Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C B U R S A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ..HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : . KARAR NO : .

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :. NUMARASI : .

ASIL DAVADA DAVACI : ... -... . . DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : . KARAR YAZIM TARİHİ : . Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında davalı tarafından yapılan konut inşaatı işine ait tüm PVC doğrama işlerinin imalatı ve montajı işi ile tüm alüminyum ve cam korkulukların imalatı ve montajı işi için 10/06/2013 tarihli sözleşme akdettiklerini, müvekkilinin yaptığı ürünleri peyderpey inşaata monte ettiğini, ilerleyen aşamada ise davalının müvekkilinden duşa kabin ve PVC’lerin de camlarının da talep edildiğini, müvekkilince kabul edilerek bir kısım duşa kabin ve camların montajının yapıldığını, müvekkilinin yaptığı bir kısım işlerin montajını tamamladıktan sonra hak edişlerin ödenmesini istediğini, ancak ödenmemesi üzerine hem personelinin ücretini hem de aldığı malzemelerin parasını ödeyemediğini, bu nedenle personel sayısını azaltmak zorunda kaldığını ve haliyle dava konusu işlerin gecikmeye başladığını, davalının ödeme taahhüdünde bulunması üzerine müvekkilinin son sermayesini de kullanarak geç de olsa bir kısım üretim daha yaptığını, ancak davalının yapılan bu ürünleri şantiyeye almadığını ve ürünlerin müvekkili elinde kaldığını, işin gecikmesine ve bitirilememesine davalı kendi kusuru ile neden olmasına rağmen müvekkilinin yaptığı işin bedelini dahi ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla teslim edilen ürünlerin bedeli için şimdilik 500,00 TL’nin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle ve teslim alınmayan ürünlerin bedeli için şimdilik 100,00 TL’nin teslim alınmama tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davacı vekili 08/10/2019 tarihli dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL teslim edilen ürün bedeli taleplerini 27.287,50 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir. Asıl davada davalı vekili, taraflar arasında yapılan 01/02/2013 tarihli anlaşma uyarınca davacının 25/10/2013 tarihine kadar işi tamamlayarak teslim etmesi gerekirken sözleşme süresinin yarısı geçtiği halde çok düşük oranda iş yaptığını, işin tamamlanmasının mümkün olmadığı görüldüğünden 16/08/2013 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin hiç değilse %40 seviyesine getirilerek süresi içinde tamamlanması gerektiğinin, aksi halde feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak davacının hiçbir girişimde bulunmayarak işi terk ettiğini, işyerine alınmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bunun üzerine mahkemeden delil tespiti talebinde bulunulduğunu ve alınan raporla işin %10’unu dahi bitiremediğinin, kalan işlerin teslim zamanına yetişmeyeceğinin ve bir kısım işlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, işin başkasına daha yüksek bir ücretle yaptırılmak zorunda kalındığını, davacının monte ettiği az sayıda malzemenin de sökülerek inşaat muhafaza altına alındığını ve davacının malzemelerini inşaattan aldığını, merdiven korkuluklarının parasının ise davacının namına davacının istediği işçisine ödediğini, ayrıca sözleşme uyarınca işin bedelinin barter ile ödenecek olduğunu, 2013 yılından bu yana hiçbir talebi olmayan davacının bu davayı açmasının nedeninin anlaşılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı vekili 04/11/2019 tarihli dilekçesinde, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalıya gönderilen ihtara rağmen bir ilerleme kaydedilmediği gibi davalıya 1.900,00 TL kısmi ödeme yapıldığı halde davalının işi terk ettiğini, müvekkilinin mağdur olmamak adına delil tespiti yaptırdığını ve işin %10 unun dahi bitirilmediğinin tespit edildiğini, davalının işi terk etmesi üzerine müvekkilinin eksik işleri iki farklı firmaya yaptırmak zorunda kaldığını ve fazladan 164.691,00 TL ödemek zorunda kalarak zarara uğradığını ileri sürerek 164.691,00 TL’nin diğer firmalara yapılan ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, davacının zarar iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte işin 3.firmaya ne zaman ne bedelle verildiğinin, verildiği tarihte malzeme fiyatlarında artış olup olmadığının, müvekkiline verilen işten farklı işler de olup olmadığının, farklı malzeme kullanılmasının talep edilip edilmediğinin belirli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 03/01/2023 tarih... K. sayılı kararı ile, mahkemece öncelikle davalının sözleşmeden dönmekte haklı olup olmadığının tespiti, ancak her durumda sözleşme ilişkisinin sona erdiği gözetilerek asıl davaya konu talep yönünden tasfiye prosedürü işletilmek ve varsa ilave işler dikkate alınmak suretiyle düzenlenecek bilirkişi raporunun sonucuna göre bir karar verilmesi, birleşen dava yönünden ise öncelikle talep edilen zararın niteliğinin ve sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi ve bu kapsamda gerekli olması halinde ise talebin haklılığının tespiti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kaldırma kararında da belirtildiği üzere sözleşme ilişkisinin en geç delil tespit tarihi olan 27/09/2013 tarihi ile sona erdiği, sözleşme uyarınca işin başlama tarihinin 10/06/2023, bitirilmesi gereken tarihin ise, 25/10/2023 olarak kararlaştırıldığı, davacı tarafından sözleşme kapsamında olmayan ilave iş olarak duşakabin yapımını gerçekleştirdiği, davalı iş sahibi tarafından yapılan delil tespiti ve mahkemece alınan 24/08/2023 tarihili rapor uyarınca delil tespiti tarihi itibariyle davacının % 9 oranında iş yaptığı, ilave işlerin yapımının ise 2 gün olduğu, bu süre de eklendiğinde delil tespiti itibariyle sözleşme kapsamında kalan sürede işlerin bitirilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, davalının sözleşmeden dönmesinde haklı olup olmadığı hususu incelendiğinde ise, davacı yüklenici tarafından işlerin gecikmesinde hak edişlerin ödenmemesi nedeniyle kendisinden kaynaklanmadığını iddia etmişse de, taraflar arasındaki sözleşmede ödeme şekli barter olarak kararlaştırılmış ve taşeronun taahhüdünün tamamını eksiksiz olarak teslim ettikten sonra tapuların devredileceğinin belirtildiği, ancak sözleşmedeki anılan madde tapu devrini içerdiğinden şekil şartına uymaması nedeniyle geçersizse de ödeme vaadi konusunda muacceliyet yönünden geçerli olduğu, sözleşme ile iş sahibi tarafından inşaat devam ederken bir kısım ödemelerin yapılacağına dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiş olup, taraflar arasında eserin tesliminden önce ödeme yapılacağına dair herhangi bir anlaşma da bulunmadığı dikkate alındığında davacı yüklenicinin eserin meydana getirilmesi sürecinde ücrete hak kazanmış olduğundan bahsedilemeyeceği, bununla birlikte, BAM kaldırma kararında da belirtildiği üzere, davacının delil tespiti öncesinde ödeme yapılmaması nedeniyle işin gecikebileceği yönünde bir ihtarına da rastlanılmadığına göre bu yöndeki iddiasının haklı görülmediği, bu durumda, davacı yüklenici tarafından işin termin süresinde bitiremeyeceği, bu gecikmenin de iş sahibi tarafından kaynaklanmadığı anlaşıldığından davalı iş sahibinin sözleşmeden dönmesinin haklı olduğu kanaatine varıldığı, BAM kaldırma kararında da belirtildiği üzere, her durumda sözleşme ilişkisinin sona erdiğinden tasfiye prosedürü işletilerek ve varsa ilave işler dikkate alınmak suretiyle asıl davacının talep edebileceği miktarın hesaplanması gerektiği, bu kapsamda, kök ve 24/03/2025 tarihli bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, davacı yüklenicinin delil tespiti tarihine kadar yapmış olduğu tüm ilave işler de dahil olmak üzere yapılan işlerin piyasa mahalli rayiçleri yapım bedellerinin 95.990,09-TL olduğu, asıl dava davacısı tarafından, kaldırma kararından önce 08/10/2019 ıslah dilekçesi ile 500,00 TL olan teslim edilen ürünlere ilişkin talebini 27.787,50 TL'ye yükseltiği görülmüş olup, her ne kadar davacının 95.990,09 TL alacağı var ise de, talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden dolayı davacının bu yöndeki talebini 27.787,50 TL üzerinden kabul edilerek tarafların tacir olması da dikkate alınarak hükmedilen bedelin avans faiziyle birlikte tahsiline karar vermek gerektiği, öte yandan, davacı tarafça 100 TL teslim alınmayan ürünlerin bedeline ilişkin talepte bulunmuşsa da bu isteminin ispatlanamadığı, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise, birleşen davacı iş sahibi, sözleşmeden dönmede haklı olduğundan dolayı TBK'nın 125/3. maddesi uyarınca zararının giderilmesini talep edebileceği, bu kapsamda davacı iş sahibinin işin tamamlatılması için üçüncü kişilere ödemek zorunda kaldığı bedel farkını talep ettiği, bu haliyle davacının kaçırılan fırsat olarak menfi zarar isteminde bulunduğu, 14/08/2023 tarihli kök raporda davacının talep edebileceği menfi zarar miktarı 5.856,80 TL olarak hesaplanmış olup, yapılan hesaplama davacının ticari defterleri ve sözleşme kapsamında yapılan işlerin mahiyetine göre hesaplandığından hükme esas alındığı gerekçesiyle asıl davanın KISMEN KABULÜ İLE; 27.287,50 TL'nin; 500.00-TL'sine dava tarihi olan 29/01/2016 tarihinden, 26.787,50-TL'sine ise ıslah tarihi olan 08/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine, birleşen davanın KISMEN KABULÜ İLE; 5.856,80 TL'nin dava tarihi olan 11/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-bir.d.davalısı vekili, ASIL DAVA yönünden alınan tüm bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişmekte olduğunu, 27.09.2016 tarihli kök raporda hem sözleşmede geçen hem de sözleşme dışı işlerden hangilerinin ne miktar/oranda yapıldığı konusunda tespit ve değerlendirme yapılarak toplam alacaklarının 105.942,12 TL olarak tespit edildiğini, PVC doğrama ve alüminyum korkuluk işleri sözleşmede yazılarak fiyatlandırılan işler olmasına karşın; cam ve duşakabinlerin temininin davalı tarafın da talebi üzerine müvekkilince sözleşme dışı olarak yapıldığını, sonraki aşamada aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 12.12.2016 tarihli ek raporda bu hususta hiçbir değişikliğe gidilmediğini, 05.02.2018 tarihli raporda bir önceki raporda yapılan metraj hesaplamasına heyet olarak katıldıklarının ifade edildiğini, fakat piyasa rayiçlerine göre yaptıkları araştırmada birim fiyat farklılıkları olması nedeniyle yapılan işin sadece parasal tutarı değiştirilerek 95.990,09 TL’lik bir parasal tutar belirlendiğini, aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.06.2018 tarihli raporda ise önceki raporda bulunan 95.990,09 TL’lik rakam sözleşme ve tespit tarihine göre güncellenerek 76.122,17 TL’ye düşürüldüğünü, 4 ayrı raporda; müvekkilinin yaptığı işin ne olduğu ve hangi metraj/kg’da yapıldığı konularında hiçbir değişiklik yapılmamış, sadece fiyatlandırmada değişikliğe gidildiğini, buna karşın aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.12.2018 tarihli en son raporda müvekkilinin yokluğunda yapılan delil tespit raporuna dayanılarak; rapordaki gerçek dışı oranlar uygulanmak suretiyle 27.787,50 TL’lik bir rakama ulaşıldığını, kaldı ki belirlenen bu miktara müvekkilince ilave iş olarak yapılan; 23.495,40 TL cam ve 3.750,00 TL duşakabin bedelinin dahil olmadığını, mahkemece de her iki tarafın katılımım sağladığı önceki tüm raporları görmezden gelerek, tek taraflı söz konusu son rapora istinaden ilk kararın verildiğini, usul ve yasaya aykırı rapora dayalı olarak verilen kararın kaldırıldığını, kaldırma kararı sonrasında 14.08.2023 tarihli bilirkişi kök raporu ile 23.01.2024, 15.10.2024, 24.03.2025 tarihli ek raporların alındığını, 14.08.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda PVC Cam Montaj Bedeli'nin sözleşmeye dahil olduğu yönünde kanaat bildirildiğini, yine bilirkişiler tarafından ilave işler dahil edildiğinde teslim tarihi olarak belirlenen 27.10.2013 tarihini kabul etmediklerini, bilirkişiler tarafından sözleşmenin sona erdiği tarih olarak ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından yapılan keşif tarihi olan 27.09.2013 tarihi esas alınmış ve bu tarih itibariyle sözleşmede kararlaştırılan işlerin yerine getirilmesinin mümkün olmadığının ifade edilmiş olduğunu, oysa sözleşmenin belirtilen keşif tarihinden çok daha önce fiilen sona erdiğini, müvekkili davalı işverenin şantiyesine bir kısım imalatlarını götürdüğünde şantiyeye alınmadığını, akabinde müvekkiline ihtarname çekilip yokluğunda keşif yapıldığını, sözleşmenin bitimine daha 2,5 ay varken, 16.08.2013 tarihinde müvekkiline ihtar çekildiğini, keşif tarihi olan 24.09.2013 tarihi esas alındığında dahi sözleşmedeki teslim tarihinin bitimine 1 aylık süre bulunmakta olduğunu, kaldı ki müvekkiline ilave işler de verilmiş olup, ilave işler için de bu tarihe ilave süre eklenmesi gerektiğini, müvekkili her ne kadar programının gerisinde kalsa da, kalan süre içerisinde işi bitirebilecek konumda iken, karşı tarafın haksız feshi ile karşı karşıya kaldığını, kaldı ki müvekkilinin programın gerisinde kalmasının nedeninin kendi kusuru değil, iş sahibi tarafından ilave işler istenilmesi ve fakat hiçbir ara ödeme yapılmaması olduğunu, tüm bunlara rağmen müvekkili elinden geleni yaparak işi tamamlamaya çalışıyorken, iş sahibi şirket müvekkilimin getirdiği malları şantiyeye almadığını, müvekkilini büyük zarara uğrattığını, sözleşmede ödemenin barter olarak yapılacağı kararlaştırılmış ise de, yapılan sözleşme resmi şekilde düzenlenmemiş olduğundan geçersiz olduğunu, ancak müvekkilinin sözleşmede yer alan haklarını, sözleşmenin 19. maddesine istinaden aylık hak edişler halinde talep etme yetkisine sahip olduğunu, kaldı ki Türk Borçlar Kanunu 479. maddesi uyarınca; her bir parçanın bedelinin, teslim anında muacceliyet kazanacağını, bilirkişilerin iş sahibinin sözleşmeden haklı nedenle döndüğü yönündeki tespitlerinin haksız olduğunu, bilirkişilerin A seçeneğinde götürü bedel üzerinden oran/orantı yolu ile; B seçeneğinde ise BAM kararı doğrultusunda yapılan işin piyasa rayiç değerine göre değerlendirme yaptıklarını, A seçeneğindeki hesaplama kendilerinin katılımının olmadığı tek taraflı keşif icra edilerek hazırlanan tespit raporuna dayanmakta olduğundan dikkate alınamayacağını, kaldı ki ilave işler konusunda değerlendirme yaparken, salt 3.750,00 TL duşa kabin bedelinin hesaplamaya dahil edildiğini, PVC Cam ve Montaj bedelinin hesaba dahil edilmediğini, oysa PVC doğramaların cam bedeli sözleşme kapsamında değil ilave iş niteliğinde olduğunu, A seçeneğinde belirtilen rakamların müvekkilinin gerçekteki alacağını karşılamaktan çok uzak olduğunu, B seçeneği incelendiğinde ise; piyasa mahalli rayiçlerine göre değerlendirme yapıldığını, fakat belirlenen rakamların düşük olduğunu, ayrıca ilave iş olarak yapılan PVC Cam temini ve montajı işinin tabloda yer almadığını, ancak itirazlarının dikkate alınmaması halinde B seçeneğindeki rakamın esas alınması gerektiğini, 23.01.2024 tarihli bilirkişi 1. ek raporunda terditli olarak hesaplanan ilave iş bedelinin de gerçeği yansıtmadığını, 15.10.2024 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda da önceki kanaatlerin tekrar edildiğini, aynı şekilde 24.03.2025 tarihli 3.ek raporun da tüm itirazlarını karşılamadığını, dava belirsiz alacak davası olmasına rağmen dava edilen kısma dava tarihinden ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, BİRLEŞEN DAVA yönünden ise, sözleşmenin iş sahibi tarafından haksız şekilde feshedildiğini, dolayısıyla menfi/müspet hiçbir zarar talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, TBK 473. maddesinde yer alan koşulların oluştuğu düşünülse dahi, iş sahibinin sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteme yetkisi bulunmadığını, iş sahibi şirketçe, yarım kalan işlerin dava dışı firmalara yaptırıldığı iddia edildiğini, bilirkişi raporunda ise bu firmalar ile yapılan sözleşmelerde görünen dava ile ilgisiz işlerin de hesaplamaya dahil edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, zira.... A.Ş. ile yapılan sözleşmenin konusunda; dava konusu sözleşmede yer almayan "Pencere Aydınlatma", "Merdiven Aydınlatma", "Kapı Yapımı" vb. İşlerin görünmekte olduğunu, daha önce düzenlenen raporlarda bu iki şirketin düzenlediği faturaların listelenmesi ile yetinildiğini, faturaların kapsamı ve içeriği ile ilgili hiçbir inceleme yapılmadığını, bu konu ile ilgili olarak tanık ...'ün beyanlarının oldukça dikkat çekici olduğunu ve kendilerinin iddialarını doğrulamakta olduğunu, henüz ifa zamanı gelmediği halde haksız şekilde sözleşmeden dönen, işi müvekkilinden farklı marka malzeme kullanan, çok daha yüksek fiyat çıkaran bir firmaya yaptıran iş sahibi şirketin; ilgili firmaya ödediği fiyat farkını müvekkilinden istemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından 2. ek raporda da tekrar edilen; ....Tic. A.Ş. tarafından düzenlenen 335.314,70 TL'lik faturanın dava konusu uyuşmazlık ile ilişkilendirileceğine ve bu nedenle birleşen davacının 5.856,80 TL menfi zararının olduğuna dair kanaati kabul etmediklerini, birleşen davada lehlerine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, reddedilen tutar yerine kabul edilen tutarın esas alındığını belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı-bir.d.davacısı vekili, ASIL DAVANIN niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ancak dava davacı tarafından belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve ıslah edilerek dava değeri arttırıldığını, sözleşmede yapılacak işlerin m2 birim fiyatlarının açıkça belirlenmiş olduğunu, davacının sözleşme gereği yapmış olduğu işin metrajını hesap edebilecek dolayısıyla da dava değerini belirleyebilecek durumda olduğunu, delil tespiti de yaptırdığını, davanın bu nedenle reddi gerekirken hatalı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talepleri zamanaşımına uğramış olduğunu, ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddi gerekirken hatalı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, sözleşmenin bitiş tarihinin 25/10/2013 olduğunu, ıslah tarihinin ise 08/10/2019 olduğunu, dolayısıyla ıslahın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapılmış olduğunu, davacının eksik olarak yaptığı imalatlar ayıplı olduğunu ve tespit edilen bedellerin içinde müteahhit kârının da mevcut olduğunu, yapılan imalatların ayıplı olduğu düşünülmeden ve bu imalat bedellerinden müteahhit karı düşülmeden tahsil kararı verilmesinin hatalı olduğunu, BİRLEŞEN DAVADA mahkemece hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, kök raporda "Davalı iş sahibi tarafından... Ltd. Şti. İle ilgili olarak yapılan işlerin davacının işlerinin tamamlanması niteliğine olduğuna dair bilgi/belge bulunmamaktadır." denilerek 159.608,74-TL'lik yapılan işlerin hesaplamaya dâhil edilmediğini, ancak ilk sözleşme metnine bakıldığında görüleceği üzere PVC doğrama işlerinin imalatı ve montajı ile cam korkulukların imalatı ve montajı için anlaşmaya varıldığını, sonradan bu işlerin Çağplas ve Asrın Aluminyum şirketleri tarafından ayrı ayrı yapılmış olduğunu, ayrıca Çağplas ile yapılan sözleşmeden de açıkça görüleceği üzere ilk sözleşmede bulunan yalnızca PVC doğrama işlerinin imalatı ve montajı bu şirkete yaptırılmış olup geri kalan diğer işler Asrın Aluminyum şirketi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, dosyada Asrın Aluminyum şirketine yapılan ödeme dekontları da mevcutken bilirkişilerin yukarıda açıklanan gerekçe ile ödemelerin dışlanmasının isabetsiz olduğunu, dava konusu özleşme bedelinin 358.455 TL olduğunu, müvekkilinin davalı tarafça yapılması gereken işleri ilk sözleşmedeki hâliyle 547.459,60 TL ödeyerek yaptırdığını, fazla ödemeye ait sözleşmeler, faturalar ve banka kayıtlarının dosya arasında olduğunu ve matematiksel olarak hesaplanabilen bir zararın bulunduğunu, yapılması gereken taraflar arasındaki eser sözleşmesinde belirlenen bedel ile(358.455,00 TL) müvekkilinin eksik imalat için sonradan harcadığı bedel (547.459,00 TL) arasındaki fark olan 164,691,00 TL üzerinden hüküm kurmak olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, eser sözleşmesi uyarınca ve ilave iş olarak yapılıp teslim edilen ve teslim edilmeyen iş bedellerinin tahsili istemine, birleşen dava ise yarım kalan iş nedeniyle başka firmaya fazladan ödenen sözleşme bedeli nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Asıl davada, davalı taraf davacının 08/10/2019 tarihli ıslah dilekçesinde karşı sunduğu 04/11/2019 tarihli beyan dilekçesinde, ıslah edilen kısma ilişkin zamanaşımı def’inde bulunmuş olup, mahkemece bu hususta olumlu olumsuz bir değerlendirmede bulunulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Birleşen davada ise, davacı iş sahibinin sözleşmeden haklı olarak döndüğünün kabulü halinde, menfi zararlarını da talep edebileceğinin kabulü gerekir. Davacı, davalının kusuru nedeniyle sözleşmeden döndükten sonra daha yüksek bir bedel üzerinden dava dışı firmalara işin yaptırıldığını ileri sürerek fazladan ödediği tutarın tahsilini talep etmiştir. Talebe konu bu zarar, yüklenicinin kusuru ile dönülen sözleşmenin yapıldığı tarihte başka bir yüklenici ile daha elverişli koşullarda başka bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılmasına bağlı zarardır. Buna kaçırılan fırsat da denilmekte olup, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında, sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu halde menfi zararın dönülen sözleşmenin yapıldığı tarihte sözleşmesi feshedilen yüklenici ile değil ona en yakın fiyatı veren başka bir yüklenici ile sözleşme yapılmış olsa idi ona ödenecek bedel ile, sözleşme feshedildikten sonra aynı koşularda makul sürede sözleşmedeki iş ya da kalan işin başka bir yükleniciye yaptırılması halinde ödenecek bedel arasındaki fark olarak hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. FESİHTEN SONRA İKİNCİ İHALE YAPILMAMIŞ İSE bu taktirde bilirkişiden ek rapor alınarak tamamlama bedelinin mahalli rayiçlere göre ne olabileceği belirlenip bu bedel ile ilk ihalede en yakın ikinci teklif fiyatı baz alınarak hesaplama yapılmalıdır. (Yargıtay 6 HD 28/02/2023 tarih 2022/954 E., 2023/770 K. sayılı emsal kararı, Yargıtay-kapatılan-15 HD 09/01/2019 tarih 2018/3802 E., 2019/85 K. sayılı, 03/04/2015 tarih 2014/3383 E. 2015/1731 K. sayılı ve 30/10/2008 tarih 2007/5535 E., 2008/6435 K. sayılı emsal kararları) Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan Yargıtay içtihatlarına uygun hesaplama yapılması yönünde ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dosyaya fesih sonrası yapılan sözleşmelerin tamamının sunulmadığı gerekçesiyle eksik hesaplama yapılması, ayrıca raporda dikkate alınan sözleşme bedeli içinde dava konusu sözleşmeye dahil olmayan iş kalemlerinin de bulunduğunun gözden kaçırılması suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunun sonucuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan Dairemiz kaldırma kararında asıl dava yönünden Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca götürü bedelli işlerde sözleşme bedeli tamamen ödenmemişse fiziki oran yönteminin uygulanması gerektiği belirtilmekle birlikte, devamında sehven “dava tarihi itibariyle yapılan işin mahalli piyasa rayicine göre yapım maliyet bedelinin talep edilebileceği” belirtilmiş olup, içtihatla benimsenen hesaplama yöntemi ile çelişen ve sehven kullanılan bu ifadenin mahkemece dikkate alınmaması gerektiğinin de hatırlatılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dava davacısı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının, davacı-birleşen dava davalısı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a/4-6 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davalı-birleşen dava davacısı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının, davacı-birleşen dava davalısı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... esas ve ... karar sayılı KARARIN KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 24/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır