Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No. T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : . KARAR NO : . .

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA ..ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : . KARAR NO : . KARAR TARİHİ . İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ . DAVACI : . DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : . KARAR YAZIM TARİHİ : .

Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde, 17.03.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı... A.Ş'ye ait ... plakalı kamyonun Gemlik ...Caddesinde müvekkilinin karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı yaya geçidinde müvekkiline çarparak yaralamalı trafik kazasına neden olduğunu, müvekkilinin ağır şekilde sakatlanarak uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığını, davalı sigorta şirketine müracaat edilerek 35.383,17.-TL sürekli iş göremezlik tazminatını tahsil ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davalı sigorta sigorta şirketinin yaptığı ödeme düşüldükten sonra kalan 120.000,00.-TL'nin kaza tarihi olan 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri dahilinde) karar verilmesini, talep etmiştir. Davacı vekili 09.02.2021 tarihli ıslah dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin tam ve kalıcı iş göremezlik tazminatı alacağı için ilk talebi ıslah ederek 40.438,76.-TL artırılmasıyla oluşan toplamda 160.438,76.-TL'nin kaza tarihi olan 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu kazada müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, asıl kusurlunun diğer davalı ve kazazedeler olduğunu, kabul anlamına gelmemekle davacının kusur derecesi göz önüne alındığında müvekkili şirkete yüklenecek tazminat miktarında indirim yapılması gerektiğini, trafik kazasına sebebiyet veren asli kusurlu davacının tazminat talep etmesinin hayatının olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından müvekkili şirket yapılan başvuru üzerine davacı yana %100 kusur ve %11 maluliyet oranı üzerinden davacı yana 20.09.2017 tarihinde 35.383,17.-TL sakatlık ödemesi yaptığını, yetkisizlik itirazlarının olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusur oranı ve poliçe teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödeme ile tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin en erken kendisine başvuru tarihinde temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Mahkemece 31.03.2021 tarih, 2019/504 - 2021/361 sayılı karar ile davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29.06.2022 tarih, 2021/1348 - 2022/1163 sayılı kararı ile kaldırılarak dosya mahkemesine iade edilmiş ve yeniden yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece, davanın kabulü ile 5.203,96.-TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 155.234,80.-TL sürekli iş göremezlik tazminatının, davalı sigorta şirketi yönünden 09.08.2017 tarihinden, davalı....Ticaret A.Ş. yönünden kaza tarihi olan 17.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı .... Tic. A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, kazada müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, asıl kusurun diğer davalı ve kazazedelerde olduğunu, zararla motorlu aracın işletilmesi arasındaki uygun illiyet bağının, mücbir sebep veya zarar görenin (mağdurun) veya üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle kesildiğini ispatlaması gerektiğini, 21.12.2023 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda bu hususlara hiç değinilmemiş olduğunu, bilirkişilerin yapmış olduğu hesaplamada kullanılan yöntem ve baz alınan oranlar yanlış olduğunu, davacının kusur derecesi, maluliyet oranlarındaki farklılıklar göz önüne alındığında müvekkil şirkete yüklenecek tazminat miktarında maksimum indirim yapılması gerektiğini, bir önceki istinaf bozma ilamında her ne kadar, "verilecek olan kararda sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu bulunduğu tutarın gösterilmesi gerekmektedir" denilmişse de, yerel mahkemenin bu tutarı belirtmediğini, ayrıca müşterek ve müteselsillik şeklinde hüküm kurulduğundan, müvekkilinin belirlenen tazminatın tamamından yine sorumlu tutulmuş olduğunu, ayrıca sigorta şirketinin, davacının kendisine başvurduğu tarih olan 09.08.2017 tarihinde zararın tamamını karşılamış olsaydı o zaman faiz ve diğer tüm giderleriyle birlikte tamamen poliçe kapsamında kalacağını ve müvekkilinin sorumlu tutulacağı herhangi bir tutar kalmayacağını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine yöneliktir. Davacı vekilince, davalı ... AŞ vekilinin istinaf dilekçesinin süüresinde olmadığı ileri sürülmüş ise de, 18/07/2024 tarihli gerekçeli kararın davalı vekiline 16/09/2024 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin 30/09/2024 tarihinde gönderildiği ve aynı tarihte istinaf harcının yatırıldığı, kayıt işleminin 01/10/2024 tarihinde gerçekleştiği, başka bir ifadeyle davalı ... AŞ vekilinin istinaf talebi süresinde olmakla istinaf dilekçesinin esastan incelenmesine geçilmiştir. Dairemiz... K sayılı ilamıyla eksik incelemeye işaret edilerek kaldırma kararı verilmiştir. Dava dışı sürücü Ender Arslan sevk ve idaresinde olan, diğer davalı ... AŞ adına kayıtlı, davalı HDİ Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanmış ... plakalı aracın, davacıya (yaya) çarpması neticesinde meydana gelen 17/03/2016 tarihli trafik kazasında davacının yaralandığı uyuşmazlık konusu değildir. 5237 Sayılı TCK 73/7 maddesi gereği, şikayetten vazgeçme halinde, ayrıca kişisel haklardan da vazgeçilmemişse tazminat hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Davacının, yaralanma sebebiyle şikayetçi olmadığı ancak tazminat talebinden de açıkça vazgeçmediği anlaşılmakla, tazminat hakkı ortadan kalkmamış olup bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. 6098 sayılı TBK 72 maddesi gereği, haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında zaman aşımı süresi tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve eylem tarihinden itibaren 10 yıldır. 2918 sayılı KTK 109 maddesi ile motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü, öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve kaza gününden başlayarak 10 yıl içerisinde zaman aşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımını öngördüğü bir fiilden kaynaklanıyorsa, ceza zaman aşımı uygulanacaktır. Tazminat davalarında ceza zamanaşımının uygulanması için fail hakkında ceza davası açılması ya da mahkumiyet kararıyla sonuçlanan ceza davasının varlığı aranmayacaktır. Haksız fiilin, suç niteliğini taşıması yeterli olacaktır (Yargıtay HGK 2018/17-157 E-2020/981 K sayılı ilam). Somut olayda, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK 66/1-e maddesi gereği zamanaşımı süresi 8 yıl olup dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi korunmuş olmakla bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. Mahkemece kusur raporu alınmamış ise de manevi tazminata konu ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... K sayılı ilamının, 17/09/2020 tarihinde kesinleştiği, hükme esas alınan ATK Trafik Dairesi 29/05/2019 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davalı B.Ergünler AŞ'nin de dosyada taraf olduğu, davalı lehine güçlü delil oluşturduuğu göz önüne alındığında, dava dışı sürücünün tam kusurlu olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik yoktur. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD 2021/6772 E- 2021/9565 K sayılı ilam). Davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için söz konusu olduğu ve süresi hususlarında rapor alınmalıdır (Yargıtay 17 HD 2021/1932 E- 2021/3168 K sayılı ilam). Somut olayda, davacının ...tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı, bu durumda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasının gerekeceği, ATK 2 İhtisas Kurulu 08/12/2023 tarih ve 19734 sayılı raporunun yöntemince düzenlendiği anlaşılmakla maluliyete yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Davacının maddi tazminat talebi; geçici iş görmezlik ve maluliyet alacağı kalemlerinden oluşmakta olup davacı kaza tarihinde 53 yaşındadır. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş kişiler (polis, asker vs) yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu hususu Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında kabul edilmiştir (Yargıtay 17 HD 2016/12248 E- 2017/4236 K sayılı ilam). Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasında esas ücrete dahil edilemez (Yargıtay 17 HD 2015/8563 E-2018/3277 K sayılı ilam, Yargıtay 17 HD 2020/405 E-2020/5729 K sayılı ilam). Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş görmezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir. Anayasa Mahkemesi 17/07/2020 tarih-2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın yapılması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3292 E- 2021/1848 K sayılı ilam). Gerçek zararın belirlenmesi için, davacının kaza tarihindeki işinin ve gelir durumunun net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekmektedir (Yargıtay 17 HD 2015/6885 E-2018/626 K sayılı ilam). Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun birtakım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK 75 maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece resen gözönünde tutulması zorunludur. Bu nedenle hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarı belirlenerek bu verilere göre hesap yapılması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2016/8879 E-2019/3815 K sayılı ilam). 2918 Sayılı KTK 111/2 maddesi gereği, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz ya da fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak 2 yıl içinde iptal edilebilecektir. 2918 Sayılı KTK gereği, her iki tarafa da belli koşullarda ve 2 yıl içerisinde anlaşma ve uzlaşmanın iptalini isteme hakkı tanınmıştır. Buna göre zarar gören kendisine ödenen tazminatın sonradan gerçek zararı karşılamadığını ve yetersiz olduğunu öğrenmişse ya da böyle bir inanca kapılmışsa 2 yıl içerisinde anlaşmanın iptalini isteyecektir. Bunun için ayrıca dava açmaya gerek olmayıp dava sırasında bu hususta irade açıklamasında bulunulması da yeterlidir. Eğer dava açılırken ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek iptali istenmemiş ancak davalı taraf ödediği miktarı ileri sürerek davanın reddini istemiş ise o zaman da zarar gören bunu defi olarak ileri sürebilecektir. 2918 Sayılı KTK 111 maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre hak düşürücü olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK 109 maddesindeki zaman aşımı sürelerinden yararlanamayacak, 2 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir (Yargıtay 17 HD 2020/1037 E- 2021/1225 K sayılı ilam). Dava tarihinden önce yapılan ödemenin yeterli olup olmadığına ilişkin hesaplamada izlenecek yol; öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için de, ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılmalı, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve bulunan zarar miktarlarından da yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir (Yargıtay 17 HD 2020/1037 E-2021/1225 K sayılı ilam). Başka bir ifadeyle, yapılan ödeme mahsup edilirken, ödemenin davadan önce olması halinde güncellenerek (ödeme tarihinden hesap tarihine kadar yasal faiz eklenerek), davadan sonra yapılan ödemenin hesaplanan tazminattan güncellenmeksizin mahsubu gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/2480 E-2020/3499 K sayılı ilam). Somut olayda, 19/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda raporunda davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesi yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olmadığının belirlendiği, bilirkişi raporunda yöntemince hesaplama yapıldığı, mahkemece de HMK 26 maddesi kapsamında tazminata hükmedildiği anlaşılmakla bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. 2918 Sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir. 2918 Sayılı KTK 91/1 maddesi gereği işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Davalı sigorta şirketleri poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olup harç, vekalet ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerinden poliçe limitiyle orantılı olarak sorumluluğuna karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/6611 E-2020/4503 K sayılı ilam). Somut olayda, mahkemece hükmedilen tazminatın, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibarıyla poliçe limiti dahilindeki sorumluluğunu aşmadığı anlaşılmakla bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...tarih ve... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı B.Ergünler Yol Yapı İnş. Taah. Mad. Nak. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gereken 10.959,57.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.740,00.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 8.219,57.-TL istinaf karar harcının davalı B.Ergünler Yol Yapı İnş. Taah. Mad. Nak. San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3- Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 04/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Katip ... ¸(e-imzalıdır)