Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2022/93521 E. K.

AYM 09.04.2026 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

FATMA KOÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/93521)

Karar Tarihi: 9/4/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Fatma KOÇ

Vekili

:

Av. Olkan ÖZKAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucuya ait telefon hattının faturasının başkaca bir kimsenin kredi kartından ödenmesi şeklindeki eylem nedeniyle başvurucu hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan soruşturma başlatmıştır.

3. Başvurucu, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde; müştekiyi tanımadığını, başkasına ait kredi kartından ödeme yapmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Başsavcılık, başvurucu dışında S.B. isimli kişi hakkında da benzer eylem nedeniyle soruşturma başlatmıştır. S.B. soruşturma aşamasında alınan ifadesinde; şikâyet konusu faturaları nakit olarak elden ödediğini, kredi kartıyla ödeme yapmadığını, suçlamayı kabul etmediğini ifade etmiştir.

4. Başsavcılık, soruşturma konusu işlemlere ilişkin bankadan bilgi ve belge talebinde bulunmuştur. Bankadan gelen müzekkere cevabında; belirtilen işlemlerin telekomünikasyon şirketinin üye işyerinden ve internet üzerinden gerçekleştirildiği, IP numarasının tespit edilemediği, yapılan işlemde 3D güvenlik şifresinin kullanılmadığı belirtilmiştir.

5. Başsavcılık, soruşturma konusu işlemlere ilişkin telekomünikasyon şirketinden bilgi talebinde bulunmuştur. 14/8/2017 tarihli müzekkere cevabında; TL/kontör yükleme işlemlerinin başvurucuya ve S.B. isimli kişiye ait iki farklı hatta yönelik kredi kartı ile kontör yükleme servisi IVR üzerinden gerçekleştirildiği, işlemin IVR sistemi üzerinden yapılması nedeniyle IP bilgisinin tespit edilemediği belirtilmiştir. 30/11/2018 tarihli diğer bir müzekkere cevabında ise hem başvurucunun hem de S.B. isimli kişinin telefon faturası ödeme işlemlerini kendi numaralarından aramak suretiyle gerçekleştirdikleri, IVR sisteminde işlemler tuşlama yoluyla gerçekleştirildiğinden ses kaydı bulunmadığı ifade edilmiştir.

6. Başsavcılık soruşturma neticesinde S.B. isimli kişi hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan yürütülen soruşturmada 7/3/2019 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“…Müşteki Cumhuriyet Başsavcılığımızca müracat ederek, 20/04/2017 tarihinde, kredi kartı bilgileri ile internet üzerinden 132,40 ve 73.40 TL tutarlı iki ayrı [telekomünikasyon şirketi] faturası ödendiğini, şikayetçi [olmuştur]. Soruşturma sırasında, müştekinin kredi kartı ile faturası ödenen … numaralı GSM hattının [S. B.] adına kayıtlı olduğunun belirlenmesi üzerine bu kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış ise de şüpheliye ait GSM hattının faturasının ödenmesi sırasında [telekomünikasyon şirketine] ait ... numaralı IVR servisine ait numaranın hangi numara tarafından arandığının tespit edilemediği, şüphelinin atılı suçu işlediğine dair hakkında kamu davasının açılmasına yeter somut bir delil bulunmadığı [anlaşılmıştır] …”

7. Başsavcılık, başvurucunun başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması talebiyle 11/3/2019 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede; başvurucu adına kayıtlı … numaralı GSM hattına ait 73,40 TL tutarlı faturanın telekomünikasyon şirketine ait ... numaralı IVR servisine ait ... ve ... numaralı IVR servis numaraları aranmak suretiyle ödendiğini, başvurucu adına kayıtlı … numaralı GSM hattı ile suç tarihinde telekomünikasyon şirketine ait ... ve ... numaralı servis telefonlarının defalarca arandığı gözönüne bulundurularak üzerine atılı suçu işlediğini ileri sürmüştür.

8. İddianamenin kabulüyle açılan dava, İstanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 22/3/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Tensip tutanağında; müşteki, başvurucu ve tanık S.B.nin beyanlarının alınması için gerekli usul işlemlerinin yapılmasına karar verilmiştir.

9. Birinci celsede tanık S.B.nin ifadesinin alınması için yazılan talimatın bila ikmal iade edildiği belirtilmiştir. Mahkeme, tanık S.B.nin adresinin araştırılmasına ve ayrıca başvurucu için yazılan talimatın dönüşünün beklenmesine karar vermiştir.

10. İkinci celsede başvurucu ile tanık S.B. için yazılan talimatlara cevap verilmiştir. Tanık S.B. istinabeyle alınan ifadesinde; başvurucuyu tanımadığını, kendisine ait faturanın başkası tarafından ödenmediğini belirtmiştir. Başvurucu istinabeyle alınan ifadesinde; müştekiyi tanımadığını, fatura ödemelerini bayilerden gerçekleştirdiğini, müştekinin kredi kartı bilgilerini kullanarak internet üzerinden fatura yatırmadığını, internet kullanmayı dahi bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini ileri sürmüştür.

11. Mahkeme 13/2/2020 tarihli ikinci celsede başvurucunun başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Dosya arasında bulunan 14/08/2017 tarihli [telekomünikasyon şirketi] yazı cevabında ... numaralı telefon hattına sanığa [başvurucuya] ait kredi kartı ile ödeme yapıldığının tespit edildiği görülmüştür. Dosya arasına gelen 30/11/2018 tarihli [ telekomünikasyon şirketi] yazı cevabında ... nolu hattın fatura ödemesinin IVR servisi ile kendi numarasından ... nolu hattan ... nolu hattın fatura ödemesini IVR servisi ile kendi numarasından ... nolu hattan arayarak ödemeleri gerçekleştirildiğinin bildirildiği görülmüştür. [Bankanın] dosyamız arasına gönderdiği 11/12/2018 tarihli yazı cevabında davaya konu kredi kartından söz konusu işlemin 3D Secure güvenlik sistemi kullanılmadan kredi kartının fiziki olarak bulunmasını gerektirmeyen E Ticaret yöntemiyle gerçekleştirildiğinin belirtildiği, kart hamili şikayetine konu olan harcama itirazının bankaya ulaştığı, itiraz sürecinin olumsuz sonuçlandırıldığının bildirildiği görülmüştür. Dosya bir bütün olarak incelendiğinde; dosya arasında gelen belgeler ve banka dekontları birlikte değerlendiğinde sanığın müştekinin kredi kartı bilgilerini kullanmak suretiyle kendi adına kayıtlı telefon faturasını ödemiş olduğu, böylelikle üzerine atılı başkasına ait banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçunu işlediği sabit kabul edilmekle cezalandırılması yoluna gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…”

12. Başvurucu vekili, mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; iddianamede hatalı olarak hem başvurucunun kendisine ait hattın hem de S.B. isimli kişiye ait hattın faturalarının başvurucu tarafından aranarak ödendiğinin belirtildiğini, ilk ödemeyi yapan kişi hakkında takipsizlik kararı verilmesine rağmen başvurucu hakkında her iki ödemeyi de gerçekleştirdiğinin kabulüyle kamu davası açılmasının doğru olmadığını, IVR sistemi yoluyla gerçekleştirilen ödemelerin IP bilgilerinin tespit edilemediğini, başvurucunun IVR sistemini bilecek, kredi kartı ile ödemede kullanabilecek bilgiye sahip olmadığını, S.B. isimli kişi hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Mahkeme tarafından gözardı edildiğini, başvurucu hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

13. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına karar vermiştir. Tensip tutanağında, başvurucunun istinabe yoluyla savunmasının alınmasına karar verilmiştir.

14. İstinaf Dairesindeki duruşmaların birinci celsesinde iddia makamı; hakkında ek takipsizlik verilen S.B. isimli kişinin telefon faturasını Kadıköy merkezde nakit olarak ödediğine ilişkin beyanı uyarınca Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak böyle bir yerin mevcut olup olmadığının araştırılmasını ve S.B. isimli kişinin tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. İstinaf Dairesi S.B. isimli kişinin tanık olarak dinlenmesi için gerekli usul işlemlerinin yapılmasına ve iddia makamının talebi doğrultusunda Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar vermiştir.

15. İstinaf Dairesi, ikinci celsede tanığın beyanının esasa etkili olmayacağı gerekçesiyle tanık S.B.nin ifadesinin alınması için yazılan talimatın cevabının beklenmesinden vazgeçilmesine karar vermiştir. Ayrıca haklı ve yasal bir mazeret sunamadığı gerekçesiyle sanık müdafinin mazeretinin reddine karar vermiştir. İddia makamı, başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi yönünde mütalaada bulunmuştur. İstinaf Dairesi aynı celsede istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Yapılan duruşmaya mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak kabul ettiği inanç ve [takdirine] , incelenen dosya içeriğine göre banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun subutu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun bir şekilde suç niteliği tayin edilmiş, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedeninin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin ile C. Savcısının yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir…”

16. Başvurucu vekili, nihai kararı 20/9/2022 tarihinde öğrenmiş ve 20/10/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

18. Başvurucu; ilk ödemeyi yapan kişi hakkında takipsizlik kararı verilmesine rağmen kendisi hakkında her iki ödemeyi de gerçekleştirdiğinin kabulüyle kamu davası açılmasının doğru olmadığını, S.B. isimli kişi hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Mahkeme tarafından gözardı edildiğini, karar sonucuna etki edecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

20. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800 , 18/6/2014, §§ 31, 34).

23. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995 , 20/2/2014, § 51).

24. Mahkeme, somut olayda müştekinin kredi kartı bilgilerini kullanmak suretiyle kendi adına kayıtlı telefon faturasını ödediği gerekçesiyle başvurucunun başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir (bkz. § 11). Başvurucu ise iddianamede hatalı olarak hem başvurucunun kendisine ait hattın hem de S.B. isimli kişiye ait hattın faturalarının kendisi tarafından aranarak ödendiğinin belirtildiğini, ilk ödemeyi yapan kişi hakkında takipsizlik kararı verilmesine rağmen kendisi hakkında her iki ödemeyi de gerçekleştirdiğinin kabulüyle kamu davası açılmasının doğru olmadığını, S.B. isimli kişi hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Mahkeme tarafından gözardı edildiğini ileri sürmüştür (bkz. § 12).

25. Telekomünikasyon şirketinin 14/8/2017 tarihli müzekkere cevabında; yargılama konusu işlemlerin başvurucuya ve S.B. isimli kişiye ait iki farklı hatta yönelik kredi kartı ile kontör yükleme servisi IVR üzerinden gerçekleştirildiği, 30/11/2018 tarihli diğer bir müzekkere cevabında ise hem başvurucunun hem de S.B. isimli kişinin telefon faturası ödeme işlemlerini kendi numaralarından aramak suretiyle gerçekleştirdikleri belirtilmiştir (bkz. § 5). Bu durum S.B. isimli kişi hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara dayanak yapılan unsurları, başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararının gerekçesi yönünden de önemli hâle getirmektedir. Nitekim aynı kredi kartından kartın sahibi olmayan farklı kişilerce üç dakika arayla ödeme yapıldığı dikkate alındığında, bu kişiler arasında bağlantı olup olmadığı hususu önem arz etmektedir.

26. S.B. isimli kişi hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, S.B.ye ait GSM hattının faturasının ödenmesi sırasında telekomünikasyon şirketinin IVR servisine ait numaranın hangi numara tarafından arandığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Telekomünikasyon şirketinin 30/11/2018 tarihli müzekkere cevabında ise hem başvurucunun hem de S.B. isimli kişinin telefon faturası ödeme işlemlerini kendi numaralarından aramak suretiyle gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır.

27. Başvurucunun kovuşturma aşamasında faturalarını bayilerden ödediğine ve müştekiyi tanımadığına dair beyanı bulunmaktadır (bkz. § 10). Diğer yandan başvurucunun IVR sistemini bilecek, kredi kartı ile ödemede kullanabilecek bilgiye sahip olmadığına yönelik itirazlar da ileri sürülmüştür (bkz. § 12). Mahkûmiyet gerekçesi dikkate alındığında bu hususlar esasa etki edebilecek önemli unsurlar olarak kabul edilmelidir. Bu anlamda benzer itirazlar ileri sürülmesine ve S.B.nin başvurucuyu tanımadığını beyan etmesine rağmen başvurucunun fatura ödemelerini ne şekilde gerçekleştirdiği ve S.B. ile başvurucu arasında bağlantı bulunup bulunmadığı hususunun Mahkemenin gerekçeli kararında açıkça tartışılmadığı görülmektedir. Ayrıca İstinaf Dairesinde duruşmalı yapılan incelemede birinci celsede hakkında ek takipsizlik verilen S.B.nin telefon faturasını nakit olarak ödediğine dair beyanı yönünden gerekli araştırmaların yapılması için Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. İstinaf Dairesinin gerekçeli kararında bu yöndeki bir araştırmanın sonucuna ilişkin değerlendirme yer almadığından bu eksikliğin istinaf aşamasında da giderilmediği anlaşılmaktadır.

28. Başvurucunun iddiasını destekleyebilecek mahiyette itirazlar sunulmasına rağmen, anılan hususlar Mahkeme ve İstinaf Dairesince ayrı ve açık olarak tartışılmamış ve başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Sonuç olarak yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında -somut olayın özel koşullarında- yargı mercilerin davanın sonucuna etkili hususlar hakkında yeterli bir yanıt vermediği anlaşılmıştır. Bu itibarla kararda yeterli gerekçenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

30. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

31. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

32. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100).

33. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

34. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetlerin İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2019/245, K.2020/159) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 40.000,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.