Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

Birinci Bölüm 2014/1230 E. K.

AYM 2017-04-06 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

DATSAN DOĞU ANADOLU TOPRAK SAN. A.Ş. VE NACİ YILMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1230)

Karar Tarihi: 6/4/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; başvurucular aleyhine açılan itirazın iptali

davasının kabul edilmesi, yargılamanın uzun sürmesi ve yargılama esnasında

ileri sürülen iddiaların Derece Mahkemesi tarafından verilen kararlarda

değerlendirilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/1/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, elektrik kullanımından kaynaklanan borçlarını

ödemedikleri gerekçesiyle Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) tarafından

yapılan üç ayrı icra takibine itiraz etmişlerdir. Davacı TEDAŞ, Erzurum 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinde 30/3/2005 tarihinde

E.2005/38, E.2005/39 ve E.2005/40 sayılı dosyalarında icra takibine itirazın

iptali davası açmıştır. Mahkeme 29/11/2007 tarihinde

dava dosyalarının birleştirilmesine karar vermiştir.

9. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 11/2/2010

tarihinde birleşen E.2005/38 ve E.2005/39 sayılı dava dosyalarında davaların

kabulüne, E.2005/40 sayılı dava dosyasında açılan davanın reddine karar

verilmiştir.

10. Temyiz üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 5/10/2011 tarihli ilamı ile başvurucuların temyiz

itirazlarının reddine, temyiz eden davacı TEDAŞ'ın temyiz nedenlerinin kabulüne

ve kararın bozulmasına karar vermiştir.

11. Bozma ilamına uyma kararı sonrası yapılan tahkikat sonucunda

Mahkeme 27/9/2012 tarihli kararı ile birleşen

E.2005/38 sayılı dava yönünden davanın kısmen kabulüne, E.2005/40 sayılı dosya

yönünden davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkememizce daha önce

iş bu dava dosyası ile birleştirilen 2005/39 E. numaralı dava dosyası yönünden

davalı itirazlarının reddine karar verilmiş olup, anılan karar kesinleşmiştir.

Bozma ilamı daha önce

Mahkememiz tarafından iş bu dava dosyası yönünden verilen karardaki

Mahkememizin davalının da elektrik borcuna rağmen kesilen elektiriğin

yeniden bağlanması nedeni ile davalı kuruluşun da kusurlu olduğundan bahisle

bilirkişi raporunda belirtilen 36.644,44-TL'nin %50'sinden davalısının sorumlu

olması gerektiği yönündeki Mahkememiz kararının davalının kullanılan elektrik

bedelinden sorumlu olduğundan bahisle bozulmuş olup, Mahkememizce iş bu dava

dosyası yönünden (Eski 2005/38 Esas) Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda

18.322,00-TL daha ilave edilmiş olup, bu şekilde iş bu dava dosyası yönünden

davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği yönünde Mahkememizde vicdani

kanaat gelmiş olup,

Mahkememizin eski bu

dosya ile birleşen 2005/40 E.numaralı dava dosyası

yönünden ise, anılan dava dosyasındaki alacağın dayanağı olan faturaların

Mahkememizin 2005/39 E. numaralı dava dosyasındaki alacağın dayanağı olan faturularla aynı faturalar olmadığı bilirkişi raporu ile

sübut bulmuş olup, bilirkişi raporundaki alacak miktarı ile dava dilekçesindeki

ve icra dosyasındaki alacak miktarları birbiri ile örtüştüğünden anılan dava

dosyası yönünden de davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline karar

verilmesi gerekmiş olup, Mahkememizin iş bu dava dosyası ile birleşitirilen 2005/39 E.numaralı

dava dosyası yönünden davalının temyiz itirazları reddedildiğinden daha önce

kesinleştiğinden anılan dosya yönünden yeniden hüküm kurulmayarak diğer dava

dosyaları yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

12. Temyiz üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 28/5/2013

tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar vermiştir.

13. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 16/12/2013

tarihli ilamı ile reddedilmiştir.

14. Anılan ilam başvuruculara 13/1/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

17. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

18. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

19. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 8 yıl 8 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

21. Başvurucular, Derece Mahkemesince verilen kararın gerekçesiz

olduğunu belirterek gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

22. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin her

türlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri

sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz,

B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

23. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların,

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir

(bkz. § 11).

24. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

25. Başvurucular; aleyhlerine açılan icra takibine itirazın

iptali davasında dava ve takiplerin mükerrer olduğu yönündeki itirazlarının

değerlendirilmediğini, kiracılar tarafından usulsüz kullanılan elektrik

bedellerinin kendilerinden talep edildiğini, davacı TEDAŞ'ın kusurlu olduğunu

belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların

ihlal iddialarının, aleyhlerine açılan davada verilen kararın adil olmadığına

yönelik olduğu anlaşılmış ve şikâyetleri bir bütün olarak adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmiştir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

28. Somut olayda Mahkemece tarafların tüm iddiaları

değerlendirilerek ve delilleri incelenerek karar verilmiş, Yargıtay 3. Hukuk

Dairesi tarafından da delillerin Mahkemece takdir edilerek karar verildiği ve

takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle karar onanmıştır.

29. Başvurucular tarafından ileri sürülen iddialar, Derece

Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

32. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

33. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

34. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 9.600 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

35. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara AYRI AYRI net 9.600 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2012/39, K.2012/464) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucular

:

1. Datsan Doğu Anadolu Toprak San. A.Ş.

2. Naci

YILMAZ