T.C. ... BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A . HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : KARAR NO :
BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : - DAVALI : - DAVANIN KONUSU : Tazminat B.A.M. KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili şirkete ait ... marka ... plakalı aracın ....04.... tarihinde ... A.Ş. tarafından işletilen ... otoyolundan ... istikametine kurallara uygun olarak seyir halindeyken, otoyolun ... kesim ... kilometresine geldiği esnada, otoyoldaki bozuk ve su birikintisi ile kaplı ıslak zeminde aracın kontrolden çıkması sonucu gerçekleşen maddi hasarlı tek taraflı kazada aracın ağır derecede hasara uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, kazanın gerçekleştiği yerde otoyolda büyük su birikintileri oluştuğu, yüzeyi kaplayan birikintilerin gizli derinliğe sahip olduğundan aracın birikintilere girdiği anda aşırı derecede kaygan ve bozuk satıh yüzünden aracın savrulmasından kaynaklandığı, aracın pert halde olup yed-i emin otoparkına çekildiğini, fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000,00.-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, ....05.... tarihli ihtarnameye cevaben verilen 16.05.... tarihli beyanları ile kaza tespit tutanağında belirtildiği üzere kazanın oluşumundaki kusur davacının KTK 52/1B maddesinde yer alan "Aracın hızını hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" kuralının ihlali sebebiyle tamamen davacıya ait olduğunu, müvekkili şirkete ait yol şartlarında kazanın oluşumuna yönelik herhangi atfedilebilir bir kusur bulunmadığını, kazanın meydana geldiği sırada hava yağışlı olduğunu, davacının yol kameralarının tespiti üzerine son 35 km.lik yol dilimi boyunca 120 kms ortalama hızla seyrettiğini, kaza mahalline yaklaşırken de seyir hızı aynı hızlarda cereyan ettiğini, gün içi bu yol şartlarına rağmen kaza yapan tek araç davacıya ait araç olup başka bir araç kaza yapmadığını, iddia edildiği üzere yol şartlarında bir kusur bulunmuş olsa idi başka araçların da kaza yapması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, kaza tespit tutanağını düzenleyen resmi görevlinin trafik akışı konusunda uzman olup, kazanın oluşumuna sebebiyet veren yolun mühendislik durum ve yapısı hakkında uzman olmadığı, haliyle görevlinin tutanağı tanzim ederken yoldaki arızayı tespit edip kusur durumunu belirlemesini beklemek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kazanın oluşumunda sürücü kusurunun bulunmasının kazanın yalnızca sürücünün kusuru nedeniyle oluştuğu anlamına gelmeyeceğini, kazanın olduğu yerdeki yolda var olan hatanın da kazaya etkisi olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, mahkemece yapılan keşifte bilirkişilerin keşif alanını çıplak gözle görmekten başkaca hiçbir ölçüm yapmadıklarını, yolun eğiminin mühendislik açısından yerinde olduğunu gösterecek hiç bir teknik ya da bilimsel veriye raporlarında yer vermediklerini, gerekli cihazlar ile ölçüm yapılsa yolun yağmur sularını tahliye temekten aciz olduğu, yağmur suyunun yolda biriktiği ve yol tutuşunu olumsuz etkilediğinin tespit edilebileceğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu düzenlenen rapor esas alınarak verilen ret kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin uyuşmazlığı çözmekteki özensizliğinin, hüküm kısmına dahi yansımış olduğunu, uyuşmazlık sanki itirazın iptali davasıymış gibi haksız takip tazminatı hakkında hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine yöneliktir. Davacı adına kayıtlı, dava dışı sürücü Nizamettin Kaymak sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın .../04/... tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hasar gördüğü sabittir. .../04/... tarihli kaza tespit tutanağının incelenmesinde, dava dışı sürücünün 2918 sayılı KTK 52/1-b maddesine aykırı davranışla kazaya sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belge niteliğinde (Yargıtay 17 HD 2013/3973 E-2013/7268 K sayılı ilam) olmakla birlikte taraflara, kaza tespit tutanağının aksini ispat olanağının tanınması gerekecektir. Mahalde yapılan keşif neticesinde düzenlenen 05/10/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün tam kusurlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde yol yapım ve işletme eksikliği kusuru olmadığı belirtilmiştir. Somut olayda, davacı adına kayıtlı ... plakalı aracın .../04/... tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hasar gördüğü, 05/10/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda kazanın meydana gelmesinde yol yapım ve işletme eksikliği kusuru olmadığının ve kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün KTK 52/1-b maddesi gereği hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik şartlarına uyduramadığından bahisle kazaya sebebiyet verdiğinin belirtildiği, başka bir ifadeyle kaza tespit tutanağının aksinin ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davanın, tek taraflı trafik kazası sebebiyle maddi tazminat talebine yönelik olduğu, davanın ispatlanamadığı, mahkemece davanın reddine karar vermekle yetinilmesi gerekirken 6100 sayılı HMK 297 maddesine ve davanın niteliğine aykırı düşecek şekilde hüküm fıkrası 2 numaralı bendinde '' Yasal koşulları oluşmayan haksız takip tazminatı talebinin reddine '' dair hüküm ittihazına gidilmesi isabetsiz olup hüküm fıkrası 2 numaralı bendinin hükümden çıkarılması gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi kamu düzeni bakımından yerindedir. HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek ve kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .sayılı kararı hakkındaki davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-HMK353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a) Davanın REDDİNE, b) Alınması gereken 54,40 TL maktu harçtan peşin alınan 170,78.-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,38.-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, c) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereği 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, d) Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e) Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafa iadesine, f) Arabuluculuk masrafı olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK 361/1 maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere ... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip