Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:. T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :. KARAR NO :.

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

..

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :. KARAR NO :. KARAR TARİHİ. DAVACI : .

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) B.A.M. KARAR TARİHİ :. KARAR YAZIM TARİHİ : .

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında davalı şirkete ait makine parkurunun davacı şirket üzerinden satışı için anlaşma sağlandığını, bu kapsamda davacının makinelerin satışı için aracılık faaliyetinde bulunduğunu, dava dışı GİBBS firması ile 2.200.000,00-AVRO karşılığında dava dışı firmaya satımı konusunda anlaşma sağlandığını, davalı tarafça 23/03/2011 tarihinde davacı şirket adına 1 adet proforma fatura düzenlendiğini, davacı tarafça da davalı şirketin hesabına 06/04/2011 tarihinde 100.000,00-AVRO havale edildiğini, davacının makina parkurunun dava dışı GİBBS firmasına satışı için 23/03/2011 tarihinde de 1 proforma fatura düzenlediğini, davalının herhangi bir sebep göstermeden söz konusu makinelerin satış ve teslimini gerçekleştirmediğini, davalı tarafça 21/11/2011 tarihli tek taraflı bir ihtar yazısı ile faturanın iptal edildiğinin bildirildiğini, söz konusu makinenin dava dışı ....A.Ş firmasına satışının gerçekleştirildiğini, davalının 100.000,00-AVRO tutarındaki bedeli davacıya iade etmediğini, ....A.Ş. ile yapılan sözleşmenin %10'u tutarındaki bedel olan 171.500,00-TL komisyon alacağının tahsili amacıyla Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesine dava açıldığını, bu davada komisyon sözleşmesinin dava dışı firma ile yapıldığı gerekçesiyle reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davacının davalının yaptığı bu işlemlerle davacının dava dışı GİBBS şirketi ile aralarındaki ticari itibar kaybına neden olduğunu ve bu nedenle davacının maddi zarara uğradığını 100.000,00-AVRO maddi ve 2.000,00-AVRO manevi zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın taraflar arasındaki anlaşma şartlarına uymadığı için davalı tarafça edimin yerine getirilemediğini, bu nedenle davalının zarara uğradığını, sözleşmeye aykırı davranan tarafın karşı taraf ve dava dışı GİBBS firması olmasına rağmen zarar talebinde bulunamayacağını, davacı şirketin üstlenmiş olduğu aracılık hizmetini ifa edemediğini, söz konusu makine parkurunun 2.200.000,00-AVRO'ya satılacağı yerde sözleşmeye aykırı iş ve eylemler nedeniyle davalı tarafından 1.715,000,00-AVRO'ya satılmak durumunda kalındığını bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu; "...-Davacının sözleşmenin gerçekleşmesi için göndermiş olduğu 100.000,00 Euro davacının yaptığı aracılık sözleşmesi kapsamında ortaya çıkan zararıdır. Davalı taraf dava dışı GİBBS firmasının kusurlu davranışlarına atıf yaparak davacının göndermiş olduğu bedeli davacıya geri iade etmekten imtina edemez. Gerek TTK'da düzenlenen ticaret işleri tellalığına ilişkin hükümler gerekse 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı TBK hükümleri uyarınca tellalın davacıya ödemiş olduğu bedeli iadesini isteme hakkı vardır. Tellalın ücreti için TBK ve TTK'da zamanaşımı süresi öngörülmüş ise de; sözleşmeden kaynaklanarak ortaya çıkan 100.000,00 Euro bu zarar nedeniyle TBK'nun genel zamanaşımı hükümleri uygulanmalıdır. Bu zamanaşımı süresi de 10 yıl olduğundan 100.000,00 Euro'nun 06/04/2011 tarihinde davalıya gönderilmiş olduğu, eldeki davanın da 30/03/2021 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında davacının 100.000,00 Euro alacak istemine ilişkin davasının kabulüne karar verilmiştir. -Davacı manevi tazminat istemiştir. Davacı tüzel kişi tacir olup sözleşme ilişkisine aykırılık nedeniyle manevi zarar isteminde bulunamaz. Bu ister davalının kusurlu davranışında isterse dava dışı GİBBS firmasının kusurlu davranışından kaynaklansın. Bu sebeple manevi zararın bulunup bulunmadığı bakımından davacının aracılık ettiği sözleşmede hangi tarafın kusurlu olduğu araştırılmasına ve tartışılmasına gerek duyulmamıştır. Zira davacının manevi tazminat istemi reddedilmelidir..." şeklindeki gerekçe ile; "-Davacının alacak istemiyle ilgili kabulüyle 100.000 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline davacıya ödenmesine, -Davacının manevi tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davacının taleplerinin 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu ve bu sürenin geçtiğini, dava dışı üçüncü firma olan ve satış sözleşmesinin tarafı olan alıcı firma GİBBS'in kapora bedeli olarak 110.000-EURO'yu davacı şirketin müvekkili şirkete göndermesi için gönderdiğini, davacı firmanın ise 10.000-EURO bedeli kendine ayırıp kalan 100.000-EURO'yu müvekkil firmaya gönderdiğini, dolayısı ile müvekkili firmaya gönderilen 100.000-EURO'nun esasında GİBBS firması tarafından kapora bedeli olarak gönderilmiş olduğunu, davacı tarafın söz konusu bedeli isteme hakkının bulunmadığını, davacının aracı şirket olarak görevini yerine getirmediğini, yerel mahkemece eksik inceleme yapıldığını, satışa hazır olan malların alıcı firma tarafından alınmadığını, davacının aracı olarak yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve temerrüte düştüğünü, temerrüt nedeniyle de sözleşmenin bozulduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasında akdedilen 28/02/2011 tarihli Teçhizat Satın Alma Sözleşmesine aykırılık nedeniyle doğduğu iddia olunan 100.000-EURO alacak ile 2.000-EURO manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle; "1-Davacının alacak istemiyle ilgili kabulüyle 100.000 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline davacıya ödenmesine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin reddine" şeklinde karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davalı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 28/02/2011 tarihli Teçhizat Satın Alma Sözleşmesine aykırılık nedeniyle doğduğu iddia olunan 100.000-EURO alacak ile 2.000-EURO manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir (Bknz. Yargıtay 3. H.D.'nin, 06.04.2023 Tarih ve 2022/7772-2023/997 Karar sayılı kararı). Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı Kanun'un "İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesinde; "(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2)Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Ayrıca bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) "İspat yükü" başlıklı 6. maddesinde yer alan: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.04.2007 gün ve 2007/18-153 E-2007/183 sayılı kararında da benimsendiği gibi HMK 202 md. (HUMK 292) göre, senetle ispatı gereken bir konuda yazılı delil başlangıcının varlığı halinde tanık dinlenebilir. 6100 sayılı HMK'nun, "Senette ispat zorunluluğu" başlıklı 200. maddesi; "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nun 202 nci maddesinde delil başlangıcı kavramı; ''(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.'' şeklinde düzenlenmiştir. "Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları" başlıklı 6100 sayılı Kanun'un 203 ncü maddesinde ise; "Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir; a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde; davanın, taraflar arasında akdedilen 28/02/2011 tarihli Teçhizat Satın Alma Sözleşmesine aykırılık nedeniyle doğduğu iddia olunan 100.000-EURO alacak ile 2.000-EURO manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olduğu, somut davada davacı ile davalı taraf arasında, 28/02/2011 tarihli Teçhizat Satın Alma Sözleşmesi bulunduğu, sözleşme kapsamın incelendiğinde de; davacı yanın, davalıya ait bir kısım makinaların dava dışı Gibbs İnternational Inc şirketine satışına ilişkin aracılık yapması husunda tarafların anlaştığı, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu her ne kadar gerekçeli kararda, tellallığa ilişkin mevzuat hükümleri tartışılarak hüküm tesis edilmiş ise de; davacı yanın alacağının tellallık sözleşmesi kapsamında kendisine ödenmesi gereken komisyon bedeline ilişkin olmadığı, dava konusu alacağının dayanağının, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacı yanca davalı yana, "LAN 2011/01 no.lu proforma fatura için kapora" açıklaması ile gönderilen, ancak davalının herhangi bir sebep göstermeden söz konusu makinelerin satış ve teslimini gerçekleştirmediği, ayrıca davalı tarafça 21/11/2011 tarihli ihtar yazısı ile faturanın iptal edildiği iddiasına dayalı olarak iadesi talep edilen 100.000-EURO'luk dekonta dayandırıldığı, bu haliyle değerlendirildiğinde ise; taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, davacı yanca davalı yana "LAN 2011/01 no.lu proforma fatura için kapora" açıklaması ile gönderilen bedelin, davacı yanca kendi adına mı yoksa dava dışı Gibbs firması adına mı gönderildiği, davacı yanın iş bu bedelden dolayı bir zararının doğup doğmadığı ve sonucuna göre de davacı yanın iş bu bedeli talep edilip edilemeyeceği hususlarının çözüme kavuşturulması gerektiği; Bu minvalde dava dosyasına bakıldığında; davalı yanca cevap dilekçesinde ve dahi İstinaf dilekçesinde beyan edilip, İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, ... Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının .... ve davalısının .... Ticaret A.Ş. ve dava konusunun da; komisyon ücreti alacağına ilişkin olduğu, ilgili dava dosyasında, davacı yanın mahkeme içi ikrar mahiyetinde olan; "müvekkili ile davalı arasında imzalanan 14/06/2010 tarihli komisyon sözleşmesi gereği müvekkili şirketin kendi adına ve davalı şirket hesabına komisyon sözleşmesinde belirtilen 7 adet makinanın satışı için görevlendirildiğini, satışı gerçekleştirilen her bir makina için müvekkiline satış bedeli üzerinden %10 komisyon verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkil şirket tarafından sözleşmeye istinaden kendisine kapora olarak gönderilen 110.000-AVRO'nun 100.000,00-EURO'sunu davalının hesabına yatırdığı" şeklindeki beyanı kapsamında değerlendirildiğinde ise; davacı yanca dava konusu yapılan 100.000-EURO'nun, dava dışı Gibbs firması tarafından davacı yana, davacı tarafından da davalı yana gönderildiğinin anlaşıldığı, bu durumda da davacının, dava dışı Gibbs firması tarafından davalı şirkete havale edilmek üzere gönderdiği ve davacı yanca da davalı yana havalesi yapılan bedeli, dava dışı .... firmasına ödediğini, davanın niteliği ve niceliği gereği, az yukarıda ayrıntısı yazılı ispata ilişkin hükümler kapsamında usulüne uygun yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, ancak davacı yanca gerek ilk derece yargılaması sırasında ve gerek se İstinaf aşamasında, dava dışı Gibbs firmasına iş bu ödemeyi yaptığına ve bu minvalde zararının doğduğuna ilişkin olarak dekont veya herhangi bir belge ibraz edilemediği, dolayısıyla da davacı yanca 100.000-EURO'luk alacağın ispat edilemediği, eş söyleyişle; davacı yanın halefiyet şartlarını sağlamaksızın halefiyet hükümleri uyarınca davacı şirketten alacak talep edemeyeceği, ayrıca dava dışı Gibbs firması tarafından davacı şirkete, davalı yana gönderilen bedelin tahsili amacıyla verilmiş herhangi bir yetkinin de somut dava özelinde ispatlanamadığı, ayrıca davacı yanın davalıdan eldeki davada, davalı ile aralarında akdedilen sözleşme kapsamında komisyon ücreti alacağına ilişkin olarak herhangi bir talebinin de bulunmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Bu itibarla da; açıklanan gerekçelerle, davalı yanın İstinaf isteminin kabulü ile, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 inci maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma kararının mahiyeti gereği yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle "Davacı yanın alacak ve manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine", manevi tazminat davasının tümden reddine karar verildiğinden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3. maddesine göre, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre ve AAÜT'nin 13/2 inci maddesindeki hususlar da değerlendirilerek hükmolunacağı dikkate alınarak, 19.186,80-TL vekâlet ücretine (Bknz. Yargıtay 4. H.D.'nin, 05.02.2018 Tarih ve 2016/3710 Esas-2018/486 Karar sayılı kararı) ve ayrıca 100.000-EURO'luk alacak davasının da tümden reddine karar verildiğinden ve yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, 100.000-EURO'nun dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı olan (1 EURO=9,5934) 959.340,00-TL üzerinden hesaplanan 149.901,00-TL nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği (Bknz. Yargıtay 11. H.D.nin, 12/05/2022 Tarih, 2020/6387 Esas-2022/3774 Karar ve Yargıtay 3. H.D.'nin, 04/12/2024 Tarih ve 2023/5717 Esas-2024/4063 Karar sayılı kararları) görüş ve kanaatine oybirliği ile varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 inci maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kaldırma kararının mahiyeti gereği dairemizce YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK SURETİYLE; 1-Davacı yanın alacak ve manevi tazminat davasının AYRI AYRI REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40-TL harcın başlangıçta yatırlan 16.710,80-TL harçtan mahsubu ile artan 16.095,40-TL harcın talebi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Maddi tazminat yönünden Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3 ve 13/1 inci maddelerine göre hesap edilen 149.901,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Manevi tazminat yönünden davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3 ve 13/2 inci maddelerine göre takdir edilen 19.186,80-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin, 13,14 fıkraları ile 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesinin 4. Fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, III-) Davalı tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 441,40 TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, V-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 üncü maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, 28/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Katip ... ¸(e-imzalıdır)