T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/386 Esas - 2025/430 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/386 Esas KARAR NO : 2025/430
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI :... VEKİLİ : Av. .... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2024 KARAR TARİHİ : 28/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA Davacı vekili dilekçesinde özetle, taraflar arasında 05.05.2016 tarihinde ... Özel Şartları Madde 4'te belirlenen işlerin sözleşme ve eklerine ve işveren talimatlarına uygun olarak eksiksiz kusursuz ve zamanında ifa edilmesidir” denmek suretiyle müvekkili ile davalının, belirtilen proje içeriğine uygun olarak özel güvenlik ve koruma hizmetlerinin mevzuata uygun olarak eksiksiz kusursuz ve zamanında verilmesi hususunda mutabakata vardıklarını; müvekkilinin, işyerinin ve tüm müştemilatının mal varlığının ve çalışanlarının korunması, çalışanların, müşterilerin ve ziyaretçilerinin huzur ve güven içinde bulunması, huzura, mala, cana olabilecek tecavüzlerin yasaların ve görevin ifası için tahsis edilen personel ve ekipmanlar marifetiyle imkanlar dahilinde caydırılarak tüm güvenlik tedbirlerinin alınması yönünde taahhütte bulunduğunu; sözleşme kapsamındaki hizmetler tam ve eksiksiz verilmiş olmasına karşın işbu hizmet bedeline ilişkin düzenlenen fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkil cari hesabında borçlu davalı tarafından ödenmeyen hizmet bedellerinin karşılığı olarak toplam 195.321,52 TL davalıdan alacağının bulunduğunu, davalı şirketin faturalara bir itirazının olmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine ... 16.İcra Dairesi 2021/4199 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın itirazı üzerine takibin durdurulduğunu; yapılan itirazın haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olduğunu, arabuluculuk görüşmesinin de anlaşmama ile sonuçlandığını belirterek; açıklanan nedenlerle davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili dilekçesinde özetle, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davaya konu icra takibinin de haksız ve dayanaksız olup, müvekkilinin sözleşmeye konu hizmete ilişkin olarak düzenlenmiş tüm faturaları zamanında ödediğini, takibe konu faturaların içeriği incelendiğinde de bu faturaların verilen hizmete ilişkin olarak değil, vade farkı faturası olarak düzenlendiğinin görüleceğini; taraflar arasındaki sözleşme ve zeyilnameler incelendiğinde vade farkı ödeneceğine dair düzenleme bulunmadığının görüleceğini, müvekkilinin bugüne kadar davacıya vade farkı adı altında herhangi bir ödemede de bulunmadığını, davacının vade farkı talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, Yargıtay 19.HD.'nin 2011/5849 E., 2012/1993 K.sayılı emsal hükmünde de, "vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında sözleşme bulunması veya vade farkı uygulanması konusunda taraflar arasında benimsenmiş bir uygulama bulunması gerekir. Vade farkına ilişkin faturaya itiraz edilmemesi vade farkı talebinin haklı olduğunu göstermez," denildiğini, üstelik kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının vade farkı faturalarında hangi bedeli esas alarak, hangi tarihten itibaren, hangi oranla vade farkı uyguladığının da belirli olmadığını, icra takibinin ve takibe konu faturalar sözleşmeye aykırı olduğu gibi, taraflar arasındaki mutabakata da aykırı düştüğünü, ... muhasebe departmanı tarafından müvekkiline gönderilen mutabakat maili ile 30.09.2022 tarihi itibariyle müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığının bizzat davacı tarafça bildirilmiş olduğunu, müvekkil şirketçe takibe konu faturalar süresi içinde ve usulüne uygun olarak KEP sistemi üzerinden iade edilip kayıtlara alınmayarak davacı yana iade edildiğini; davacının faiz talebinin de haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, kötü niyet tazminatı taleplerinin olduğunu belirterek; dava ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava; fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu "Madde 67 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/37 md.) (Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır." hükümlerini haizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.05.2019 tarih ve 2017/19-823 Esas, 2019/553 E. Sayılı kararında " faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır." şeklinde karar verilmiştir.
Taraflara ait, BA ve Bs Formları, ticari defterler ve İcra dosyası dosyamız arasına alınıp, bilirkişi marifetiyle incelenmiştir. 23/01/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; d)Takibe konu iki adet e-faturanın fiyat farkı faturası olduğu,
e)Takibe konu edilen iki adet e-faturanın davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı ve Maliye Bakanlığına Form/bs beyanı ile beyan edildiği, kendi yasal defterlerine göre davacı şirketin, davalı şirketten (167.232,30 + 28.089,22 =) toplam 195.321,52 TL kaydi alacağının bulunduğu tespit edilmiş olmakla birlikte; davalı şirketin ise, anılan faturalara KEP sistemi üzerinden Red işlemi yaptığı sabit olduğundan form/ba ile bayan edilmediği ve ticari defterlerine kaydetmediği sabit olduğundan kendi yasal defterlerine göre davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı şeklindeki kayıtlar tarafımızca tespit edilmişi olup, (hukuki değerlendirme yapamadığımızdan) nihai taktir Sayın Mahkemenin yetkisindedir., şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi mevcuttur. Davacı taraf sözleşmeden kaynaklı alacağı için fatura tanzim etmiş, davalıya göndermiştir. Davalı tarafından dava ve takip konusu faturalar kayıtlara alınmayarak 8 gün içinde iade edilmiştir. Bu haliyle takibe konu fatura içerikleri kesinleşmemiştir. Bu haliyle davacının faturaya dayalı olarak ikame edilen dava ve takibe konu fatura alacağı ispatlanamamıştır. Bu nedenle açık ve ayrıntılı bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, 2.376,03 TL peşin harçtan düşümü ile artan 1.760,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca ... .... bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 195.321,52 TL üzerinden takdir edilen 31.251,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/05/2025
Katip .... E-imzalıdır
Hakim .... E-imzalıdır