Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2014/2792 E. K.

AYM 2017-02-23 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

S. S. BATMAN KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ YAPI

KOOPERATİFİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2792)

Karar Tarihi: 23/2/2017

R.G. Tarih ve Sayı: 24/3/2017 - 30017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kamulaştırmasız el atma gerekçesiyle açılan tazminat

davasında yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının,

lehe hükmedilen nispi vekâlet ücretinin karar düzeltme aşamasında maktu olarak

değiştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ile silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 16/9/2004 tarihinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle

tazminat davası açmıştır. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 18/1/2008

tarihli kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir. Karar, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesince (Daire) 29/11/2011 tarihinde bozulmuştur. Karar düzeltme talebi,

Daire tarafından 9/4/2012 tarihinde reddedilmiştir. Bozma üzerine dava,

Mahkemenin E.2012/360 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

9. Başvurucu 30/10/2012 tarihinde kamulaştırmasız el atma

nedeniyle tazminat davası açmış, dava Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2012/485 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Anılan dava, Batman 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2012/360 sayılı dosyası ile birleştirilmiş ve yargılamaya bu

dosya üzerinden devam edilmiştir.

10. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/2/2013 tarihli kararı

ile asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL tazminatın dava tarihinden

itibaren yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine, başvurucu tarafından

yapılan yargılama giderleri ile karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesaplanan 440 TL vekâlet

ücretinin davalıdan alınarak başvurucuya verilmesine karar vermiştir.

Mahkemece, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 101.950 TL

tazminatın 16/9/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

başvurucuya ödenmesine, başvurucu tarafından yapılan yargılama giderleri ile

AAÜT gereğince hesaplanan 10.206 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak

başvurucuya verilmesine karar verilmiştir. Davalı idarenin temyizi üzerine

karar, Daire tarafından 28/5/2013 tarihinde onanmıştır.

11. Davalı idare karar düzeltme talebinde bulunmuş, Dairenin

23/12/2013 tarihli ilamı ile "... 2942

sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve

11/6/2013tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile

'kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra

harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen

şekilde maktu olarak belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da

uygulanır.' hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinde, vekâlet ücretinin maktu

olarak hüküm altına alınması gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece

Mahkemesi kararında 10.206 TL olarak belirlenen vekâlet ücreti 1.320 TL olarak

düzeltilmiş ve hükmün bu hâliyle onanmasına karar verilmiştir. Karar 6/2/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 23/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

16. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

17. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 9 yıl 3 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkı

ile Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtığı tazminat

davasında lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin yargılama devam ederken

yapılan kanun değişikliği ile maktu olarak değiştirilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, 4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesinin iptal edilmesi için

başvuru yapıldığını, iptal davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini

iddia etmiştir.

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, lehine

hükmedilen nispi vekâlet ücretinin kanun değişikliğiyle maktuya çevrilmesi

nedeniyle mağdur olunduğuna ilişkin olup yargılama giderleri içinde yer alan

vekâlet ücretinin maktuya çevrilmesi ve devam eden davaya uygulanması konusu

adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ve silahların eşitliği

ilkesi çerçevesinde değerlendirilecektir.

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

22. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen

olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği

ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir. Devletin davanın taraflarından birini

diğerine nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren kanuni düzenlemeler

yapması, silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyete

uygun yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bunun için yargısal süreci

etkilediği iddia edilen düzenlemenin taraflardan birinin davadaki başarı

şansını önemli ölçüde azaltması, ortaya çıkan bu sonuç ile kanuni düzenleme

arasında bir illiyet bağı bulunması ve bu illiyet bağını kesen veya zayıflatan

başka etken ortaya çıkmamış olması gerekir (Mürsel

Malkoç, B. No: 2013/9466, 27/10/2015, §§23, 24).

23. Somut başvuruya konu düzenleme ile yapılan değişiklik,

davanın esasını etkileyen veya bir tarafın başarı şansını değiştiren nitelikte

olmayıp bir yargılama gideri olan vekâlet ücretine ilişkindir. Vekâlet ücreti

ise usul hukukuna ilişkin olup yapılan yasal değişiklikler derhâl uygulanma

niteliğini haizdir. Ayrıca bahsedilen düzenleme davanın her iki tarafı için

vekâlet ücretini maktu hâle getirdiğinden ve davayı her iki tarafın da kazanma

imkânı bulunduğundan düzenlemenin silahların eşitliğine aykırı bir düzenleme

olduğundan bahsedilemez. Keza benzer davalarda, davayı kazanan davacıların kamu

kurumlarından alacakları vekâlet ücreti düşerken kaybeden davacıların ödemek

zorunda kaldıkları vekâlet ücretleri de düşmekte ve söz konusu düzenleme kamu

kurumları için bazen lehe bazen aleyhe sonuç doğurmaktadır (Mürsel Malkoç, § 25).

24. Diğer taraftan vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve

davası kabul edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kimin

lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü bir

usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olduğundan kural olarak bu tür

giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvurular önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Mürsel Malkoç, § 29).

25. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin vekâlet ücreti yönünden ilk

derece mahkemesi kararını değiştiren hükmünün 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı

Kanun’la 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinde değişiklik yapan düzenlemeye

dayandığı, bahsedilen düzenleme usule ilişkin olduğundan derhâl uygulanma

niteliğini haiz olduğu, ayrıca bahsedilen geçici 6. maddenin onuncu fıkrasında

yapılan değişikliklerin henüz kesinleşmeyen davalara da uygulanacağı hükmünün

yer aldığı görülmektedir. Bu nedenle Yargıtay kararının kanuni olduğu açıktır (Mürsel Malkoç, § 33).

26. Kanun koyucu; süregelen mülkiyet ihlallerini gidermek,

idarenin bireylerin taşınmazlarına haksız el koymasından doğan uyuşmazlıkları

tasfiye etmek, uyuşmazlıkların çözülmesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak

amacıyla 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesiyle çeşitli mekanizmalar

öngörmüştür. Bu kuralla, kanun koyucunun takdir yetkisini idarelerin vekâlet

ücreti yükünü hafifletmek yönünde kullanmasında kamu yararı ve hukuk devleti

ilkesine aykırılık görülmemektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

Ayrıca bahsedilen değişiklikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan

tazminat davalarında davayı kazanan tarafın vekâlet ücreti maktuya

dönüştürülürken davacılardan tahsil edilen harçlar da bedel tespiti davalarında

olduğu gibi nispiden maktuya çevrilerek davacı

üzerinde olan dava yükünü hafifletecek şekilde düzenleme yapılmıştır (Mürsel Malkoç, § 45).

27. Ayrıca, alınacak hukuki yardımın niteliği ve maliyetinin

vekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişki olduğu ve

alınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktarda farklılıklar

göstereceği açıktır. Kanun koyucunun vekâlet ücretini karşı tarafa

yüklemesindeki amaç, haksız yere dava açılmasına neden olanlara yargılama

giderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabul

edilebilir bir ücretin belirlenmesi hakkaniyete uygun bir yargılama ve mahkemeye

erişim sağlamak için yeterli kabul edilmelidir. Mahkemelerce hüküm verilenden

daha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmeleri vekil ile müvekkili

bağlayacağından hükmedilen ücret bireylerin mahkemeye erişim haklarını

engellemedikçe Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Mürsel Malkoç, § 47).

28. Sonuç olarak başvurucunun lehine hükmedilen tazminat miktarı

ve lehe hükmedilen yargılama giderleri gözönünde

bulundurulduğunda maktuya çevrilen vekâlet ücretinin başvurucunun vekille dava

açmasını imkânsız hâle getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı,

başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığı ve başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı kanaatine

ulaşılmıştır (Mürsel Malkoç, §

48).

29. Bu hâle göre 2942 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik

uyarınca kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının, vekâlet

ücreti yönünden nispi yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ile

sonuçlandırılmasının mahkemeye erişim hakkı ile silahların eşitliği ilkesine

yönelik bir ihlal oluşturmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

31. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

32. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

34. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında dava konusu hukuki menfaatin miktarı da dikkate alınarak

başvurucuya net 6.700 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

2. Mahkemeye erişim hakkı ile silahların eşitliği ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Celal Mümtaz AKINCI'nın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. Başvurucuya net 6.700 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2012/360, K.2013/103) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/2/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1- Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat

davasında, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının

ve lehe hükmedilen nispi vekalet ücretinin karar düzeltme aşamasında maktu

olarak değiştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2- Başvurucunun Batman 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat

davası sonucunda kabul edilen miktara göre davacı/başvuruculehine

10.206.- TL vekalet ücretine hükmolunmuştur. Yargıtay tarafından kararın

onanmasından sonra davalı idarenin karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay

ilgili dairesi 23/12/2013 tarihli ilamı ile "... 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve 11/6/2013tarihinde

yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 'kamulaştırmasız el

atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile her türlü

vekâlet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak

belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.' hükmünün

getirilmiş olduğu gözetildiğinde, vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına

alınması gerektiği" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararında 10.206.-

TL olarak belirlenen vekâlet ücretini 1.320.- TL olarak düzeltmiş ve hükmün bu

hâliyle onanmasına karar vermiştir.

3- Vekâlet ücretinin

yargılama giderleri arasında yer aldığında ve yargılama giderlerinin mahkemeye

erişim hakkı kapsamında bulunduğunda tereddüt yoktur (Serkan Acar, 2013/1613). Öte yandan, AİHM,

başvuranların aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin yanı sıra, devletin

taraf olduğu davalarda başvuranların lehine hükmedilmeyen yargılama giderlerini

de mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirebilmektedir (Stankiewicz/Polonya,46917/2006).

4- Konunun, usul

kurallarının yargılama sırasında başvurucu aleyhine sonuçlar verecek şekilde

değiştirilmesi ile de ilgisi vardır. AİHM, National and Provincial Building Society/Birleşik

Krallık, 117/1996 davasında, devletin taraf olduğu yargılamanın

başlamasından sonra devlet lehine usuli değişiklikler

yapılabileceğini, ancak bunun erken bir safhada yapılıp yapılmadığının ve

başvurucu için davayı "kazanılamaz" hale getirip getirmediğinin,

mahkemeye erişim hakkı bakımından değerlendirilmesi gerektiğine karar

vermiştir. Usul kurallarının, hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanın

düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmek

yerine, kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından görülmesi

bakımından bir çeşit engel haline gelmeleri durumunda, mahkemeye erişim hakkı

ihlal edilmiş olacaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Efstathiou ve

Diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02, 27/7/2006, § 24).

5- Yargılama

sonuçlanmadan gerçekleştirilen ve vekalet ücretini başvurucu aleyhine etkileyen

usul kurallarının Anayasaya aykırılığı konusunda, Anayasa Mahkemesinin 7.2.2008

tarihli ve Esas:2005/128, Karar:2008/54 sayılı kararı bulunmaktadır. Anayasa

Mahkemesi, itiraz yoluyla başvuran Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 1136 sayılı

Avukatlık Kanunu'nun 5043 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 21. maddesinin "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kesin hükme

bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır"

kuralının Anayasaya aykırılığına şu gerekçelerle hükmetmiştir:

"1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile bu

Kanunda değişiklikler yapan 4667 ve 5043 sayılı Kanunlarda, avukatlık ücreti ve

avukatlık ücretinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin farklı hükümler yer almakta

iken itiraz konusu kuralla, 5043 sayılı Yasa öncesinde ortaya çıkan ve kesin

hükme bağlanmamış uyuşmazlıkların 5043 sayılı Yasa hükümlerine göre

çözümleneceğinin öngörülmesi, anılan Yasanın geriye yürümesi sonucunu

doğurmaktadır.

5043 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı

uyuşmazlıkların kapsamına, avukatlık ücretine ilişkin olarak taraflar arasında

akdedilen bir ücret sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar da girmektedir. Hukuk

devletinde hukuk güvenliğinin sağlanması, öncelikle hukuki işlemlerin

sonuçlarının öngörülebilir olmasına bağlı bulunduğundan, bir sözleşmenin

yapıldığı tarihte mevcut olmayan bir yasa hükmünün daha sonra geriye yürür

şekilde bu sözleşmeden doğan bir ihtilafta uygulanmasının öngörülmesi, hukuk

güvenliği ilkesine aykırıdır.

Bu durum, aynı zamanda, Anayasanın 48.

maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğüne de aykırılık oluşturur.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural

Anayasa'nın 2. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir."

6- Yargılama sonucunda,

yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yüklenmesi yasa gereğidir. Bu

kuralın bir amacı da haksız olduğu halde dava açmak isteyenleri caydırmak,

haksız olduğunu bilerek dava açanları da cezalandırmaktır. Somut olayımızda, bu

genel ilkenin dışına çıkılarak, taşınmaza kamulaştırmasız el atan ve hukuka

aykırı davranan kamu gücü,daha

düşük harç ve vekalet ücreti ödemekle yükümlü kılınarak ve ayrıca bu hüküm

mevcut davalara da uygulanarak ödüllendirilmekte, taşınmazına el atılan kişi

ise bir anlamda cezalandırılmaktadır. Kamu gücü tarafından hukuka aykırı olarak

yapılan işlem ve eylemlere dolaylı olarak meşruiyet ve kolaylık sağlanırken,

devlet karşısında güçsüz olan kişi korunmak yerine mağdur edilmektedir.

7- Başvurucunun lehine

hükmedilen tazminat miktarı ve lehine hükmedilen yargılama giderleri göz önünde

bulundurulduğunda vekalet ücretinin maktuya çevrilmesinin, zaten açılmış

bulunan bir dava yönünden, vekille dava açılmasını imkânsız hâle getirmediği

söylenebilirse de, başvurucu üzerinde ağır bir yüke

sebep olmadığı, hukuki güvenlik hakkını ihlal etmediği ve başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı

söylenemeyecektir.

8- Sonuç olarak dava

açılırken bulunmayan ve öngörülemeyen bir kuralın davanın devamı sırasında

başvurucu aleyhine, kamu gücü lehine değiştirilerek, nispi olan vekalet

ücretinin maktu hale getirilmiş olmasını başvurucunun hukuki güvenlik ve

mahkemeye erişim haklarını ihlal eder mahiyette gördüğümden çoğunluk görüşüne

katılmadım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

S. S. Batman

Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi

Vekili

:

Av. Hüseyin

AKÇARA

Üye

Celal Mümtaz AKINCI