Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2013/1902 E. K.

AYM 2015-06-24 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ŞERAFETTİN EKEN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/1902)

Karar Tarihi: 24/6/2015

R.G. Tarih- Sayı: 13/8/2015-29444

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murislerine

ait taşınmazın herhangi bir bedel ödenmeksizin ve tebligat yapılmaksızın

Mahkeme kararına istinaden tapuda 1979 yılında Hazine adına tescil edildiğini,

bu nedenlerle tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemiyle açtıkları

davanın ise reddedildiğini belirterek, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler, ihlalin sonuçlarının giderilmesi veya lehlerine tazminat

ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/2/2013

tarihinde Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 31/3/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucuların murisleri

adına tapuda kayıtlı olan Zonguldak ili, Ereğli ilçesi, Kirmanlı

mahallesinde bulunan 21 pafta, 29 ada, 66 parselde kayıtlı 15.251 m2

büyüklüğünde taşınmazın 1950 yılından beri fiilen Karadeniz Ereğli Bölge

Komutanlığınca kullanıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi

talebiyle Karadeniz Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır.

6. Mahkeme, 22/3/1978

tarihli E.1978/330, K.1978/331 sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın 1950

yılından beri Milli Savunma Bakanlığı tarafından el konularak fiilen

kullanıldığı gerekçesiyle, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri

Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında

Kanun'un 1. ve 7. maddeleri gereğince taşınmazın Hazine adına kamulaştırılmış sayılmasına,

tapu kaydının sicilden düşürülmesine, mülkiyetinin Hazineye, intifa hakkının

ise Milli Savunma Bakanlığı'na aidiyetine karar vermiş, ancak herhangi bir

bedele hükmetmemiştir.

7. Bu kararın, temyiz

edilmeksizin 28/12/1978 tarihinde kesinleştiği, dava

konusu taşınmazın ise 4/1/1979 tarihinde tapuda Hazine adına hükmen tescil

edildiği anlaşılmıştır.

8. Başvurucuların 2010 yılında

çeşitli tarihlerde Milli Savunma Bakanlığı'na 5999 sayılı Kanun'la 2942 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 6. maddesine dayanarak yaptıkları uzlaşma komisyonu

teşkil edilerek taşınmazın değerinin tespiti talepleri anılan Bakanlıkça,

taşınmazın Hazine adına tescil edilmiş olduğu ve 5999 sayılı Kanun'un uygulanma

imkânı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

9. Başvurucular, taşınmaza

herhangi bir bedel ödenmeksizin el atıldığını ve Mahkeme kararına istinaden

tapuda Hazine adına tescil edildiğini, murisleri ve kendilerine herhangi bir

tebligat da yapılmadığını belirterek, taşınmazın tekrar kendileri adına tapuya

tesciline, olmadığı takdirde söz konusu arazinin bedelinden paylarına düşen

kısım için hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000 TL'nin tahsiline karar verilmesi

talebiyle Karadeniz Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır.

10. Mahkeme, 22/3/2012

tarihli E.2011/437, K.2012/185 sayılı kararıyla, 221 sayılı Kanun'un 1. maddesi

uyarınca taşınmazın tahsis tarihi itibariyle idare adına kamulaştırılmış

sayılacağının düzenlendiği gerekçesiyle tapu iptali talebinin yerinde olmadığı,

aynı Kanun'un 4. maddesi uyarınca 2 yıllık hak düşürücü sürede yapılmadığından

tazminat da talep edilemeyeceği, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat

davasının 2942 sayılı Kanun’a 5999 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 6.

maddesine göre 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihler arasında el atılan taşınmazlar

için mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

11. Başvurucular tarafından

temyiz edilen bu karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26/12/2012

tarihli ve E.2012/20367, K.2012/28591 sayılı ilamı ile onanmıştır.

12. Bu karar, 31/1/2013

tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucular karar düzeltme

kanun yoluna başvurmaksızın 28/2/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

14. 5/1/1961 sayılı ve 221 Sayılı Amme

Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis

Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe

kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan

gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde

kamulaştırılmış sayılır.”

15. 221 sayılı Kanun’un 3.

maddesi şöyledir:

“Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise,

kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsis

tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler.

Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren

on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap

şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları

birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler.

Herhalde gayrimenkule

müdahalenin men'i (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 17/01/2008 tarihli ve E. 2004/25, K. 2008/42 sayılı Kararı ile.)

* davası dinlenmez.”

16. 221 sayılı Kanun’un 4.

maddesi şöyledir:

“Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.”

17. 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı

Kanunla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici

6. maddenin birinci ve altıncı fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma

işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu

hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek

üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut

irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el

konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde

bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.

…

İdare ve malik

arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim

edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği

tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası

açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde

tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki değeri, ikinci fıkranın

birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkın

idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir.

Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminata

ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

28/2/2013 tarihli ve 2013/1902 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucular, herhangi bir

bedel ödenmeksizin hissedarı oldukları taşınmaza idare tarafından el atıldığını

ve Mahkeme kararına istinaden tapuda Hazine adına tescil edildiğini, gerek

kamulaştırma işlemleri gerekse de kamulaştırma yapılmış sayılmasına ilişkin

Mahkeme kararının ne murislerine ne de kendilerine tebliğ edilmediğini, 2942

sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi kapsamında yaptıkları uzlaşma başvurusunun da

sonuçsuz kaldığını, bu nedenlerle tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat

istemiyle açtıkları davanın ise Karadeniz Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince

delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yanlış

yorumlanması neticesinde reddedildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek ihlalin sonuçlarının giderilmesi veya

tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi,

başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somut

dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların murislerine ait

taşınmazın 1978 tarihli Mahkeme kararıyla 1979 tarihinde Hazine adına bedelsiz

tescil edilmesi iddiaları mülkiyet hakkı, 2011 yılında açtıkları tapu iptali ve

tescil veya tazminat davasında Mahkemenin hatalı yorumu ile 5999 sayılı Kanun

hükümlerinin uygulanmaması ve yanlış karar vermesi iddiaları ise adil

yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönünden

incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

21. Başvurucular, murislerine

ait taşınmazın 1978 tarihli Mahkeme kararına istinaden 1979 yılında Hazine

adına bedelsiz tescil edilmesi işleminin iptal edilerek taşınmazın adlarına

tescili veya tazminata hükmedilmesi talebiyle 2011 yılında açtıkları davanın

5999 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayarak reddedilmesi nedeniyle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

22. 6216 sayılı Kanun'un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler."

23. Anayasa ve 6216 sayılı

Kanun'un anılan hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme,

ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan

bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler karşısında,

anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. Mahkemenin zaman bakımından

yetkisine ilişkin bu düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle,

bireysel başvurunun tüm aşamalarında resen dikkate alınmaları gerekir (Ahmet Melih Acar, B. No: 2012/329, 12/2/2013, § 15).

24. Somut başvuruya konu olayda

söz konusu taşınmaz 1978 tarihli Mahkeme kararı ile 221 sayılı Kanun’a

dayanılarak ve 1950 yılından beri fiilen askeri hizmetlerde kullanıldığı

gerekçesiyle 1979 yılında Hazine adında kaydedilmiş, başvurucular ise taşınmaz

hukuken murislerinin elinden çıktıktan 32 yıl sonra kendilerine tebligat

ve/veya ödeme yapılmadan taşınmaza el atıldığı iddiasıyla kaydın iptali ve

kendi adlarına tescili veya tazminat talebiyle 2011 yılında dava açmışlar,

ancak bu dava Mahkemece 221 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca taşınmazın

tahsis tarihi itibariyle idare adına kamulaştırılmış sayılacağı, aynı Kanun'un

4. maddesi uyarınca 2 yıllık hak düşürücü sürede tazminat talep edilmediği,

kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının 2942 sayılı Kanun’a ilave

edilen geçici 6. maddesine göre 9/10/1956 ile

4/11/1983 tarihler arasında el atılan taşınmazlar için mümkün olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir. Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26/12/2012 tarihli ilamı ile onanmış ve kesinleşmiştir.

25. Başvurucuların murisi adına

kayıtlı taşınmazın mülkiyeti, 1978 tarihli Mahkeme kararına dayanılarak 1979

yılında Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden 33 yıl önce kesin olarak başvurucuların

elinden çıkmıştır. Mahkeme kararı kesinleştikten sonra taşınmazın mülkiyeti

artık başvurucuların hak alanından çıkmıştır. Tazminat talebi için 221 sayılı

Kanun’un 4. maddesi ile getirilen süre ise bahsedilen Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlandığı 12/01/1961

tarihinden iki yıl sonra 12/1/1963 tarihinde son bulmuştur.

26. Anayasa ve AİHS'in ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir (Bkz., Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36-37). Başvurucular, 2011 yılında açtıkları davada

taşınmazın hukuki olarak maliki olmayıp, 1978 yılındaki Mahkeme kararıyla murislerinin

kaybettiği taşınmazın mülkiyetini yeniden kazanmayı veya buna bağlı olarak

tazminat almayı talep etmektedirler. Başvurucuların mülkiyet hakkına konu

ettikleri taşınmazla hukuki ilişkileri Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden

33 yıl önce kesildiğinden mülkiyet hakkına yönelik şikayet, Mahkemenin zaman

bakımından yetkisinin dışında kalmaktadır.

27. Nitekim benzer nitelikte 221

sayılı Kanun çerçevesinde el konulan gayrimenkullerle ilgili bir başvuruyu

inceleyen AİHM, “… yani

Türkiye Cumhuriyeti için 1 Nolu Ek Protokol’ün 1.

maddesinin yürürlüğe girdiği 28 Ocak 1987 tarihinden önce, Hazine’ye

devredilmesini dikkate alan AİHM, 1961 tarih ve 221 sayılı Kanun’a dayalı bir

mülkiyet mahrumiyetinin koşullarını incelemek için zaman bakımından yetkisiz

olduğu kanaatine varmaktadır.” demek suretiyle benzer bir olayda

kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ekdal ve diğerleri/Türkiye, 6990/04, 25/1/2011, § 48).

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların tapu iptali ve tescil veya tazminat istemine dayanak yaptıkları

taşınmazla hukuki ilişkilerinin bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı

tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce 1978

yılındaki Mahkeme kararıyla kesildiği ve bu kararın aynı yıl kesinleştiği

anlaşıldığından, başvuruya konu mülkiyet hakkına yönelik şikâyetin, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "zaman bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

29. Başvurucular, 2011 yılında

açtıkları tapu iptali ve tescil veya tazminat davasının, taşınmazları bedel

ödenmeksizin Hazine adına tescil edildiği ve kendilerine tebligat yapılmadığı

gerekçesiyle 5999 sayılı Kanun hükümlerine göre kamulaştırmasız el atma

hükümleri uygulanarak kabul edilmesi gerekirken reddedildiğini belirterek

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

30. Başvurucuların şikâyetinin

özü, Mahkemenin kanunları hatalı yorumladığı ve yanlış karar verdiği iddiasına

dayandığından ve mülkiyet hakkıyla ilgili olarak zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemezlik kararı verildiğinden bu şikâyet adil yargılanma

hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

32. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam. Paz. Yay.

San. Tic. A.Ş.,

B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 34).

33. İlke olarak derece

mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel

başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin

tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir

hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

34. 5999 sayılı Kanunla 2942

sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. madde, 9/10/1956

tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu

yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan

taşınmazlara ilişkin olarak bireylere tazminat davası açma hakkı vermektedir.

Bunun için de öncelikle bir uzlaşma yolunun denenmesi gerektiği anılan maddede

ifade edilmektedir.

35. Somut başvuruya konu 2011

yılında açılan dava tapu iptali ve tescil veya tazminat talepli olarak

açılmıştır. Mahkeme, dava konusu taşınmazın, 1950 yılından beri kamu hizmetine

tahsis edildiği, 1978 yılında kesinleşen Mahkeme kararıyla 221 sayılı Kanun

gereğince Hazine adına tescil edildiği, aynı Kanun'un 4. maddesi uyarınca 2

yıllık hak düşürücü süre içinde tazminat talep edilmediği, kamulaştırmasız el

atma nedeniyle tazminat davasının 2942 sayılı Kanun’a 5999 sayılı Kanunla ilave

edilen geçici 6. maddeye göre 9/10/1956 ile 4/11/1983

tarihleri arasında el atılan taşınmazlar için mümkün olduğu gerekçesiyle

davanın reddine karar vermiştir.

36. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereği hukukun uygulanması ve

yorumlanması hâkimin resen gözeteceği bir husustur. Mahkeme, 2011 yılında

açılan davanın konusunu, taşınmazın kamu hizmetine ayrılma tarihini ve hak

düşürücü süreyi göz önünde bulundurduğunu gerekçesinde ifade ederek davayı

reddetmiştir. Bu karar derecattan geçerek

kesinleşmiştir.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik içermediği anlaşıldığından,

başvuruların bu şikâyetlerinin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucuların,

1. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasının "zaman bakımından yetkisizlik",

2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması",

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerine bırakılmasına,

24/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Selami ER

Başvurucular

:

1. Şerafettin EKEN

2. İsmail EKEN

3. Elif UÇAR

4. Oya ÖZGÜMÜŞ

5. Gülsüm ERGÜN

6. Hüseyin EKEN

7. Sevim AKGÜN

8. Neşe SİNANOĞULLARI

9. Dursun Selçuk ÖZEN

10. Aysel ŞENCAN

Vekilleri

:

Av. Hakan CİNDEMİR