Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

2023/316 E. 2025/526 K.

İlk Derece 27.06.2025 İlk derece
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/316 Esas - 2025/526 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/316 Esas KARAR NO : 2025/526

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 10/08/2022 KARAR TARİHİ : 27/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 03/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Genel Müdürlüğü 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak kurulmuş tüzel kişiliğe sahip bir kamu iktisadi kurulduğunu, ...Genel Müdürlüğünün hizmet binası ile işletmekte olduğu hava liman/meydanlardaki güvenlik hizmetleri piyasaya yaptırıldığını, Muğla Dalaman Havalimanında temizlik hizmetleri yıllar içerisinde davalı firmalara ihale edildiğini, Dalaman havalimanı personeli olarak çalışan ve emekliliğe hak kazanarak emekli olan ... a (İşe giriş:26.06.2009 , İşten çıkış:28.02.2022) ise kıdem tazminatı vesair alacak kalemleri olarak 16.03.2022 tarihinde yapılan 78.516,41 TL işçilik alacağı ödemesinin muhatap şirketlerden davalı firmalar ile imzalanan muhtelif tarihli sözleşme eklerinde yer alan teknik şartnamelerin ilgili maddelerinde “Yüklenicinin istihdam ettiği işçilerin; İş Kanunu, SSK Mevzuati ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusu da yüklenici olduğunu, yüklenici tarafından istihdam edilen işçilere ilişkin herhangi bir sorumluluk ...'ne yüklenemeyeceğini, yüklenicinin istihdam ettiği işçilerin İş Kanunu,SSK mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarda belirlenen tüm hak ve alacakları, yüklenici tarafından karşılanır. ...bu gibi konularda sorumlu sayılmayacaktır. "şeklinde düzenleme bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/11-254 E., 2004/295 K. Sayılı ilamında; davacı kurum tarafından sözleşme gereği çalıştırılan ve işçiler tarafından açılan dava sonunda işçilere ödediği miktarın tahsilini istemiyle açılan davaya ilişkin olarak yerel mahkemenin vermiş olduğu davanın reddi kararını bozan Daire Kararının hukuka uygun olduğuna karar verdiğini, Yargıtay HGK kararından görüleceği üzere Yargıtay davalı tarafın taşeron olarak çalışan kişilerin değişmesine rağmen işçilerin işini aynen ve aralıksız olarak sürdürdüğü...” şeklindeki savunmasına itibar etmemiş ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davalı tarafın sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğine karar verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerde sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlığın çözümünde ... Mahkemeleri yetkili kılındığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... .... .... Mad. Tem. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılmış olan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davayı kabul etmediklerini yetki, görev, zamanaşımı, iş bölümü, taraf ehliyeti, derdestlik, kesin hüküm, hukuki yarar yokluğu, husumet yönünden itirazlarımızı sunduklarını, öncelikle belirtmek isteriz ki; ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/319 E. sayılı dosyası ile 02.06.2022 tarihinde müvekkili şirket hakkında iflas kararı verildiğini, bu nedenle şirket tasfiye halinde olduğunu, davacı ile davalı müvekkili firma arasında yapılan ihale sözleşmelerinde, müvekkili firmanın, davacı kurumda gerçekleştireceği hizmet süresi belli olduğunu, davacı dava dilekçesinde, dava dışı işçiye toplam 78.516,41 TL ödeme yapıldığını TBK'nun 73/1 maddesi " Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." gereğince, işçiye ödenen ücretler bakımından dava zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili firma alt işveren olarak, asıl işveren olan davacı kurumun bizzat belirlediği işçiler ile belirli süreli iş sözleşmesi yaptığını, sözleşme yapılan bu işçiler üzerinde müvekkili firmanın işe alma, işten çıkarma, yıllık izne çıkarma vb. hiçbir tasarruf imkanı bulunmadığını gibi işçiler bütün emir ve talimatları davacı kurumdan müvekkili firma yalnızca kendisi ile sözleşme imzalamış olan işçilerin sigorta girişlerini yapmakta ve işçilerin hak etmiş oldukları alacakları ödediğini, müvekkili firmanın ihale süresinden önce davacı kurumun ihale sözleşmesi yaptığı bir başka alt işverenlikte çalışan işçiler, müvekkili firmanın ihale sözleşmesi sonlandıktan sonra yine aynı kurumun çatısı altında başka bir alt işverenlik bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, bu durumda asıl işveren olan davacı kurum ile işçiler arasında organik bir bağ bulunduğunu, istihdamın davacı kurum tarafından sağlandığını ve işçiler üzerinde tasarruf imkanı olan tek işverenin davacı kurumun olduğu açıkça görüldüğünü, bu nedenle tüm yetkileri elinde bulunduran davacının müvekkili firma alt işverenliğinde çalışmış olan işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesi sebebiyle başvurmak hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı kurum ile müvekkili firma arasında imzalanan sözleşme maktu olup, davacı yanca tek taraflı olarak hazırlandığı, idari bir kurum olan davacı taraf ile müvekkili firma arasında imzalanan bu sözleşme eşitlik ilkesine uygun olmadığını, müvekkili firmanın sözleşme maddeleri üzerinde hiçbir söz hakkı bulunmadığını, ihaleyi kazanan müvekkili firma, işe başlamak için bu maktu ve tek taraflı hazırlanan sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, ancak imzalanan bu sözleşmede işçilerin iş akitlerinin sona ermesi nedeni ile doğacak işçilik alacaklarının tümünden yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını, davacı işçilerin sürekli asıl işvereni olduğunu, işçiler üzerinde müvekkili firmanın aksine tasarruf imkanı bulunmadığını, ihaleci kurum tarafından işçilik alacakları ile ilgili müvekkili firmaya yapılan tüm ödemeler işçilere ödendiğini, bu nedenle davacı kurumun sorumluluğu nedeni ile dava dışı işçiye yapmış olduğu ödemenin tarafımızca karşılanması hukuka ve hakkaniyete aykırı açıldığını, olan davanın hukuki yarar bulunmaması nedeni ile usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 2023/316 Esas sayılı dosya 2022/550 Esas sayılı dosyasında davalının iflas etmesi sebebi ile tefrik edilmiş olup iflas idaresine tebligat yapılarak ön inceleme yapılmıştır. Dava, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık rücu koşullarının oluşup oluşmadığı ve oluşması halinde rücu edilecek miktar hususunda toplandığı ,ancak davalı şirketin yargılama esnasında iflas etmesi sebebi ile davacı alacağın iflas masasına kayıt kabule dönmüştür. Mahkememizce davalı yanın iflas işlerinin yürütüldüğü ... İflas İdaresinin 2022/23 esas nolu dosyasına yazılan yazı cevabında ,davacı yanın iflas masasına alacak kayıt kabul talebinde bulunduğu sıra cetveli düzenlendiği, ancak alacağın nizalı olarak kayıt edildiği, ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığı ,iflas işlemlerinin iflas idaresi tarafından yürütüldüğünün bildirildiği görüldü. Mahkememizce usul ekonomisi gereğince yeniden bilirkişi incelemesi yapılmamış ,mahkememizin 2022/550 esas nolu dosyasında aldırılan 08/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre ; ' Taraflar arasında akdedilen aynı nitelikteki Hizmet Alım Sözleşmelerinin 23. Maddesinde (Bazı sözleşmelerin 22. maddesi), “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükümde bahsi geçen, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 38. maddesinde çalışanların özlük hakları düzenlenmiştir. Hükmün birinci fıkrasında, “Yüklenici çalıştırdığı işçilerin, işin yapılmakta olduğu bir işkolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatla kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve uygun bir bölgedeki işkolu veya meslekteki aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenlerden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır. Yüklenici, varsa alt yüklenicilerinin bu çalışma şartlarına uymalarını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaktır .düzenlenmesinin bulunduğu, buna göre davalı şirketin işçinin çalıştığı hizmet süresi ile sınırlı olarak 8.676,06 TL alacak miktarında rücu edebileceği tespit edilmiştir. Yargıtay 13 HD 11/02/2016 tarihli 2014 /45619esas 2016/3965 karar nolu ilamında; "İşçilik alacağı davasında idarenin sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur.Davacı tarafından ödenen kısmın rücuuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 23.maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup ,şartnamenin ,6.bölüm 38.maddesi hükmüne göre ,çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davacı yüklenici çalıştırdığı dönem ile sınırlı olarak sorumludur.Müteselsil borçlulukta borçlular arsındaki iç ilişkiyi düzenleyen TBK 167 .maddenin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir.Zira sözleşme ve ihale dökümanında sorumluluk belirlenmiştir...." Yargıtay 13 HD 2016/5366esas 2018/6468karar nolu ilamında; "dava dışı işçinin davalı ve dava dışı diğer altverenler işçisi olarak çalıştığı süre olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının bu alt veren işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği......."hüküm altına alınmıştır. Yargıtay 13 HD 2017/5110 esas ve 2017/7681 karar nolu ilamında ;" işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri ,faiz ve vekalet ücreti açısından da davalılar aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalılara bu alacağını da rücu edebileceği......" hükmü kararlaştırılmıştır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/02/2018 tarih ve 2017/3-993 Esas-2018/202 Karar sayılı kararında “Davalıya Ait Borcu Ödemek Zorunda Kalan Davacının Zararı Ödeme Tarihinde Doğduğundan Ödeme Tarihinden İtibaren Faiz Talep Edebilmesi İçin Karşı Tarafı İhtar ile Temerrüde Düşürmesine Gerek Olmadığını” kabul etmiştir. Söz konusu kararda “ Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin malvarlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir.” denilmektedir. Buna göre İşçilik alacaklarının rücu edilmesine dair davalarda davacı alacaklının ödeme tarihi itibari ile borçlunun ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleşeceğinden ,davalı yanın dava tarihinden önceki faiz talebi için davadan önce ayrıca temmerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Tüm dosya kapsamı, mahkememizce aldırılan ve mahkememizin tefrik edilen 2022/550 esas nolu tefrik edilen dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçi ...'ın alt işveren olan davalı şirket bünyesinde çalıştığı, işçinin emekli olması sebebi ile , hak kazandığı işçi alacaklarının asıl işveren olan davacı tarafından ödendiği, bununla birlikte dava dışı işçinin hak kazandığı ve işçiye ödenen kıdem tazminatının asıl işveren ve alt işverenden sözleşmede işçi alacaklarından dolayı asıl işvereninin sorumlu olacağına dair kayıt bulunmaması talep hakkı bulunduğu, davacı asıl işverenin ise ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenden yine sözleşmede 1/2 oranında tahsil edileceğine dair kayıt bulunmaması nedeni ile , işçi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarına yönelik davanın kabulü ile kıdem tazminatından oluşan 8.676,06 TL nin TL'nin, ödeme tarihi olan16/03/2022 tarihinden itibaren davalı şirket hakkında verilen iflas karar tarihi olan 02/06/2022 tarihine kadar mahkememizce resen hesaplanan 292,01 TL işlemiş avans faizi tutarının, müflis davalı şirketin ... İflas Dairesi'nin 2022/23 İflas nolu dosyasında yürütülen iflas masasına İİK 197 maddesi gereğince kayıt ve kabulüne, yargılama giderlerinin davalı iflas idaresine üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 2-8.676,06 TL alacağın ve ödeme tarihinden iflas tarihine kadar işlemiş 292,01 TL avans faizi tutarının müflis davalı şirketin ... İflas Dairesi'nin 2022/23 İflas nolu dosyasında yürütülen iflas masasına İİK 197 maddesi gereğince kayıt ve kabulüne, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL karar ve ilam harcının davalı iflas idaresinden tahsili ile hazineye irad kaydına , 4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 8.967,07 TL vekalet ücretinin davalı iflas idaresinden tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 418,00 TL posta masrafı yargılama giderinin davalı iflas idaresinden tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.680,00 TL arabuluculuk giderinin, mahkememizin tefrik edilen dosyasında hüküm altına alındığından ,ara buluculuk gideri hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına , 7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluklarında kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2025