgütü üyesi

ile herhangi bir irtibatı bulunmamasına rağmen bahse konu terör örgütü

üyelerinin aileleri ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek

cenazeleri sahiplendiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü tarafından verilen

talimatlar üzerine 25/2/2012 tarihinde Abdullah Öcalan ve PKK/KCK tutuklularına

destek vermek amacıyla süresiz açlık grevine gittiği ve örgüt lideri ile

PKK/KCK terör örgütünün diğer üyelerini uğurlarında açlık grevi yapacak

derecede sahiplendiği belirtilmiştir.

iii. İddianamede başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün

talimatları doğrultusunda 18/3/2012 tarihinde Diyarbakır'daki izinsiz nevruz

gösterilerine katılmasının terör örgüt üyeliğine bir delil olarak ileri

sürülmesiyle ilgili olarak, yasaklanmış olmasına rağmen bir etkinliğe

katılmanın yalnız örgüt talimatı ile hareket ettiğinin anlaşılması hâlinde

terör örgütü üyeliğinin delili olabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise

17/3/2012 tarihli telefon görüşmelerine göre başvurucunun anılan etkinliğe BDP

Genel Merkezinin talimatı ile katılmış olduğu anlaşıldığından bu eylem terör

örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmemiştir.

iv. Başvurucunun silahlı çatışma neticesinde öldürülen Z.D.

isimli terör örgütü üyesinin ölüm yıl dönümünde mezarı başında anılması etkinliğine

katıldığı tespit edilmiştir. Bu etkinliğe, terör örgütü üyesi olduğu kabul

edilen diğer bir kısım sanığın da katılmış olması dikkate alınmıştır.

v. Başvurucunun 17/5/1994 tarihinde silahlı çatışma neticesinde

öldürülen yirmi sekiz terör örgütü üyesini anmak amacıyla KCK Sözleşmesi'nin

14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde yer alan Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki

görevleri kapsamında çatışma bölgesine giderek etkinlik düzenlediği ve anma

etkinliği sırasında terör örgütünün marşının birlikte söylenmiş olması ve örgüt

lideri Abdullah Öcalan lehine slogan atılması da dikkate alınarak terör örgütü

üyelerini sahiplendiği belirtilmiştir.

vi. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün lideri Abdullah

Öcalan'ın "4 (dört) ayaklı

paradigmasının" üçüncü ayağında yer alan Demokratik Toplum

Kongresi'nin (DTK) Diyarbakır'da 28-29/1/2012 tarihlerinde düzenlenen

toplantısına Malatya DTK delegesi olarak katıldığı ve örgüt adına kararlar

aldığı belirtilmiştir. PKK/KCK terör örgütünün lideri olan Abdullah Öcalan'ın

avukatlarıyla yaptığı ve terör örgütünün yayın organlarına yansıyan farklı

tarihlerdeki görüşme notlarına atıfta bulunularak DTK'nın terör örgütünün

liderinin talimatıyla kurulduğu sonucuna ulaşılmış ve bu kapsamda başvurucunun

örgüt lideri tarafından oluşturularak genel amaçları ve çalışma prensipleri

belirlenmiş olan DTK'da görev almak suretiyle örgüte ve liderine olan bağlılığını

ortaya koyduğu belirtilmiş ve bu eylem de terör örgütü üyeliğine delil olarak

değerlendirilmiştir.

vii. Başvurucunun terör örgütü liderinin özgürlüğüne kavuşması

için düzenlenen imza toplama çalışmalarına katılmasının örgüte ve örgüt

liderine olan bağlılığını ortaya koyduğu sonucuna varılarak bu eylem de terör

örgütü üyeliğine delil olarak değerlendirilmiştir.

viii. Başvurucunun fiziki takibi neticesinde, PKK/KCK terör

örgütü tarafından kurulduğu ve örgütün amaçlarına hizmet eden bir dernek olduğu

tespit edilen KÜRDİ-DER (Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği) isimli

Derneğe girip çıktığının tespit edildiği,bu eylemin de terör örgütü üyeliğinin

bir delili olarak kabul edildiği belirtilmiştir.

ix. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün talimatı ve KCK

Sözleşmesi doğrultusunda aralarında anlaşmazlık olan kişiler arasındaki hukuki

sorunları, KCK Sözleşmesi'nin 30. ve devamı maddeleri doğrultusunda kendi

kurdukları mahkeme aracılığıyla M.T. ve A.İ. ile birlikte çözüp karşılığında

gelir elde etmek suretiyle örgüte finansman sağladıkları iddiası ile ilgili

olarak dosyada tanık H.Y.nin soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki çelişkili

beyanları dışında bir delil bulunmaması nedeniyle, bu eylem başvurucunun terör

örgüt üyeliğine bir delil olarak değerlendirilmemiştir.

x. Başvurucunun ölen terör örgütü üyelerinin ailelerine, KCK

Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde yer alan Şehit Aileleri ile Dayanışma ve Gaziler Komitesi

kapsamındaki görevleri doğrultusunda yardım ederek kalacak yer temin ettiği

belirtilmiştir.

xi. Başvurucunun terör örgütü üyelerinin cesetlerinin ailelerine

teslimi sırasında kamera ile görüntülerini alarak terör örgütünün amacı

doğrultusunda yayın yapan kuruluşlara gönderdiği ifade edilmiştir.

xii. Başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapmak amacıyla

örgütü simgeleyen sarı, kırmızı, yeşil bayrak asılması talimatı verdiği ve

terör örgütü tarafından düzenlenen tüm eylem ile etkinliklerin organize

edilmesi faaliyetlerinde talimat alarak ve vererek bizzat yer aldığı belirtilmiştir.

xiii. Ayrıca başvurucunun faaliyetlerinde yer aldığı BDP'nin

Malatya parti binasında, duvarlara ve camlara asılı şekilde PKK/KCK terör

örgütünün silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a

ait fotoğrafların ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren

kitapların bulundurulması, içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş

eylemlere ait görüntülerin olduğu videoların bulundurulması da değerlendirmeye

alınarak, başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör

örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.

xiv. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012

yılları içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir

yoğunluğa ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında

organik bir bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık başvurucu hakkında her ne kadar terör

örgütü yöneticisi olmak suçundan kamu davası açılmış ise de başvurucunun

eylemlerinin örgütü sevk ve idare seviyesine varmadığı kanaatine varıldığından

eylemlerin terör örgütü üyesi olma suçu aşamasında kaldığı kabul edilmiştir.

12. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu Hikmet

Tapancı hakkında yapılan değerlendirmelerde ise özetle;

i. Başvurucunun KCK Sözleşmesi'nin 14. maddesinin 3. fıkrasının

(e) bendinde yer alan Şehit Aileleri ile

Dayanışma ve Gaziler Komitesindeki görevleri kapsamında, farklı

tarihlerde gerçekleşen silahlı çatışmalarda öldürülen birçok terör örgütü üyesi

ile herhangi bir irtibatı bulunmamasına rağmen bahse konu terör örgütü

üyelerinin aileleri ve cesetlerinin ailelerine teslimi ile yakından ilgilenerek

cenazeleri sahiplendiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun özellikle terör örgütünün yayın organı olan Roj

Tv muhabiri ile yaptığı bir telefon görüşmesi kapsamında, çatışmalarda ölen

terör örgütü üyelerinin teslim alınması ile ilgili faaliyetlerde bir plan

çerçevesinde hareket ettiği tespit edilmiştir. Benzer şekilde başvurucu ile

G.B. isimli şahıs arasında gerçekleşen telefon görüşmeleri de

değerlendirilerek, başvurucunun terör örgütü üyelerinin cenazelerinin teslimini

organize ederek terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği kanaatine

ulaşılmıştır.

iii. Başvurucunun ölen terör örgütü üyelerini şehit, ailelerini ise şehit ailesi olarak gördüğü, ölen terör

örgütü üyelerinin defin işlemlerine katıldığı, ailelerine taziye ziyaretlerine

gittiği, ailelerini misafir ederek onlara maddi ve manevi destek sağladığı

tespit edilmiştir.

iv. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün yayın organı olan Roj

Tv'ye terör örgütü üyelerinin cenazeleri ile ilgili görüntü aktardığı ve bu

yayın organı ile işbirliği yaptığı belirtilmiştir.

v. Aynı dosyada sanık olan G.İ.nin ikametinde yapılan aramada

ele geçirilen fotoğraflarda PKK/KCK terör örgütünü simgeleyen bayrak altında

yüzlerini kapatmış şahısların ellerinde ve yerde, atmaya hazır hâlde molotof

patlayıcıların olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra aynı gün ve aynı makine

ile çekildiği teknik olarak tespit edilen başka bir fotoğrafta ise başvurucu

ile birlikte G.İ., G.B., M.T. ve A.P. isimli şahısların da olduğu görülmüştür.

G.İ.nin alınan beyanına göre bahsi geçen fotoğraf, Silopi'deki bir eylem

sırasında çekilmiştir. Böylelikle başvurucunun Silopi'de gerçekleşen ve PKK/KCK

terör örgütünün propagandasına dönüştürülen bu eyleme katıldığı sonucuna

ulaşılmıştır.

vi. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü adına bağış adı altında

para topladığı, bu paralardan yürütülen örgütsel faaliyetler kapsamında

harcanan tutarlara ilişkin kayıtlar tuttuğu belirtilmiştir. Bu kapsamda BDP

Malatya parti binasında el konulan gelir gider defterinde yer alan kayıtlara

değinilerek örgüt üyelerinin ailelerine şehit

ailesi denilmek suretiyle yapılan masrafların kayıt altına alındığı

ve bu kapsamda başvurucunun da terör örgütünün amaçları doğrultusunda para

topladığı belirtilmiştir.

vii. Başvurucunun BDP Malatya İl Başkanlığı tarafından 2012 yılı

için bastırılan ve içeriğinde PKK/KCK terör örgütü üyelerinin silahlı

fotoğraflarının bulunduğu duvar takvimlerinin satışı ile ilgilendiği tespit

edilmiştir. Başvurucunun bu takvimlerden kimlerin kaçar tane aldığına, bu

takvimlerin satışından elde edilen gelirlere dair kayıtlar tuttuğu ve örgüte bu

şekilde gelir sağladığı belirtilmiştir.

viii. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünü ve kurucusu Abdullah

Öcalan’ı övücü mahiyette sloganların atıldığı ve şarkılarının söylendiği

videoları bilgisayarında arşivlemek suretiyle örgütle olan manevi bağını ortaya

koyduğu sonucuna varılmıştır.

ix. Başvurucunun faaliyetlerinde yer aldığı BDP'nin Malatya

parti binasında, duvarlara ve camlara asılı şekilde PKK/KCK terör örgütünün

silahlı üyeleri ile örgütün kurucusu ve lideri olan Abdullah Öcalan'a ait

fotoğrafların ve örgüt bayrağının bulunması, bu kişilerin şehit ya da fedailer olarak yüceltilmesi, örgütün propagandasını içeren

kitapların bulundurulması, içeriğinde örgütün propagandasına dönüştürülmüş

eylemlere ait görüntülerin bulunduğu videoların bulundurulması da değerlendirmeye

alınarak, başvurucunun siyasi parti faaliyetleri adı altında PKK/KCK terör

örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirtilmiştir.

x. Sonuç olarak, başvurucunun eylemlerinin 2011 ve 2012 yılları

içinde çeşitli tarihlerde ve süreklilik arz edecek şekilde belli bir yoğunluğa

ulaştığı, böylelikle terör örgütü PKK/KCK ile başvurucu arasında organik bir

bağ oluştuğu ve başvurucunun terör örgütünün bir üyesi olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

13. Mahkemece başvurucular hakkında verilen mahkûmiyet kararı,

Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu 5/12/2014

tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Onama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Modern demokrasilerde

özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan

siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün, diğer

başka özgürlükler gibi; terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceği

açıktır. Nitekim bir siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların açıklanan

hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği, asıl hedef ve amaçların

gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 'Yazar ve diğerleri'

kararında da vurgulanmıştır.

Anayasamızın 68. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve

siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanımı, yine Anayasamızın 14/2

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddeleri uyarınca yasaklanmıştır.

Bir faaliyetin siyasi faaliyet-örgütlenme

özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve Anayasa ile Sözleşmenin

korumasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile

birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın

hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç

veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına

bakılmalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17 Temmuz 2001 tarihli 'Sadak ve

diğerleri' kararında yaptığı ayrım da dikkate alınmalıdır...

Bir kısmı bir siyasi partiye üye de olan

sanıkların, siyasi faaliyet görünümü altında gerçekleştirdikleri eylemleri bu

ilkeler çerçevesinde ve olay yeri görüntüleri, olay, arama, el koyma, döküman

inceleme, iletişimin tespiti, teknik ve fiziki takip tutanakları ve tüm dosya

kapsamına göre değerlendirildiğinde salt siyasi faaliyet kapsamında

görülemeyeceği anlaşıldığından eylemlerin bir bütün halinde silahlı terör

örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olma suçunu oluşturacağına ilişkin

kabulde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanıklar müdafilerinin bir siyasi

partinin yetkilileri olarak yürütülen siyasi faaliyetlerin suç sayılarak

cezalandırılamayacağına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..."

14. Başvurucu Ali Eren ve Zöhre Göçen, Yargıtay ilamından

2/2/2015 tarihinde müddetnamenin tebliği ile; başvurucu Hikmet Tapancı ise

29/1/2015 tarihinde yakalama emri çıkarılması ile haberdar olduğunu

belirtmiştir.

15. Başvurucular 2/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440,

22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular; haklarındaki iletişimin dinlenilmesi ve teknik

araçlarla izleme kararlarının gizli, sınırsız, orantısız ve denetimsiz bir

şekilde verildiğini, mahkûmiyet kararına esas alınan telefon görüşmelerinin

günlük hayata ilişkin olduğunu belirterek haberleşme hürriyetlerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak

başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde

belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerle deliller açıklanmalıdır (Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim

Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B. No: 2014/12727,

25/5/2017, § 19).

20. Somut olayda başvurucular, bu başlık altındaki iddialarını

soyut bir şekilde ileri sürmüşler; başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri

sunarak olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmünün

kendilerine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koyma

yükümlülüğünü yerine getirmemişlerdir.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların iddialarını

temellendirmemiş oldukları anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular; bazı toplantılara katılmış olmalarının

mahkûmiyet kararında delil olarak kullanıldığını, bunları siyasi parti

faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirdiklerini ifade ederek, Anayasa'da güvence

altına alınan hakların kullanılması niteliğinde olan bu eylemlerin terör

örgütüne üye olma suçunun delili olarak değerlendirilmesinin toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

23. Katıldıkları veya organize ettikleri toplantılar ile bu

toplantılarda açıklanan bazı düşüncelerinin mahkûmiyet kararlarında terör

örgütüne üye olma suçunun delili olarak kullanılması başvurucuların toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir.

Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 34. maddesinde koruma altına alınan

haklarına bir müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

24. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru

amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin

Birdal, §§ 52, 53). Bu

nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

25. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararında delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu

toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

26. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

27. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütü üyesi olma suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir

ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas

itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukuku

uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

28. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de değerlendirilmesini

gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye olma, toplantılara

katılma veya düşünce açıklamaları yapma gibi kişilerin anayasal haklar

kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda başta

ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskı

oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63,

64).

29. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütü üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

30. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütü üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet kararlarında

delil olarak kullanmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını göstermeleri

gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki denetimi temel

haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığının

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile sınırlı olacaktır

(Metin Birdal, § 72).

31. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun

toplantı ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelip

gelmediği sorusuna cevap bulacaktır.

32. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların PKK terör örgütünün

üyesi oldukları kanaatine ulaşmıştır.

33. Başvurucular tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece

mahkemelerince başvurucuların mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeler

yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelenmiş;

somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin başvurucuları suç

oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen

eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece mahkemesi,

diğer bazı deliller yanında PKK'yı, terör örgütü mensuplarını veya terör

eylemlerini yücelten bazı etkinliklere katılmış olmalarını, başvurucuların

örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin çeşitliliğini, sürekliliğini ve

yoğunluğunu gösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal, § 76).

34. Nitekim ilk derece mahkemesi; mahkûmiyet kararında, şikâyete

konu etkinlikler dışında başvurucuların ikametlerinde ve parti binalarındaki

odalarında yapılan aramalarda ele geçirilen örgütsel dokümanlara, bazı telefon

görüşmelerine, terör örgütü adına para toplanmasına, terör örgütünün yayın

organı ile iş birliği yapılmasına, KCK Sözleşmesi gereği olarak çatışmalarda

öldürülen terör örgütü üyelerinin aileleri ve cenazeleri ile organize biçimde

ilgilenilmesine ve bu yönde faaliyetlerde bulunulmasına da dayanmıştır. Bu

kapsamda Mahkeme, başvurucuların bazı toplantı ve gösterileri organize etme

veya katılma biçimindeki eylemlerinin PKK terör örgütünün hiyerarşik

yapılanmasına kendi istekleriyle ve bilerek dâhil olduklarına dair bilgileri

doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçeyle göstermiştir.

Bu şekilde Mahkeme, başvurucuların şikâyetine konu eylemlerinin mahkûmiyet

hükmünde delil olarak kullanılmasının acil bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını

göstermiştir.

35. Sonuç olarak başvurucuların ifade özgürlüğü ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin

gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 24).

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal

bulunmadığı açık olduğundan açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Denizhan HOROZGİL

Başvurucular

:

1. Ali EREN

:

2. Zöhre GÖÇEN

:

3. Hikmet TAPANCI

Vekili

:

Av. Kadir AKGÜNEŞ