T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: . T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : . KARAR NO : . .
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : . KARAR NO : KARAR TARİHİ İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ DAVACI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/11/2025
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 14 yaşındaki oğlu ...'ın 30/06/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ağır asli kusurlu davalı ... idaresindeki ....plakalı aracın neden olduğu kazada hayatını kaybettiğini, ceza yargılaması sırasında davalı sürücü vefat ettiğinden davanın düştüğünü, sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde 55.105,64 TL ödeme yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... için şimdilik 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ...A.Ş., ...'dan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere kaza tarihinden itibaren yasal faizi (sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren ticari reeskont faizi) ile birlikte tahsili ile müvekkil için 40.000 TL manevi tazminatın davalılar .... ve ...dan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli ıslah dilekçesi ile, davalılar ...’dan 309.900 TL'nin müşterek ve müteselsilen kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte, davalı HDI sigorta şirketi içinse sorumlu olduğu 80.000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ....cevap dilekçesinde, murisleri .... ile ... arasında 30/06/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...ın ağır yaralanarak 01/07/2019 tarihinde vefat etmesi ve murisleri ...'ın da 02/07/2019 tarihinde tutuklandıktan sonra 01.08.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine, davacının TBK 72. maddesi uyarınca tazminat isteminin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği 30.06.2019 tarihli kolluk tutanağından itibaren iki yılın ve her halde on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, davalı ...A.Ş.'nin daha önce 55.105,64 TL ödeme yaptığı için davacının aynı zarardan dolayı tekrar talepte bulunmasının mükerrer tahsilata yol açacağını, Balıkesir ...Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasındaki 07/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda ve bilgi alma tutanaklarında müteveffa ...'ın şeridi ortalayarak seyir etmesi ve sağa sola yalpalayarak motosiklet kullanması nedeniyle tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, murisleri ...'ın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli olduğu için TMK 605/2. maddesi gereğince mirası reddetmiş sayıldıklarını, terekenin borca batık olması sebebiyle Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı kararı doğrultusunda mirasın hükmen reddi hükümlerinin uygulanması gerektiğini beyanla zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın usul yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise murislerinin terekesinin ölüm tarihi itibariyle borca batık olduğunun tespit edilerek mirasın hükmen reddi hükümlerinin uygulanmasına, cevapları doğrultusunda davanın esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, kaza nedeniyle davalı...A.Ş. tarafından 21.08.2019 tarihinde 131.863,00 TL ödeme yapılarak ibraname düzenlenmesine rağmen davanın 20.01.2022 tarihinde açılması nedeniyle KTK'nun 111/2 maddesi uyarınca 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalılar ... yönünden ise 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda murisin ölüm tarihi itibariyle aktif ve pasif malvarlığının tespit olunamadığı, murisin işbu dava konusu haksız fiilden doğacak tazminat borcunun terekenin pasifine dahil olacağı ve murisin mirasçı davalılara intikal eden herhangi bir malvarlığı bulunmadığından terekenin borca batık olarak kabulü gerektiği, bu nedenle MK'nun 605 maddesi uyarınca mirasın hükmen reddi sonucunu doğuracağı anlaşıldığından husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, davalı sigorta şirketinin süresinde cevap dilekçesi vermediği için zamanaşımı itirazında bulunamayacağını (Yargıtay HGK 2016/1209 E. 2017/1075 K. sayılı kararı uyarınca), ayrıca zamanaşımı süresinin pandemiden dolayı 3 ay 2 gün, arabuluculuktan dolayı 24 gün, sigorta tahkiminden dolayı 5 ay olmak üzere toplam 8 ay 26 gün durduğunu, sigorta tahkim başvurusunun zamanaşımını kestiğini (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/23 uyarınca), davalı sigorta şirketinin 21.08.2019 tarihinde 131.863,00 TL kısmi ödeme yapmasının TBK m.154/1 uyarınca zamanaşımını kestiğini ve yeniden süre işlemeye başladığını (Yargıtay 17. HD 2017/525 E. 2017/6308 K. sayılı kararı uyarınca), muris ...'ın ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olup olmadığının ve mirasın hükmen reddini oluşturacak TMK m.605/2'deki şartların somut bir şekilde tespit edilmediğini, mahkemece murisin aktif ve pasif malvarlığının tereddüde neden olmayacak şekilde tespiti için gerekli araştırmaların yapılmadığını (Yargıtay 14. HD 2017/3072 E. 2021/1038 K. sayılı kararında belirtildiği üzere), davalıların iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak murisin kaza tarihinde üzerinde kayıtlı...plakalı aracı muris cezaevinde iken oğlu Mehmet Karaşahan tarafından 04/07/2019 tarihinde vekaletname ile satarak mal kaçırdıklarını, mahkemece talep edilmesine rağmen kaza tarihinde murisin üzerinde kayıtlı ...plakalı aracın olup olmadığının ve aracın sonraki akıbetinin araştırılmadığını, yine murisin kaza tarihinden sonraki banka hesap hareketlerinin araştırılmadığını beyanla yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde bozularak yargılamanın itirazları doğrultusunda tekrar görülerek davanın kabulüne ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, 30/06/2019 tarihinde davalıların murisi ...'ın sevk ve idaresindeki aracın davacının 14 yaşındaki oğlu ....ın kullandığı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen ölümlü trafik kazasından kaynaklanan, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi ve murisin mirasçılarından müştereken ve müteselsilen, 40.000,00 TL manevi tazminatın ise yalnızca mirasçı davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı mirasçılar (...) cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazında bulunmuş, kusur durumuna itiraz etmiş ve esasen murisleri Cavit Karaşahan'ın ölüm tarihi (01.08.2019) itibariyle terekesinin borca batık olduğunu, mirası sahiplenme anlamına gelen bir işlem yapmadıklarını belirterek TMK m. 605/2 uyarınca mirasın hükmen reddi defi'ni ileri sürmüşlerdir. Davalı ... A.Ş. vekili ise (bilirkişi raporuna itirazlarında) kazanın 30.06.2019'da meydana geldiğini, o tarihte yürürlükte olan Genel Şartlara ve TRH-2010 aktüeryal yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, AYM iptal kararının geriye yürümeyeceğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın KTK m. 111/2 uyarınca 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden reddine karar verilmiştir. 2918 Sayılı KTK 111/2 maddesi gereği, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz ya da fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak 2 yıl içinde iptal edilebilecektir. 2918 Sayılı KTK gereği, her iki tarafa da belli koşullarda ve 2 yıl içerisinde anlaşma ve uzlaşmanın iptalini isteme hakkı tanınmıştır. Buna göre zarar gören kendisine ödenen tazminatın sonradan gerçek zararı karşılamadığını ve yetersiz olduğunu öğrenmişse ya da böyle bir inanca kapılmışsa 2 yıl içerisinde anlaşmanın iptalini isteyecektir. Bunun için ayrıca dava açmaya gerek olmayıp dava sırasında bu hususta irade açıklamasında bulunulması da yeterlidir. Eğer dava açılırken ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek iptali istenmemiş ancak davalı taraf ödediği miktarı ileri sürerek davanın reddini istemiş ise o zaman da zarar gören bunu defi olarak ileri sürebilecektir. 2918 Sayılı KTK 111 maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre hak düşürücü olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK 109 maddesindeki zaman aşımı sürelerinden yararlanamayacak, 2 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir (Yargıtay 17 HD 2020/1037 E- 2021/1225 K sayılı ilam). Somut olayda; davacı ...'a davalı sigorta şirketi tarafından 21.08.2019 tarihinde ibraname gereği ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davanın açıldığı 20.01.2022 tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmiş ise de; davacılar vekili ile davalı sigorta şirketi arasındaki 09/07/2020 tarihli arabuluculuk anlaşmamazlık tutanağına konu ara buluculuk görüşmesinde bakiye tazminat talebinde bulunulduğu gibi, ibranamede fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu anlaşılmakla ibraname hükmünün kabul edilmediğine dair irade açıklaması ara buluculuk dilekçesi ile 2 yıllık sürede ileri sürülmüş olduğundan davalı sigorta şirketi yönünden ibra nedeniyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. ( Yargıtay 19/02/2024 tarih 2023/11179 E 2024/1742K) Bu nedenle, davacı vekilinin ıslah talebi ve hesap bilirkişisi raporu dikkate alınarak davalı sigorta şirketi yönünden 80.000,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı mirasçılar yönünden verilen husumet yokluğu kararı yönünden; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 605. maddesinin 2. Fıkrası “Ölümü halinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmüne amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilirler. Somut olayda, davalılar def’i yolunu tercih etmiştir. Açılan bu davada miras bırakanın ödemeden aciz olduğunu dile getirilmiştir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu savunma karşısında, miras bırakanın, ölüm tarihi itibarıyla borç miktarını tespit edilmeli, aynı tarih itibarıyla taşınır ve taşınmaz malvarlığı, varsa hak ve alacakları, tarafların bu hususta gösterecekleri delilleri toplamak suretiyle saptanmalı, miras bırakanın borcundan dolayı mirasçılar aleyhinde yürütülen takiplere ilişkin varsa icra dosyalarını getirtilmeli, davacıların TMK'nın 610/2. maddesine göre mirası kabul anlamına gelen davranışları bulunup bulunmadığını tespit edilmeli, mirasın hükmen reddine engel teşkil eden Türk Medeni Kanunu'nun 610/2. maddesinde sözü edilen tereke mallarını kendisine mal edinme durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğini incelenmeli, miras bırakan adına kayıtlı taşınmazlar da dikkate alınarak terekenin aktif değerinin pasifini karşılayıp karşılamadığını araştırıp belirlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda, yerel mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alınarak araştırma yapılıp bilirkişi rapor alınmış ve murisin ölüm tarihi itibariyle aktif ve pasif malvarlığının tespit olunamadığı, murisin mirasçı davalılara intikal eden herhangi bir malvarlığı bulunmadığından terekenin borca batık olarak kabulü gerektiği, bu nedenle MK'nun 605 maddesi uyarınca mirasın hükmen reddi sonucunu doğuracağı tespiti ile Davalılar ... mirasçıları yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı sigorta şirketi yönünden istinaf talepleri yerinde görülmüş, diğer davalılara yönelik istinaf sebepleri ise yerinde görülmemiş olup, yerel mahkemenin hak düşürücü süre değerlendirmelerinde isabet bulunmamıştır. HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1.b-3 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- HMK'nın 353/1.b-3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, a)Davalılar ...yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, b)Davalı ... Yönünden davanın KABULÜNE, 80.000,00 TL maddi tazminatın (23/10/2019 ödeme tarihi olmakla kalan kısım yönünden bu tarih temerrüt tarihi kabul edilerek) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, c)Alınması gereken 5.464,8-TL karar ilam harcından peşin ve ıslah ile alınan 1.336,97-TL harcın mahsubu ile artan 4.127,83TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, d)Davacı tarafından yatırılan 1.336,97 TL peşin ve ıslah harcı ile 80,70 TL başvurma harcının davalı ...A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, e)Davacı tarafından karşılanan 902,2 TL posta, müzekkere ve tebligat masrafı, 945,00 TL ATK fatura masrafı, 1.200,00 TL bilirkişi reddiyatından ibaret toplam 3.047,2 TL yargılama giderinin davalı ...A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, f)Davalı ... tarafından yapılan 1.424,00-TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, g)Davalı... tarafından yapılan yargılama masrafının kendi üzerinde bırakılmasına, h)Dava açılmadan önce arabuluculuk aşamasında hükmolunan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, ı)Davalılar... lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, i)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş.'Den alınarak davacıya verilmesine, j)Artan gider avansının kararın kesinleşmesine müteakip yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine, 4-Karar tebliğ, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 20/11/2025 tarihinde karar verildi.
Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...