Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

İlk Derece 17.07.2026 İlk derece
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ :

DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/11/2023 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya 2020 tarihinden itibaren iş makinelerinin tamiri, bakımı, parça değişimi işlerini uzun süre boyunca üstlenildiğini, bu yapılan hizmetler karşılığında kesilen faturaların davalıya gönderildiğini, davalı tarafından ara ödemeler yapıldığını ancak tüm ihtar ve taleplere rağmen kalan bedellerin ödenmediğini, davalı tarafından ödenmeyen bakiye tutarın 97.558,28 TL olduğunu, bahse konu fatura içeriklerindeki tüm iş ve işlemlerin davacı tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, davacının üzerine düşen edimi yerine getirdiğini ancak fatura tutarlardan bakiye bedeli olan 97.558,28 TL'yi alamadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve yeni beyanlarda bulunmak hakları saklı kalmak kaydıyla 97.558,28 TL'nin bankalara uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli meşruhatlı davetiyenin davalılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalının süresi içinde cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini ve Diyarbakır İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde şikayet yoluna başvurulduğunu, anılan icra dosyasında iki kez ödeme emri gönderildiğini ve iki kez şikayet sonucu ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, anılan icra takibinin derdest olduğunu, itiraz sonucu durdurulduğunu, aynı konuda derdest icra takibinin bulunması sebebiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca iş bu ikame edilen davaya karşı yetki itirazında bulunduklarını, Ankara ilinin yetkili olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı şirketten alınan ürünlerin karşılığı olarak banka kanalıyla müvekkili şirket adına ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin ne kadar olduğu ve varsa kalan borç miktarı, banka kayıtlarının istenilmesi sonucu ortaya çıkacağını, yine tarafların ticari defterlerinin ve vergi dairesi kayıtlarının dosya arasına alınması ile buna ilişkin bilirkişiden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, yine davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, zaman aşımı definde de bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı alacak davasıdır. Davacı vekili, davalının iş makinelerinin tamir, bakım, parça değişim işlerinin müvekkili tarafından yapıldığını ileri sürmüş olup, taraflar arasındaki ilişkinin eser ve satım sözleşmesinden oluşan karma nitelikte sözleşme olduğu anlaşılmıştır. Zira değişime konu parçaların davalı tarafından temin edilip, davacı tarafından takıldığına dair davalının bir iddiası yoktur. Davacı vekili, dava dilekçesi ile muhtelif faturalar nedeni ile davacının davalıdan bakiye 97.558,28 TL alacağının olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili, cevap süresi içinde Mahkememizin yetkisine itiraz etmiştir. Alacak iddiası faturaya dayanmakta olup, genel yetki kurallarına ek olarak, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi gereğince alacaklının yerleşim yeri Mahkemesi de işbu davada yetkilidir. Davacının yerleşim yeri Diyarbakır ili olduğundan, davalının yetki itirazı yerinde görülmemiş, Mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili, cevap süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Az yukarıda izah edildiği gibi somut olayda eser ve satım sözleşmesinden oluşan karma sözleşme mevcut olup, kural olarak menkul mallara ilişkin eser sözleşmesinde zamanaşımı süresi 5 yıl ve satım sözleşmesinde zamanaşımı süresi 10 yıl olmakla birlikte, karma nitelikteki sözleşmelerde daha uzun süre olan 10 yıl zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, fatura tarihlerine bakıldığında, ilk fatura tarihin .....ve son fatura tarihinin .....olduğu, dava tarihinin .....olduğu görülmüş, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili, davaya konu faturaların tahsili için başlatılan Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını ileri sürmüştür. Diyarbakır İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasının UYAP sisteminden eşleştirilerek incelenmesinde, davalının itirazı üzerine takibin .....tarihinde durduğu, işbu dava tarihinde derdest bir takibin olmadığı anlaşılmıştır. Alacak iddiası faturadan kaynaklanmaktadır. Faturanın tanımı, Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika' olarak tanımlanmıştır. TTK 21/1.maddesine göre, 'Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” TTK 21/2.maddesine göre 'Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'. Kural olarak fatura, akdin kurulumuna ilişkin değil, akdin ifası yönelik bir belgedir. Bu nedenle faturaya dayalı alacak davasında faturaya konu akdi ilişkinin ve fatura konusu malın teslim edildiğinin ispatı gerekir. Ancak "usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın ticari defterler sahibi aleyhine delil teşkil eder. Davalının faturaları defterine kaydetmiş olması içeriğine itiraz etmediği ve fatura konusu malı da teslim aldığı anlamına gelir. Bu durumda davalı borcu ödediğini ispatlamalıdır. (Yargıtay 19 HD. 2012/ 2351-7388 E-K) Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgelerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil oluşturduğu, talebe konu faturaların tamamının tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki defterlerine göre davalının davacıya olan borç bakiyesinin 111.718,28 TL olduğu anlaşılmıştır. Alacak iddiasına konu faturaların davalının defterlerine işlemiş olması, davalının fatura içeriğine itiraz etmediği ve faturaya konu mal ve hizmeti teslim aldığı anlamına gelmektedir. "Satış faturalarının davalı-alıcının defterinde kayıtlı olması halinde bu kayıtlar aleyhe delil olarak kabul edileceğinden ayrıca teslimin kanıtlanmasına ihtiyaç yoktur." (Yargıtay 19 HD. 2016/5984 E.2017/840 K) Davalı taraf, ticari defterine işlediği fatura bedellerini ödediğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle, taleple bağlı kalınarak, 97.558,28 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve Mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile 97.558,28 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli 6.664,20 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.666,06 TL'nin mahsubu ile eksik 4.998,14TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 269,85 TL, peşin harç 1.666,06 TL, bilirkişi ücreti 11.000,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 215,00 TL olmak üzere toplam 13.150,91 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Katip Hakim