Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

E. K.

BAM İstinaf
Bu kararla araştırma hazırlayın

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ NUMARASI :

DAVACI : ... ... DAVALI : ... ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi. İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan bila tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca; ... ...parselde yapılmış bir adet dubleks dükkanın ....000,00.-TL, .. nolu dubleks konutusun ise ....000,00.-TL olmak üzere toplam ...000,00.-TL bedel karşılığı satışı hususunda anlaşıldığını, müvekkilince ....000,00.-TL peşinat ödenerek, bakiye ....000,00.-TL için ise...000,00.-TL bedelli senet verildiğini, daha sonra müvekkilince yapılan araştırmada taşınmazların üçüncü kişi adına kayıtlı olduğunun öğrenildiğini ve asıl tapu maliki olan dava dışı 3.kişi ile anlaşıp yeniden bedel ödenerek taşınmazların satın alındığını, davalının taşınmazları müvekkiline devir etmediği gibi alınan senedin icraya konulması nedeni ile müvekkilinin icra ve haciz baskısı altında ....000,00.-TL ödeme yaptığını, haksız olarak tahsil edilen toplam 1.000.000,00.-TL'nin iadesi için müvekkilince başlatılan ... .İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından itiraz edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, peşinat ve icra tehdidi altında ödenen bedellerin iadesinin gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %...'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında ... nolu dubleks dükkanın ....000,00.-TL, 1.çatı katı dubleks konutun ....000,00.-TL bedelle satımı hususunda anlaşma sağlandığını, taşınmazların 3.kişi ... isimli şahıs üzerinde olduğunun sözleşme imzalanmadan önce davacı tarafından bilindiğini, müvekkilinin eşi adına kayıtlı iki adet dubleks ofisin ...tarihinde üzerilerinde bulunan ipoteklerle birlikte ...'e satıldığını ve davaya konu taşınmazların ipoteklerin kalkmasına teminat amaçlı olarak 3.kişi ...'e devredildiğini, sonrasında davacı ile yapılan anlaşma ile davacı tarafından yapılacak ilk ödeme olan ....000,00.-TL'nin ipoteklerin kaldırılması adına ilgili bankaya yapılmasının kararlaştırıldığını, anlaşmaya istinaden yapılan ödeme ile taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılarak, üçüncü kişi adına tescilli dava konusu taşınmazların devrinin davacı adına gerçekleştirilmesinin sağlandığını, müvekkili ile davacı arasında yapılan sözleşmenin alacağın temliki niteliğinde olduğundan geçerli olduğunu, ayrıca sözleşmenin eki olarak iki adet tapu kaydının belirtildiğini, davacı tarafından taşınmazların 3.kişi üzerinde olduğunun bilindiğini, davacının keşide ettiği ....000,00.-TL bedelli senedi vadesinde ödememesi üzerine davacı hakkında ... ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, sonrasında davacı ile müvekkilinin bir araya gelerek ../03/... tarihinde sulh sözleşmesi imzaladıklarını, davacının icra takibi için borcunun ....000,00.-TL olduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin anlaşma gereği edimlerini yerine getirmesine rağmen davacıdan olan alacağını tahsil edemediğini, davacının alacağı sürüncemede bırakmak ve haksız kazanç elde etmek uğruna kötü niyetle hareket ettiğini savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 30/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 3.maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/3.maddesi uyarınca; Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisinden çıkartılıp, görev ilişkisine dönüştürüldüğü, davacı vekilinin müvekkilinin dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı olduğunu beyan ettiği, celp edilen tapu kaydından da davacının taşınmazı aldıktan kısa bir süre sonra başkasına sattığı görüldüğünden davacının dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı aldığı kanaatine varıldığı, Ticaret Mahkemelerinin görevi 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5.maddelerinde düzenlemiş olup, somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı gerçek kişi, davalı ise tacir olup her iki taraf tacir olmadığı gibi, dava niteliği itibarıyla TTK 4 maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan da olmadığı gibi, dava konusu taşınmaz yatırım amaçlı alındığından bu davaya Ticaret Mahkemeleri tarafından bakılamayacağı, HMK'nın 1.maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği gerekçesiyle "Dava dilekçesinin reddi ile mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Dosyanın kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde yetkili ve görevli ... Nöbetçi ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacının haksız ve mesnetsiz bir şekilde dava ikame ettiğini, kurguya dayalı iddiaları ile haksız, maddi menfaat temin etme ve Mahkemeleri aldatma saiki ile hareket ettiğini, davanın usulden ve esastan reddinin gerektiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna ilişkin kararın yasaya aykırı olduğunu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen gayrimenkul satış sözleşmesi uyarınca, peşinat olarak ödenen ve sözleşme kapsamında verilen senedin icra takibine konulması nedeni ile icra tehdidi altında ödenen bedellerin iadesi için yapılan icra takibine vaki itiraz nedeni ile itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalı ile dubleks dükkan ve dubleks konut satışı için toplam ....-TL bedel ile anlaştıklarını, sözleşme kapsamında ....000,00.-TL peşinat ödediğini ve bakiye bedel için senet düzenlendiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra sözleşmeye konu taşınmazların üçüncü kişi adına kayıtlı olduğunu öğrendiğini ve üçüncü kişi ile anlaşarak tekrar bedel ödeyerek taşınmazların adına tescil edildiğini, davalı ile aralarındaki sözleşmenin geçersiz olduğu gibi davalı tarafça tapu devri yapılmadığını, peşinat olarak ödenen bedelin ve sonrasında sözleşme kapsamında verilen senedin davalı tarafından icraya konulması nedeni ile icra baskısı altında yaptığı ödemelerin iadesi için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, dava dışı üçüncü kişiye devir edilen taşınmazlar üzerindeki ipotekler nedeni ile davaya konu taşınmazların üçüncü kişiye teminat olarak devir edildiğini, sözleşme esnasında tapunun üçüncü kişi adına olduğunun davalı tarafından bilindiğini, anlaşma kapsamında davacı tarafından yapılan ilk ödeme ile üçüncü kişiye satılan taşınmazlar üzerindeki ipotekler kaldırılınca üçüncü kişi tarafından davaya konu taşınmazların davacı adına tapuda devir edildiğini, icra takibine konu senet ile ilgili taraflar arasında sulh protokolünün düzenlendiğini, davacının protokol ile borcunu kabul ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiş, Mahkemece, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev nedeni ile reddine karar verilmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesine göre tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, tüketici işlemi ise “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem” olarak tanımlanmıştır. Açıklanan tanımlar gereği tüketici sıfatının kazanılabilmesi ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket edilmesine bağlıdır. Bu tanımlardan kanun koyucunun tüketici hukukunun uygulama alanının belirlenmesinde temel olarak “amaç” esaslı işlevsellik ölçütünü kullandığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim hukuki işlemin karşı tarafı olan satıcı ve sağlayıcılara ilişkin tanımlarda da (TKHK., m. 3/f-g) “ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden” denilmek suretiyle aynı ölçüte vurgu yapılmıştır. Tüketici işlemi yönünden belirleyici olan, satın alınan mal veya hizmetin sayısı veya bedeli değil, tüketicinin, mal veya hizmeti satın alırken ticari veya mesleki amaç ile hareket etmemesi ve yine kendi ihtiyacı için kullanması ya da tüketmesidir. Bu durum, hukuki işlemin yapılmasında gözetilen amaç olup, bu çerçevede kanun uygulayıcısı, önüne gelen uyuşmazlık yönünden alıcının tüketici sıfatını taşıyıp taşımadığını değerlendirmek ve kamu düzenine ilişkin görevle ilgili normları uygulamak zorundadır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 30.06.2010 tarihli, 2010/...-358 E., 2010/353 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/13-1982 E. 2018/1752 K.). Somut olayda, davaya dayanak teşkil eden taraflar arasında imzalanan harici taşınmaz satım sözleşmesinde bir adet dükkan ve bir adet konutun satımı hususunda tarafların anlaştıkları, Dairemizin kaldırma kararından sonra davacı vekilince müvekkilinin dava konusu konutu yatırım amaçlı aldığını, zaten aldıktan bir müddet sonra sattığına dair beyanda bulunduğu görülmekle, satım sözleşmesine konu taşınmazlardan birinin dükkan niteliğinde olması, konut olan taşınmazın ise davacı tarafından yatırım amaçlı olarak alındığının beyan edilmesi karşısında, dava konusu sözleşmenin özel ihtiyaçlar için nihai tüketim gayesi ile yapılmadığı, bu hâlde gerçekleşen hukuki işlemin tüketici hukukunun özel olarak koruduğu anlamda tüketici işlemi olarak kabul edilmeyeceği, davacı gerçek kişinin de tacir olmamasına göre görevli mahkeme Asliye hukuk mahkemesi olduğundan, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE, ...-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.-TL peşin alındığından başkaca harç alınmasına gerek olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi gereğince kesin olmak üzere ...tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır