T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A ...HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :.. KARAR NO :. . İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : . KARAR NO : . KARAR TARİHİ : . İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ . DAVACI : . DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : . KARAR YAZIM TARİHİ :.
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde, 25.10.2014 tarihinde davacının içinde bulunduğu davalı... A.Ş'ye ait davalı ... idaresindeki ... plakalı belediye halk otobüsünün, davalı ...'e ait davalı Mustafa Kocabaş idaresindeki ... plakalı çekici ile çarpışması sonucu ağır yaralandığını, davalı sürücüler hakkında Bursa ....Asliye Ceza Mahkemesinde taksirle yaralama suçundan dava açıldığını, ...plakalı aracın ...Sigorta A.Ş, ... plakalı aracın ise davalı ...A.Ş tarafından sigortalı olduğunu, kaza sebebiyle davacının sol elinin ikinci parmağını kaybettiğini, kazadan önce barmen olarak çalıştığını, aylık net kazancının...TL olduğunu ileri sürerek 1.000,00.-TL maddi tazminatın ve 110.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini, talep etmiştir. Davacı vekili 12.02.2019 tarihli ıslah dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00.-TL olarak talep edilen maddi tazminatın toplamda 107.539,00.-TL olarak artırılmasına, bu tazminatın kaza tarihinden (davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davacının geçici iş gücü kaybının ve varsa sürekli maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının sosyal güvenlik bilgilerinin celbedilerek geçici iş gücü kaybı ödeneği yapılıp yapılmadığının, sürekli maluliyetten dolayı maluliyet aylığı bağlanıp bağlanmadığının ve hizmet dökümünün karşılaştırılarak davacının gelirinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının istediği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve kabul etmediklerini ileri sürerek davanın...Sigorta A.Ş'ne ihbarına, sağlık gederleri ile ilgili talebin husumet nedeniyle, sair taleplerin müvekkilinin kusuru bulunmaması nedeniyle esastan reddini talep etmiştir. Davalı Ufuk Açık vekili cevap dilekçesinde, meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kazaya %100 kusuru ile davalı ...'ın kırmızı ışıkta geçerek sebebiyet verdiğini, davacının maddi tazminat talebinin açık olmadığını, davacının maddi tazminat talebinin de fahiş olduğunu, bu nedenle manevi tazminat talebini kabul etmediklerini ileri sürerek, açılan haksız davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ....Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde, ...plakalı aracın 01.03.2014 - 01.03.2015 vadeli ...poliçe nolu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede manevi tazminat ile ilgili teminat bulunmadığını, bu nedenle müvekkil sigorta şirketinin manevi tazminat talepleri yönünden sorumluluğu bulunmadığını, 25.10.2014 tarihinde meydana gelen kazada kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, tedavi masraflarından SGK'nın sorumlu olduğunu ileri sürerek açılmış bulunan davanın sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil bulunmaması nedeniyle, refakatçi gideri, yol masrafı, ilaç masrafı, tıbbi malzeme masrafı gibi tüm masraflardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalılar.... vekili cevap dilekçesinde, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, müvekkillerinin kazanın oluşumunda her hangi bir kusurları bulunmadığını, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, kabul etmediklerini ileri sürerek öncelikle görev itirazlarının kabulüne, mahkeme aksi kanaatte ise yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. İhbar olunan... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkili sigorta şirketinin bu davada davalı sıfatının bulunmadığını, dava konusu kazada sorumluluğu bulunmadığını, davacının tazminat taleplerinin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında karşılanması gerektiğini, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu ileri sürerek müvekkil şirketten talep edilen tedavi gideririn reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Mahkemece, 2017/1271 - 2019/507 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/1197 - 2021/642 sayılı kararı ile kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderildiği ve yeniden yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece, 1- Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 107.539,00.-TL maddi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağa davalılar... Türk A.Ş yönünden dava tarihi olan 04.08.2015 tarihinden itibaren, , davalılar.... yerine mirasçıları... yönünden kaza tarihi olan 25.10.2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalılar ....Anonim Türk A.Ş.'nin sorumluluğunun poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına, 2- Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00.-TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 25.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... yerine mirasçıları... .dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Davalı .. Sigorta Şirketi vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, kaldırma kararında belirtilen davalı...'ın taşımacılık sigortası bulunup bulunmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre kusur raporunun ATK veya makine mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanması gerektiğini, dosyada alınan raporda ise sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmesine rağmen hükümde %100 kusur oranı üzerinden müşterek ve müteselsilen hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin poliçe limitini aşar şekilde hükümde tazminat ve yargılama giderlerine hükmedildiğini, davacının tespit olunan maluliyet oranının kazayla illiyeti bulunup bulunmadığı hususunda gerekli fiziki muayene yapılarak yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının müterafik kusuru yönünden değerlendirme yapılarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tazminat hesaplamalarının müvekkili şirket yönünden aktüeryal yöntem ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplanması gerektiğini, raporda yanlış yönetmeliğin esas alındığını, yalnızca kişinin uğradığı bedensel zarar nedeniyle hesaplanacak maluliyet kaynaklı zararın poliçe kapsamında olduğunu, tedavi giderleri ve bilumum munzam zararın müvekkili şirketten talep edilemeyeceğini, aktüer raporun en son veriler ve en son bilinen asgari ücrete göre hazırlandığından önceki bir tarihten faiz işletmenin faizin mantığı ile bağdaşmadığını, davacının faiz taleplerinin reddi gerektiğini, aksi kanaat halinde hüküm veya rapor tarihinden faize hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı Burulaş A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, olayda müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, kazada diğer davalı araç sürücüsü Mustafa Kocabaş'ın tam kusurlu olduğunu, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayıp eksik inceleme ile hazırlanmış olduğunu, davacının maluliyet oranına ilişkin itirazları dikkate alınmadan ATK raporunun düzenlendiğini, mahkemenin de bu raporu hükme esas aldığını, hükme esas alınan aktüeryal raporun da hatalı olduğunu, raporda davacı tarafın devreler itibariyle yıllık net gelir değerlendirmeleri yüksek hesaplandığını, bu sebeple nihai hesaplamanın da yüksek çıktığını, bilirkişi raporunda belgelendirilmeyen giderlere dair yapılan değerlendirmenin de kabulü mümkün olmadığını, kaldırma kararı öncesinde verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığından bahse konu davada alınan maluliyet raporunda iyileşme süresi 9 ay olarak belirlenmiş ve bu süre davacı tarafından kabul edilmiş olduğunu, bu kabul ile birlikte davalı açısından usuli kazanılmış hak oluştuğunu, alınan hesap bilirkişi raporunda iyileşme süresinin 12 ay olarak değerlendirilmesi ve buna göre hesap yapılması ve bu raporun da hükme esas alınmış olmasının hatalı olduğunu, davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatlarını SGK'dan talep etmesi gerektiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı ....A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, kaldırma kararından sonra alınan 22.04.2024 tarihli hesap bilirkişisi ek raporuna göre 98,474,41,-TL tespit edilmesine rağmen mahkemece 107.539,00.-TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yine hükme esas alınan 17.10.2024 tarihli hesap bilirkişisi ek raporunda tarafların kusur oranları doğrultusunda kusur dağılımı yapılmış olmasına rağmen mahkemece toplam tazminata hükmedilmesinin ve tarafların sorumlu oldukları tazminat miktarlarının açıkça belirtilmemesinin hatalı olduğunu, görevsizlik kararından sonra yargılamaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde vekalet ücretine görevli mahkemece karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, tazminatın TRH yaşam tablosu beraberinde progresif rant yöntemine göre hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, davacı için iyileştirme giderleri adı altında dolaylı zarar niteliği taşıyan ulaşım giderlerine ilişkin hesaplama yapılmasının da tazminat hukuku ilkelerine aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir. Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, kaza nedeniyle davacıda oluşan maluliyetin hükme esas alınan raporda düşük belirlendiğini, hesaplanan tazminatın da usuli kazanılmış hak iddiası ile düşük belirlenmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı Ufuk Açık vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, mahkemece ceza mahkemesinde alınan ATK raporu ile Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporların uyumlu olması gerekçe gösterilerek raporlara karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, diğer davalı Erdem Öğüt'ün kırmızı ışıkta geçmiş olmasına rağmen müvekkili aleyhine belirlenen %75 kusurun kabul edilemez olduğunu, ceza davasında davacının müvekkili aleyhine olan şikayetinden vazgeçtiği hususu dikkate alınmadan maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulduğunu, kaldırma kararı sonrası alınan raporlarda davacının maluliyet oranı düşürülmüş olmasına ve bakıcı gideri tazminatı hesaplanmaması ve bu yönde davacının ilk karara karşı istinafı bulunmadığından müvekkili lehine usuli kazanılmış hak bulunmasına rağmen mahkemece ilk karardaki gibi karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece davacının iyileşme süresi, maluliyet oranı, tarafların kusur oranlarına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, yine davacının kolundaki kırığın iyileşmesinin ardından aktif olarak çalıştığı ve sonradan oluşan kırığın zorlamaya bağlı oluştuğunun belirtildiğini, tedavi sürecinin davalının kendi kusuru sebebiyle uzadığını, davacının müvekkiline yönelik şikayetinden vazgeçmiş olduğu dikkate alındığında bu hususun manevi tazminatta indirim sebebi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi ile müvekkili hakkında adli yardım talebinde bulunduğu anlaşılmakla öncelikle adli yardım talebi yönünden yapılan incelemede; davacının mal varlığına yönelik değerlendirmede adli yardım talebinin HMK 336 ve 337 maddeleri gereğince kabulüne karar verilmiştir. Dairemiz ... K sayılı ilamıyla eksik incelemeye işaret edilerek kaldırma kararı verildiği anlaşılmıştır. Davalı Ufuk sevk ve idaresinde olan, davalı...AŞ adına kayıtlı, davalı ...AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan ....plakalı otobüs ile davalı ...(yargılama aşamasında vefat etmiştir) sevk ve idaresinde olan, davalı ... adına kayıtlı, davalı ... AŞ tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan ...plakalı aracın karıştığı 25/10/2014 tarihli trafik kazasında ... plakalı otobüste yolcu olarak seyahat eden davacının yaralandığı uyuşmazlık konusu değildir. Bursa ...Asliye Ceza Mahkemesi ...K sayılı dosyasında, davalı sürücüler ... hakkında 5237 sayılı TCK 89/4 ve 62 maddesi gereği, davalı sürücü (sanık) Ufuk hakkında 5237 sayılı TCK 89/1, 89/2-b-e ve 62 maddesi gereği ceza tayin edildiği, hükme esas alınan 26/12/2014 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un asli, davalı sürücü Mustafa'nın tali kusurlu olduğunun bildirildiği, temyiz talebi üzerine Yargıtay 12 CD 2019/7852 E- 2021/1471 K sayılı ilamıyla davalı (sanık) Mustafa hakkında temyiz aşamasında öldüğünün tespit edildiğinden bahisle 5237 sayılı TCK 64/1 maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi; diğer davalı (sanık) Ufuk hakkında da basit yargılama usulü uygulanması gerektiğine işaret edilerek bozma kararı verildiği anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz. 6098 sayılı TBK 72 maddesi gereği, haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında zaman aşımı süresi tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve eylem tarihinden itibaren 10 yıldır. 2918 sayılı KTK 109 maddesi ile motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü, öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve kaza gününden başlayarak 10 yıl içerisinde zaman aşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımını öngördüğü bir fiilden kaynaklanıyorsa, ceza zaman aşımı uygulanacaktır. Tazminat davalarında ceza zaman aşımının uygulanması için fail hakkında ceza davası açılması ya da mahkumiyet kararıyla sonuçlanan ceza davasının varlığı aranmayacaktır. Haksız fiilin, suç niteliğini taşıması yeterli olacaktır (Yargıtay HGK 2018/17-157 E-2020/981 K sayılı ilam). Somut olayda, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK 66/1-e maddesi gereği zamanaşımı süresi 8 yıl olup, dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi korunmuş olmakla zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. 2918 Sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir. Mahkemece alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi 29/06/2018 tarihli kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü Ufuk'un %75, davalı sürücü Mustafa'nın %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, davacının kazaya karışan otobüste yolcu olarak seyahat ettiği, kazanın oluşumunda etkisinin bulunmadığı, KTK 85 ve 88 maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk ilkesi de gözetildiğinde, davalılar arasındaki kusur dağılımının olası rücu davasında gündeme geleceği dikkate alınarak kusura yönelik istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD 2021/6772 E- 2021/9565 K sayılı ilam). Davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için söz konusu olduğu ve süresi hususlarında rapor alınmalıdır (Yargıtay 17 HD 2021/1932 E- 2021/3168 K sayılı ilam). Somut olayda, davacının yaralanmasına neden olan kazanın 25/10/2014 tarihinde meydana geldiği, bu durumda Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasının gerekeceği, ATK 2 İhtisas Kurulu 26/05/2023 tarih ve 8616 sayılı raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında düzenlendiği, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmesi gereken maluliyet raporunun (yaptığı atıf nedeniyle bu yönetmeliğin %60 ve üstü maluliyet için belirleme yapma esasını kabul etmekle 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellere göre) yürürlükteki yönetmelik hükümlerine uygun olduğundan (Yargıtay 4 HD 2021/15362 E-2022/9643 K sayılı ilam) maluliyete yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Gerçek zarar miktarı hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Gerçek zarar hesabı ise özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda PMF 1931 yaşam tablosuna göre saptanmakta ise de; bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiş olup (Yargıtay 4 HD 2022/5525 E-2022/11850 K sayılı ilam), tazminatın; TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir. Ancak, mahkemenin 2017/1271 E-2019/507 K sayılı ilamına karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı, bu durumun davalılar lehine usuli müktesep hak teşkil ettiği, usuli müktesep hakkın temini bakımından, davacının maluliyet alacağının, PMF 1931 yaşam tablosu ve ilk kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki asgari ücret üzerinden yapılmasının gerekecektir (Yargıtay 4 HD 2022/12785 E-2023/1158 K sayılı ilam). Zorunlu Karayolu Taşımacılığı Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunundan doğan sorumluluğunu poliçede yazılı limitlere kadar sigorta kapsamına almaktadır. Aynı Kanun'un 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Aynı Kanunun 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere yasa koyucu, yolcuların uğradığı zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, bu sigortanın yapılmamış olması, kaza tarihinde süresinin dolması ya da sigorta yapılmış ancak limitin aşılmış olması durumunda ise sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır (Yargıtay 4 HD 2021/8132 E- 2022/1846 K sayılı ilam, Yargıtay 11 HD 2019/4644 E-2021/5360 K sayılı ilam). Somut olayda, Dairemiz... K sayılı ilamında, davacının yolcu olarak seyahat ettiği ... plakalı otobüse ilişkin karayolu taşımacılık sigortası bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması halinde de ödeme yapılıp yapılmadığı, başka bir ifadeyle sıralı sorumluluğun devreye girip girmeyeceğinin araştırılması gerektiğine işaret edildiği halde bu hususta araştırma ve değerlendirme yapılmaması isabetsiz olmuştur. 6098 Sayılı TBK 56/1 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar halinde, zarar gören manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Somut olayda, davacının yaralanmasının derecesi, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile 4721 sayılı MK 4 maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi ile davacının 2017/1271 E-2019/507 K sayılı ilamına karşı istinaf yoluna başvurmadığı, bu durumun davalılar lehine usuli müktesep hak teşkil ettiği gözetildiğinde manevi tazminata yönelik istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. 2918 Sayılı KTK 91/1 maddesi gereği işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olup harç, vekalet ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerinden poliçe limitiyle orantılı olarak sorumluluğuna karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/6611 E-2020/4503 K sayılı ilam). 2918 sayılı KTK 92/f maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları 3/e maddesi gereği manevi zararlar, trafik sigortası teminatı dışındadır (Yargıtay 17 HD 2016/6107 E- 2018/7206 K sayılı ilam). Somut olayda, davalı sigorta şirketleri yalnızca maddi tazminattan sorumlu tutulduğu halde sigorta şirketinin, sorumluluğunda olmayan manevi tazminata bağlı yargılama giderleri ve harçtan sorumlu tutulmamasında isabetsizlik yoktur. 6100 sayılı HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1.b-1 hükmü gereğince esastan reddine, diğer davalıların istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1.b-1 hükmü gereğince esastan reddine, a)Davacılar adli yardımdan faydalandığından başvuru sırasında yatırılmayan ...TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile ...TL maktu istinaf karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2- Davalı ... Türk Sigorta Şirketi, davalı ., davalı... A.Ş. ve davalı ...vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi... tarih ve ...sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Karar tebliğ, harç tahsil ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 5-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere ...tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
..... Üye ...
..... Üye ...
..... Katip ...