T.C. BURSA BAM ....HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: . T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : . KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : . NUMARASI : .
DAVACI : .
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ : . KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davalı Kooperatif tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı kooperatif birliğinin üyesi olduğunu, 08/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının hükümsüz olduğunu, bu toplantıya kendisinin davet edilmediğini, aynı şekilde 27/10/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da kendisine davetiye gönderilmediğini, toplantılara davet edilmemesinin kasıtlı ve art niyetli olduğunu, 27/10/2018 tarihli genel kurul toplantısı için Bursa..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası ile genel kurul kararının iptali için dava açıldığını, bu davanın reddedildiğini, ancak kararın istinaf aşamasında olduğunu, davalı tarafça kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesine ilişkin kararın iptali davasının Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... sayılı dosyası ile karara bağlandığını, bu karar ile kooperatif üyesi olduğunun belirli hale geldiğini, genel kurul toplantısına davet edilmemesinin genel kurulun geçersiz olmasına neden olduğunu, bu sebeple 08/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, toplantının usulüne uygun olduğunu, davacının kooperatif birliğinden ihraç edildiğini, ayrıca iptali istenen genel kurul toplantısında toplantı ve karar nisabının sağlandığını, davacının toplantıya katılmamış olmasının sonuca etkili olmadığını, toplantıda 135 üyeden 60 üyenin toplantıya katıldığını, kararların oybirliği ile alındığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu, gerekçede açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, davalı kooperatifin 08/07/2021 tarihli genel kurulunun çağrı usulsüzlüğü nedeniyle yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. Karara karşı da, davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemece sadece iki celsede karar verildiğini, bilirkişi incelemesi yapılmadığını, Genel Kurul çağrısının usulüne uygun olduğunu, davacının toplantıya kasıtlı olarak çağrılmadığı hususunda yanlış değerlendirme yapıldığını, aynı konuda açılmış davalar bulunduğunu, bu davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 2019-2020 genel kurul toplantısında davacının maddi ya da manevi bir zararı bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davalı kooperatifin, 08/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının iptali istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle; "Davanın Kabulü ile; Davalı Kooperatifin 08/07/2021 tarihli genel kurulunun çağrı usulsüzlüğü nedeniyle yoklukla malul olduğunun tespitine" karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davalı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dava; davalı kooperatifin, 08/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık ise; davacının, davalı kooperatifin, 08/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının iptaline ilişkin talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53 ünce maddesi gereğince, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı kanunun 42. maddesine göre ise genel kurul bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkisini haizdir. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2 ve ana sözleşmenin 28 inci maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasa'nın 53 üncü maddesinde çağrıda usulsüzlük halinde, genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verilmiş olup, ancak çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmamaktadır. Diğer yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa, bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4' ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise; "Kanun veya ana sözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur" hükmünü, ana sözleşmenin 33 üncü maddesinin 1. fıkrası; "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır" hükmünü, 2. fıkra ise "Genel kurulda kararlar, ortakların en az 1/4' ünün hazır olması şartıyla oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının oyu ile alınır" hükmünü içermektedir. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, yok hükmündedir ve baştan beri hüküm ifade etmezler. Ayrıca Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına bakıldığında ise; genel kurul kararlarını sakatlayan hukuka aykırılıklar bakımından kararlar, yoklukla malul, mutlak butlanla malul ve iptal edilebilir kararlar olarak üçe ayrılmaktadır. Emredici kurallara aykırı kararlar bakımından kararın şekil ve kurucu unsurları bakımından emredici kurallara aykırılık halinde (Örneğin; toplantı ve karar yeter sayılarının bulunmaması) yokluk yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı, maddi-öze ilişkin kanunun emredici kurallarına aykırılık halinde ise (Örneğin; kararın ahlaka ve adaba aykırı olması, konusunun imkansız olması, kesin hükme ve kanunun emredici madde hukuk kurallarına aykırı olması) alınan kararların mutlak butlanla malul olacağı, kişisel hakları ilgilendiren ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı kararların ise iptal edilebilir kararlar olduğu kabul edilmektedir (Bknz. Yargıtay 6. H.D.'nin, 27/09/2023 Tarih ve 2022/2507 Esas-2023/3001 Karar sayılı kararı). Tüm bu açıklamalar kapsamında davalı yanın İstinaf istemleri değerlendirildiğinde; 1-Davalı yanın, Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas ve Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyaların bekletici mesele yapılmasına ilişkin İstinaf istemi yönünden yapılan incelemede; davalı yanca, bekletici mesele yapılması talep edilen mahkeme dosyalarına ilişkin olarak, İstinaf incelemesi sırasında Dairemizce yapılan araştırmada; -Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/389 Esas sayılı dosyasının, ... Karar sayısı ile karara çıktığı, davacısının (aynı zamanda eldeki davanın da davacısı); ...Limited Şirketi, davalısının; Bursa Deri Organize San Böl Müteşebbis Heyeti Başk., dava konusunun; "Tasfiye Halinde S.S. Deri Sanayicileri Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinin 27/04/2019 tarihinde yapılan Genel Kurul Kararının iptali istemine ilişkin" olduğu, yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucu; "Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 33. maddesinde yer alan hüküm gereğince, genel kurul toplanıp gündemdeki konuların görüşülebilmesi için kooperatife kayıtlı ortakların en az /1/3'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması ve ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının olumlu oyu ile karar alınması gerekeceği, 27.04.2019 tarihli genel kurul toplantısı için davacıya davet tebligatının yapılmamış olduğu, iptali talep edilen genel kurul toplantısına asaleten ve vekâleten toplam 93 kişinin katılmış olduğu ve kararların oy birliği ile alınmış olduğu ve alınan kararlarda açıkça yasaya aykırılık olmadığından" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, kararın İstinaf edilmesi sonucu, İstinaf incelemesini yapan, Bursa BAM 5. H.D. tarafından, 21/09/2023 tarih ve....Esas-...Karar sayılı ilam ile ve "...Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,alınan bilirkişi raporu ile Genel Kurul Tutanağı ve Hazirun cetveline göre 93 üyenin katılımı ile Genel Kurulun yapıldığı ve kararların oybirliği ile alındığı, davacının toplantıya çağrılmadığının davalı kooperatifin de kabulünde olduğu, ancak Genel Kurul kararlarının Kooperatif ana sözleşmesinin 33. Maddesinde yer alan hüküm gereğince kayıtlı ortaklardan 1/4 nün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması ve ortaklar cetvelinde imzası bulunan yarısından fazlasının olumlu oyu ile karar altına alındığı, davacının oyunun karar nisabını etkileyecek sayıda olmadığı, alınan kararlarda açıkça yasaya aykırılığın ispatlanamadığı, bu suretle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usule ve esasa aykırılık bulunmadığı..." şeklindeki gerekçe ile İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacı yanca temyiz edilmesi sonucu temyiz incelemesini yapan Yargıtay 6. H.D. tarafından, 24/09/2024 tarih ve 2023/4341 Esas-2024/2891 Karar sayılı karar ile ve "Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve yine kooperatif genel kurulunda alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılığının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından" şeklindeki gerekçe ile davacı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği, kararın kesinleştiği; -Bursa... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının, ... Karar sayısı ile karara çıktığı, davacısının (aynı zamanda eldeki davanın da davacısı); ... Limited Şirketi, davalısının; Bursa Deri Organize San Böl Müteşebbis Heyeti Başk., dava konusunun; "Kooperatif genel kurulunda alınan ihraç kararının iptali istemine" ilişkin olduğu, yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucu; "Davanın kabulü ile davalı tasfiye halinde S.S. Derisanayiciler Toplu İş Yeri Kooperatifinin 27/10/2018 tarihli 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 2 nolu maddesinde alınan davacının ihracına ilişkin kararın iptaline" karar verildiği, kararın İstinaf edilmesi sonucu, İstinaf incelemesini yapan, Bursa BAM 5. H.D. tarafından, 27/11/2023 tarih ve 2021/2214 Esas-2023/1834 Karar sayılı ilam ile ve "...-Somut uyuşmazlıkta, davalı kooperatif genel kurulunca davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş ise de;1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16/3 maddesine aykırı olarak göre ihraç kararının gerekçeli olarak alınmadığı, dosya kapsamından davacının arsa tahsis sözleşmesini imzalamadığı ve gerekli bedeli ödemediği olduğu anlaşılan ihraç gerekçesinin ise ana sözleşmenin 14.maddesinde ortaklıktan çıkarma sebepleri arasında düzenlenmediği, bu nedenlerle davalı kooperatif genel kurulunca verilen ihraç kararının hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır. -Bu itibarla, dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece tarafların talep ve delillerinin değerlendirildiği, kararın gerekçeli olduğu, hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olduğu, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı..." şeklindeki gerekçe ile İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacı yanca temyiz edilmesi sonucu temyiz incelemesini yapan Yargıtay 6. H.D. tarafından, 03/10/2024 tarih ve 2024/345 Esas-2024/3162 Karar sayılı karar ile ve "Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle..." şeklindeki gerekçe ile davacı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmış olup; Açıklanan tüm bu hususlar kapsamında değerlendirildiğinde de; davalı yanca, eldeki dava açısından bekletici mesele yapılması talep edilen her iki mahkeme kararı da İstinaf aşamasında kesinleştiğinden, davalı yanın bekletici mesele yapılmasına ilişkin İstinaf isteminin, (her ne kadar ilk derece yargılaması ve dahi ilk derece karar tarihi itibariyle yerinde ise de) İstinaf karar tarihi itibariyle yerinde olmadığı anlaşılmış ve reddine karar verilmiştir. 2-Davalı yanın, davanın esasına ilişkin sair İstinaf istemleri yönünden yapılan incelemede ise; somut olayda davanın, davalı kooperatifin, 08/07/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, davacı yanca hükümsüzlüğü talep olunan 08/07/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısının, hükümsüzlüğüne gerekçe olarak ileri sürülen iddiaların, yerel mahkemece de gerekçeli kararda tespit edildiği üzere; bu toplantıya kendisinin davet edilmemesi ile yine aynı şekilde 27/10/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da kendisine davetiye gönderilmemesi ve bu nedenle de toplantılara davet edilmemesinin kasıtlı ve art niyetli olduğu sebeplerine dayandırdığı anlaşılmaktadır. Bu minvalde somut olaya bakıldığında ise; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53 üncü maddesinde düzenlenen, çağrıda usulsüzlük halinde, genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verilmiş olması nedeniyle, davacı yanca dava açılmasında usulen bir engel bulunmadığı, kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususunun Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olduğu, çoğunluk düşüncesinin, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak, bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik yönünde olduğu, ayrıca bu hususa ilişkin Yargıtay'ın yerleşik uygulamasının da; "1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2 ve anasözleşmenin 28 inci maddeleri emredici nitelikte ise de; aynı Yasa'nın 53 üncü maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verdiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini butlan olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır" şeklinde olduğu (Bknz. Yargıtay 23. H.D.'nin, 08.12.2014 Tarih ve 2014/5189 Esas-2014/7904 Karar sayılı kararı) , ayrıca çağrıdaki usulsüzlük bulunuyor olmasının, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmayacağı (Bknz. Yargıtay 23. H.D.'nin, 13/05/2019 Tarih,2016/7021 E.-2019/1918 K. ve Yargıtay 6. H.D.'nin, 24/09/2024 Tarih, 2023/4341 E.-2024/2891 K. sayılı kararları), bu haliyle değerlendirildiğinde ise; eldeki davada, davalı kooperatifin 135 üyesine taahhütlü mektupla toplantının gün ve saatinin bildirilmiş olduğu ve hazirun cetvelinden de toplam 60 üyenin toplantıya katılmış ve kararların da oy birliği ile alınmış olduğu, ana sözleşmenin 33. maddesinde yer alan hüküm gereğince, genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/3'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekeceğinden toplantı yapılabilmesi için en az 34 üyenin (135/4-33,75) toplantıya şahsen veya temsilci vasıtasıyla katılması durumunda toplantı nisabının sağlanmış olacağı, ayrıca ana sözleşme hükmüne göre genel kurulda kararların ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının olumlu oyu ile alınacağı, davacı tarafça iptali talep edilen genel kurul kararlarının 60 üyenin olumlu oyu ile alınmış olduğu, dolayısıyla da iptali istenen genel kurulun ve alınan kararların, toplantı ve karar nisabı yönünden kanuna ve ana sözleşmeye uygun olarak yapılmış olduğu, davacının oyunun ise karar nisabını etkileyecek sayıda olmadığı, ayrıca alınan kararlarda açıkça yasaya aykırılığın ispatlanamadığı, bu durumda da somut olayda, anılan genel kurul kararlarını yoklukla malül kılacak bir usulsüzlük bulunmadığı gibi iptalini gerektirir bir durumun da olmadığı, ayrıca her ne kadar yerel mahkemece gerekçeli kararda; "Çağrı prosedürüne aykırılığın müeyyidesi yokluk olup, bilinçli aykırılık halinde yokluk müyyidesi söz konusu olacak ve iptale ilişkin TTK m.446/1-b uygulanmayacaktır" şeklinde bir gerekçeye yer verilmiş ise de; az yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı ve Yargıtay içtihatlarında da açıkça ifade edildiği üzere, çağrı prosedürüne aykırılığın müeyyidesinin yokluk olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla da yerel mahkemenin iş bu yöndeki gerekçesinin de yerinde olmadığı ve sonuç olarak da; yerel mahkemece iş bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla da; açıklanan gerekçelerle, davalı yanın İstinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 inci maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma kararının mahiyeti gereği yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; "Davanın reddine" ve davalı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, davanın niteliği de göz önünde bulundurularak davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine (Bknz. Yargıtay 23. H.D., 18.06.2014 T., 2014/2163 Esas-2014/4670 Karar sayılı kararı) karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine oy çokluğu ile varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 inci maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kaldırma kararının mahiyeti gereği dairemizce YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK SURETİYLE; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafça ödenen 80,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, alınması gereken 615,40 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3 üncü maddesine göre taktir edilen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4-Davacı tarafın, ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması sırasıda yapılan 178,50 TL'nin davalıya iadesine, 6-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 üncü maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, 28/11/2025 tarihinde OYÇOKLUĞU karar verildi.
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ
İlk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu ve davalı yanın istinaf isteminin esastan reddi gerektiği kanaatindeyim. Davacı tarafın kooperatiften ihracına ilişkin karar ilk derece mahkemesince iptal edilmiştir. Her ne kadar bu hüküm henüz kesinleşmemiş ise de el'an davacı lehine bir karar mevcuttur. İhraç kararı fiilen kesinleşmemiştir. Mukayese için örnek vermek gerekirse Yargıtay 11. Hukuk Dairesi.... K. Sayılı ilamında ihraç kararı kesinleşmeden yeni üye alınmasını yasaya aykırı bulmuştur. Kaldı ki kararın kesinleşmemiş olması kooperatif üyesinin üyelik haklarının açıkça ihlal edilmesine gerekçe olamaz. Madem ki kooperatif aleyhine bir yargı kararı mevcuttur, kesinleşmesi beklenmeden bu karara saygı göstermek ve gereğince işlem yapmak daha şık bir harekettir. Yargı kararına fiilen direnmek uygun değildir. Madem ki kararlar oy birliği ile alınacak kadar akla ve kooperatif üyelerinin menfaatine uygundur, o halde birkaç muhalif oydan bir zarar gelmez. Üyenin hakları fiili durumla ihlal edilip, "vereceği oy sonuca etkili değildi" demek dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Öte yandan mahkemeden de hem üyelikten ihraç kararını iptal etmesi, hem de üyelik haklarının kısıtlanmasına seyirci kalması beklenmemelidir. Mahkemenin görüşü ortada ise, kooperatif de ona uygun hareket etmelidir. Sonuç itibariyle kooperatifin aldığı karar ne kadar haklı ve yerinde olursa olsun, üyelik haklarını kasten kısıtlamak kabul edilemez.
Başkan...