6. Ceza Dairesi 2026/1685 E. , 2026/3294 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/408 E., 2010/975 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Sanık tarafından verilen eski hale getirme ve temyiz istemine ilişkin dilekçelerinde temyiz hakkının geri verilmesini istediğinin belirtildiği, eski hale getirme hususunda karar verme yetkisinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 42/1 inci maddesine göre hükmü, temyizin incelemekle görevli Yargıtayın ilgili dairesine ait olduğu dikkate alındığında, Mahkemenin eski hale getirme talebinin reddine dair ek kararların yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2010 tarihli ve 2010/408 Esas, 2010/975 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün sanığın gıyabında verildiği, karar tarihi itibariyle Maltepe L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığa Tebligat Kanun'un 21. maddesine göre tebligat çıkarıldığı ve 20.01.2011 tarihinde bizzat sanığın imzasına tebliğ edildiği, sanığın temyiz talebinde bulunmaması üzerine 28.01.2011 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 17.11.2011 tarihli kanun yararına bozma talebi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 15.12.2011 tarihli yazısı ile kısaca “... kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşıldığından, kesinleşmemiş bulunan Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2010 tarihli ve 2010/408 esas, 2010/975 sayılı kararı kanun yararına bozma incelemesine konu edilmemiştir." denilmesi üzerine yokluğunda verilen kararın ve ihtar yazısının Gebze M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda olan sanığa 20.02.2012 tarihinde okumak/almak suretiyle tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Yapılan kanun yararına bozma talebine binaen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.03.2013 tarihli ve 2012/15019 Esas, 2013/6493 Karar sayılı ilâmı ile “...kararın 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, hüküm fıkrasından, ‘‘5237 sayılı TCK.nın 58/6-7. maddesi gereğince cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına'’ ilişkin bölümün çıkartılmasına, karardaki diğer yönlerin saklı tutulmasına” karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığın ilk 07.02.2017 tarihinde eski hale getirme ve temyiz isteğinde bulunduğu, öncesinde 16.06.2016 tarihli dilekçe ile mahsup talebinde, 09.01.2017 tarihli dilekçe ile uzlaşma talebinde bulunduğu ayrıca 20.02.2012 tarihinde yapılan tebliğde gerekçeli kararın ve temyiz ihtar yazısının sanığa tebliğ olduğu, bu geçen sürede gözetildiğinde sanığın karardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, hükümlünün yasal süresi içerisinde temyiz etmediği ve süre geçtikten sonra eski hale getirme talebiyle temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; eski hale getirme istemi yerinde görülmediğinden ve hükmü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz eden hükümlünün eski hale getirme talebiyle temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.04.2026 tarihinde karar verildi.