T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A G E R E K Ç E L İ İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : ...- DAVALI : ... - DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 86 yaşında olup, ... Mahallesinde ikamet ettiğini, yaklaşık ... yıl önce davalı ile tanıştığını, maddi durumu iyi olmayan davalının ailesine müvekkili tarafından yardımda bulunulduğunu, daha sonra aralarında samimiyetin ilerlediğini, müvekkilinin aile dostu olarak evlerine girip çıkmaya başladığını, davalının sürekli müvekkilinden para istediğini, müvekkilinin karşı çıkması halinde ellerinde uygunsuz resimlerin olduğunu, vermediği takdirde küçük kıza sarkıntılık ettiği iddiasıyla müvekkili hakkında şikayetçi olacaklarını belirterek şantaj yaptıklarını, müvekkilinden sürekli para sızdırdıklarını, uyuşturucu ilaç vererek müvekkilinden para aldıklarını, davalının kızını, müvekkilinin torunu ile evlendirmek için müvekkilini zorladıklarını, davalının müvekkilini yaraladığından dolayı, davalı hakkında şikayetçi olduğunu, ancak şantaj yapmaları nedeniyle müvekkilinin şikayetinden vazgeçtiğini, müvekkilinin beyin kanaması geçirdiğinden sürekli yoğun bakımda kaldığını, müvekkiline ait ticari aracın zorla elinden alındığını, kendisine zorla bir kağıda imza attırıldığını, müvekkili aleyhine ... .İcra Müd.'nün .../... esas sayılı ve .../... esas sayılı dosyalarında takibe konulan ... tanzim, .../04/... vade tarihli ve .../06/... tanzim, .../07/... vade tarihli her biri ...000,00-TL bedelli senet yönünden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin aylık ....000,00 TL 'den fazla geliri olan, 7.000.000 TL 'nin üzerinde mal varlığı olan yaşlı birisi olup, ... ay vade ile ...000 TL borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya senet vermediğini, yapılan araştırmalarda müvekkilinin kiracısından aldığı çeklerin de davalı tarafından zorla müvekkilinden alınarak tahsil edildiğini, icra takibine konulan senetlerin müvekkili tarafından imzalanmadığını, gerek baskı gerekse almış olduğu ilaçlar yüzünden olayları hatırlamadığından senetleri imzalamış olsa bile senetlerin geçersiz olacağını, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, davalının müvekkilinin fahiş miktarda borçlandırıp tüm mallarına haciz konulması ve bankadaki paralarının alınması sonucu yoksullaştırıldığını, müvekkilinin ayırt etme yeteneğinde olup olmadığı, imza atıp atamayacağı, 4.000.000 TL borçlanmasının sonuçlarını kavrayıp kavramayacak durumda olup olmadığı hususunda, ayrıca müvekkilinin baskı ve şiddet görüp görmediği, düşünme ve beyin fonksiyonlarının zarar görüp görmediği konusunda rapor alınarak, müvekkilinin aleyhinde yürütülen icra takip dosyaları nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra dosyalarından tahsil edilen ... TL'nin istirdadına karar verilmesini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya ve icra takibine konu senetlerin borçlu davacı tarafından, hiçbir etki, tesir, telkin, cebir, tehdit, hile, ikrah ve şantaja maruz kalmadan imza ettiğini, icra takibinden sonraki usuli, hukuki aşamalardan davacının bizzat haberdar olduğunu, davacı tarafından iddia edilen ve müvekkiline isnat edilen tüm suçlamaların asılsız olduğunu, davacının kesinleşmiş takip konusu senetlerle ilgili imzaya ve borca itiraz davası açtığını, ancak davanın reddedildiğini, müvekkilinin davacı ile birlikte önce ticari faaliyeti ve hizmet sözleşmesi kapsamında ilişkilerinin devam ettiğini, daha sonra aynı evde imam nikahlı olarak birlikte yaşamaya devam ettiklerini, bu durumun ... yılına kadar devam ettiğini, tüm kazançlarını borçluya verdiğini, davacının oğlu tarafından müvekkilinin kaçırılarak evinde alıkonulduğunu, davacının Sulh Hukuk Mahkemesinde vasi tayini talepli dava dosyasında borçlu davacının, ... Devlet Hastanesinden 08/05/... tarihli tam teşekküllü sağlık raporunda, akli melekelerinin yerinde olduğu ve kendisine vasi tayinine gerek olmadığının bildirildiği, senetleri iradesi ile imzaladığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
KALDIRMA ÖNCESİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "davanın kabulüne, ... ....icra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı ve .../... esas sayılı dosyalarında takibe konulan ... tanzim, .../04/... vade tarihli ve .../06/... tanzim, .../07/... vade tarihli her biri ...000,00 tl.bedelli senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğu anlaşıldığından, takibe konulan senetlerin %...'si olan 800.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
KALDIRMA ÖNCESİ İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; dava tarihinin 17/.../... olduğunu, o tarihte halen yaşayan borçlu ... tarafından davanın bizzat açıldığını ve davacı asilin verdiği vekalet ile bu davanın görüldüğünü, davacının hak ve fiil ehliyetinin yokluğu, senetlerin tanzim tarihi itibari ile kabul edilecek olursa, herhangi bir vesayet kararı sunulmadan açılan işbu davanın da temelden, aktif dava ehliyeti yokluğundan reddinin gerekeceği, davayı açanın, davadan önce fiil ehliyetini kaybetmiş 'olabileceği' varsayımı ile 'kendi verdiği vekaletle kendi açtığı' davasının kabul edilmiş olmasının öncelikle ehliyet yönüyle usule aykırı olduğunu, sadece bu nedenle dahi kararın kaldırılması gerektiğini,ursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../65741 soruşturma sayılı dosyası ile müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini,alınan tüm bilirkişi raporları ile imzanın davacıya ait olduğunun belirlendiğini, alınan hiçbir raporda davacının senetleri tanzim kudretinin olmadığı yönünde uzman görüşü belirtilmediğini, tam aksine oğlu tarafından senet tanzim tarihinden sonra açılan vesayet davasında ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan raporda ...'in vesayet altına alınmasını gerektirecek fiziki veya ruhsal bir rahatsızlığının olmadığının teyit edildiğini, YHGK'nun da ispat yükünün kural olarak senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait bulunduğunu belirttiğini, bu durumda davacının müvekkili tarafından verilen senet bedelinin olmadığını ispat etmesi gerektiğini, oysa ki mahkemece senet metninin talil edildiği ve bu nedenle ispat külfetinin yer değiştirdiğinin gerekçeye esas alındığını,yemin teklifine yönelik hukuki prosedürün işletilmediğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DAİREMİZİN KADIRMA İLAMINDA ÖZETLE "Mahkeme dosyasına istinaf aşamasında davacı vekili tarafından sunulan taraflar arasındaki davadışı ... ..İcra Hukuk Mahkemesi' nde ... E.sayılı dosyadan alınan 27.07.... tarihli ATK raporunda "...davacının senet tarihleri itibariyle hukuki ehliyete haiz olmadığının kabulünün uygun bulunduğu" şeklinde görüş içeren bir rapor olduğu her ne kadar icra h,ukuk mahkemeleri dar yetkili olup orada alınan bilirkişi raporu işbu davada hükme esas alınamaz ise de (bu yönde bknz.Yargıtay 19.HD 2016/1958 E.-2016/10625 K.) sözkonusu raporun eldeki davada da alınan son raporu düzenleyen ATK ...Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenmesi karşısında raporlar arasında açık çelişki olduğu, ehliyetsizlik iddiasının açıklanan nedenlerle öncelikle olarak çözümlenmesi gereğine dikkat edilerek, çelişki içermeyen, bilimsel verilere dayalı olarak bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiği. (Bu hususlarda bknz. Yargıtay 19.HD .../20486 E.-2015/7800 K., 2016/12363 E.-.../6714 K., 2015/17221E.-2016/6100 K., .../17819 E.-2015/5470 K, .../8023 E.-.../11666 K.). Mahkeme kararındaki “hayatın olağan akışı” şeklindeki, soyut, kambiyo senetlerine ilişkin uyuşmazlıklarda uygulama imkanı bulunmayan ve yasal olmayan bir gerekçenin dayanak yapılmasının doğru görülmediği (Benzer yönde bknz. Yargıtay 19. HD .../2614 E.-.../184 K., 2016/11418 E.-.../6326 K., 2016/6657 E.-2016/16109 K., 2015/16196 E.-2016/6705 K.) Kabule göre de; dava konusu ... . İcra Müdürlüğü'nün .../... sayılı icra dosyasına dava açılmadan önce davacının hesabından 96.445,98-TL'nin banka tarafından havale edildiği, dava dilekçesinde de davacı tarafça "ödenen 85.000-TL'nin istirdadı" na dair istemde bulunulmuş olduğu anlaşılmasına rağmen, mahkemece yalnızca menfi tespite dair hüküm kurulup istirdat istemine dair bir hüküm kurulmamasının doğru olmadığı, Her ne kadar istinaf dilekçesinde davalı taraf "yemin" delilinin hatırlatılmadığını ileri sürmüşse de, cevap dilekçesinde, 2.cevabında ve delil dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığından bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği" şeklindeki gerekçelerle kararın kaldırıldığı görülmektedir.
KALDIRMA SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ATK Üst Kurulundan alınan 16/03/... tarihli raporda, senetlerin düzenlendiği tarihlerde davacının fiil ehliyetinin bulunmadığının tespit edilmiş olması nedeniyle "Davanın kabulü ile; .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyalarında takibe konulan ... tanzim .../04/... vade tarihli ve .../06/... tanzim .../07/... vade tarihli her biri ...000,00-TL bedelli senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davalının icra takibinde kötü niyetli olduğu anlaşıldığından takibe konulan senetlerin %...'si olan 800.000,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının tahsil ettiği miktar yönünden icra takibi yapılmış olup, takip kesinleştiğinden bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; ... Ünv. Tıp Fakültesinden alınan 25/05/... tarihli raporda davacının senetlerin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine haiz olduğunun bildirildiğini, ATK raporu ile bu rapor arasında çelişki oluştuğunu, bunun giderilmeden karar verildiğini, ayrıca müvekkili hakkında kötü niyet tazminatına da hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, senetlerdeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, sahte imzalı senetlerin icraya konulmadığını, müvekkilinin kötü niyetinin veya ağır kusurunun dosya kapsamında ispatlanamadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Atk üst kurulu kararlarının 15/07/... tarihli 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre kesin olduğunu, kararnamenin 16/2 maddesine göre diğer sağlık kurumlarının verdiği raporları da kapsadığını, davalının ilk verilen karardan sonra dahi takibe devam ettiğini, mirasçıların mallarına haciz koydurduğunu, kötü niyetinin sabit olduğunu, icra yoluyla tahsil ettiği parayı dahi takip iptal edilmesine rağmen ödemediğini, davalının istinaf talebinin reddiyle, yerel mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, bonolara dayalı icra takiplerinden dolayı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, bonolardaki imzanın sahte olduğunu, müvekkilinin bonolara imza atmadığını, ancak yaşlı ve hasta olmasından dolayı bonolara imza attığını hatırlamamakla birlikte atmış ise yaşlılığından ve hastalığından faydalanılarak ve tehdit edilerek boş şekilde bonoların imzalatılmış olduğunu, bonoların bedelsiz olup müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu suretle akıl zayıflığına, imza inkarına, hile ve ikraha, ayrıca bedelsizlik iddiasına dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti ile takip sırasında ödediği bedelin istirdadını talep etmektedir. Davacının yargılama devam ederken 07.12.... tarihinde vefat ettiği, terekeye temsilci atandığı ve aynı vekile vekalet verilmek suretiyle davaya devam edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bonolar üzerinde yaptırılan imza incelemesi neticesinde bonolardaki imzaların davacı müteveffa ... eli ürünü olduğu belirlenmiştir. Mahkemenin ... tarihli kararının dairemizin 25/.../2019 tarihli kararı ile "ehliyetsizlik iddiasının öncelikli olarak çözümlenmesi , buna dair raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği" gerekçeleriyle kaldırıldığı, yeniden yapılan yargılama sonunda ise davanın kabulüne karar verildiği, istirdada konu bedele ilişkin icra takibi başlatıldığı anlaşılmakla istirdat talebinin konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir. Mahkemece yeniden yapılan yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ....Üst Kurulu tarafından düzenlenen 16/03/... tarih ve ... sayılı adli tıp raporunda; "davacı ...'in 28.03.... ve ....06.... tarihlerinde hukuki ehliyetine haiz olmadığının bildirildiği" mahkemece bu rapor uyarınca mütevefa davacının senetlerin tanzim tarihlerinde fiil ehliyetinin olmadığından, dava konusu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verildiği görülmüştür. Bilindiği üzere; 15.07.... tarih 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (Adli Tıp Kurumu Teşkilat Kararnamesi) Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri başlıklı 16. maddesinin “ç”fıkrası; “Adli Tıp İhtisas Kurulları ile İhtisas Dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar" hükmünü amirdir. Bu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere ; Adli Tıp Üst Kurulları, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp İhtisas Daireleri raporları arasında çıkabilecek çelişkileri son merci olarak inceleyip kesin olarak karara bağlayacaktır. (Yargıtay ....HD 2023/2687 E. 2024/3661 K.)
Bu itibarla, dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davacının fiil ehliyetine ilişkin düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin, ATK üst kurulundan alınan rapor ile giderilerek, davacının dava konusu senetlerin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine sahip olmadığının tespit edilmiş olması karşısında TMK'nın 15. maddesine göre ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki bir sonuç doğurmayacağından, davacının fiili ehliyetinin bulunmadığı dönemde alacaklı ile düzenlemiş olduğu bonolar geçersiz olup, buna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 12. HD 2022/1265 E. 2023/4843 K.) 2004 İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklindedir. Yasa koyucu, yararına tazminata karar verilebilmesi için icra takibi yapan alacaklının hem haksız olması ve hem de kötü niyetli olması koşulunu birlikte aramıştır. (Yargıtay 14.HD 2016/2771 E. .../6464 K.) Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık yargılama yapılarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ....Üst Kurulu tarafından düzenlenen 16/03/... tarihli raporla giderilmiş, ayrıca davalıya ilişkin soruşturma dosyasında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, dinlenen tanık beyanlarında da müteveffanın akıl sağlığının yerinde olmadığı yönünde herhangi bir beyanlarının olmadığı anlaşılmış olup, bu nedenlerle dosya kapsamına göre davalının kötü niyetli olduğunu kabul etmek mümkün görülmemiştir. Dolayısıyla davacının tazminat isteminin reddi gerekirken davalının haksız ve kötüniyetli olduğunun kabulü suretiyle bu istemin yazılı şekilde hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu sebeple davalının istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, kararın kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-)Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/...-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; ...-Davanın KABULÜ ile; ... . İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyalarında takibe konulan ... tanzim .../04/... vade tarihli ve .../06/... tanzim .../07/... vade tarihli her biri ...000,00-TL bedelli senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davalının icra takibi başlatmakta kötü niyeti ispat edilemediğinden buna ilişkin talebin REDDİNE, 3-Davalının tahsil ettiği miktar yönünden icra takibi yapılmış olup, takip kesinleştiğinden bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar yasası gereği alınması gereken 273.240,00-TL harçtan peşin alınan 68.310,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 204.930,00- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından 3.451,60 TL yargılama gideri ile peşin alınan 68.310,00-TL harç olmak üzere toplam 71.761,60 TL yargılama harç ve masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yararına ölçümlenen 128.625,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan 68.310,00 TL istinaf karar harcının davalıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, III-) Davacı tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 162,... TL yargılama giderlerinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, V-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/... hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
... Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Katip ... ¸(e-imzalıdır)