Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : ... KARAR NO : ...

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : ... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACILAR : ...- 2- 3- VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı ... Başkanlığı ve davacılar vekili tarafından(katılma yoluyla) istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde, 27/03/2008 tarihinde meydana gelen ... plakalı ve ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında davacı ...'nın yaralandığını, kazada ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu, bununla ilgili ceza soruşturmasının...Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile karara bağlandığını, davalı ... Başkanlığının işleten sıfatı ile, diğer davalının da zorunlu sigortacı sıfatı ile sorumlu olduğunu, yaralanan davacının bir dizi ameliyat geçirerek yoğun bakımda tedavi gördüğünü, bedensel hasarlarının halen ve tamemen iyileşmediğini, kaza anında ....000,00.-TL olan maaşının halen ....800,00.-TL olduğunu, bedensel kazanma gücündeki kayıp ve hasar kaybı sebebiyle şimdilik 150.000,00.-TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini, sigorta şirketinin poliçe limiti olan 80.000,00.-TL ile sınırlı sorumlu tutulmasını, sigorta şirketi açısından dava tarihinden, diğer davalı açısında kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını, olayda ağır manevi zarara uğrayan davacı, bakım ve tedavisi sırasında hamile olan eşi ve çocuğu için manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bu sebeple ... için 80.000,00.-TL, eşi ... için 40.000,00.-TL ve müşterek çocuk ... için 30.000,00.-TL olmak üzere toplam 150.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı belediye başkanlığından tahsilini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava hakkının zaman aşımına uğradığını, sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, maluliyet oranının da heyet raporu ile belirlenmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde, davanın zaman aşımına uğradığını, bunun bir hizmet kusuru olması sebebiyle davanın idari yargı yolunda görülmesi gerektiğini, ambulansın Belediye Başkanlığına ait olmasına rağmen ... A.Ş. tarafından kullanıldığını, bu sebeple kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, işleten sıfatını taşınmadıklarını, çünkü araç üzerinde fiili hakimiyetlerinin bulunmadığını, araç sürücüsünün belediye çalışanı olmadığını, istenen tazminatların fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile 247.499,23.-TL bedensel kazanma gücü kaybı ve iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'ya ödenmesine, davalı sigorta şirketinin müteselsil sorumluluğunun 100.000,00.-TL ile sınırlı tutulmasına, hükmedilen tazminata davalı ... Başkanlığı yönünden kaza tarihi olan 27/03/2008, diğer davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 18/03/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, manevi tazminata ilişkin taleplerin kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 40.000,00.-TL, davacı ... yönünden 10.000,00.-TL, ... yönünden 10.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/03/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Başkanlığından alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. Davalı ... Başkanlığı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 72. maddesine göre davacının haksız fiil zamanaşımı süresini kaçırmış olduğu, ilgili dava idari yargının görevi alanında olup, davalı ... Başkanlığı tarafından, olayın kamu idarelerinin görev alanları içerisinde yürütülen kamu hizmetlerinin yapılması sırasında motorlu araçların meydana getirdikleri zararlardan dolayı hizmet kusuru olup olmadığının tartışılacağı ve karar verileceği merciinin İdari Yargı olduğu, bahsi geçen ... plakalı ambulansın...’ne ait olduğu, ... Hiz. San. Paz. A.Ş. hastanesine kendilerinin ambulans eksiklerinin olduğunu beyan ederek ambulans talep etmeleri sonucunda ilgili hastaneye kullanmaları amacıyla verildiği, ilgili hastanenin ambulansı kendi yönetiminde ve kendi bünyesinde bulundurup çalıştırdığı, bu bakımdan aracı fiili hakimiyetinde bulunduran ve bu nedenle asıl sorumlu olan Uzmanlar Hastanesi'ne davanın ihbarı talep edilmiş ise de, mahkemece davanın ihbar edilmediği, aracın trafik kaydında belediyenin bulunmasına rağmen belediyeye ait olmadığı, belediyenin sorumlu tutulamayacağı, Hukuk Genel Kurulu'nun benimsemiş olduğu ilkeler ışığında, belediyenin sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca müvekkilinin kurum olduğu ve manevi tazminattan sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığı, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa cevap veren ve katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde, davalı tarafın zamanaşımı iddialarının kabul edilmemesi gerektiği, haksız fiil zamanaşımı genel hükümler çerçevesinde fiile ve faile ıttıla tarihinden itibaren iki yıl ve her halükarda on yıllık süreler belirlendiği, ancak fiil aynı zamanda suç teşkil etmekteyse ve ceza zamanaşımı daha uzunsa ceza zamanaşımı süresi uygulandığı, bu doğrultuda da Karayolları Trafik Kanununda düzenleme yapıldığı, somut olayda davacının ciddi bir şekilde yaralandığından mütevellit dava konusu olay nazara alındığında eylem TCK md. 85 kapsamında görüleceği aşikar olup ceza zamanaşımının on beş yıl olacağı, davalı belediyenin kazaya karışan aracın maliki olduğu, davalı belediyenin dosyaya kazaya karışan aracın mülkiyetinin uzun süreli kiralama ya da başkaca şekilde başka bir kuruma devrettiğini içerir bir belge sunmadığını, işbu davanın tahkikat safhasında yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında müvekkilinin tamamen kusursuz olduğu, ancak maluliyetini gösteren raporlar ile bu doğrultuda alınan aktüer raporlar arasında hatalar olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunda oran %18 olarak çıkmış olup bu oranın oldukça düşük olduğu, dosyaya sunulan ve müvekkilinin gelir durumunu gösterir belgelerin eksik incelendiği, müvekkilinin yaşanan bu vahim durum sonucunda gözle görülür bir uzuv kaybı ve psikolojik sıkıntılar yaşadığı, kafa travması sonrasında zedelenen beyin bölgesinin işlevleriyle ilişkili bozukluklar meydana geldiği, kaza yüzünden genel anlamı ile Post Travmatik Stres Bozukluğu teşhisi konulduğu, bu kalıcı klinik durumun "ICD-10'da Organik Kişilik Bozukluğu'' olarak adlandırıldığı, ayrıca ...'nın kazadan sonra etkisini devam ettiren sağlık sorunları nedeniyle çocuğu ve eşi ile yeterli ve verimli zaman geçirmekten mahrum olduğu, bu hususun da tüm aile bireylerini derinden etkilediği, davalının istinaf taleplerinin reddine, belirtilen istinaf talepleri yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE : Dava, haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. 6098 sayılı TBK 72 maddesi gereği, haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında zaman aşımı süresi tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve eylem tarihinden itibaren 10 yıldır. 2918 sayılı KTK 109 maddesi ile motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü, öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve kaza gününden başlayarak 10 yıl içerisinde zaman aşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımını öngördüğü bir fiilden kaynaklanıyorsa, ceza zaman aşımı uygulanacaktır. Somut olayda, TCK 85/.... Maddeye göre tayin edilen ceza mahkemesi hükmüne göre, 5237 sayılı TCK 66/...-d maddesinde öngörülen 15 yıllık ceza zaman aşımı süresine göre, dava tarihinde zaman aşımı süresi dolmamış olup, davalı... vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. 2918 sayılı KTK 110 maddesi gereği, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülecektir. Yasanın anılan bu hükümleri karşısında, kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare, kamu hukuku kurallarına göre değil, işleten sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulabilecektir. Bu durumda, davalı...'nin maliki olduğu aracın neden olduğu zararın tazmini isteği ile açılan davanın, bu kuralları uygulamakla görevli adli yargı yerinde görülmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17 HD 2016/7017 E-2019/2347 K sayılı ilam). Davalı... vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni, kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur (Yargıtay 17 HD 2019/4255 E-2020/3307 K sayılı ilam). Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı KTK 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17 HD 2020/8228 E-2021/190 K sayılı ilam) Davalı ..., ... plakalı ambulansın ambulans eksikliği olduğundan bahisle dava dışı ... Hizmetleri Sanayi Pazarlama A.Ş.'ye kullanmaları amacıyla verildiği dolayısıyla işleten sıfatının dava dışı şirkette olduğu, davalı...'nin sorumluluğunun bulunmadığı iddiasındadır. Araç üzerindeki eylemsel egemenliğin, kesin biçimde dava dışı şirkete geçtiğinin ortaya konulması gerekmekte olup (Yargıtay HGK 2013/17-2197 E- 2015/1302 K sayılı ilam), bu eylemsel egemenliğin geçişini ispata yarar bilgi ve belge sunulmamış olmakla, davalı Çınarcık Belediyesinin işleten sıfatıyla sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı... vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. Davanın ihbarını düzenleyen 6100 sayılı 61/... maddesi gereği, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünmesi halinde, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı ihbar edebileceği, yargılama aşamasında davalı... vekilince davanın, kazaya karışan ... plakalı ambulansı tahsis ettiklerini ileri sürdükleri ... Hizmetleri Sanayi Pazarlama A.Ş.'ye davanın ihbarının talep edildiği halde bu hususta olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi isabetsiz olmuştur. 6100 sayılı HMK 61 maddesi gereği dava, ... Hizmetleri Sanayi Pazarlama A.Ş.'ye ihbar edilmelidir. ...Asliye Ceza Mahkemesi ...E- ... K sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı... adına kayıtlı, diğer davalı ... AŞ tarafından sigortalanan ... plakalı araç sürücüsü Şevki Berk hakkında, 5237 sayılı TCK 85/... maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği, temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 12 CD, 2012/3915 E-2012/25572 K sayılı ilamı ile hükmün onandığı (sanık hakkında eksik ceza tayini temyiz konusu edilmemekle bozma sebebi yapılmamıştır), hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda,dava dışı sürücünün tam kusurlu olarak değerlendirildiği göz önüne alındığında, davalı tarafın tam kusurlu olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. ATK ...İhtisas Kurulu 27/03/2018 tarihli raporunda özetle, davacının E cetveline göre %18 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği mütalaa edilmiş ve ATK raporu hükme esas alınmış olup, kazanın 27/03/2008 tarihinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, 2008 tarihli Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü kapsamında değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 17 HD 2020/7786 E.,2021/2556 K. sayılı ilam). Davacılar vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. Aktüerya bilirkişice yapılan hesaplama hukuka aykırıdır. Zira, mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda; kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih-2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %...,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %...,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen, Tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu esas alınarak, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 17 HD, 2019/3292 E.,2021/1848 K. sayılı ilam). Davacılar vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerindedir. 6098 sayılı TBK 56/2 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar ya da ölüm halinde, zarar gören veya ölenin yakınları da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın manevi dengesindeki bozulmanın giderilmesi için yasanın öngördüğü telafi şeklidir. Ayrıca kırgınlık, kızgınlık hatta intikam duygusunu da tatmin etmeye yarar (Emsal Yargıtay HGK 2001/4-1016 E., 757 K.). Olay sebebi ile duyulan acı, ızdırap ve elemi kısmen de olsa dindirmeye yardımcı olur. Manevi tazminatın belirlenmesinde ölçüt; ne faili ekonomik olarak yıkacak ne de mağdur için manevi zararı özlenebilir hale getirecek yükseklikte olmamasıdır. (Prof.Dr.Mustafa Dural,Doç.Dr.Tufan Öğüz; Türk Özel Hukuku Cilt:2,Filiz Yayınevi). Başka bir ifadeyle manevi tazminat, ruhsal durumu düzeltecek nitelikte ve miktarda olup, mağdur tarafından bu durumu özlenir hale getirecek veya sebepsiz zenginleşme yaratabilecek miktara hükmedilmeyecektir. Bir ceza niteliğinde olmadığı gibi mal varlığına ilişkin zararın giderilmesini de amaç edinmez (Yargıtay 1966/7 E-1966/7 K sayılı İBK). Kaza sebebi ile % 18 maluliyet meydana gelen davacı ...lehine hükmedilen tazminat miktarı, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, kaza tarihinde paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde fazla olmuştur. Davalı... vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde olup, davacılar vekilinin bu yolda istinaf sebebi yerinde değildir. Yine, diğer davacı (eş) ... ve davacı (çocuk) ...'in manevi tazminat talepleri bakımdan değerlendirme yapıldığında manevi tazminat talep hakkının doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye ait olduğu, yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanların kural olarak manevi tazminat talep edemeyeceği ancak kişinin zarara uğraması sonucu, anne, baba, eş, çocuk gibi çok yakınlarından birinin de olay sebebiyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa, onların da manevi tazminat talep edebilecekleri kabul edilmelidir. (Yargıtay 21 HD. 2014/10693 E -2014/23947 K sayılı ilam, Yargıtay 17 HD, 2014/12300 E-2016/10184 K sayılı ilam). Davacı Tayfun'un maluliyet derecesi ve iyileşme süresi göz önüne alındığında diğer davacılar ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminat fazla olmuştur. Davalı... vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerindedir. 6100 sayılı HMK 355. madde gereğince, istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece hükme etkili olabilecek tüm belgeler toplanmadan eksik inceleme ile verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan davacılar vekili ile davalı... vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından ayrı ayrı kabulü ile HMK 353/...-a-6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; ...-Davacılar vekili ile davalı... vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜ ile Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... - ... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacılar ile davalı... tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıranlara iadesine, 3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar ile davalı... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 353/...-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 30/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza