Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No. T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ... HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :. KARAR NO : .

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I .

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : . KARAR TARİHİ : .

DAVACI : .

DAVA : Tazminat (Sigorta Sözleşmesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : . KARAR YAZIM TARİHİ : .

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dışı ... San. AŞ’ne (“sigortalı”) ait.... /Bursa adresinde bulunan fabrikanın müvekkili şirket nezdinde 0001-1110-01006656 no.lu, 22/02/2019 – 22/02/2020 vadeli modüler kurumsal sigorta poliçesi ile sigorta korumasına alındığını, anılan adreste 05/09/2019 günü yangın çıkması neticesinde hasar meydana geldiğini, rizikonun meydana gelmesinin ardından müvekkili şirket tarafından eksper raporu hazırlatılarak hasarın tutarı tespit ettirildiğini, riziko neticesinde sigortalanan maldaki zararın 3.016.661,24 TL olduğunun tespit edildiğini, 1.980.000 TL’lik kısmının sigortalının borçlu konumunda olduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından müvekkili şirkete gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesine istinaden icra dosyasına, 1.036.661,24 TL’lik kalan kısmının ise sigortalıya ödendiğini, bu yolla müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, rizikonun gerçekleşmesinin ardından müvekkili şirketçe hazırlatılan eksper raporunda, hasarın, meydana gelen yangının zemin katta bulunan ram makine bacasının tutuşması sonucunda sandviç panel çatıya sirayet etmesiyle büyüdüğü, panel çatının bacaya tam olarak temas halinde bulunduğu, yanan baca sacının kızgın hale gelmesiyle çatı sandviç panelinde bulunan poliüretanın tutuştuğu, alt kaplamanın alüminyum olmasından dolayı oluşan 660 oC sıcaklık sonucunda eriyerek açıldığı ve yanar poliüretanla birlikte aşağıya düşerek tekstil malzemelerini de tutuşturduğunu, baca imalatı yapılırken çatı ile baca sacı arasında boşluk, ısı yalıtımı ya da yanmaz malzeme kullanılmadığı ve bu nedenle de çatının tutuştuğunun tespit edildiğini, davalılardan ....'in sigortalı binanın maliki olduğunu, sigortalanan binanın çatısında sandviç panel, arasının ise poliüretan ve alt sacının ise alüminyum olmasının yangının hızlanmasına neden olduğunu, tüm çatının bu nedenle yandığını ve yanan parçaların da aşağı düşmesi ile yangının etkisini ve hasarı artırdığını, bina malikinin dava konusu rücu miktarına konu hasarın meydana gelmesinde ve zararın artmasında kusurlu olduğunu, diğer davalı ...AŞ’ye ise bünyesinde bina maliki davalı Muzaffer Çeçener’in mali mesuliyet sigorta poliçesi olması nedeni ile husumet yöneltildiğini, davalı ... sigortalı malda yer alan ve yangının başladığı yer olan bacanın montajını yapan taraf olduğunu, alınan eksper raporunda davalının bacanın montajı sırasında çatı ve baca arasında herhangi bir boşluk bırakmadığı yahut araya yanmayı önleyen özellikli bir yalıtım malzemesi koymaması nedeni ile kusurlu olduğunun tespit edildiğini, baca montajının olması gerektiği gibi yapıldığı yahut yangın çıkmasını önleyecek nitelikte malzemeler kullanılmış olması durumunda rizikonun gerçekleşmeyeceği ve hasarın ortaya çıkmayacağını ancak davalının işini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmadığından hasar ortaya çıktığını ve zararın boyutu da arttığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya ödenen 3.016.661,24 TL’nin 1.980.000 TL’si yönünden 13/01/2020 ve bakiye kısım yönünden 21/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Muzaffer Çeçener vekili, dava konusu yangının gerçekleştiği işyerinde davacının selefi sigortalı... AŞ'nin müvekkilinin taşınmazı satın aldığı 2009 yılından önce bu taşınmazda kiracı olduğunu ve dolayısıyla 2009 yılından itibaren müvekkilinin kiracısı bulunduğunu, 05/09/2019 tarihli yangın olayı öncesinde taraflar arasında yenilenmiş kira sözleşmesinin 26/12/2017 başlangıç tarihli olmasının hiçbir şekilde bu kiracının bu tarih öncesinde kiracı olmadığını göstermeyeceğini, böylece yangın olayına sebep olan baca ve çatı ile ilgili imalatın kiracı ... AŞ tarafından yaptırıldığını, baca, bacanın çatıya bağlandığı bölümler her türlü imalat hatası ile ilgili sorumluluk ile bacaya bağlı makinenin ve bacanın bakım sorumluluğunun ve dolayısıyla yangından doğan tüm sorumlulukların davacının selefi kiracı sigortalıya ait olduğunu, davacının selefi ... A.Ş. kiracı sıfatı ile mecurda izinsiz ve hatalı imalat yaparak kiraya veren davalı malik müvekkiline dava konusu yangına sebep olarak zarar verdiğinin sabit olduğunu, belirtilen hukuki durum sebebiyle müvekkili yönünden görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun tespiti ile görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, yangının ram makinasında başladığını ve sigorta poliçesi aktedilmeden önce ram makinesi ve bacası mevcut olduğunu, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik'in 6/6. maddesinde aynen "Sigorta şirketleri, yangına karşı sigorta ettirme talebi aldıkları binalarda, tesislerde ve işletmelerde, bu Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etmek mecburiyetindedir." denilmekte olduğunu, meydana gelen yangın olayı karşısında, davacı sigorta şirketinin yönetmelik hükümlerine uymadığı, inceleme ve denetim "mecburiyetine” uygun hareket etmediğinin anlaşıldığını, davacının bizzat kendisine ait olan yükümlülüğü yerine getirmeksizin üstelik kendilerine intikal eden raporlarda dahi belirtilen kusura karşılık gelen zarar miktarı da dahil olmak üzere mevzuat ve usule aykırı şekilde rücu talebinde bulunmasının hukuka aykırı olup davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...vekili, müvekkili tarafından dava konusu bacanın yasal şartlar dahilinde izolasyonu yapılmış şekilde montajının yapıldığını, işyeri sahibince yasal süreler dahilinde yaptırılması gereken baca içi temizliklerin yaptırılmadığını, dosya arasında yer alan İtfaiye Daire Başkanlığı tutanağında yangın çıkış nedeninin “zemin katta bulunan ram bacasının içerisinde zamanla biriken havların aşırı hararetten tutuşmasıyla yangının çıktığının” tespit edildiğini, itfaiye raporu ile sabit olduğu üzere, dava konusu yangın işletme sahibince yasal süreler içerisinde yaptırılması gereken baca temizliğinin yapılmaması nedeniyle çıktığını, işyeri sahibince baca içi temizliği yaptırılmadığı gibi periyodik olarak yapılması gereken baca dibi-çatı üstü yağları temizliği yaptırılmadığını, baca çevresinde yer alan izolasyonun içine yağmur suyu-rüzgar ile sızması muhtemel yağ ve pisliklerin yıllık kontrolü ve sızıntı olması halinde değişim gerektiğini, yağmur suyu – rüzgar etkisi ile yağ ve sair pisliklerin baca ile çatı arasına sızması ve sızma neticesinde baca çevresindeki izolasyon malzemesinin özelliğini kaybetmesi durumu oluşabildiğini, bu durumun önlenmesi için işletme sahiplerince yıllık periyodik şekilde baca içerisindeki izolasyon malzemesinin durumunu kontrol ettirmesi ve oluşabilecek olumsuzların düzeltilmesinin zaruri olduğunu, işyeri sahibince periyodik olarak yapılması gereken bakımların yaptırılmadığı ve bu nedenle asli kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından imalatı yapılan bacanın boyunun uzatılması şeklinde müdahale gördüğünü, baca içerisinde yangın söndürme- buhar basma sistemi olmasının yasal zorunluluk olduğunu, işyeri sahibinin ve ISG uzmanının ram makinesini çalıştırmadan önce yasal önlemleri almadığını, yangın sonrası bacanın halen yerinde olmasının hatalı imalat yapılmadığını göstermekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, davalılardan...’e ait, ... Kestel Bursa adresindeki işyerinin 8801800014739 numaralı, 16.09.2018-16.09.2019 vadeli süper kobim sigorta poliçesi ile müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, ilgili sigorta poliçesinde, yangına bağlı malik mali mesuliyet sorumluluğuna 3.500.000 TL limitli verildiğini, dava konusu sigortalı binanın 21/12/2017 tarihli kira sözleşmesi ile davacı sigorta şirketinin sigortalısı ...Tekstil’e kiraya verilmiş olup kiracının kullanımında iken 05/09/2019 tarihinde meydana gelen yangın hadisesi sebebiyle hasara uğradığını, davacı şirketin dava konusu tazminat talebinin, yangın hadisesinin meydana gelmesinde müvekkili şirket sigortalısına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından reddi gerekmekte olduğunu, itfaiye yangın raporu, eksper raporları ve bilirkişi raporlarında yer alan tespitler uyarınca, dava konusu yangın hadisesinin meydana gelmesinde davacı şirket sigortalısının asli ve tam kusurlu olup davacı şirketin halefiyete dayalı rücu davası açmasının mümkün olmadığını, ... Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor da “Olayın Nedeni” başlıklı bölümünde; “Baca tutuşması, zemin katta bulunan ram bacasının içerisinde zamanla biriken havların aşırı hararetten tutuşmasıyla yangının çıktığı ve 1.katta bulunan ram bacasının etrafında ki tekstil ürünlerine sirayet etmesiyle yangının büyüdüğü kanaatine varılmıştır” tespitine yer verildiğini, yapı malikinin BK 69. madde hükmü uyarınca sorumlu tutulabilmesi için hasarın, taşınmazın yapımı ve bakımında ki bir eksiklik ya da ayıptan kaynaklanması ve illiyet bağını kesen hallerden birinin olmaması gerekmekte olduğunu, oysa ki dava konusu yangın hadisesinin meydana gelmesinde davacının sigortalısının kusurlu olup sigortalıda binanın ayıbından kaynaklı bir hasar meydana gelmediğini, dava konusu, her türlü ayıptan ari ve bakımlı sigortalı fabrika binasının 21/12/2017 tarihinde “boş bina” olarak davacı şirket sigortalısına teslim edildiğini, nitekim eksper raporunda yer alan “…yakın plan baca fotoğrafları incelendiğinde, bacanın çatı izolasyon malzemeleri ile doğrudan teması olmadığı, bacaya ayrı bir sac parçasının kaynaklanmış olduğu tespit olunmaktadır. Bunun haricinde bacanın yapımı, 21/12/2017 tarihinde boş bina olarak teslim alan kiracı tarafından gerçekleştirilmiş olup, baca ile çatı izolasyonu arasında ısı yalıtımı yapılmamış ise bunun sorumluluğunun da kiracı da olduğu kanaatine varılmıştır” tespitinin de iddialarını desteklemekte olduğunu, dava konusu yangın hadisesinin davacı sigortalısının ram makinesi içerisinde biriken havları temizlememesi, zamanla biriken havların aşırı hararetten tutuşması ve yine davacı tarafından yapılan bacayı tutuşturması sebebiyle meydana geldiğini, davalı sigortalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yangının 05/09/2019 günü saat 12:00:00 sıralarında Ram diye adlandırılan kurutma makinesine ait bacalardaki birikmiş havların tutuşması sonucu çıktığı, yangına fabrika çalışanlarının portatif taşınabilir yangın söndürme cihazları ile müdahale ettiği ancak başarılı olamadıkları, baca imalatının 14/03/2014 yılında yapılırken, yangının ise bacanın yapılışından beş yıl kullanıldıktan sonra 05/09/2019 çıktığı, binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik gereği endüstriyel bacaların üç ayda bir mahallin itfaiye birimi veya onların izin verdiği özel kişilere temizletmesi belirtilmiş olup söz konusu bacanın temizlendiğine dair dosyada resmi veya özel baca şirketleri veya kendilerinin temizlediğini gösteren her hangi bir belgenin bulunmadığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Yangın Müdahale Şube Müdürlüğünün 13/09/2019 tarihli yangın raporuna göre zemin katta bulunan ram bacasının içerisinde zamanla biriken havların aşırı hararetten tutuşmasıyla yangının çıktığı ve birinci kattan geçen ram bacasının etrafındaki tekstil ürünlerine sirayet etmesi sonucu yangının büyüdüğü kanaatine varıldığı, tanık beyanlarında çatıda duman ve alevlerin görüldüğü, ancak yeterince müdahale edilemediği belirtilmekte olup, doğru söndürme metodunun bacalara otomatik veya manuel gazlı söndürme sistemi veya buhar sistemi tesis edilmesiyle mümkün olabilirken dosyadaki bilgilere göre böyle bir sistemin yapılmadığı, yangın çıkmaması için düşük maliyetle alınması mümkün- tedbirlerin alınmadığı, sürekli olarak temizlenmesi gereken birikmesi muhakkak olan havların temizlenmesinin yapılmadığı; yangının meydana gelmesinin önlenmesi veya yangın meydana gelmesi halinde müdahalede bulunulması hususunda gerekli denetimin sağlanmadığı, Yönetmeliğe uygun sistem kurulmadığı ve denetim yapılmadığı, bacanın yanına kolaylıkla tutuşması mümkün olan tekstil ürünlerinin istiflendiği, mevzuat ve sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklere tamamen aykırı hareket edildiği, davalı ...'in yangına ağır kusuruyla sebebiyet veren ve davacının selefi olan dava dışı ... A.Ş.ye taşınmazı kiraladığı, ... Tekstil'in 2009 yılından itibaren taşınmazda kiracı olduğu, dosya kapsamından dava dışı ... Tekstil firmasının, yangına sebep olan ram bacasının mevcudiyetine dayalı faaliyetinin ilk kiralama dönemlerinde mevcut olmadığı, bununla ilgili ruhsatlandırma yapmasına gerek olmadığı ve fakat faaliyet alanının genişlemesinden sonra ilgili Belediyeye herhangi bir bildirimde bulunmadığı anlaşılmış, ... Tekstil'in ilk çalışmaya başladığı ve ruhsat aldığı tarihten sonra yapmış olduğu değişiklikleri usulen ilgili belediyeye bildirmesi gerektiği de mevzuattan anlaşılmakta olup, davacının sigortalısının da hiçbir yasal yükümlüğe de uymadığı gibi öte yandan izinsiz şekilde ve projesine aykırı olarak yapılan, içerisine ilave yangın söndürme tesisatı yapılmayan ve imalat sonrası bakım ve kontrolleri dahi usulüne uygun yapılmayan ram bacası imalatının sigortalı kiracı ... Tekstil'in ağır kusurunu oluşturduğu, yangının gerçekleştiği 2019 yılına kadar yaklaşık 10 yıldır aynı işyerinde kiracı olarak bulunan davacı sigortalısının fabrika binasını boş olarak teslim alıp, işletme faaliyetini kendi iş koluna uygun olarak yürütmek üzere fabrika binası içerisinde kendi tesisini kurduğu, izinsiz-ruhsatsız ve projeye aykırı şekilde yapılıp ve daimi bakımları zamanında yapılmayan ram bacası nedeniyle çıkan yangında sigortalı kiracının ağır kusuru bulunmakta olup, ağır kusurun bina yapı malikinin Türk Borçlar Kanunu ile belirlenen kusursuz sorumluluğunda illiyet bağını kestiği toplanan tüm delillere göre takdir edilmiş olup, iş bu nedenle davalı yapı maliki .... ve sigortacısı Mapfre Sigorta AŞ'ye bir sorumluluk yüklenemeyeceği, takdiri delillerden olan bilirkişi raporunda yer alan tüm tespit, inceleme ve teknik değerlendirmelere mahkemece katılmakla birlikte takdir ve kusur dağılımına itibar edilmeyerek, yukarıda belirtilen nedenlerle davalı Muzaffer Çeçener'in kusursuzluğu nedeniyle kendisi ve sigortacısına rücu koşullarının oluşmayacağı, yine ram bacası imalatını 2014 yılında kendisinden istenen şekilde imal eden diğer davalı ...'a da kusur izafe edilemeyeceği sonucuna varılmakla, bu konuda bilirkişi görüşüne iştirak edilmiş, netice itibariyle davacı sigortalısı ....AŞ kendisi tarafından izinsiz şekilde yapılan, yürütülen, projelendirilen ve içerisine yangın söndürme tesisatı yapılmaksızın ve gerekli kontrol ve bakımları yaptırılmaksızın kullanılan ram bacası nedeniyle çıkan yangında başkaca kusur atfedilecek kimse bulunmadığı, bu nedenle davacı sigorta şirketinin davalılara rücu koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, ekspertiz raporu ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, teknik ve mesleki bilgiye sahip baca imalatçısı davalının somut olayda yangının ortaya çıkmasında hiçbir kusurlarının bulunmadığına dair kabulün dosya kapsamındaki delilere aykırılık teşkil ettiğini, davalının baca ile çatı arasında mesafe bırakması gerektiğini yahut baca ile çatı arasında yalıtım malzemesi kullanması gerektiğini bilmesi gerektiğini, eksper raporunda bacının imalatı sırasında çatı poliüretan sandviç panelleriyle doğrudan temas halinde olması nedeniyle zararın ortaya çıktığının tespit edildiğini, bu durumda ilk derece mahkemesince illiyet bağını kestiği kabul edilen bacanın temizlenmemesi olayının yangının ortaya çıkması ile hiçbir bağlantısı olmadığını, araştırma raporunda 6 ayda bir periyodik kontrol formu düzenlendiği, en son 05/04/2019’da inceleme ve denetleme yapıldığının tespit edildiğini, eksper raporunda ise rizikonun meydana gelmesinden birkaç ay önce iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında baca boyunun yükseltilmesi işleminin yapıldığı ve denetimden geçildiğinin tespit edildiğinin ifade edildiğini, dava dışı sigortalının bacanın kullanımına dair önlemleri aldığı, yangının söndürülmesine dair tedbirleri uyguladığı, yangının ortaya çıkmasından yalnızca birkaç ay önce işyerinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında denetimden geçtiğinin sabit olduğunu, davalının kusurunun bulunmadığına dair hiçbir delilin dosyaya sunulmadığını, yine davalı ...’in binanın yangından korunması yahut en azından yangının önlemesi azaltacak önlemleri alacak şekilde inşa ettirdiğine, bu yönde ek önlemler aldığına dair bir delil sunmadığını, bina malikinin kendi kusursuzluğunu ispat edemediği noktada dava dışı sigortalının ağır kusuru ile illiyet bağının ortadan kalktığının kabulünün mümkün olmadığını, illiyet bağının kesilmesine ilişkin eylemlerin dar yorumlanması gerektiğini, davalı baca imalatçısının ve davalı bina malikinin hatalı ve ihmalkâr davranışları göz önüne alındığında illiyet bağının kesilmesi mümkün olmadığını, dava dışı sigortalının kusurunun olduğu kabul edilse dahi, zarar görenin kusurunun incelenmesinden önce bina malikinin kusurunun bulunması nedeniyle illiyet bağının ortadan kalktığının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde, kira sözleşmesi kurulduktan yıllar sonra davacının selefi tarafından yangının meydana gelmesine sebep olan ram makinesinin kurulduğunu, baca imalatının gerçekleştirildiğini, işletmeci olan davacının selefinin gerekli izinleri almadığını, makinenin kurulması, baca imalatı yapılması ile ilgili yapı maliki olan müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadığını, kira sözleşmesinden kaynaklanacak şekilde herhangi bir ihbar ya da talepte bulunulmadığını, davacının selefinin ağır kusurlu olup illiyet bağının kesildiğini, meydana gelen hasarda müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili istinafa cevap dilekçesinde, dosya kapsamında bulunan belgeler uyarınca davacının sigortalısının asli ve tam kusurlu olduğunu, binanın ayıbından kaynaklanan bir hasar meydana gelmediğini, yangın hadisesinin meydana gelmesinde davalı sigortalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun da bulunmadığı belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, sigorta sözleşmesi kapsamında ödenen hasar bedelinin hasar sorumlularından rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya kapsamı uyarınca 22/02/2019 başlangıç, 22/02/2020 bitiş tarihli modüler kurumsal sigorta poliçesi ile davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı işyerinde 05/09/2019 tarihinde meydana gelen yangın hadisesi sonucunda hasar oluştuğu, davacının meydana gelen hasar nedeniyle 3.016.661,24 TL hasar bedeli ödediği, ödenen bedelin rücuen tahsili için eldeki davanın açıldığı, davalı ...'in bina maliki ve kiraya veren olduğu, davalı ...AŞ’nin ise davalı ...r’in mali mesuliyet sigortacısı olduğu, davalı ...'ın ise yangının başladığı yer olan bacanın imalat ve montajını yapan eser sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Somut olayda; davacı sigorta şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren .... AŞ'nin davalı ...'in maliki olduğu binayı kiracı sıfatıyla kullandığı, davacı sigortalısı ile davalı malik arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, bu husus mahkemenin de kabulündedir. 6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. Her ne kadar davacı, binanın yapımdaki bozukluktan dolayı zararın meydana geldiği iddiasıyla bina malikinin sorumluluğuna dayanılmış ise de bina maliki aynı zamanda kiralayan olup bina malikinin sorumluluğu temelde kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Nitekim emsal Yargıtay kararlarında, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, sigortalı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira ilişkisi olması halinde, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/23562 Esas, 2024/5206 Karar sayılı, 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/17930 E. 2017/720 K. Sayılı, 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/11487 Esas, 2017/350 Karar sayılı ilamları). Öte yandan, diğer davalılar yönünden dava ticari dava olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi ise de; birden fazla mahkemenin görevli olduğu durumlarda yargılamanın özel mahkemede görülmesi gerektiği gözetildiğinde Sulh Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesine göre özel durumda olduğundan davaya bakma görevi ... Mahkemesine aittir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan, usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-) Kararın kaldırılma nedenine göre davacı tarafın istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte değerlendirimesine, 6-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025

Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Katip ... ¸(e-imzalıdır)