Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2014/10524 E. K.

AYM 2017-04-20 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET EKİM MENEMENCİOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/10524)

Karar Tarihi: 20/4/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat

davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi

nedenleriyle adil yargılanma yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Tarihinden Önceki Süreç

8. Başvurucu Ali Rıza Yavuz ile diğer başvurucuların murisi

Fatma Beyza Ergun 25/10/2010 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına (Bakanlık)

karşı Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atmadan

doğan tazminat davası açmışlardır.

9. Mahkeme 17/5/2011 tarihli kararında dava konusu taşınmazın

davacılara ait olmasına rağmen Sit alanı ve kültür eseri olması nedeniyle

üzerinde yapılaşma yapılamadığını, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının

bakımının dahi yeterince yapılamadığını ve taşınmazın çevresinin maliklerin

istek ve iradesi dışında telle çevrilerek kullanımına sınırlama getirildiğini,

taşınmazın 1989 yılında Sitalanı olarak ilan

edildiğini, aradan 21 yıl gibi çok uzun bir süre geçmesine rağmen kamulaştırma

işleminin yapılmadığını belirterek davayı 2.941.535 TL bedel üzerinden kabul

etmiştir.

10. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 22/5/2012

tarihli kararında belirtilen "1-Dava

konusu parselin bitişiğinde ve aynı amaçla el atılan taşınmazlara ilişkin

açılan ve Dairemize intikal eden Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2008/25, K.2008/454 sayılı dava dosyasında, taşınmazların metrekaresine

19/7/2006 değerlendirme tarihi itibariyle 250,00 ila 400,00-TL değerler

biçilmiştir. Bu tarihten dört yıl sonra dahi dava konusu taşınmaza daha az

değer belirleyen bilirkişi kurulundan bitişiğindeki parseller için tespit edilen

ve güçlü delil niteliğinde olan m2 değerinden ayrılma nedenleri konusunda ek

rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması, 2-Değerlendirme tarihi

itibariyle düzenleme ortaklık payı oranı %40 olup tespit edilen m2 birim

bedelinden bu oranda indirim yapılması gerekirken, gerekçesi açıklanmadan % 35

oranında indirim yapılması, 3-Taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarına yaş, cins

ve verim durumlarına göre maktu değerlerine ilişkin resmi veriler getirtilerek,

bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir."gerekçesi

ile bozulmuştur.

11. Bozma kararına uyan Mahkeme tarafından yeniden yapılan

yargılama sonucu 25/12/2012 tarihinde verilen kararla 2.941.535 TL

kamulaştırmasız el atmadan doğan alacağın davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.

12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

20/5/2013 tarihli kararında belirtilen "1-Dava

konusu taşınmaz arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanununun kıymet takdir

esaslarını belirleyen 11. maddesinin 1. fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi

uyarınca, mahkemece tarafların vereceği ya da re'sen

getirtilecek uygun emsallerin 11. maddenin (d) bendinde öngörülen vergiye esas

olmak üzere ilgili belediyelerce bulundukları cadde veya sokak için

değerlendirme tarihindeki asgari m² değerleri getirtilip, dava konusu

taşınmazın değerlendirme, emsal taşınmazların ise değerlendirmeye esas alınan

satış tarihleri itibarıyla imar düzenlemesi sonucu meydana gelen imar

parselleri olup olmadıkları da belediye imar ve tapu müdürlüklerinden araştırılıp

bu emsallere göre ve ayrıntılı olarak karşılaştırma yapan rapora göre

hesaplanması zorunludur. Bu yönteme uyulmadan, ana raporda somut emsal olarak

alınan 4334 parsel sayılı taşınmazın, Edremit 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin

2006/424 Esas sayılı kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasına

ilişkin dosyasında belirlenen m² değerini dava tarihine endekslenmek suretiyle

bedel belirleyen ek bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle bedel

tespiti, 2-Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 40-45 yaşlarında, Ayvalık

yağlık çeşidi zeytin ağaçlarının yaşı ve cinsine göre rayiç değerlerinin gıda,

tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden getirtilerek raporun denetlenmesi

gerektiğinin düşünülmemesi, 3-Dava konusu taşınmazın bedeline hükmedilen

davacıların paylarının Hazine yerine infazda tereddüt yaratacak şekilde Hazine

(Kültür ve Turizm Bakanlığı) yazılarak tescile karar verilmesi, doğru

görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur.

13. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 10/2/2014 tarihli kararı

ile reddedilmiştir.

14. Bozma ilamına uyan Mahkeme 15/4/2014 tarihli kararında

davacıların mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın dava konusu taşınmazın

genel ve düzenleyici bir işlem olarak arkeolojik Sit alanı olarak

belirlenmesinden kaynaklandığını, idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin

davanın idari yargı merciinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek davayı

usulden reddetmiştir.

15. Bu arada davacı F.B.E.nin 6/5/2014

tarihinde vefatı üzerine mirasçıları olan Mehmet Ekim Menemencioğlu ve Kaya Can

Gümüşdüğme davaya taraf olmuşlardır.

16. Karar 22/5/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiş, başvurucular 23/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. Başvuru Tarihinden

Sonraki Süreç

17. Başvurucuların temyizi üzerine karar Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin 23/10/2014 tarihli kararında belirtilen "1-Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile özellikle keşif

tutanağındaki mahkeme gözleminde dava konusu taşınmazın yol tarafındaki kısmına

tel örgü çekildiğinin belirtilmesi karşısında tel örgü çekmek eylemi ile dava

konusu taşınmaza müdahalede bulunulmuş olup fiili el atma olgusu

gerçekleşmiştir. Bu itibarla 20/5/2013 tarih ve E.2013/3958, K.8695 sayılı

önceki bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılıp sonucuna göre hüküm kurulması

gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle dava konusu taşınmaza fiili el atma

olmadığından bahisle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi, 2-Davalı

idarenin harçtan muaf olduğu düşünülmeden aleyhinde karar ve ilam harcına

hükmedilmesi, doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur.

18. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 30/3/2015 tarihli kararı

ile reddedilmiştir.

19. Bu arada Mahkemenin E.2015/213 sayılı dosyasında

başvurucular dava konusu taşınmazın toplam değerinden bakiye kalan miktarın

tahsilini talep etmiş ve dosya başvuru konusu dava dosyası ile

birleştirilmiştir.

20. Bozma ilamına uyan Mahkeme 10/12/2015 tarihli kararında asıl

ve birleşen dosya açısından davaları kısmen kabul etmiştir.

21. Temyiz üzerine karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 31/3/2016

tarihli kararında belirtilen "taraf

vekillerinin temyizi doğrultusunda verilenYargıtay 5.

Hukuk Dairesinin 22/5/2012 gün ve E.2012/4613, K.10475 sayılı kararıile davalı vekilinin temyizi doğrultusunda verilen

Dairemizin 20/5/2013 gün ve E.2013/3958, K.2013/8695 sayılı bozma ilamlarına

uyma kararı veren mahkemece dava konusu taşınmazın bedelinin bozma ilamları

doğrultusunda tespit edilmesi gerekirken Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bozma

ilamı yanlış değerlendirilmek suretiyle somut emsal olarak alınan 4334 parsel

sayılı taşınmazın, Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/424 Esas sayılı

kamulaştırmasız el koyma nedenine dayalı tazminat davasına ilişkin dosyasında

belirlenen m² değerini dava tarihine endekslenmek suretiyle dava konusu

taşınmaza değer biçenek bilirkişi raporunun bozma ilamına uygunluğu

denetlenmeden esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir."

gerekçesi ile bozulmuştur.

22. Karar düzeltme talebi üzerine dosya Yargıtaya

gönderilmiştir. Karar düzeltme incelemesi henüz sonuçlanmamıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 20/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır

(Güher Ergun ve diğerleri, B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

27. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

28. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında, somut olayda Edremit 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde 25/10/2010 tarihinde açılan kamulaştırmasız el atmadan doğan

tazminat davasında, Mahkemenin 17/5/2011 tarihinde davayı kısmenkabul

ettiği, temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 22/5/2012 tarihli bozma

kararının ardından yapılan yargılamada Mahkemenin 25/12/2012 tarihinde tekrar

davanın kısmen kabulüne karar verdiği, kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

20/5/2013 tarihli kararıyla bozulduğu ve karar düzeltme talebinin 10/2/2014

tarihli kararla reddedildiği, bozma üzerine Mahkemenin 15/4/2014 tarihli kararı

ile davanın bu defa usulden reddedildiği, temyiz üzerine Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin 23/10/2014 tarihli kararı ile hükmün bir kez daha bozulduğu ve karar

düzeltme talebinin 30/3/2015 tarihli kararla reddedildiği, bozma sonrası

Mahkemenin 10/12/2015 tarihli kararıyla asıl ve birleşen dosyalardaki davaların

kısmen kabul edildiği, temyiz üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 31/3/2016

tarihli kararıyla hükmün yeniden bozulduğu ve dosyanın karar düzeltme

incelemesi için halen Yargıtayda olduğu

anlaşılmıştır. Bu nedenle karmaşık niteliği bulunmayan ve başvurucuların

yargılamanın uzamasında önemli bir etkisinin de tespit edilmediği başvuru

konusu davada yaklaşık 6 yıl 5 aylık yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

30. Başvurucular, başvuru tarihine kadarki süreçte dava konusu

tazminat kararının iki kez Yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma kararlarına

göre taşınmaza fiilen el atıldığı ve davalı Bakanlık tarafından tazminat

ödenmesi gerektiği hususunun usuli müktesep hak müessesesi

gereği kesinleştiğini, bu hususun ne Mahkeme ne de Yargıtay tarafından bir daha

araştırılamayacağını; ancak, yargılamada bu ilkeye aykırı hareket edildiğini,

bu açıdan Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20/5/2013 tarihli kararının, maddi

hataya dayalı olarak verildiğini ve yok hükmünde olduğunu, Mahkemenin en son

verdiği usulden ret kararının da kesin hüküm ve usuli

kazanılmış hakları ortadan kaldırdığını, davanın adli yargıda görülmesi

gerektiği hususunda yargısal içtihatlar olduğunu belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

31. 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve

Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

32. Somut olayda bireysel başvuruya konu ilk derece mahkemesi

kararı Yargıtayda karar düzeltme incelemesinde olup

kesinleşmemiştir. Dolayısıyla başvurucuların makul sürede yargılanma hakkı

dışında ileri sürdükleri ihlal iddialarını bu aşamada Anayasa Mahkemesi önüne

getirmeleri mümkün değildir.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

34. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

35. Başvuruculardan Mehmet Ekim Menemencioğlu ve Kaya Can

Gümüşdüğme100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

36. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

37. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculardan Mehmet Ekim Menemencioğlu ve Kaya Can Gümüşdüğme'ye ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

38. Başvurucu Ali Rıza Yavuz'unmakul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir

tazminat talebinde bulunmadığı anlaşıldığından başvurucu lehine manevi

tazminata karar verilmesi mümkün değildir.

39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruculara

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Mehmet Ekim Menemencioğlu ve Kaya Can Gümüşdüğme'ye ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Talep olmadığından başvurucu Ali Rıza Yavuz lehine manevi

tazminata KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

E. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2015/214, K.2015/841) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Mehmet

Ekim MENEMENCİOĞLU

2. Kaya Can

GÜMÜŞDÜĞME

3. Ali Rıza

YAVUZ

Vekili

:

Av. Osman

Kudret SÖNMEZ