7. Ceza Dairesi 2026/897 E. , 2026/6976 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/677 E., 2018/677 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet SUÇ TARİHLERİ : 28.04.2013, 13.05.2013, 21.05.2013, 29.05.2013, 01.06.2013, 09.06.2013, 12.06.2013, 15.06.2013, 20.06.2013, 24.06.2013, 31.07.2013, 03.08.2013, 22.08.2013, 05.09.2013, 10.09.2013, 17.09.2013, 19.09.2013, 20.09.2013 HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında 20.06.2013 suç tarihli eylem bakımından beraat, sanık ... hakkında beraat, diğer sanıklar ile sanık ... hakkında diğer eylemleri yönünden ayrı ayrı mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanık ... dışındaki sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, son celseye başka suçtan hükümlü bulunduğu cezaevinden SEGBİS vasıtasıyla bağlanan sanık...'a SEGBİS aracılığı ile hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 263. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceği hususu belirtilmediğinden kanun yolunda yanıltıldığı anlaşılmakla; anılan sanığın öğrenme üzerine temyiz istemi süresinde kabul edilerek tarafların temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde Sanık ... hakkında 24.02.2014 tarihli mahkûmiyet hükmünün sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 20.10.2014 tarihli ve 2014/18353 Esas, 2014/17209 Karar sayılı ilâmı ile sanık müdafiin yasal süreden sonra temyiz talebinin reddine karar verildiği, kesinleştirme işlemlerinin yapılması gerektiği anlaşılmakla, diğer sanıklar hakkındaki bozma kararı üzerine sanık ... hakkında da yargılama yapılarak hüküm kurulmasının hukuki değerden yoksun bulunduğu, anılan sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda (5607 sayılı Kanun) 7242 sayılı Kanun uyarınca yapılan değişikliklerin değerlendirilmesi için uyarlama yargılaması yapılması gerektiği de gözetilerek, bu aşamada temyiz incelemesine konu bir kararın mevcut olmadığı anlaşılmakla, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
II. Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle sanık ... hakkındaki hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
III. Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri uygulandığı sırada dosya kapsamındaki tüm sanıkların ikametlerinde 17.09.2013 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesinden alınan adlî arama kararı uyarınca aramalar yapıldığı, bu tarihte sanıklar ..., ... ve ... kardeşlerin birlikte ikamet ettiği düşünülen evde yapılan aramada 7625 paket ... kaçağı sigaranın ele geçirildiği, ancak arama esnasında sanık ...'ın bahse konu ikamette yer almadığı gibi, diğer kardeşlerinin de alınan beyanlarında ...'ın Ağrı'ya taşındığını beyan ettikleri, sanığın aşamalarda atılı suçu kabul etmediği, ikamet adresi olarak Ağrı'da bir adresi belirttiği ve dosya kapsamına yansıyan başkaca bir delilin de bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ile sanık ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
IV. Sanıklar ... ve ...'in 28.04.2013 Suç Tarihli Eylemi ile Sanıklar ... ve ...'nin 12.06.2013 Suç Tarihli Eylemi Yönünden Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde Olay tarihlerinde kolluk görevlilerince yapılan fiziki takip ve gelen ihbar üzerine; gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında Cumhuriyet savcılığından alınan arama emirleri ile 28.04.2013 tarihinde sanık ...'ın işlettiği iş yerinde, 12.06.2013 tarihinde ise sanık ...'nin işlettiği iş yerinde yapılan aramalarda ... kaçağı sigaraların ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olaylarda;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.04.2025 tarihli ve 2024/10-360 Esas, 2025/151 Karar sayılı, 18.06.2025 tarihli ve 2024/7-381 Esas, 2025/259 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi;
5271 sayılı Kanun'un 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." açık, amir hükmüne aykırı olarak sanıkların iş yerlerindeki aramaların, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı ve bu arama işlemleri sırasında ele geçirilen suça konu eşyaların hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş yasak delil niteliğinde olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun'un 206/2-a bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı belirterek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınamayacağının açıkça düzenlenmiş olması, aksi yönde bir uygulamanın izah edilen gerekçelerle Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına aykırı olacağının anlaşılması karşısında; sanık ...'ın iş yerindeki 28.04.2013 tarihli, sanık ...'nin iş yerindeki 12.06.2013 tarihli arama işlemlerinin ve bu işlemler sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulünün gerektiği gözetilmeden, 28.04.2013 suç tarihli eylem bakımından sanıklar ... ile ... hakkında, 12.06.2013 suç tarihli eylem bakımından da sanıklar ... ve ... hakkında müsnet suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin, sanık ...'ın, sanıklar ... ve ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden 28.04.2013 suç tarihli eylem yönünden sanıklar ... ile ... hakkındaki, 12.06.2013 suç tarihli eylem yönünden sanıklar ... ile ... hakkındaki hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
V. Katılan ... İdaresi Vekili, Sanıklar ..., ... ile Anılan Sanıklar Müdafi, Sanık ... Müdafi, Sanık ... Müdafi, Sanıklar ... ve ... Müdafi, Sanıklar ..., ... ve ...'ın Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde İddianamede suçta kullanılan nakil araçlarının müsaderesine ilişkin bir talep bulunmadığı gibi Mahkeme tarafından da temyize konu bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin bu konuyla ilgili temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır.
Olayların oluş biçimleri, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyaların miktar ve mahiyetleri ile eşyaların yakalanma şekilleri göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde sanık ...'ın 20.06.2013 tarihli eyleminde kurulan beraat kararı dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1.Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi uyarınca dava açıldığı ve bu kapsamda hüküm kurulması gerektiği halde, "5607 sayılı TCK'nun" 3/18. maddesi uyarınca hüküm kurulduğu belirtilerek hükümde karışıklığa neden olunması,
2.Suç tarihleri ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihlerinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5. ve 3/10. maddeleri kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesinin ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek, dosya kapsamında bir kısım sanıklar tarafından yapılan ödemelerin dikkate alınarak, ilgili sanıklar yönünden ödedikleri tutarlar mahsup edilerek ve her sanığın sorumlu olduğu eylemlerinden kaynaklanan suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerlerinin toplamının iki katı tutarını ödemesine yönelik 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
3.Dosya kapsamında sanıkların tüm eylemleri yönünden 21.12.2013 tarihli iddianame ile kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de; sanıkların atılı eylemleri yönünden hukuki kesintinin olmadığı, sanıkların üzerlerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında temel ceza belirlendikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
4.Sanık ...'ın 20.06.2013 suç tarihli eylemi yönünden yapılan incelemede; ihbar üzerine hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ... adlı şahsın elindeki poşette 1 karton ... kaçağı sigaranın ele geçirildiği, ...'ın suça konu sigaraları içmek amacıyla ... Sakatat adlı iş yerinde erkek bir şahıstan aldığını beyan etmesi ve devamında sanık ...'ı teşhis etmesi, sanığın bu olaya ilişkin savunmasında iş yerinin kendisine ait olduğunu, ... adlı şahsı hatırlamadığını beyan etmesi dikkate alındığında, sanık ... hakkında 20.06.2013 suç tarihli eylemi yönünden de 28.04.2013 tarihli eylemi hariç diğer eylemleri ile birlikte zincirleme suç kapsamında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde bu eylem nedeniyle beraat kararı verilmesi,
Kabule göre de, 1.Sanık ... hakkında dosya kapsamında yer alan 29.05.2013, 01.06.20 13... .06.2013 tarihli eylemler bakımından hüküm kurulması gerektiği halde, dosyaya yansıyan başka eylemi olmadığı, farklı bir tarihte ele geçen kaçak eşya bulunmadığı halde sanık hakkında 4 farklı eylemden bahsedilerek fazla ceza tayin edilmesi,
2.Sanık ...'ın 09.06.20 13... .06.2013 suç tarihli eylemlerinde zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi,
3.Sanıklar ..., ... ve ...'ın 29.05.2013 suç tarihli eylemi yönünden olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde atılı suça iştirak ettiklerinin kabulü ile ek savunma hakkı tanınarak 5607 sayılı Kanun'un 4/2. maddesi uyarınca cezada artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4.Sanık ...'ın 05.09.20 13... .09.2013 suç tarihli eylemleri ile sanık ...'ın 17.09.2013 suç tarihli eyleminde suça konu kaçak eşyanın miktarına göre anılan sanıklar hakkında temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
5.Katılan ... İdaresi lehine maktu vekâlet ücretinin mahkûm olan sanıklardan eşit olarak tahsili ile katılan ... İdaresine verilmesine karar verilmesi gerekirken, hazineye irat kaydına karar verilmesi,
6.Suçtan kaynaklanan kamu zararı iade edilemeyeceği gözetilmeksizin "kamu zararına ilişkin yatırmış olduğu bedellerin talepleri halinde ödeme yapan sanıklara geri iadesine" karar verilmesi,
7.Suça konu eşyaların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, yalnızca imha edilenler haricindeki eşyanın müsaderesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili, sanıklar ..., ... ile anılan sanıklar müdafi, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi, sanıklar ... ve ... müdafi, sanıklar ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.06.2026 tarihinde karar verildi.