TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACILAR :
VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ :
İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : İHBAR OLUNAN : FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2023 KARAR TARİHİ : 23/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait Diyarbakır ili Çınar ilçesi Belenli mahallesinde bulunan; ve .....ada/parsel numaralı .....dönüm alana sahip susuz tarlada DEDAŞ'a ait .....şebeke varlık numaralı elektrik direğine bağlı elektrik tellerinin .....tarihinde yanmasından kaynaklı yangın çıktığını, çıkan yangında müvekkilinin iki yüz on bin dönümlük tarlasında bulunan ekinlerin yaklaşık sekiz dönümü yandığını, sulama boruları eriyerek kullanılmaz hale geldiğini, müvekkili ailesinin geçimini tarlasında bulunan ekinleri satarak geçindirdiğinden, 1 senelik gelir ve karından mahrum kalmış, büyük maddi kayba uğrayarak mağduriyeti vuku bulduğunu, işbu sebeple huzurda görülen davayı açma gerekliliği hasıl olduğunu, yangın çıkması ile kolluk ve itfaiye ekiplerine haber verildiğini, yakın mahalde bulunan köylülerin müdahalede bulunması ile yangın söndürüldüğünü, yangının Dedaş'a ait elektrik tellerinden kaynaklı olarak çıktığının anlaşılması üzerine Çınar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından .....numaralı soruşturma başlatıldığını, Çınar Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan .....numaralı soruşturma kapsamında .....tarihli teknik bilirkişiden rapor alındığını, müvekkili tarafından zaten beton direk izole edilerek etrafı mıcır taşla döşenmiş vaziyette olduğunu, yangın elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların ekinlerin üzerine düşerek tutuşmalarına sebebiyet vermesi üzerine çıktığını, davalı Şirket Kusursuz Sorumluluk İlkesi ve TBK Hükümleri Gereği Meydana Gelen Zarardan Sorumlu olduğunu, izah edilen nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı DEDAŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Sahadaki tüm enerji nakil hatları müvekkil kuruma ait değildir. Müvekkil kurumun dışındaTeiaşa ait hatlar ve özel hat ve trafolar da vardır. Bilindiği gibi şehir dışındaki çoğu hatlar iletimi sağlamak amacıyla teiaşa ait iletim hatları olduğunu, hatların müvekkiline ait olduğunu kabul etmemekle birlikte, hatlar kime ait çıkarsa çıksın yangının çıkış sebebi, illiyet bağı ve haksız fiilin unsurlarının meydana gelip gelmediği araştırılmasını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. GEREKÇE; Dava, davacıya ait bulunan Diyarbakır ili Çınar ilçesi Belenli mahallesinde bulunan .....ada/parsel numaralı taşınmazlarda .....tarihinde Dedaş'a ait .....şebeke varlık numaralı elektrik direğinden kaynaklı yangın çıktığından bahisle davalı DEDAŞ ve .....Sigortaya karşı açılan tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilince dava, elektrik direğinden çıkan yangın nedenine dayandırılarak davalı Dedaş hasım gösterilmiş bunun yanısıra dava dışı TARSİM ile yapılan bitkisel ürün destek poliçesi kapsamında acente sıfatı bulanan sigorta şirketi de sigorta sözleşmesi kapsamında hasım gösterilmiştir. Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinde, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikleri, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden sorumlu ve bir kusurları söz konusu olmaksızın doğan zararı gidermekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa öğretide “Kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “Kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk halleri olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutulurken, TBK tarafından hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. (G.Antalya B.Hukuku Genel Hükümler C.1.2012.İst.sh.533.535.) Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebepler, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak, üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. Davalı şirket, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Bu sorumluluk türü tehlike sorumluluğu olarak da isimlendirilmekte olup, sorumluluk türlerinin en ağırını oluşturur. Burada tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Davaya konu uyuşmazlık davalı Dedaş yönünden TBK uyarınca bina ve yapı malikinin sorumluluk esasına dayanıyor olsa da diğer davalı .....sigorta yönünden " acente " sıfatı ile dava dışı TARSİM ile davacı arasında imzalanan bitkisel ürün poliçesinden kaynaklanmakta olup sigorta şirketinin acente sıfatı ile yer aldığı sözleşme nedeniyle husumet ehliyetinin bulunmadığı sabittir. Buna ilişkin Diyarbakır BAM 11. HD 08/05/2025 tarih ve 2024/294 E ve 2025/608 K sayılı kararında "...Davalı .....Sigorta A.Ş. Yönünden değerlendirme yapıldığında; Dava, tarım sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olduğundan, işbu dava acente durumundaki davalı .....Sigorta A.Ş.'ne doğrudan yöneltilemeyeceği anlaşılmakla mahkemece, anılan davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır..." denildiği görülmektedir. Yine aynı şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/05/2018 Tarih, 2016/11047 Esas, 2018/3243 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır. Bu sebeple davalı .....sigorta yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmış olup Mahkememizin işbu dava dosyasında AK sigorta yönünden dava tefrik edilerek husumet yönünden davanın reddine karar verilmiş, bu sebeple de ilgili davalı sigorta şirketinin taraf sıfatı işbu dosyadan silinmiş, kalan davalı olan DEDAŞ yönünden ise davacıların tacir olmadıkları çiftçi oldukları, bu durumun dosya kapsamından sabit olduğu anlaşıldığından davanın nispi ticari dava olmadığı tespiti ile Mahkememizce karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Daha önceden görevsizlik kararı veren DİYARBAKIR .....ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-Dosyanın Diyarbakır .....Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderilmiş olması nazara alınarak, mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi hususunda merci tayini için dosyanın DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLMESİNE. 3-HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı DEDAŞ vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim