TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACILAR :
VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2023 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait Diyarbakır ili Çınar ilçesi .....mahallesinde bulunan .....ada/parsel numaralı taşınmazlarda .....tarihinde Dedaş'a ait .....şebeke varlık numaralı elektrik direğinden kaynaklı yangın çıktığını, bu yangın neticesinde yaklaşık sekiz dönüm ekili alanın yandığını ve sulama borularının eriyerek kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilin bir senelik gelir ve kar kaybına uğradığını, olayla ilgili Çınar Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde .....numaralı soruşturma başlatıldığını, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu ve müvekkilin beton direk çevresini zaten izole ettiğini, davalı şirketin kusursuz sorumluluk ilkesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 71. maddesi uyarınca meydana gelen zarardan asli ve tam kusurlu olarak sorumlu olduğunu, .....numaralı soruşturma dosyasının, Çınar Merkez İlçe Jandarma Karakolu kayıtlarının ve Çınar Belediyesi itfaiye tutanaklarının celbini talep ettiklerini, taşınmazlara ait ÇKS belgelerinin dosyaya kazandırılmasını istediklerini, yargılamanın diğer aşamaları beklenmeksizin ivedilikle keşif yapılmasını ve kusur durumunun tespiti için yeni bir bilirkişi heyeti raporu aldırılmasını talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150 TL maddi tazminatın, ayrıca arpa ekili alanın yanması nedeniyle 50 TL, yoksun kalınan gelir ve kar kaybı nedeniyle 50 TL ve eriyen sulama boruları için 50 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .....Sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu davanın Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesine dayalı tazminat talebine ilişkin olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin sadece poliçelerin yapılmasına aracılık ettiğini, 5363 sayılı Kanun'un 4 ve 14. maddeleri uyarınca sigortacının Tarsim Tarım Sigortaları Havuzu olduğunu, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları'nın ilgili maddeleri gereğince sigorta sözleşmesinin tarafının ve muhatabının Tarsim Sigortaları Havuzu İşletme A.Ş. olduğunu, müvekkil şirketin poliçe tanziminde bağımsız tacir yardımcısı statüsünde bulunduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1067 K. ve 2019/7595 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere sigorta şirketleri yönünden pasif husumet yokluğu bulunduğunu, davacı tarafın delillerini sunmadığını ve müvekkil şirkete tebliğ ettirmediğini, HMK m. 121 ve m. 122 hükümleri uyarınca savunma hakkının kısıtlandığını, bu nedenle davacı tarafa delillerini sunması için süre verilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, HMK m. 6 uyarınca müvekkil şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin aracı konumunda olması sebebiyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın poliçe genel ve özel şartları kapsamında değerlendirilmesi, muafiyetlerin uygulanması ve teminat limitlerinin gözetilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun gerçek zarar ilkesi ile sınırlı olduğunu, uzman bilirkişilerce tespit yapılması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın müvekkil sigorta şirketi yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddini, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacıya ait bulunan Diyarbakır ili Çınar ilçesi Belenli mahallesinde bulunan .....ada/parsel numaralı taşınmazlarda .....tarihinde Dedaş'a ait .....şebeke varlık numaralı elektrik direğinden kaynaklı yangın çıktığından bahisle davalı DEDAŞ ve .....Sigortaya karşı açılan tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilince elektrik direğinden çıkan yangın nedenine dayandırılarak Dedaş hasım gösterilmiş bunun yanısıra dava dışı TARSİM ile yapılan bitkisel ürün destek poliçesine dayanılarak da acente sıfatı bulanan sigorta şirketi sigorta sözleşmesi kapsamında hasım gösterilmiştir. Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinde, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikleri, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden sorumlu ve bir kusurları söz konusu olmaksızın doğan zararı gidermekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu sorumluluğa öğretide “Kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “Kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk halleri olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutulurken, TBK tarafından hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. (G.Antalya B.Hukuku Genel Hükümler C.1.2012.İst.sh.533.535.) Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebepler, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak, üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. Davalı şirket, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Bu sorumluluk türü tehlike sorumluluğu olarak da isimlendirilmekte olup, sorumluluk türlerinin en ağırını oluşturur. Burada tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Davaya konu uyuşmazlık davalı Dedaş yönünden TBK uyarınca bina ve yapı malikinin sorumluluk esasına dayanıyor olsa da diğer davalı AK sigorta yönünden " acente " sıfatı ile dava dışı TARSİM ile davacı arasında imzalanan bitkisel ürün poliçesinden kaynaklanmakta olup sigorta şirketinin acente sıfatı ile yer aldığı sözleşme nedeniyle husumet ehliyetinin bulunmadığı sabittir. Buna ilişkin Diyarbakır BAM 11. HD 08/05/2025 tarih ve 2024/294 E ve 2025/608 K sayılı kararında "...Davalı .....Sigorta A.Ş. Yönünden değerlendirme yapıldığında; Dava, tarım sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olduğundan, işbu dava acente durumundaki davalı .....Sigorta A.Ş.'ne doğrudan yöneltilemeyeceği anlaşılmakla mahkemece, anılan davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır..." denildiği görülmektedir. Yine aynı şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/05/2018 Tarih, 2016/11047 Esas, 2018/3243 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır. Bu sebeple davalı .....sigorta yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmış olup Mahkememizin .....Esas sayılı dava dosyasından tefrik edilerek alınan işbu yeni esasta davanın husumet nedeniyle reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline Hazineye irad kaydına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine, 5-Davalı .....Sigorta A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 150,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı .....Sigorta A.Ş'ye verilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip Hakim