Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2018/27702 E. K.

AYM 2020-07-09 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUHAMMED ARSLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/27702)

Karar Tarihi: 9/7/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; işçi alacaklarının konu edildiği davaya dair

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması, hukuka aykırı karar verilmesi nedenleriyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, bir eğitim kurumu bünyesinde işçi olarak

çalışmıştır.

9. İşçilik ücretlerinin eksik ödendiği iddiasıyla

26/12/2013 tarihinde alacak davası açmıştır.

10. İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi 22/3/2018 tarihli

kararı ile davayı kısmen kabul etmiştir. Buna göre 17.746,80 TL fark ve ücret

alacağının, 2.485,59 TL yeni iş arama izni alacağının, 1.927,57 TL fazla mesai

ücreti alacağının başvurucuya faizi ile ödenmesine hükmedilmiştir. Eşit

davranmama alacağının ise başvurucuya ayrımcılık yapıldığı yönünde kanıt

sunulmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiştir.

11. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 3/7/2018 tarihli kararı ile

hükmü onamıştır. Başvurucu nihai kararı 13/8/2018 tarihinde tebellüğ ettikten

sonra 31/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

13. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

16. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

17. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 4,5 yılı aşkın bir sürede

sonuçlandığı anlaşılan davaya ilişkin yargılama sürecinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, Mahkemenin hatalı yorumla eşitlik ilkesine

ve hukuka aykırı karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Şikâyetlerin özü Mahkeme tarafından hatalı bir yorumla karar verildiği

iddiasına yönelik olduğundan şikâyetin yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

22. Somut olayda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm

dosya kapsamı incelenerek ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 10)

gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

23. Mevzuatın, somut olayın ve delillerin yorumlanması

yukarıda anılan ilkeler uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin takdirinde

olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemez.Bu hâle göre başvurucu

tarafından ileri sürülen iddialar, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup kararda bariz takdir hatası veya açık

bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal

iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

26. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

27. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

28. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında 10.400 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

29. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Talepte bulunan başvurucunun bu

konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

30. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç

bedelinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir..

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.400 TL manevi tazminatın

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç

bedelinin başvurucuyaÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 13.

İş Mahkemesine (E.2017/515, K.2018/269) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Recai AKYEL

Basri BAĞCI

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Muhammed ARSLAN