Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2017/36232 E. K.

AYM 2019-12-10 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET EREN OVAYOLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/36232)

Karar Tarihi: 10/12/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltına almanın hukuki olmaması, gözaltı süresinin

makul süreyi aşması ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/9/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Sosyal medyada paylaştığı mesajlarla terör örgütü

propagandası yaptığı ihbarı üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Başsavcılık) başvurucu hakkında PKK terör örgütü ile bağlantılı suçlardan

soruşturma başlatılmıştır.

8. Başsavcılık başvurucuyu 11/8/2017 tarihinde gözaltına

almıştır. Başvurucunun ilk ifadesi 23/8/2017 tarihinde Cumhuriyet savcısı

tarafından alınmıştır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Benim Facebook hesabım 3-4 ay önce

çalınmıştı. Yaklaşık 25 gün önce Facebook hesabım cep telefonu numaram üzerine

kayıtlı olduğu için geri alabildim. Benim cep telefon numaram ... Facebook'ta

kullanıcı adım Eren Ekinci'dir. PKK içerikli görüntüler, fotoğraflar benim

hesabım çalındıktan sonra hesabıma yüklenmiştir. Hesabımı geri aldığımda

bunları sildim. Ben önceden soruşturma geçirmedim. Ailemden de hiçbir kimse

terör örgütü üyeliğinden soruşturma geçirmemiştir. Aramada ele geçirilen Arnova marka tablet, Huawei marka

telefon ... kız kardeşime aittir. Samsung marka

telefon ise bana aittir. Ben Ş.Y. isimli şahsı ilk defa duydum. Ben (PKK'lıyım,

ben bugün 4'te çıkıyorum, dağa çıkacağım ...) gibi cümleler kullanmadım. E.A.

isimli şahsı tanımıyorum. Bu şahısla herhangi bir tartışma olmadı. Benim Instagram hesabım vardır. Facebook üzerine kayıtlı olduğu

için ona da 3 ay boyunca giremedim. Ben whatsapp'tan

PKK/KCK terör örgütü adına eylem yapan şahısların fotoğraflarını paylaşmadım.

Youtube'dan PKK/KCK terör örgütüne ait resim ve videoları izlemedim, indirmedim

... numaralı hatla herhangi bir yazışma yapmadım. 'Eylemler iyi geçmedi'

şeklinde herhangi bir ifade kullanmadım. Facebook'ta benim hesabımda gözüken

PKK/KCK içerikli paylaşımları ben yapmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul

etmiyorum..."

9. Başvurucu müdafiinin Savcılıktaki

beyanlarının ilgili kısmı şöyledir:

"Youtube'da izlenildiği iddia edilen

videoların müvekkil tarafından izlendiğini gösterir. Herhangi bir delil

bulunmamaktadır. Bir an için söz konusu videoların müvekkil tarafından

izlenildiğini kabul etsek dahi içeriğinin dahi suç unsuru olup olmadığı

tartışmalı olan videoları salt izlemek atılı suçu oluşturmayacağı gibi en basit

anlamda propaganda suçunu da oluşturmayacaktır. Söz konusu videoları izlemek

kişiyi örgüt sempatizitanı yapmayacaktır. Kaldı ki

yerleşik Yargıtay içtihatları örgütlere sempati duymanın herhangi bir suç

oluşturmayacağını belirtmektedirler. Suç unsuru olarak değerlendirilebilecek

yazışmalar müvekkil tarafından kabul olunmamıştır. Bu anlamda müvekkilin

savunmasına iştirak ediyoruz. Müvekkil tarafından kabul olunmayan yazışmaların

bir tanesinde aynı gün saat 4'te dağa çıkacağını belirtmiştir fakat müvekkil

huzurdadır. Herhangi bir şekilde dağa çıkmamıştır. Bir diğer yazışmada ise bir

polis memurunu vuracağından bahsetmektedir. Yine Gaziantep'te faili meçhul

herhangi bir polis öldürme olayı gerçekleşmemiştir. Bir başka yazışmada ise

Gaziantep'te 9 kişinin öldürülmesinden bahsedilmiş ve devrimcilik böyle bir şey

denmiştir. Gaziantep'te bugüne kadar 9 kişinin öldüğü herhangi bir terör

saldırısı gerçekleşmemiştir. Yakın tarihte Gaziantep'te bir damat tarafından 9

aile üyesi öldürülmüştür. Burdan da anlaşılacağı

üzere yazışmalar her kim tarafından yapılmış ise hayal gücü gelişkin bir kişi

olup gerçeklerle herhangi bir bağı bulunmamaktadır. Bir kişinin örgüt üyeliği

ile suçlanabilmesi için örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir.

Kod adı aldığını gösterir ve örgüt adına somut faaliyetlerin bulunduğunu

gösterir. En azından emarelerin bulunmasını gerektirir. Müvekkil açısından bu

emareler bulunmamaktadır. Suç niteliğini propaganda olarak değerlendirilmesi

halinde dahi propaganda suçunun alt ve üst limiti müvekkilin çocuk oluşu

herhangi bir delil karartma olayının gerçekleşmesinin mümkün olmaması ve son

olarak müvekkilin ekonomik koşulları kaçmaya ya da saklanmaya izin vermeyeceği

göz önünde bulundurulur ise öncelikle herhangi bir adli kontrol kararı

uygulanmadan sayın savcımız aksi kanaatte ise uygun adli kontrol tedbirleri

uygulanarak adli kontrol şartıyla salıverilmesini talep ederiz..."

10. Savcılık aynı tarihte başvurucuyu terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.

11. Gaziantep 5. Sulh Ceza Hâkimliği 23/8/2017 tarihinde

başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Başvurucu, sorguda Savcılık ifadesine benzer

beyanlarda bulunmuştur.

12. Gaziantep 5. Sulh Ceza Hâkimliği 23/8/2017 tarihinde

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"SSÇ [suça sürüklenen

çocuk]'ler S.S.

M.S.Y., H.S. ve Mehmet Eren Ekinci[Ovayolu]'ye yüklenen suçu işlediklerine dair kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun niteliği,

atılı suç için Kanun'da öngörülen cezanın miktarı, mevcut delil durumu, atılı

suçun 5271 sayılı CMK'nın 100/3. maddesi gereğince

suçun işlendiği hususunda kuvvetli suç sebeplerinin varlığı nedeniyle tutuklama

nedeni var sayılan suçlardan olması hususları gözetildiğinde CMK'nın 109. maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirleri

ile bir koruma tedbiri olan tutuklama ile hedeflenen amaca ulaşılamayacağı,

soruşturma konusu fiilin önemi gözetildiğinde tutuklamanın haksızlığa yol

açmayacak mahiyette olup ölçülülük ile orantılılık ilkelerine uygun olması

nedenleriyle CMK'nın 100. ve devamı maddeleri

gereğince SSÇ'lerin atılı suçtan ayrı ayrı tutuklanmalarına...

[karar verildi.]"

13. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz, Gaziantep 1.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/9/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Şüphelilerin üzerine atılısuçlarının niteliği, mevcut delil durumu, delillerin

toplanmamış olması, tutuklama nedenlerinin varlığı ve adli kontrol

tedbirlerinin yetersiz kalıp suça konu olayla ilgili tutuklama tedbirinin

ölçülü olduğu, tutuklama şartlarının halen devam ettiği, tüm dosya kapsamından

... [anlaşılmakla] itirazların

reddi ile ... tutukluluk halinin devamına ... [karar verilmiştir.]"

14. Başvurucu 29/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Başsavcılık 22/10/2017 tarihli iddianame ile başvurucu ve

bir kısım suça sürüklenen çocuk hakkında terör örgütüne üye olma, bir kısım suça sürüklenen çocuk hakkında

ise terör örgütü propagandası yapma suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açmıştır.

16. İddianamede öncelikle PKK terör örgütüyle ilgili genel

bilgilere ve özellikle terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda

oluşturulduğu belirtilen gençlik yapılanmasına ilişkin bilgilere yer verildikten

sonra başvurucuya ve aynı dosyada haklarında kamu davası açılan diğer kişilere

yöneltilen suçlamalara ilişkin somut olgulara yer verilmiştir. Bu olgular

özetle şöyledir:

i.Başvurucuya ait olduğu tespit edilen EREN EKİNCİ (DAYE EZGERİLLAME) adlı sosyal

paylaşım sayfasının bağlı olduğu hesabın "Koçovalı, Keçe Dine, Zeynep'im Prenses, Zeynep'im, daye ez gerillame" takma adlarının kullanıldığı ve

adı geçen hesaptan yapılan paylaşımlarla PKK/KCK'nın

propagandasının yapıldığı belirtilerek değişik tarihlerdeki paylaşımlara yer

verilmiştir. Buna göre başvurucunun;

- 6/4/2016 tarihinde PKK/KCK-PYD/YPG-YPJ terör örgütü mensubu

kişilerin silahlı resimlerini paylaşarak terör örgütlerinin propagandasını

yaptığı iddia edilmiştir.

- 1/5/2016 tarihinde "BU GÜN GAZİANTEPJİ BOMBA DOKUZ VAN ALDİ GOZUMUN ONUNDE DOKUZ

CAN GİTTİ DEVRİMCİLİK BOYLE BİSEYDİR. TEK YOL DEVRİM" içerikli

mesajı paylaşarak aynı tarihte Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne PKK tarafından

yapılan bombalı saldırı eyleminin devrim

için gerekli olduğu vurgusunu yaparak suçu övdüğü iddia edilmiştir.

- 16/5/2016 tarihinde

"TEK YOL DEVRİM (KÜRDİSTAN)" içerikli mesajla birlikte Che

Guevara'nın resmini paylaşarak terör örgütü

propagandası yaptığı iddia edilmiştir.

- 27/5/2016 tarihinde

"KÜRDÜM ... VARSA YARGILA DEVLET" içerikli mesajla

birlikte PKK lideri Abdullah Öcalan'ın resminin basılı olduğu tişörtleri giyen

PKK üyelerinin resimlerini paylaşarak PKK/KCK'nın

propagandasını yaptığı iddia edilmiştir.

- 16/7/2016 tarihinde "HERKEZ

BELASİNİ BULUYOR TEK YOL DEVRİM. VURUN KENDİ MİLLETİNE VURUYO DİNGİLLER VURUN

LA HAHAHA" içerikli mesajı paylaşarak 15 Temmuz darbe

teşebbüsünü gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması'nın (PDY)

eylemini desteklediği ve suçu övdüğü ileri sürülmüştür.

- 22/8/2016 tarihinde "DEVLET

İYİ DİNLE BU PATLAMALARIN OSUÇU HEP SİZSİNİZ TAMAMI SURİYELİLER BURAYA

YERLEŞTİKTEN SONRA BU OLAYLAR OLMAYA BAŞLADI ONCA ASKERİMİZ ONCA POLİSİMİZ ÖLDÜ

SİZ SUSTUNUZ MİLLET SUSMADI BU SURİYELİLER BURAYA GELDİĞİNDEN BELİDİR CAN

GİDİYOR CANLI BMBA YOKTU BURDA HEMEN KİM YAPTI TERERÜST MARKET SOYULUYOR

TERERÜST BANKA SOYULUYOR TERERÜST DÖVÜŞ OLUYO TERERÜST O KADAR KOLAYMI

TERERÜSTLERİN ÜSTÜNE ATMAK ... AL GEL BİR TERERÜSTE BURDA BENİM GEL AL

TAMAM…" içerikli yazıyı paylaştığı, ayrıca söz konusu yazıya "ABİM KESTİLER AMQ TÜRK DEVLETİ SES ÇIKARMADI

BİZ VURDUK HAPİSLİK OLDUK VARMI BOLE BİŞEY BENDE VURUP BU STTEN SONRA DAGA

CIKICAM ADAMSA BU YAZIYI OKURLAR BENİDE BULURLAR" şeklinde

yorum yazdığı belirtilerek söz konusu paylaşım ve yorum ile devleti suçladığı,

PKK üyelerini masum göstermeye çalıştığı, böylece PKK/KCK'nın

propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.

- 5/12/2016 tarihinde

"İSTANBULDA YÜRÜYÜŞ VAR KAÇRILIR MI BU FIRSAT" içerikli

mesajla birlikte yüzünü puşi ile kapattığı

fotoğrafını paylaştığı belirtilerek PKK/KCK adına gerçekleştirilecek olan

eyleme katıldığı ve başkalarının da eyleme katılması yönünde çağrıda bulunduğu

ileri sürülmüştür.

- 9/2/2017 tarihinde "ZU

WERE DINOMUN" (ACELE GELİN DELİ) içerikli mesajla birlikte

yüzünü puşi ile kapattığı fotoğrafını paylaştığı

belirtilerek PKK/KCK adına sokak eylemi yapmak üzere çağrıda bulunduğu, PKK/KCK

terör örgütünün gençlik yapılanması Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) (eski adı

YDG-H) adına faaliyette bulunduğu ileri sürülmüş ve terör örgütünün

propagandasını yaptığı iddia edilmiştir.

- 18/4/2017 tarihinde "EM

JİYANE KURDON EM JİYANE PKKNE" (KÜRT YAŞARIZ PKK'LI YAŞARIZ)

içerikli mesajla birlikte zafer işareti yaptığı fotoğrafını paylaştığı

belirtilerek terör örgütünün propagandasını yaptığı iddia edilmiştir.

ii. Başvurucudan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi

sonucu yapılan tespitler özetle şöyledir:

- Başvurucunun Ş.Y. adlı kullanıcıya gönderdiği "BEN PKK LIYIM”, "BEN BU GÜN DORTTE

CİKİYORUM", "HAKKARİ

CUKURCAOVA" ve "DAGA

CİKCAM" şeklindeki mesajlarda açıkça PKK/KCK üyesi olduğunu ve

terör örgütünün silahlı yapılanmasına katılacağını yazdığı belirtilmiştir.

- Başvurucunun E.A. adlı kullanıcıya "BENN PKKLİYUM", "PKK

Yİ TUTYOZ" şeklindeki mesajları göndererek PKK/KCK'yı savunduğu, ayrıca yüzü puşi

ile kapalı bir resmini göndererek E.A.yı

tehdit ettiği ileri sürülmüştür.

- Papatya adlı kullanıcıya "BEN

VURACAM POLİSİ" şeklinde mesaj göndererek emniyet görevlilerine

yönelik silahlı eylem yapacağını ifade ettiği belirtilmiştir.

- İnstagram'da "GERİLLA AŞK" içerikli mesajı

paylaştığı, yazıştığı kişilerle birbirlerine PKK/KCK terör örgütü mensubu

kişilerin hitap şekli olan "HEVAL"

kelimesi ile hitap ettikleri belirtilmiştir.

- Whatsapp'ta

yaptığı 4/8/2017 tarihli yazışmada yüzleri kapalı şekilde PKK/KCK adına eylem

yapan kişilerin resmi ile "İSTANBUL"

yazısını paylaştığı belirtilerek söz konusu paylaşımlardan başvurucunun

PKK/KCK-YDG-H mensubu olarak eylem yaptığının anlaşıldığı ileri sürülmüştür.

- Youtube

geçmişinde PKK/KCK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a ait resimler,

PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne ait sembol ve işaretlerin bulunduğu çok sayıda

resim ile videolar, terör örgütü mensuplarına ait resimler, videolar, terör

örgütünü öven, örgüte katılımı ve eylem yapmayı özendirici video ve resimler

ile müziklerin bulunduğu belirtilmiştir.

- Cep telefonu üzerinden yaptığı bir yazışmada mesaj gönderdiği

kişiye bir barınaktan bahsederek "EYLEMLER

İYİ GEÇMEDİ" ve "İSİM VAR SANA YAZCAM" içerikli mesajları

gönderdiği, karşısındaki kişinin de "BİSMİL

CREW RAPERİN SENDE BÖYLE YAP TMM" içerikli mesajı gönderdiği

belirtilerek başvurucunun PKK/KCK-YDG-H içinde faaliyet yürüttüğü iddia

edilmiştir.

- Cep telefonunda PKK/KCK lideri Abdullah Öcalan'a ait resim ile

videolar, PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne ait sembol ve işaretlerin bulunduğu

çok sayıda resim ile video, silahlı teröristlere ait resim ve videolar, terör

örgütünü öven, örgüte katılımı ve eylem yapmayı özendirici nitelikte resim ve

videolar, yüzleri puşi ile kapalı şekilde eylem yapan

kişilerin resimleri ve müziklerin bulunduğu belirtilmiştir.

iii.Sonuç olarak Savcılık; başvurucunun

PKK'nın gençlik yapılanması olan DGH içinde eylem ve faaliyetlerde bulunduğunu,

terör örgütünün propagandasını yaptığını, suçu ve suçluyu övdüğünü, terör

örgütü adına yapılan eylemleri ve terör örgütünün silahlı yapılanmasına katılımı

özendirici faaliyetlerde bulunduğunu, böylece örgütün hiyerarşik yapısı içinde

yer alarak terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini iddia etmiştir.

17. Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 1/11/2017

tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve Mahkemenin E.2017/416 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

18. Mahkeme 1/11/2017 tarihinde yaptığı tensip incelemesi

sonunda başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında

ikametgâhına en yakın kolluk birimine haftanın belirli günlerinde ve belirli

saatlerde başvurarak imza vermek şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına da

karar vermiştir.

19. Mahkeme 19/9/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

savunmasını almıştır. Başvurucunun Mahkemedeki savunmasının ilgili kısımları

şöyledir:

"... Ekinci olansoyismimi

Ovayolu olarak değiştirdim ... yakalanmadan yaklaşık

bir buçuk yıl önce facebook hesabım çalındı, almak

için arkadaşlarla biraz uğraştık ama geri alamadım. İnstagram

hesabım da facebook hesabıma bağlı olduğundan ona da

ulaşamadım. Paylaşımları ben yapmadım. Telefondan çıkan resim ve videolar ve youtube geçmişi bana ait değildir. Ben telefonu ikinci el

olarak almıştım suçsuzum beraatimi talep ederim, ben

fabrikada çalıştığım için imza atmak şeklinde verilen adli kontrol tedbirinin

kaldırılmasını talep ederim ...

... Paylaşımlardaki, evde çekilen yüzü puşilifotoğraf bana aittir, ancak paylaşımları ve yazı

paylaşımlarını ben yapmadım, sokakta çekilen yüzü kapalı kişi ben değilim

..."

20. Mahkeme 4/4/2019 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

terör örgütü propagandası yapma suçundan

1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"PKK/KCK Terör Örgütünün Yapısına İlişkin

Genel Değerlendirmeler ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu; Bölücü terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi

(PKK) adıyla kuruluşunu ilan ettiği 1978 yılından günümüze kadar ideolojisinde,

stratejisinde, yapılanmasında, eylem metotlarında ve hatta dönemsel

hedeflerinde zaman zaman değişikliğe gitmiş [Nisan 2002'de KADEK (Kongreya Azadi u Demokratik a Kurdistan-Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi)

kurulmuş, Kasım 2003'de KADEK feshedilerek yerine KONGRA-GEL (Kongreya Gele Kurdistan-Kürdistan

Halk Kongresi) kurulmuş, Mart 2005'de PKK parti olarak yeniden kurulmuş, bunun

yanında KONGRA-GEL ve diğer tüm alt unsurları kapsayan bir üst yapılanma olan

KKK (Koma Komalen Kurdistan-Kürdistan

Topluluklar Birliği) kurulmuş] Mayıs 2007 yılından itibaren kendisini KCK (Koma

Civaken Kurdistan-Kürdistan

Halklar Topluluğu) olarak tanımlamıştır.

Halihazırda terör örgütü; teröristbaşı/örgüt

üst yönetimi/örgüt kadroları/örgüte müzahir medya tarafından KCK olarak

adlandırılmaktadır. KCK, bölücü terör örgütünün ana çatı yapılanması olarak

yurt içindeki ve dışındaki tüm örgütsel yapıları altında barındırmakta, (4)

ülke toprakları üzerinde konfederal bağımsız bir

Kürdistan devleti kurulması amacıyla terörist faaliyetlerine devam etmektedir.

Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28/12/2011 tarihli ve 2011/30790 sayılı

kararı ile de KCK'nın terör örgütü olduğu onanmıştır.

PKK/KCK; Amacı Türkiye

Cumhuriyetinin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını

devlet idaresinden ayırıp bu bölgede Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir Kürt

devleti kurmak olan ve bu amaçla çok sayıda öldürme, yaralama, yağma, tehdit,

adam kaçırma ve bombalama gibi eylemlerde bulunan ve eylemlerini sürdürmeye

devam eden silahlı bir terör örgütüdür. PYD/YPG ise bu örgütün Suriye

uzantısıdır. Abdullah Öcalan ise yıllarca bu silahlı terör örgütünün

elebaşılığını yapmış daha sonra yargılanıp mahkum

olmuş hükümlü bir kişidir.

Örgüt üyeliği ise; Ayrıntıları Yargıtay 16.

Ceza Dairesi'nin 24.04.2017 gün, 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılıkararında

ve dairece de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;Örgüt üyeliği, örgüte

katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade

etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır.

Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve

hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte

yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt

yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak

örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi

dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet

duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı

örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural

olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin

bulunması aranmaktadır. Ancak; Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 26.10.2017 gün,

2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında da ifade edildiği üzere; niteliği,

işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve

menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği

olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de

örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve

isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun

bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir.

Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri

işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve

iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak

suçu için de saikin 'suç işlemek amacı' olması

aranır. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için

yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı irade ile bile

örgüte katılmak mümkündür. Bu nedenle örgüt üyeliğinin oluşumunda temel ölçü,

kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik

bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve

hiyerarşik konumunu tespit eden bağdır.

Bu açıklamalar kapsamında; terör örgütü üyesi,

örgütün amacını bilerek ve bu amacı benimseyerek örgüte giren,bu örgüt ile organik bağ içerisinde olan,

örgütün hiyerarşik yapısındayer alan ve bu suretle

örgüt tarafından verilecek emir ve talimatları yerine getirmeye koşulsuz olarak

hazır olan kişidir.

Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak Suçu;

Türk Dil Kurumu'nun güncel Türkçe sözlüğünde

propaganda; 'Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek

ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma' şeklinde

tanımlanmıştır.

Terör; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

1. maddesinde; 'Cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme

veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin

niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek,

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve

Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak

veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç

ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte

mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden

eylemlerdir' şeklinde tanımlanmıştır.

3713 sayılı Kanunun 7. maddesi 1. fıkrasında;

'Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit

yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek

üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre,

örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak

cezalandırılacağı' düzenlenmiştir.

3713 sayılı Kanunun 7. maddesi 2. fıkrasında;

'Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru

gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde

propagandasını yapan kişinin, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı,

bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek cezanın yarı

oranında artırılacağı, ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine

iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne

kadar adli para cezasına hükmolunacağı, Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında

gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek

şekilde; Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

Slogan atılması, Ses cihazları ile yayın yapılması, Terör örgütüne ait amblem,

resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi" fiil ve

davranışların da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılacağı' düzenlenmiştir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın

26. maddesinde; 'Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti' başlığı altında;

'Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek

başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri

yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu

hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği,

Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez

bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet

sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret

veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek

sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine

getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil,

şart ve usuller kanunla düzenlenir' şeklinde düzenlenme yapılmıştır.

İfade özgürlüğü; Avrupa İnsan Hakları ve Temel

Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmesinin 10. Maddesinde; 'Herkes

görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak kanaat özgürlüğü

ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın

haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde devletlerin

radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına

engel değildir. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler,

demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal

güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin

sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının

şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığını

sağlaması için yasayla öngörülen bazı biçim ve koşullarına, sınırlamalara ve

yaptırımlara bağlanabilir' şeklinde düzenlenmiştir.

Propaganda sözlük anlamı itibariyle bir

öğreti, düşünce ve inancı başkalarına yaymak amacıyla söz, yazı ve benzeri

yollarla gerçekleştirilen bir çalışmadır. Bir düşünceyi açıklayıp yaymak amacı

taşıyan propaganda eylemi de esas itibariyle ifade özgürlüğü güvencesi

kapsamındadır ve fakat bütün hak ve özgürlükler gibi düşünceyi açıklayıp yayma

hürriyetinin de kötüye kullanılamayacağı açıktır. Demokratik olmayan

vasıtalarla şiddete, isyana ve yıkıcı eylemlere tahrik ve teşvik etmek,

terörizmi ve terörizmin kullandığı yöntemleri meşru göstermek niteliğindeki

propaganda faaliyetleri milli güvenlik, kamu düzeni, kamu yararı, genel asayiş,

toprak bütünlüğünün korunması, suçun önlenmesi amacıyla ifade özgürlüğünün

sınırlandırılabileceği gerek Türk hukukunda, gerekse

mukayeseli hukuk alanında kabul edilmektedir.

İfade hürriyetini düzenleyen AİHS'nin 10.

maddesinin birinci fıkrasında 'Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak

kamu makamlarının müdahaleleri olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin,

kanaat özgürlüğünü, haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar',

ikinci fıkrasında ise, 'Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin

kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin

toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması

ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın, başkalarının şöhret ve

haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı

erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı

formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.'

denilmektedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 4/7/2012 tarih ve

2009/13825 Esas 2012/23385 Karar sayılı ilamında da açıkça yer verildiği üzere;

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında,

kamuyu ilgilendiren sorunların kamuya açık olarak tam bir serbestlik içerisinde

tartışılabilmesi, şiddeti teşvik eden eylemler hariç bu tartışmanın

boyutlarının Devlet organları tarafından maksimuma çıkarılması gerektiği

vurgulanmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

kararlarında, ifade hürriyetinin iki istisnası olduğuna işaret edilmektedir.

Birinci istisna şiddeti teşvik edici ve övücü söylemler, ikinci istisna ise

azınlıklara karşı nefret söylemidir. Bunun için önce yazı veya sözün içeriğine

bakılmalıdır.

Yazı veya sözler;

a)Şiddet, bir araç olarak öngörüyorsa,

b)Kişileri hedef gösterip kanlı bir intikam istiyorsa,

c)Benimsenen düşünceler için şiddete

başvurmanın meşru olduğu ileri sürülüyorsa,

d)İnsanda saldırgan duygular uyandıracak

biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı

kışkırtıyorsa, ifade hürriyetinden yararlanmayabilir. (Sürek/Türkiye, No.1

Büyük Daire, No 26682/95, Güzel ve Özer / Türkiye, 6 Temmuz 2010 kararı)

Yazı veya sözün kim tarafından, nerede, nasıl

bir ortamda, hangi koşullar altında yazıldığı veya söylendiği

değerlendirilmelidir. Mahkeme 'yakın ve mevcut tehlike' ölçütüne yaklaşarak

sözleri söyleyen kişinin ne kadar etkili olduğu, söylenilen yer ve zaman

bakımından söylenenlerin şiddet yaratmaya müsait olup olmadığına bakılması

gerektiğini kabul etmektedir (Zana / Türkiye, 25

Kasım 1997 kararı).

Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, Türkiye

Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenmiştir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26.

maddesinde: 'Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkında sahiptir.'

düzenlemesine yer verilmiştir.Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesinin 10. maddesinde ise: 'Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım

özgürlüğüne sahiptir.' düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemelerle,

özgürlükçü, demokratik devletlerintemelini oluşturan

düşünceyi açıklama özgürlüğü, bireyin özgürce düşünmesi ve düşündüklerini başkalarına

açıklayabilmesi güvence altına alınmıştır.

Anayasamızda ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesinde, mutlak niteliğe sahip yani kendilerine istisna veya sınırlama

getirilemeyen hak ve özgürlükler hariç diğer hak ve özgürlükler için sınırlama

ve müdahale getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 26/2. maddesine

göre: 'Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği

Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez

bütünlüğünün korunması ...' amaçları ile sınırlanabilir. Terörün, terör

örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya

övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını

yapmanın, örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması veya taşınmasının

düşünce açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesinde de bu tür davranışların

cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu

mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte

terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslarası

hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir.

Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya

olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen

üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da

silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular

oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir

ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya

dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın siyasi kimliği, konumu, konuşulan yer ve

zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.

Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte

değerlendirilecek olursa;

...

SSÇ Mehmet Eren Ovayolu

(Ekinci) Yönünden: SSÇ hakkında

düzenlenen iddianamede; SSÇ'nin 09.02.2016,

18.04.2016, 05.12.2016, 22.08.2016, 16.07.2016, 27.05.2016, 16.05.2016,

01.05.2016, 06.04.2016 ve 17.10.2016 tarihli paylaşımları ile PKK lehine

propaganda faaliyetinde bulunduğu, dijital materyal inceleme sonucunda,

mesajlaşma içeriklerinde 'BEN PKK LIYIM', 'BEN BU GÜN DORTTE CİKİYORUM',

'HAKKARİ CUKURCAOVA', 'DAGA CİKCAM','BENN PKKLİYUM', 'PKK Yİ TUTYOZ', 'BEN

VURACAM POLİSİ','EYLEMLER İYİ GEÇMEDİ', 'İSİM VAR SANA YAZCAM', 'BİSMİL CREW

RAPERİN SENDE BÖYLE YAP TMM' şeklinde mesajlarının olduğu, İnstagramdaki

paylaşımında 'GERİLLA AŞK' yazısını paylaştığı, whatsapp

mesajlarında çeşitli mesajlarının olduğu, Youtube Geçmişinde PKK/KCK terör

örgütünün elebaşşısı hükümlü terörist A.Öcalan’a ait resimler, çok sayıda PKK/KCK-PYD/YPG terör

örgütüne ait sembol işaretlerin bulunduğu resimler/videolar, terör örgütü

mensubu silahlı terörist şahıslara ait resimler/videolar, terör örgütünü övücü

örgüte katılımı ve eylem yapmayı özendirici nitelikte video/resimler ve

müziklerin bulunduğu iddia edilmiştir.

SSÇ'nin kendisine ait olduğunu kabul ettiği sosyal medya hesabından 6 Nisan

2016 ve 17 Ekim 2016 tarihlerdeki paylaşımlarda PKK/KCK-PYD/YPG-YPJ terör

örgütü mensubu şahısların silahlı resimlerini paylaştığı, anılan paylaşımlarda

silahlı örgüt mensuplarının bulunmasının PKK/KCK-PYD/YPG silahlı terör

örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya

övecek ya da teşvik edecek şekilde paylaşımlar olduğu, paylaşımların içeriği

dikkate alındığında düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının kabulünün

mümkün bulunmadığı, iddianamede geçen diğer paylaşımlarda örgütün cebir, şiddet

veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren, öven ya da teşvik eden bir içerik

olmadığı,

Sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin

incelenmesi sonucu düzenlenen dosya içindeki raporda SSÇ tarafından, 'BEN PKK

LIYIM', 'BEN BU GÜN DORTTE CİKİYORUM', 'HAKKARİ CUKURCAOVA', 'DAGA

CİKCAM','BENN PKKLİYUM', 'PKK Yİ TUTYOZ', 'BEN VURACAM POLİSİ','EYLEMLER İYİ

GEÇMEDİ', 'SİM VAR SANA YAZCAM', 'BİSMİL CREW RAPERİN SENDE BÖYLE YAP TMM'

şeklindeki mesajlarda, SSÇ örgüt mensubu olduğunu, dağa çıkacağını, eylemlere

katıldığı yönünde mesaj içeriklerinin bulunduğunun anlaşıldığı, SSÇ'nin örgüte katılma amacıyla dağa katılma yönünde irade

beyan etmesinin, kişinin örgüt üyesi olduğunu göstermeyeceği, hatta yerleşik

Yargıtay içtihatlarına göre bu amaçla seyahat ederken yakalanmasının dahi atılı

suçu oluşturmayacağı, yine SSÇ'nin'BEN PKK LIYIM'

şeklindeki mesaj içeriğinin de tek başına SSÇ'nin

örgüt üyesi olduğunu göstermeyeceği, kişinin örgüt üyesi olarak kabul edilmesi

için örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup, organik bağ kurmasının gerektiği, SSÇ'nin bu mesajının tek başına örgütle organik bağ kurduğunu

göstermediği,

Yine SSÇ'den ele

geçirilen dijital materyallerde; Youtube Geçmişinde PKK/KCK terör örgütünün elebaşşısı hükümlü terörist A.Öcalan’a

ait resimler, çok sayıda PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne ait sembol işaretlerin

bulunduğu resimler/videolar, terör örgütü mensubu silahlı terörist şahıslara

ait resimler/videolar ve müzikler bulunduğu, anılan tespitlerin propaganda

amacıyla paylaşıldığına dair bir tespitin olmadığı gibi, örgüte veya örgüt

mensuplarına ait video izlenmesinin, müziklerin dinlenmesinin kişinin örgüt

mensubu olduğunu tek başına göstermeyeceği, dosya kapsamındaki diğer delillerle

birlikte değerlendirildiğinde, anılan tespitlerin SSÇ'nin

örgüte sempatisini gösterdiği, SSÇ'nin dosyaya

yansıyan eylemlerinin sempati boyutunu aşarak üyelik boyutuna ulaşmadığı

anlaşılmıştır.

Her ne kadar SSÇ savunmasında söz konusu facebook hesabının kendisine ait olduğunu ancak hesabının

çalındığını, paylaşımları kendisinin yapmadığını belirtmiş ise de; savunmasının

kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu, bu nedenle itibar

edilemeyeceği, zira hesabı çalındıktan sonra adli mercilere herhangi bir

şekilde müracat etmediği,adli

soruşturmalardan kurtulmak amacıyla adli mercilere başvurmamasının hayatın

olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmış ve SSÇ'nin

savunmasına itibar edilmemiştir.

SSÇ'nin az yukarıda detaylandırılan, dosyaya yansıyan eylemlerinde atılı suçun

unsurlarının bulunmadığı, sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına

dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk

içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak

bulunmadığı, ancak sosyal medya hesabından 6 Nisan 2016 ve 17 Ekim 2016

tarihlerdeki paylaşım içerikleri nazara alındığında, SSÇ'nin

eylemlerinin terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturduğu anlaşılarak SSÇ'nin eylemine uyan 3713Sayılı Terörle Mücadele Kanunun

7/2 Maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suçun işleniş

biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, suça ilişkin eylemlerinin yoğunluğu dikkate

alınarak SSÇ hakkında alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilmiş, aynı suç işleme

kastıyla farklı tarihlerde eylemleri bulunduğundan TCK'nun

43.maddesi gereği cezasında artırım yapılmış, SSÇ'nin

daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, cezanın SSÇ'nin

geleceği üzerindeki etkileri, SSÇ'nin bir daha suç

işlemeyeceğine dair mahkememizde olumlu kanaat oluştuğu ve şartları oluştuğu

anlaşılarak SSÇ hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir."

21. Anılan karar 12/4/2019 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2),

[GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 64-89 ; Furkan Omurtag, B.

No: 2014/18179, 25/10/2017, §§ 22-40.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltına Almanın

Hukuki ve Gözaltı Süresinin Makul Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; şartları oluşmadığı hâlde gözaltına alınmasının

hukuki olmadığını, gözaltına alma işleminin hukuka aykırı olarak

gerçekleştirildiğini ve gözaltı süresinin makul olmadığını ileri sürerek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

26. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ve gözaltı süresinin makul olmadığına ilişkin iddialarıyla ilgili

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, tutuklamayı gerektirecek somut bir delil olmadığı

hâlde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca tutuklama kararının ve tutuklamaya

itiraz üzerine verilen kararın gerekçesiz, şablon bir karar olduğunu ifade

etmiştir. Öte yandan başvurucu, Hâkimlik tarafından daha hafif sonuçlar doğuran

adli kontrol tedbirleri yerine tutuklama tedbiri uygulanmasının ölçülü

olmadığını da ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

31. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel İlkeler

32.Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 110-124; Furkan Omurtag,§§ 70-82.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

33. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, iddianameye de

konu olan eylemleri nedeniyle terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Başvurucunun suç tarihinde on

yedi yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Türk ceza mevzuatında başvurucunun yaşı

nedeniyle veya üzerine atılı suç yönünden bir tutuklama yasağı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağı vardır.

34. Bu aşamada tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine

dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi

gerekmektedir.

35. Somut olayda başvurucu, terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Gaziantep 5. Sulh

Ceza Hâkimliği tutuklama kararında isnat edilen suçlamaya ilişkin olarak dosya

içeriğine atfen somut delillerin bulunduğunu belirterek kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu sonucuna varmıştır (bkz.

§ 13).

36. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise başvurucunun

sosyal medyadaki yazışmalarına ve paylaşımlarına, cep telefonu üzerinden

gönderdiği bir kısım mesaja yer verilmiştir. İddianamede ayrıca cep telefonunda

tespit edilen bir kısım resim ve videodan içerik olarak bahsedilmiştir.

Savcılık başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini iddia etmiştir.

37.Savcılık tarafından suçlamaya esas alınan bir kısım sosyal

medya paylaşımı ve mesajlaşma içeriği "EM

JİYANE KURDON EM JİYANE PKKNE" (KÜRT YAŞARIZ PKKLI YAŞARIZ), "... CANLI BMBA YOKTU BURDA HEMEN KİM YAPTI

TERERÜST MARKET SOYULUYOR TERERÜST BANKA SOYULUYOR TERERÜST DÖVÜŞ OLUYO

TERERÜST O KADAR KOLAYMI TERERÜSTLERİN ÜSTÜNE ATMAK ... AL GEL BİR TERERÜSTE

BURDA BENİM GEL AL TAMAM …", "ABİM KESTİLER AMQ TÜRK DEVLETİ SES

ÇIKARMADI BİZ VURDUK HAPİSLİK OLDUK VARMI BOLE BİŞEY BENDE VURUP BU STTEN SONRA

DAGA CIKICAM ADAMSA BU YAZIYI OKURLAR BENİDE BULURLAR", "TEK YOL

DEVRİM (KÜRDİSTAN)", "BU GÜN GAZİANTEPJİ BOMBA DOKUZ VAN ALDİ GOZUMUN

ONUNDE DOKUZ CAN GİTTİ DEVRİMCİLİK BOYLE BİSEYDİR. TEK YOL DEVRİM",

"BEN PKK LIYIM", "BEN BU GÜN DORTTE

CİKİYORUM", "HAKKARİ

CUKURCAOVA", "DAGA

CİKCAM", "BENN PKKLİYUM", "PKK Yİ TUTYOZ", "BEN VURACAM POLİSİ" ve

"GERİLLA AŞK" şeklindedir.

38. İddianamede, başvurucunun söz konusu mesaj ve yazışmalarla

birlikte kendisinin ve bir kısım teröristin örgütü simgeleyen kıyafetlerle

çekilmiş fotoğraflarını paylaştığı da belirtilmiştir. Ayrıca iddianamede;

başvurucunun sosyal medya geçmişinde ve cep telefonunda PKK lideri Abdullah

Öcalan'a ait resimler, PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne ait sembol ve işaretlerin

bulunduğu çok sayıda resim ve video, terör örgütü mensuplarının silahlı

resimleri ve videoları, terör örgütünü öven, örgüte katılımı, eylem yapmayı

özendirici nitelikte video, resim ve müziklerin bulunduğu belirtilmiştir (bkz.

§ 17).

39. Soruşturma makamları başvurucunun PKK'nın eylemlerini açıkça

meşru gördüğünü, PKK'nın gençlik yapılanmasının bir kısım eylemine katıldığını,

örgütün eylemlerini desteklediğini ve örgütün söylemlerini sosyal medyada

yaymaya çalıştığını iddia etmiştir. Başvurucunun yaptığı belirtilen söz konusu

paylaşımların terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini

meşru gösterecek ya da övecek veya teşvik edecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre tutuklama kararında gösterilen delillerin suç işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

40. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

41. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen terör örgütüne üye

olma suçu Türk hukuk sistemi

içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen

suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret

eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 29; Gülser Yıldırım (2), § 148).

42. Somut olayda Gaziantep 5. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan terör

örgütüne üye olma suçunun niteliğine ve tutuklama nedenlerinin kanunen

bulunduğu varsayılan suçlardan olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar (6-7 Ekim olayları ve

hendek olayları olarak bilinen terör eylemleri ile devamında yaşanan terör

olayları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 19-30) ve somut olayın

yukarıda belirtilen özel koşulları ile Gaziantep 5. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu

yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı

söylenemez.

43. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151). Bu bağlamda başvurucunun suç tarihinde çocuk olduğunun

ayrıca gözönüne alınması gerekir (Furkan Omurtag,

§ 86).

44. Öncelikle örgüt suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64).

45. Öte yandan çocuklar hakkında tutuklama tedbirinin

uygulandığı durumlarda tutuklamanın çocuklar bakımından başvurulacak en son yol

olduğu, eğer tutukluluk bir zorunluluksa bunun mümkün olan en kısa sürede

sonlandırılması gerektiği dikkate alınmalıdır. Ancak bu durum, çocuklar hakkında

hiçbir şekilde tutuklama tedbirinin uygulanamayacağı şeklinde anlaşılmamalıdır.

Anayasa Mahkemesinin de belirttiği gibi çocuklar tarafından işlenmiş olan çok

ciddi suçlara ilişkin istisnai olaylarda tutuklama tedbirinin uygulanması

mümkündür (Furkan Omurtag,

§ 82).

46. Furkan Omurtag kararında başvurucunun hırsızlığa

teşebbüs suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi

tutuklamaya konu hırsızlığa teşebbüs suçunun somut olayın koşullarında ne denli

ciddi bir suç olduğunun ortaya konulamadığını, ayrıca başvurucuya isnat edilen

suçun cezası itibarıyla da ağır bir suç olduğunun söylenmeyeceğini belirterek

tutuklamanın ölçülü olmadığı sonucuna varmıştır (Furkan Omurtag, § 88).

47. Anayasa Mahkemesi yakın zamanda verdiği Enver Oktay Babatürk (B.

No: 2016/15355, 9/10/2019) kararında ise başvurucunun yaşını, tutuklamaya konu

suçun niteliğini ve somut olayın gerçekleştiği koşulları dikkate alarak yaptığı

değerlendirmede çocuk olan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

ölçülü olduğu sonucuna varmıştır (Enver

Oktay Babatürk § 62)

48. Somut olayda başvurucu; 6-7 Ekim olayları, hendek olayları

ve devamında -PKK tarafından gerçekleştirilen- yoğun terör eylemlerinin

yaşandığı bir süreçte paylaştığı sosyal medya mesajları, özellikle PKK

tarafından Gaziantep'te Emniyet binasına yönelik olarak gerçekleştirildiği

belirtilen (iki polis memurunun şehit olduğu bir çok emniyet görevlisininve sivil kişinin yaralandığı) bir terör

eyleminden hemen sonra PKK'nın şiddet eylemini olumlayan

ve meşru gören sosyal medya paylaşımları nedeniyle yöneltilen suçlamalar

kapsamında PKK terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Dolayısıyla

somut olayın genel ve özel koşulları dikkate alındığında Hâkimliğin isnat

edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uyguladığı tutuklama

tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı

sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmadığına ve gözaltı süresinin

makul olmadığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Mehmet Eren

OVAYOLU

Vekili

:

Av. Adnan

EROL