TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ERBEY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/106121)
Karar Tarihi: 22/7/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
İrfan FİDAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Yılmaz AKÇİL
Şaban KAZDAL
Raportör
:
Yusuf KARABULAK
Başvurucu
:
Mehmet ERBEY
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumundan posta yoluyla gönderilmek istenen ve kitaplaştırılmak üzere hazırlanan notların içeriğinin sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, başvuru tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
3. Başvurucu, kardeşine yazdığı önlü arkalı iki sayfadan oluşan mektup ile bu mektubun ekinde yer alan 143 sayfadan müteşekkil "Kürt Düşünce Tarihi 1. Cildi" isimli ve " Evren-Dünya ve Doğamızın Oluşumuna Dair " başlıklı, kitap taslağı olduğu ifade edilen bir doküman göndermek istemiştir.
4. Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu (Komisyon) söz konusu mektubu ve ekindeki dokümanı inceleyerek mektubun iki sayfalık kısmının gönderilmesine, ekindeki 143 sayfalık dokümanın gönderilmemesine karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı şikâyet başvurusu sonucunda Düzce İnfaz Hâkimliği; dokümana ilişkin herhangi bir içerik denetimi ve değerlendirmesi yapılmadığı, genel bir varsayıma dayanılarak 143 sayfalık yazının örgütsel haberleşme için kullanıldığının belirtildiği, dokümanın kurum düzen ve güvenliğini bozduğu ya da tehlikeye düşürdüğünün somut verilerle açıkça tartışılıp değerlendirilmediği gerekçesiyle 29/5/2022 tarihinde şikâyetin kabulüne, Komisyon kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
5. Bu karar üzerine Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığınca (Eğitim Kurulu) yeniden yapılan değerlendirme sonucunda dokümanın gönderilmemesine karar verilmiş, karara karşı başvurucu yeniden şikâyet yoluna başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği, 29/5/2022 tarihli kararına benzer gerekçelerle 6/7/2022 tarihinde şikâyetin kabulüne, Eğitim Kurulu kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
6. Bu kez Komisyon, İnfaz Hâkimliği kararında bahsedilen eksikliklerin tamamlanması amacıyla yeni bir inceleme yapmıştır. Komisyon kararında, başvuru konusu doküman içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir kısmının Kürdistan olarak adlandırıldığı ve Kürdistan bölgesi olarak adlandırdıkları yerlerin ayrı bir coğrafi birlik olarak Kürt halklarının geçmişten günümüze kadar yaşayış, din, kültür, ekonomi ve eğitimlerinin anlatıldığını belirtmiştir. Komisyon; sayfa numaralarını ve içeriklerini aktararak verdiği örnekler dâhilinde, dokümanda genel olarak Göbeklitepe ve Tel Halaf kültüründen bahsedilerek PKK terör örgütünün tarihsel temellerinin ve eylem tarzlarının anlatıldığını ifade etmiştir. Komisyon, özellikle PKK terör örgütünün Kürt özgürlük hareketi olarak vasıflandırılmasını, Kürtlerin özgürlük savaşçıları olarak nitelendirilmelerini, Göbeklitepe'nin bulunduğu yerin Kürt özgürlük hareketinin önderliği olduğunu ve hareketin kodlarını da açıkladığını belirten anlatımları sakıncalı bulmuştur. Ayrıca, Kürdistan halkı olarak tanımlanan topluluğun bugün Kürt özgürlük hareketi öncülüğünde her türlü gerici zihniyet sahipleriyle ve onun soykırımlı sistemleriyle amansız mücadele içinde olarak kendi varlığını görünür kıldığını ve insanlığa ışık saçtığını belirten ifadelerle kapitalizm, DEAŞ ve Rem Cellatlarına (kitapta yer alan bir tanımlama) karşı Kürt özgürlük hareketinin öncülük ettiğini ileri süren açıklamaların, bunun yanında Kürtlerin mücadele yönteminin düzenli ordu şeklindeki savaşçıya ihtiyaç duymaması şeklindeki tanımlamaların örgütsel motivasyon kapsamında olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak dokümanın kitap çalışması adı altında terör örgütünün örgütsel yazışma, faaliyet ve haberleşmelerini içerdiği, örgüte motivasyon sağlar nitelikte olduğu, örgütsel eğitim kitabı olarak bastırılıp kullanılabileceği gerekçesiyle incelenmek ve gerekli karar alınmak üzere Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kuruluna (Disiplin Kurulu) sunulmasına karar vermiştir.
7. Disiplin Kurulu, incelemesinin sonucunda başvuru konusu dokümanda sakıncalı olduğu değerlendirilen anlatımlar bulunduğu kanaatine varmış ve önlü arkalı iki sayfalık mektubun iki sayfalık kısmının gönderilmesine, mektubun ekindeki 143 sayfalık dokümanın alıcısına gönderilmemesine karar vermiştir.
8. Başvurucu, Disiplin Kurulu kararına karşı Düzce İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. Hâkimlik, başvurucunun aynı talebi ile ilgili Hâkimliğin 29/5/2022 tarihli kararı ile değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle 8/8/2022 tarihinde şikâyet hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itirazı kabul eden Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme), Hâkimlikçe başvuru hakkında bir karar verilmesi gerektiği kanaatiyle dosyayı İnfaz Hâkimliğine göndermiştir.
9. İnfaz Hâkimliği 21/9/2022 tarihli ek kararla başvurucunun şikâyet talebinin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
" Hükümlünün talebine konu mektup ekinde muhatabına gönderilmesini ve eğitim kitabı olarak basılmasını istediği 'Evren-Dünya ve Doğamızın Oluşumuna Dair' başlığıyla başlayan 143 sayfalık yazılı dökumanın incelenmesinde; Dökümanın ö rgütsel yapı ile faaliyet ve haberleşme kapsamında olduğu, yazının konu bütünlüğü olarak genel itibariyle tamamında Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir kısmının kürdistan olarak gösterildiği, göbekli tepe ve tel xelef kültürü denilerek pkk terör örgütünün iddia edilen tarihsel temelleri, eylem tarzlarının ve faaliyetlerinin anlatıldığı, kitap çalışması adı altında terör örgütünün örgütsel yazışma, faaliyet ve haberleşmelerini içerdiği, örgüte motivasyon verir nitelikte olduğu, kitabın örgütsel eğitim kitabı olarak bastırılıp kullanılabileceği, Mektup ekindeki 143 sayfalık bölümün bütün sayfalarının konu bütünlüğü içerdiği ve örgütsel yazışma niteliği taşıdığı, tamamının sakıncalı olarak tespit ve değerlendirilmiş olduğu, kurumun asayiş ve güvenliği ile Ulusal güvenliği tehlikeye düşürdüğü, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmelerine imkan sağladığı, bir kısmının çizilmek suretiyle gönderilmesinin ise 143 sayfalık dökümanın konu bütünlüğü ihtiva etmesi ve haberleşme imkanı sağlaması sebebiyle mümkün olmadığı, ayrıca Kurum tarafından Mahkeme kararları sonrasında inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmiş olduğu, bu haliyle Mahkeme kararlarının yerine getirilmemesine yönelik şikayetin de sübut bulmadığı, anlaşılmakla şikayet konusu K urum kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kanaatiyle hükümlünün şikayet ve taleplerinin reddine ... karar verilmesi gerekmiştir. "
10. Başvurucunun ek karara karşı itiraz başvurusunu inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi, Hâkimlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve kararda herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle 22/11/2022 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.
11. Nihai kararı 30/11/2022 tarihinde tebellüğ eden başvurucu, 16/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
13. Başvurucu; 143 sayfadan oluşan ve kendisinin oluşturduğu dokümanda Kürt tarihi, kültürü ve Kürtlerin yaşadığı bölgeye ilişkin siyasi, ekonomik gelişmelerden bahsedildiğini, söz konusu dokümanın kardeşine gönderildikten sonra kitap hâline getirilerek basılmasının Ceza İnfaz Kurumunca engellendiğini, bu nedenlerle basın ve ifade özgürlükleri ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun haberleşme ve ifade özgürlükleri ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Yazılı belgelerin bir başkasına verilmesi, iletilmesi ve bastırılması özgürlüğü ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle mevcut koşullar altında başvurunun ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Harun Ağsakallı [2. B.], B. No: 2019/17656 , 11/5/2023, § 13; Bejdar Ro Amed [2. B.], B. No: 2013/7363 , 16/4/2015, § 40; Murat Türk (2) [2. B.], B. No: 2013/7082 , 21/4/2016, § 36). Öte yandan Disiplin Kurulu kararına konu edilen dokümanın başvurucunun beyanına göre tarihsel bir çalışma niteliğinde olduğu, bu yönüyle başvurucunun iletişim kurmasını sağlayan bir materyal özelliğini taşımadığı anlaşılmış ve başvurucunun haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine dair şikâyetinin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. Harun Ağsakallı, § 13; Murat Türk (2) , § 37; Abdullah Kalay (2) [1. B.], B. No: 2016/2374 , 3/3/2022, § 22).
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Başvuruya konu dokümanların Ceza İnfaz Kurumu dışına gönderilmesinin engellenmesi ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalede bulunulduğunun kabul edilmesi gerekir. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“ Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. ”
18. Müdahaleye dayanak olan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı (benzer değerlendirmeler için bkz. Harun Ağsakallı, § 16; Bejdar Ro Amed , § 51; Murat Türk (2) , § 37; Ahmet Temiz [2. B.] , B. No: 2013/1822 , 20/5/2015, §§ 37-46), müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir ( Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151 , 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343 , 4/6/2015, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428 , 17/7/2018, § 45; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında benzer değerlendirmeler için bkz. Murat Karayel (5) [2. B.] , B. No: 2013/6223 , 7/1/2016, §§ 38-41; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214 , 9/5/2018, § 21; Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655 , 18/7/2018, §§ 39-43).
19. Somut olayda başvurucu, kurum dışındaki bir yakınına 143 sayfadan oluşan ve kitaplaştırmayı düşündüğü yazılı bir doküman göndermek istemiştir. Disiplin Kurulu, söz konusu dokümanın sakıncalı ifadeler içerdiği, Hâkimlik ise kitap çalışması adı altında terör örgütünün örgütsel yazışma, faaliyet ve haberleşmelerini içerdiği, örgüte motivasyon verir nitelikte olduğu, dokümanın örgütsel eğitim kitabı olarak bastırılıp kullanılabileceği, bu hâliyle kurumun asayiş ve güvenliği ile ulusal güvenliği tehlikeye düşürdüğü, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmelerine imkân sağladığı gerekçesiyle alıcısına gönderilmemesine karar vermiştir. Mahkeme de Hâkimlik kararını hukuka uygun bulmuştur.
20. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir ( Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583 , 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altında olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır ( Murat Karayel (5), § 27).
21. Öte yandan bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzer bir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumak, bununla bağlantılı olarak da mahkûmların ıslahını sağlayabilmektir (daha geniş değerlendirmeler için bkz. Halil Bayık [GK], B. No: 2014/20002 , 30/11/2017, § 36). Mahkûmların kendilerini geliştirmelerine imkân sağlayan çeşitli metinler oluşturmalarına ve bunları yayımlayabilmelerine olanak tanınması da mahkûmların ıslahı için önemlidir (edebî metinler yönünden benzer değerlendirme için bkz. Harun Ağsakallı, § 19).
22. Bununla birlikte ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlanabilir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir ( Murat Karayel (5), § 29).
23. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkili olduğu değerlendirilen yazılı bir metnin kişilerin ve ceza infaz kurumunun güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilk elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin daha geniş takdir payı bulunduğuna şüphe yoktur (benzer durumlarda ceza infaz kurumu yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özkan Kart [1. B.], B. No: 2013/1821 , 5/11/2014, § 51; Ahmet Temiz (6) [2. B.], B. No: 2014/10213 , 1/2/2017, § 41). Bunun yanında bahsi geçen doküman gibi yazılı metinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veya halkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesi için metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkate alınması uygun olacaktır ( Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461 , 12/11/2014, § 100). Terör örgütlerine ilişkin ifadeler ile bunların ifade edildiği bağlam, metni yazanın kimliği, yazılma zamanı, amacı, hitap ettiği kişiler, muhtemel etkileri ve metindeki diğer ifadelerin tamamı bir bütün olarak ele alınmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte Bejdar Ro Amed , § 75).
24. Ceza infaz kurumlarınca mahpusların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin takdir payı içinde kalıp kalmadığı ve esas itibarıyla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı müdahalenin gerekçesine bakılarak anlaşılabilir. Dolayısıyla mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerde kurumların ve derece mahkemelerinin dava konusu ifadelerin ceza infaz kurumunun asayişini ve güvenliğini tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğini değerlendirmeleri gerekir ( Bejdar Ro Amed, § 80; idare ve yargı makamlarınca söz konusu değerlendirmelerin yapılmaması nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614 , 8/4/2015, § 73; yargı mercilerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit edildiği bir karar için bkz. Ahmet Temiz (6) , §§ 39-44).
25. Somut olayda çözümlenmesi gereken mesele, idarenin ve mahkemelerin dava konusu belgedeki ifadelerin terör örgütünü ve kullandığı şiddeti övücü, meşrulaştırıcı veya onaylayıcı değerlendirmeler içerdiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığı olacaktır.
26. Başvuruya konu mektup ekinde yer alan dokümanın alıcısına gönderilmemesine yönelik olarak Eğitim Kurulu ve Komisyon tarafından verilen kararlar İnfaz Hâkimliğince yeterli gerekçe bulunmaması ve eksik değerlendirme ihtiva etmesi sebebiyle kaldırılmıştır. Hâkimlik kararları doğrultusunda yeniden inceleme yapan Komisyon; gönderen, muhatap ve içerik gözeterek başvuruya konu kitapta; PKK terör örgütünün tarihsel temellerinin, eylem tarzlarının ve faaliyetlerinin anlatıldığını, kitap çalışması adı altında örgütsel yazışma şeklinde örgütün faaliyet ve haberleşmelerini içerdiğini, bu bağlamda örgüte motivasyon verir nitelikte olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, kitabın örgütsel eğitim kitabı olarak bastırılıp kullanılabileceğini, bütün sayfalarının konu bütünlüğü içerdiğini, kurumun asayiş ve güvenliği ile ulusal güvenliği tehlikeye düşürdüğünü, PKK terör örgütünü ve savunduğu mücadele yöntemini övücü ifadelere yer verildiğini sayfa numaralarını da göstermek suretiyle ortaya koyduğu görülmüştür (bkz § 6). Bu tespitleri denetleyen yargı mercileri, söz konusu kitap taslağında yer alan ifadelerin PKK terör örgütüyle olan bağlantısını ele almış, terör örgütünün eğitim kaynağı olarak kullanılma ihtimalini değerlendirerek terör ve çıkar amaçlı suç örgütü mensuplarının haberleşmelerine imkân sağladığını kabul etmiştir. Ayrıca, konu bütünlüğü ihtiva etmesi ve haberleşme imkânı sağlaması sebebiyle de metnin bir kısmının sansürlenerek gönderilmesinin mümkün olmadığını da belirtmiştir (bkz § 9).
27. Başvuruya konu olayda, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu da dikkate alındığında, idare ve yargı makamlarınca yapılan değerlendirmelerin temelsiz olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.
28. Sonuç olarak somut olayda Disiplin Kurulu ve Hâkimlik, başvurucunun göndermek istediği dokümanın gönderilmemesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymuştur. Bu nedenle başvuru konusu dokümanın gönderilmemesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayan ve orantılı bir tedbir niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı kabul edilmelidir.
29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
Ç. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.