Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2014/11995 E. K.

AYM 2015-06-22 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

SÜREYYA YALÇIN ZENGİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11995)

Karar Tarihi: 22/6/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "uyuşturucu

veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan

örgüte üye olma" suçlarını işlediği

iddiasıyla yargılandığı davanın halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/7/2014 tarihinde

İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/10/2014

tarihinde, başvurunun, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden

kabul edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014

tarihinde, başvurunun esas incelemesinin yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 19/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250. maddesi ile yetkili) yürütülen soruşturma

kapsamında 21/7/2007 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK.

250. maddesi ile görevli), 23/7/2007 tarih ve 2007/91

Sorgu sayılı kararı ile başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

9. Başvurucu ve diğer üç şüpheli hakkında, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile

yetkili) 16/11/2007 tarih ve E.2007/1436 sayılı

iddianamesi ile "suç işlemek amacıyla

örgüt kurma, kurulan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu

madde ticareti yapma" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmış, dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile

görevli) E.2007/650 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 20/8/2008

tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

11. 21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK. 250. maddesi ile görevli) kapatılması üzerine, Mahkemece, 10/3/2014 tarih ve E.2007/650, K.2014/41 sayılı kararla

E.2007/650 sayılı dava dosyası, görevli ve yetkili İstanbul 19. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmiştir.

12. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 22/4/2014

tarih ve E.2014/127, K.2014/117 sayılı kararı ile Mahkemenin yetkisizliğine,

dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar vermiştir.

13. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/236

sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılama devam etmektedir.

14. Başvurucu, 15/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 188. maddesinin (1), (3) ve (5) numaralı fıkraları, 220. maddesinin

(2) ve (4) numaralı fıkraları.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/7/2014 tarih ve 2014/11995 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, 21/7/2007 tarihinde

gözaltına alınarak 23/7/2007 tarihinde tutuklandığını ve 20/8/2008 tarihinde

tahliye edildiğini, ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında açılan

kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Esas Yönünden

18. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

19. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

20. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

21. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve

örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma"

suçlarını işlediği iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı

Kanun’un 188. maddesinin (1), (3) ve (5) numaralı fıkraları ile 220. maddesinin

(2) ve (4) numaralı fıkralarında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde

tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §

32).

22. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anı ya da

kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun gözaltına alındığı 21/7/2007

tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai

olarak karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

23. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 21/7/2007 tarihinde gözaltına alınarak 23/7/2007 tarihinde

tutuklanan başvurucu ile diğer üç şüpheli hakkında, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 16/11/2007 tarihli iddianamesi ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kurulan örgüte üye olma ve

örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma"

suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, davanın İstanbul 14.

Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli)

E.2007/650 sayılı dosyasına kaydedildiği tespit edilmiştir. İstanbul 14. Ağır

Ceza Mahkemesinin, 20/8/2008 tarihli duruşmada

başvurucunun tahliyesine karar verdiği, 6526 sayılı Kanun hükümleri gereğince,

anılan Mahkemenin kapatılması üzerine, Mahkemece, 10/3/2014 tarihli kararla

E.2007/650 sayılı dava dosyasının, görevli ve yetkili İstanbul 19. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderildiği belirlenmiştir. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22/4/2014 tarihli karar ile Mahkemenin yetkisizliğine,

dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verdiği, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2014/236 sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılamanın halen devam ettiği

anlaşılmıştır.

24. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:

2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

25. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında,

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

27. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

28. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

29. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

8.300,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

30. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 8.300,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin

REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine,

22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Süreyya Yalçın ZENGİ

Vekili

:

Av. Kutsal HADİOĞLU