T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO:
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
MAHKEMEMİZ ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN (KÖK DAVA); DAVACI-MURİS : ...- DAVACI-MİRASÇILAR : 1- 2- 3- VEKİLİ : DAVALI-KISITLI : VASİ : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : MAHKEMEMİZ ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN (BİRLEŞEN); DAVACI-KISITLI : VASİ : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : MAHKEMEMİZ ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN (BİRLEŞEN); DAVACI-MURİS : DAVACI-MİRASÇILAR : 1- 2- 3- VEKİLİ : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI-KISITLI : VASİ : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan davaların yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEPLER : Mahkememiz kök dava dosyası yönünden davacı vekili 14/07/2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ... vekili davalı ... 'e yönelik verdiği 14/07/2009 tarihli dava dilekçesi ile özetle; tüm tarafların kardeş olduklarını, taraflar arasında 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünün düzenlenip imzalandığını, protokol ve ekleri konusunda taraflar arasında bir çekişmenin olmadığını, protokolde üç hususun düzenlendiğini, birinci olarak ... ... ... Tic. A.Ş. ile ... Altın Döviz A.Ş.' deki hisselerin devrinin, ikinci olarak ... Altın Döviz A.Ş. ile davacı ...' in üçüncü kişilere olan ve taraflarca ortak borç (ortak hesap) olarak kabul edilen borçların tespit ve tasfiyesinin ve üçüncü olarak da hisse devri ve ortak borçların tasfiyesi ile ilgili olarak tarafların her birinin yapması gereken ödemelerin, karşılıklı olarak verilecek menkul ve gayri menkul malların tespit ve ödeme şeklinin düzenlendiğini, protokolde geçen şirketlerin hisse devirleri konusunda bir çekişmenin olmadığını, üçüncü kişilere olan ortak borçların tespiti hususunda da bir çekişmenin olmadığını, protokole göre çekişmeli borçların ileride netleşmesi/belirlenmesi halinde ileride tüm tarafların 1/3 oranında bu borçları da ödeyeceklerini ve bu konuda da bir çekişmenin şimdilik olmadığını ancak taraflar arasındaki çekişmenin ve sorunun her üç kardeşce yapılacak ödemelerin hesaplanmasında ortaya çıktığını, mükerrer kayıtlar nedeniyle sözleşmeye esas alınan sözleşme eki hesap tablolarında maddi hata meydana geldiğini, sözleşmeye taraf üç kardeşin şahsi mal varlıklarına ilişkin hesap yapılırken sanki diğer kardeşler de bu mallara ortakmışcasına hesap yapılmasından kaynaklandığını, bu hususun yargılama sırasında daha da iyi anlaşılacağını, protokol eki hesap tablosuna göre müvekkilinin ortak borçlar nedeniyle bakiye 407.947,00 USD ödemede bulunması gerektiğinin gözüktüğünü, bunun hesap hatası sonucu yanlış olup doğrusunun 148.238,00 USD olması gerektiğini, aradaki farkın müvekkili aleyhine olarak 259.709,00 USD olduğunu, müvekkilinin olması gereken 148.238,00 USD borcuna karşılık 246.319,00 USD miktarındaki evini satarak bu miktar parayı ortak borçlara mahsuben ödediğinden ve böylelikle müvekkilinin ortak borçlara mahsuben 98.081,00 USD fazla ödemede bulunduğundan ve bu miktardan davalı ... 'in müvekkiline karşı sorumlu olduğundan bahisle 12/01/2009 tarihli protokole göre müvekkili davacı ... 'in 259.709,00 USD lik kısımdan borçlu olmadığının tespitine ve ayrıca fazladan ödediği 98.081,00 USD nin davalı ... 'den istirdaden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz birleşen ... esas dava dosyası yönünden davacı vekili 14/07/2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 12/01/2009 tarihli protokol gereği kardeş olan tarafların bir kısım edimlerini yerine getirdiklerini, protokolün mükerrer 5. maddesinde davacı ... 'in uhdesinde olan 5 adet ... Süt A.Ş. bonolarının adı geçen davacı tarafından cirolanıp müvekkiline verileceğinin ve ayrıca adı geçen davacının bankada bulunan 108.000,00 TL yi de müvekkiline vereceğinin belirtildiğini, ... Süt A.Ş. deki hisse senetlerinin satımı nedeniyle 06/03/2008 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, adı geçen davacının 5 adet bonodan sadece 28/02/2009 vadeli 194.000,00 TL bedelli bir adet bonoyu ciro edip müvekkiline verdiğini, ancak 30/01/2009, 30/03/2009, 30/04/2009 vadeli 194.000,00 er TL bedelli ve 30/05/2009 vadeli 200.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 4 adet toplam 782.000,00 TL bedelli bonoları müvekkiline vermediğini, davacı ...' in bono bedellerini gününde tahsil ederek bedellerini de müvekkiline vermediği gibi bankadaki 108.000,00 TL yi de müvekkiline vermediğini, böylelikle davacı ... 'in müvekkiline toplam 890.000,00 TL miktarında borcunun olduğundan bahisle bu miktarın vade veya temerrüt tarihinden itibaren avans faizleriyle birlikte davacı ... 'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz birleşen ... esas dava dosyası yönünden davacı vekili 20/04/2010 tarihli dava dilekçesinde özetle; tüm taraflar arasındaki 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünün 4. maddesine göre ... Altın Döviz A.Ş. ile müvekkili davacı ...'in üçüncü kişilere (piyasaya) olan borçları tarafların da ortak borç olarak kabul ettiklerini ve bu borçların toplam bakiye miktarının belirlendiğini, protokolün 5. maddesi ile davalı ... 'in bakiye 1.342.954,00 USD borcunun kaldığının belirlendiğini, protokol ve eklerinde taraflar arasında bir çekişmenin olmadığını, taraflar arasındaki çekişmenin sadece yapılacak ödemelerin hesaplanmasındaki mükerrer kayıtlara dayalı maddi hatalardan kaynaklandığını, müvekkillerinin protokoldeki maddi hatalar düzeltilip doğru hesaplama yapıldığında müvekkillerinin davalı ...'den 728.645,00 USD alacaklı olduklarını, protokol tarihinde tarafların bir USD yi 1,60 TL kabul ederek hesaplama yapmaları nedeniyle buna göre müvekkillerinin adı geçen davalıdan 1.165.832,00 TL alacaklı olduklarını, bu alacağın davalı ... 'ten tahsili için müvekkilleri tarafından davalı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden giriştikleri icra takibine davalının haksız yere itiraz etmesi nedeniyle icra takibinin durduğundan bahisle sözü geçen icra dosyasındaki davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının %40 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAPLAR: Mahkememiz kök dava dosyası yönünden davalı vekili 05/10/2009 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının protokoldeki maddi hatanın ne olduğunu tam olarak açıklaması gerektiğini, taraflar arasındaki protokole göre toplam 20.758.467,00 USD miktarındaki ortak borcun tüm taraflar arasında tasfiyeye tabi tutulduğunu ve bu borcun 1/3 ünün müvekkili tarafından ödendiğini, tüm borcun aslında davacı ... ile ... A.Ş. nin borçları olduğunu, müvekkilinin tüm borçların 1/3 ünü üstlendiğini, bir çok menkul ve gayri menkul mal varlığını satarak üçüncü kişilere olan borçların büyük bir kısmını ödediğini, protokol eki hesap tablosuna göre müvekkilinin bakiye borcunun 1.342.954,00 USD olarak belirlendiğini, müvekkilinin bu rakama ve protokol ve eklerinde geçen alacak ve borçlara bakarak müvekkilinin protokolü imzaladığını, müvekkilinin protokolün 5. maddesi gereği bakiye borçların 1.342.954,00 USD lık kısmından şahsen sorumlu olduğunu, müvekkilinin bu miktar parayı üçüncü şahıslara değil davacılara vermesi gerektiği konusunda çekişme olmadığını, protokolün karmaşık ve teknik bir yapıda hazırlandığını, iddiaya göre hesaplama hatasından söz ediliyor ise de protokolde ve eklerinde ne açık ne de gizli bir hesap hatası olmadığını, maddi hatayı düzeltecek ve hesap hatasını giderecek bir durumun olmadığını, bir hata varsa tarafların iradelerinin oluşumuna etken olacağının kabul edilmesi gerektiğini, tarafların şahsi mal varlıkları ile ödedikleri ortak borçlara ilişkin mal varlıklarının tarafların aktif hanesine yazılırken bunun 1/3 ünün de diğer tarafların pasif hanelerine yazılmasının doğal olduğunu, taraflar arasındaki protokolün hesap hatası değil bir taksim tarzı niteliğinde olduğunu, taksim tarzının sonradan değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bir hata olmadığını, protokol hükümlerinin büyük ölçüde taraflarca yerine getirildiğini, müvekkilinin de protokoldeki edimlerini yerine getirdiğini, artık hata nedeniyle protokolün geçersizliğini ileri sürmenin TMK nun objektif iyi niyet kuralına aykırı olduğunu, protokol gereği verilenlerin ve ödenenlerin geri alınmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, protokoldeki ileri sürülen maddi hatanın düzeltilmesi halinde müvekkili aleyhine haksız sonuçlar doğuracağını, menfaat dengesini bozacağını, protokolün imzalanmasından 9 ay sonra protokoldeki maddi hataya dayalı işbu davanın açılmasının kötü niyetin ürünü olduğundan bahisle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz birleşen ... esas dava dosyası yönünden davalı vekili 23/11/2009 tarihli cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki protokolün mükerrer 5. maddesinde geçen dava konusu 4 adet bono ve 108.000,00 TL para ile ilgili hususun ki toplam 890.000,00 TL nin davalı ... 'e ait şahsi bir para olmadığını, protokol eki hesap tablosunun 2. sayfasının sonunda da görüldüğü üzere bonoların ve 108.000,00 TL nın ortak borçların ödenmesine tahsis edildiğini, müvekkili tarafından tahsil edilen bonoların ortak borçlara mahsuben protokole uygun olarak protokol eki alacaklılar listesindeki bir kısım alacaklı üçüncü kişilere müvekkili tarafından ödendiklerini, bono bedellerinin ortak hesabın borcundan düşüldüğünü, üçüncü kişilere ödenen ortak borçlar ile ilgili ibranamelerin mevcut olduğunu, müvekkilinin davalı ... 'e olan güvensizliği ve davalının ortak borçlara karşılık üstlendiği borcunu ödememesi ihtimalini gören müvekkilinin tahsil ettiği bono bedellerini kendisinin ortak borçlara karşılık ödediğini, hatta daha öncesinde toplam 5 adet bonodan 3 adedini müvekkilinin davalı ... 'e gönderdiğini ancak davalının kendisine gönderilen 3 adet bonodan sadece 28/02/2009 vadeli olanını alarak diğer 2 bonoyu kabul etmeyerek müvekkiline iade ettiğini ve müvekkilinin de toplam 4 adet bonoyu tahsil ederek davalı tarafından ortak borçlara mahsuben piyasaya ödediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz birleşen ... esas dava dosyası yönünden davalı vekili 24/05/2010 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı ... 'in müvekkiline karşı açtığı ... Esas sayılı dosyadaki cevap dilekçesi içeriğinde davaya cevap vererek itirazın iptali davasının reddine ve davacıların %40 oranından az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz 23/12/2009 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından bu dosya ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının birlikte incelenmek ve karar verilmek üzere BİRLEŞTİRİLMESİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz 30/06/2010 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından bu dosya ile mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının birlikte incelenmek ve karar verilmek üzere BİRLEŞTİRİLMESİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Her iki dosyada verilen birleştirme kararı gereği dosyalar mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş ve yargılamalara ... esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkememiz 04/04/2013 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Davacı ...' in davalı ... ... ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan davasının KISMEN KABULÜ İLE; a)Mahkememizin işbu ... Esas sayılı dosyasındaki davacı ...' in davalı ... ... ...' e yönelik menfi tespit davasının kısmen kabulü ile (davacının talebi de aşılamayacağından buna göre) taraflar arasındaki 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolüne göre davacının 407.947,00 USD nin 148.239,00 USD sinin dışında kalan 259.708,00 USD lik kısmından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekir ise de 98.081,00 USD nin istirdadına karar vermek gerektiğinden kalan 161.627,00 USD den davacı ...' in davalı ... ... ...' e borçlu olmadığının tespitine. b)Adı geçen davacının istirdat davasının kabulü ile davalının sözleşmeye göre toplam 355.598,00 USD (kısa kararda geçen bu rakam maddi hata olup rakamın doğrusu 1.117.938,00 USD dır) borcu var ise de (davacının talebi de aşılamayacağından buna göre) davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik dava konusu 98.081,00 USD nin dava tarihinden itibaren ... Bankasının bir yıl vadeli USD ye uyguladığı mevduat faizi ile birlikte davalı ... ... ...' den alınarak davacı ...' e verilmesine. c)İhtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devam etmesine. d)İhtiyati tedbir teminatsız olduğundan teminatın iadesi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına....... 2-Davalı ... ... ...' in davacı ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve işbu ... Esas sayılı dosya ile birleştirilen davasının KISMEN KABULÜ İLE; 108.000,00 TL nin temerrüt tarihi olan 11/05/2009 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacı ...' den alınarak davalı ... ... ...' e verilmesine. Davacının 4 adet bono bedeli olan 782.000,00 TL ile ilgili davasının ve fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine. İhtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devamına. İhtiyati tedbir teminatlı olduğundan hüküm kesinleştikten bir ay sonra talep halinde teminatın verene iadesine... ... 3-Davacılar ... ve ...' in davalı ... ... ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve işbu ... Esas sayılı dosya ile birleştirilen davalarının KISMEN KABULÜ İLE (davacıların davasının tamamen kabulü gerekir ise de işbu gerekçeli karardaki hüküm fıkrası kısa karardakine aykırı olamayacağından kısa karardaki gibi itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile); Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi ile ilgili olarak istirdat davasından dolayı yukarıda hükmedilen 98.081,00 USD ile mükerrer ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla davalı ... ... ... 'in itirazının kısmen iptali ile icra takibine 568.956,80 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi olan 09/04/2010 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devam olunmasına. Davacıların fazlaya ilişkin alacak ve faiz taleplerinin reddine. Dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden tarafların icra tazminatı taleplerinin reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş olup Yargıtay . Hukuk Dairesinin 23/09/2014 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Asıl ve birleşen davalar, 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünden kaynaklanan menfi tespit, istirdat, alacak ve itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın her üç davada da anılan protokolün 5.maddesi ile ilgili olduğu ve davalar arasında da sıkı bir bağlantının bulunduğu anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda, mahkemenin gerekçeli kararının 8.sayfasında kısa kararda maddi hata yapıldığının belirtildiği, yine gerekçeli kararın 14.sayfasında itirazın iptali davasının tümü ile kabul edilmesi gerektiği, ancak bu gerekçe ile kısa karar arasında çelişki bulunduğu, bu bağlamda kısa karar oluşturulurken 826.340,00 USD‘nin sanki davalı ...’in şahsi ödemesi imiş gibi nazara alındığı, bu nazara alışın yanlış olduğu ve ayrıca protokol eki hesap tablosundaki kimi alacak veya borç kalemlerinin bazen TL cinsinden bazen de USD cinsinden diğerine çevrimleri yapılarak, tüm işlemlerde 1,00 USD=1,60 TL. kuru esas alındığından kısa karar oluşturulurken yapılan kimi hesaplamalarda çevrimlerin yapılmasının yanlışlıkla unutulduğu belirtilmiştir.Bu durumda, mahkemece gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olup, birleşen ikinci davada davacılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen ikinci davada davacılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı gereğince dosya mahkememiz ... esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememiz 03/06/2015 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Davacı ...' in davalı ... ... ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve bozma ilamı sonrası mahkememizin işbu ... Esas sırasına kaydedilen davasının KISMEN KABULÜ İLE; a)Mahkememizin işbu ... Esas sayılı dosyasındaki davacı ...' in davalı ... ... ...' e yönelik menfi tespit davasının kısmen kabulü ile (davacının talebi de aşılamayacağından buna göre) taraflar arasındaki 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolüne göre davacının 407.947,00 USD nin 148.239,00 USD sinin dışında kalan 259.708,00 USD lik kısmından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekir ise de 98.081,00 USD nin istirdadına karar vermek gerektiğinden kalan 161.627,00 USD den davacı ...' in davalı ... ... ...' e borçlu olmadığının tespitine. b)Adı geçen davacının istirdat davasının kabulü ile davalının sözleşmeye göre toplam 1.073.697,00 USD borcu var ise de (davacının talebi de aşılamayacağından buna göre) davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik dava konusu 98.081,00 USD nin dava tarihinden itibaren ... Bankasının bir yıl vadeli USD ye uyguladığı mevduat faizi ile birlikte davalı ... ... ...' den alınarak davacı ...' e verilmesine. c)İhtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devam etmesine. d)İhtiyati tedbir teminatsız olduğundan teminatın iadesi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına... 2-Davalı ... ... ...' in davacı ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve mahkememizin ... Esas sırasında kayıtlı iken bozma ilamı sonrası mahkememizin işbu ... Esas sırasına kaydedilen ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilen davasının KISMEN KABULÜ İLE; 108.000,00 TL nin temerrüt tarihi olan 11/05/2009 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacı ...' den alınarak davalı ... ... ...' e verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine. Davalının 4 adet bono bedeli olan 782.000,00 TL ile ilgili davasının HUKUKİ YARAR (DAVA ŞARTI) YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE. İhtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devamına. İhtiyati tedbir teminatlı olduğundan hüküm kesinleştikten bir ay sonra talep halinde teminatın verene iadesine... ... 3-Davacılar ... ve ...' in davalı ... ... ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve mahkememizin ... Esas sırasında kayıtlı iken bozma ilamı sonrası mahkememizin işbu 2014/1258 Esas sırasına kaydedilen ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilen davalarının KABULÜ İLE; Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi ile ilgili olarak istirdat davasından dolayı yukarıda hükmedilen 98.081,00 USD ile mükerrer ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla davalı ... ... ... 'in itirazının kısmen iptali ile icra takibine 1.165.832,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi olan 09/04/2010 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devam olunmasına. Davacıların fazlaya faiz taleplerinin reddine. Dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden (sözleşmenin ve hesabın karmaşıklığı, muhasebecilerin bile hatalı işlem yapmaları, mahkememizin dahi hesap yaparken zorlanması vs. nedenleriyle takip ve dava konusu edilen alacak belirli veya belirlenebilir kabul edilemeyeceğinden) DAVACILARIN İCRA TAZMİNATI TALEPLERİNİN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş olup Yargıtay . 28/04/2016 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Asıl ve birleşen davalar, 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünden kaynaklanan menfi tespit, istirdat, alacak ve itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli ve asıl uyuşmazlık, davaya dayanak yapılan protokoldeki borç rakamlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı başka bir deyişle eki hesap tablolarında rakamsal olarak bir hatanın bulunup bulunmadığı, varsa bu hatanın maddi hata mı yoksa esaslı bir hata mı olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, uyuşmazlığın özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi düşüncesiyle bilirkişi kurulu asıl ve ek raporu alınmasına rağmen bu raporlara itibar edilmeyerek sonuçta davaya dayanak protokoldeki borç rakamlarının maddi hataya dayalı olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen ilk davanın kısmen, birleşen ikinci davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Oysa, taraflar arasındaki yapılan ve hisse devri ve borç tasfiye protokolünde yapılacak ödemeler başlıklı 5'inci maddesinde, S.... ...’in borcu 1.342.954 USD olarak tespit edilmiş, mahkemece yapılan hesaba göre anılanın ortak hesaba olan borcu 2.426.326 USD olarak belirlenmiş ve sonuçta anılan bu ortağın ortak hesaba borcu 1.707.747 USD olarak kabul edilmiş olup, aradaki bu kadar rakamsal farklılıkta nazara alınarak alacak ve borçlar belirlenirken hesap hatası yapıldığının, diğer bir deyişle hatanın maddi yada hesap hatası olarak kabulü ilkesel olarak mümkün değildir. Gerek mülga 818 sayılı BK'nun 24'üncü maddesi gerekse 6098 sayılı TBK'nın 31'inci madde hükümleri nazara alındığında mahkemenin kabulünün aksine hatanın esaslı bir hata olduğu hususunun kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davaya dayanak yapılan protokolde ve eki hesap tablolarında yapıldığı iddia edilen hatanın maddi hata olarak kabulünün mümkün olmadığı ilke olarak kabul edilerek asıl ve birleşen ikinci davanın bu çerçevede ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak asıl ve birleşen ikinci davada yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen ikinci davada kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2-Birleşen ilk davaya yönelik davacı vekilinin temyizine gelince, davaya dayanak yapılan protokolün mükerrer 5/son maddesi “... ..., kendi adına tanzim edilen 5 adet ... Süt senetlerinin tamamını ciro edip Ş.... ...’e teslim edecektir. Ayrıca bankada bulunan 108.000 TL'yi de ... ...’e teslim edecektir” hükmünü haiz olup, anılan hüküm mahkemece bir bütün olarak değerlendirilmesi gereği gözardı edilerek 108.000 TL yönünden istemin kabulüne karar verildiği halde işbu davanın isabetli olmayan gerekçelerle senetler yönünden reddi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. Öte yandan, davaya dayanak protokolde imzası olan tanıkların mahkemece, dinlenilmesine rağmen beyanlarına itibar edilmemiş ise de, esasen protokolde imzası olan tanıklar taraflarca bir nevi delil sözleşmesine konu edinilmiş olup, beyanları ancak yazılı belge ile çeliştiği ölçüde beyanlarına itibar edilemeyeceğinin de mahkemece gözardı edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden dahi asıl davada ve birleşen ikinci davada davalı, birleşen ilk davada davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davacı, birleşen ikinci davada davacılar vekilinin tüm, asıl ve birleşen ikinci davada davalı, birleşen ilk davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenle, asıl ve birleşen ikinci davada davalı, birleşen ilk davada ise davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile anılan davalardaki hükümlerin mümeyyiz anılan yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle asıl davada davacı, birleşen ikinci davada davacılar vekilinin tüm, asıl ve birleşen ikinci davada davalı, birleşen ilk davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtayca verilen karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme başvurusu yapılmış olup Yargıtay . Hukuk Dairesinin 16/03/2017 tarih, ... Esas ... karar sayılı kararı ile; "...Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı gereğince dosya mahkememiz 2017/300 esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememiz 19/07/2017 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...1-Davacı ...' in davalı ... ... ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve bozma ilamları sonrası mahkememizin işbu ... Esas sırasına kaydedilen davasının KISMEN KABULÜ İLE; a)Mahkememizin işbu ... Esas sayılı dosyasındaki davacı ...' in davalı ... ... ...' e yönelik menfi tespit davasının kısmen kabulü ile (davacının talebi de aşılamayacağından buna göre) taraflar arasındaki 12/01/2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolüne göre davacının 407.947,00 USD nin 148.239,00 USD sinin dışında kalan 259.708,00 USD lik kısmından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekir ise de 98.081,00 USD nin istirdadına karar vermek gerektiğinden kalan 161.627,00 USD den davacı ...' in davalı ... ... ...' e borçlu olmadığının tespitine. b)Adı geçen davacının istirdat davasının kabulü ile davalının sözleşmeye göre toplam 1.073.697,00 USD borcu var ise de (davacının talebi de aşılamayacağından buna göre) davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik dava konusu 98.081,00 USD nin dava tarihinden itibaren ... Bankasının bir yıl vadeli USD ye uyguladığı mevduat faizi ile birlikte davalı ... ... ...' den alınarak davacı ...' e verilmesine. c)İhtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devam etmesine. d)İhtiyati tedbir teminatsız olduğundan teminatın iadesi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına. 2-Davalı ... ... ...' in davacı ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve mahkememizin ... Esas sırasında kayıtlı iken bozma ilamları sonrası mahkememizin işbu ... Esas sırasına kaydedilen ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilen davasının KISMEN KABULÜ İLE; 108.000,00 TL nin temerrüt tarihi olan 11/05/2009 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacı ...' den alınarak davalı ... ... ...' e verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine. Davalının 4 adet bono bedeli olan 782.000,00 TL ile ilgili davasının HUKUKİ YARAR (DAVA ŞARTI) YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE. İhtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devamına. İhtiyati tedbir teminatlı olduğundan hüküm kesinleştikten bir ay sonra talep halinde teminatın verene iadesine. 3-Davacılar ... ve ...' in davalı ... ... ...' e yönelik mahkememizin ... Esas sırasında kayda alınan ve mahkememizin ... Esas sırasında kayıtlı iken bozma ilamları sonrası mahkememizin işbu ... Esas sırasına kaydedilen ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilen davalarının KABULÜ İLE; Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi ile ilgili olarak istirdat davasından dolayı yukarıda hükmedilen 98.081,00 USD ile mükerrer ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla davalı ... ... ... 'in itirazının kısmen iptali ile icra takibine 1.165.832,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi olan 09/04/2010 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devam olunmasına. Davacıların fazlaya faiz taleplerinin reddine. Dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden (sözleşmenin ve hesabın karmaşıklığı, muhasebecilerin bile hatalı işlem yapmaları, mahkememizin dahi hesap yaparken zorlanması vs. nedenleriyle takip ve dava konusu edilen alacak belirli veya belirlenebilir kabul edilemeyeceğinden) DAVACILARIN İCRA TAZMİNATI TALEPLERİNİN REDDİNE..." şeklinde direnme kararı verilmiştir. Mahkememiz verilen direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/12/2018 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...Yerel Mahkemece 04.04.2013 tarihli ilk kararda; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre; hesap tablosundaki ortak hesaba katkı olarak verilen şahsi mal varlığı değerlerinin paya düşen 1/3 değerinin alacak hanesindeki sonuç rakamdan düşülerek sorumlulukların belirlenmesinin gerektiği, protokoldeki hesaplamada alacak hanesine 2 birim yerine 3 birim alacağın yazıldığı ve bu hususun maddi hataya dayalı olduğu, bu durum göz önüne alındığında maddi hatanın giderilmesi amacıyla yeniden bir hesaplama yapıldığı ve gerçek borçların tespit edildiği, bununla birlikte 19.000,00 USD’lik ... isimli kişiye yapılan ödemenin protokol eki hesap tablosunda geçmeyen bir kişi ile ilgili olduğu, dolayısıyla bu ödemenin dikkate alınmayacağı gerekçesiyle protokol ve eklerine göre davacı ...’in davalı ...’e vereceği 108.000,00 TL ortak hesap harici bir paranın bulunduğu, hâl böyle olunca bu miktarın adı geçen davacıdan tahsili ile davalıya verilmesinin, davalının 782.000,00 TL tutarlı 4 adet bono ile ilgili davasının reddinin ve davacıların itirazın iptali davalarının kabulünün gerektiği, ne var ki gerekçe ile kısa kararda çelişki olduğu, ancak gerekçeli karardaki hükmün kısa karara aykırı olamayacağı belirtilerek asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine; Özel Dairece (. Hukuk Dairesi) 23.09.2014 tarihli ilk bozma kararında; gerekçe ile hükmün birbiriyle çeliştiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yerel Mahkemece Özel Dairenin bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama neticesinde 03.06.2015 tarihli ikinci kararda; taraflar arasında 12.01.2009 tarihli protokolün ve ekindeki hesap tablosunun imzalandığı, protokol ile davacı ... ve ... A.Ş. üzerinde görünen piyasaya olan borçların ödenme yöntem ve miktarlarının kararlaştırıldığı, ancak hesaplama sırasında maddi hatanın meydana geldiği ve bu hatanın yeniden yapılan hesaplama ile düzeltildiği, bununla birlikte 19.000,00 USD’lik ... isimli kişiye yapılan ödemenin protokol eki hesap tablosunda geçmeyen bir kişi ile ilgili olduğu, dolayısıyla bu ödemenin değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen ilk davanın kısmen kabulüne, birleşen ikinci davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin ayrı ayrı temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece Özel Dairenin bozma kararına karşı 19.07.2017 tarihli üçüncü (direnme) kararda; hâkimin en iyi bilirkişi olduğu, konunun hâkimlik mesleği ile çözülebilecek nitelikte bulunduğu, taraflar arasındaki temel çekişmenin protokolün 5. maddesinde bahsi geçen şekliyle “ekteki hesap tablosu” diye belirtilen tablo olduğu, davalarda protokol hükümlerinin uygulanmasının ve sözleşmenin ifasının istenildiği, tarafların fesih taleplerinin bulunmadığı, hesap tablosundaki hatanın sözleşmeye etki edecek nitelikte bir hesap hatası olmadığı ve çok basit bir hesap hatası ile hesaplamanın yapıldığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde sözleşme ve eklerinde maddi hata denilebilecek nitelikte tashihi her zaman mümkün olan hesap hatasının yapıldığının anlaşılacağı, Özel Daire bozma kararında hatanın neden hesap hatası değil de esaslı hata olduğuna ilişkin bir açıklamasının bulunmadığı, davalı ...’in sözleşmeye göre üstlendiği edimin belli olduğu, bu edimin de mevcut borçların 1/3’ünün davalı ... tarafından finanse edilmesi olarak kabul edildiği, bu konuda bir çekişmenin de olmadığı, dolayısıyla artık davalının, “hata yapıldığını bilseydim sözleşmeyi imzalamazdım” şeklindeki beyanının iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, gerek protokolde gerek eklerinde gerekse tarafların aşamalardan beri dile getirdikleri beyanlarında esaslı bir hatanın varlığını gerektirir bir durumun bulunmadığı, yine protokol ve eklerinde pek çok edimin yerine getirildiği, üçüncü kişilere karşı dahi protokol gereğince edimlerin çoğunun ifa edildiği, hâl böyle olunca hesap hatasının esaslı hata olduğunu kabul etmenin hakkın kötüye kullanımını teşkil edeceği, bu itibarla bozma kararının 1. bendine direnilmesinin gerektiği; öte yandan ... vekilinin 04.04.2013 tarihli celsede beyanda bulunduğu, bu beyana göre bonolar ile bankadaki 108.000,00 TL’nin farklı olduğu, dolayısıyla sözleşme hükmünün artık bir bütün olarak ele alınması gerektiğinden söz edilemeyeceği, bu hâliyle bozma kararının 2. bendinin 1. paragrafının yerinde olmadığı; bununla birlikte yargılama sırasında bir kısım taraf tanıklarının dinlendiği, ancak bu tanıkların dinlenmesinden önce tanık deliline rızalarının olup olmadığının taraf vekillerine sorulmadığı anlaşılmakta ise de, bu hususun taraf vekillerine sonradan da olsa hatırlatıldığı, taraf vekillerinin dinlenmiş veya dinlenecek tanıklara rızalarının olmadığını bildirdikleri veya tanık dinlenmesine açıkça rızalarının olduğunu ifade etmedikleri değerlendirildiğinde tanık delilinin hükme esas alınmasının doğru olmayacağı kanaatine varıldığı, kaldı ki taraflar arasında delil sözleşmesi ya da tanık delili sözleşmesi olduğuna ilişkin herhangi bir sözleşmenin, sözleşme maddesinin veya belge ve iddianın bulunmadığı, protokolde isim ve imzaları bulunan kişilerin sadece tanık oldukları, yazılı belge varken taraflar yakın akraba bile olsalar artık tanığın delil olarak kabul edilemeyeceği, tarafların kardeş olmaları ve mevcut yazılı belge karşısında davada tanık dinlenmesinin de mümkün bulunmadığı, dolayısıyla bozma kararının 2. bendinin 2. paragrafının da uygun bulunmadığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı asıl dosya ve birleşen ... Esas sayılı dosya davalısı, birleşen ... Esas sayılı dosya davacısı ... ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; -818 sayılı BK’nın 24. maddesi ile 6098 sayılı TBK’nın 31. maddesi dikkate alındığında; asıl dava (... Esas sayılı dosya) ve birleşen ikinci dava (... Esas sayılı dosya) yönünden 12.01.2009 tarihli Hisse Devri ve Borç Tasfiye Protokolü’ne ekli hesap tablosunda yer alan rakamlardaki hatanın hesap (maddi) hatası mı yoksa esaslı hata mı olduğu, -Birleşen ilk dava (... Esas sayılı dosya, ilk bozma kararı sonrası ... Esas sayılı dosya) yönünden 12.01.2009 tarihli Hisse Devri ve Borç Tasfiye Protokolü’nün mükerrer 5/son maddesi uyarınca 108.000,00 TL konusunda kabul kararı veren yerel mahkemenin, senetler bakımından ise davanın reddine karar vermesinin doğru olup olmadığı, -Somut olayda, 12.01.2009 tarihli Hisse Devri ve Borç Tasfiye Protokolü’nde imzası bulunan tanıkların protokole aykırı düşmeyen beyanlarının hükme esas alınıp alınamayacağı noktalarında toplanmaktadır. Dosya içerisinde bulunan ve davanın temelini teşkil eden 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünün “Üçüncü Kişilere Olan Borçlar” başlıklı 4. maddesinde; ... Altın Döviz A.Ş. ve ...’in 3. kişilere olan ortak borç olarak kabul edilen borçlarının bakiye toplam miktarının 2.261.774 USD olduğunun, bu miktarın dışında alacaklılarla hesap mutabakatı sağlanamayan ihtilaflı bulunan borçların mevcut olduğunun, bunlardan Küçükaşçı, Kök Döviz ve Mendi ile hesabın netleşmediğinin, yine ödeme miktarı netleşmeyen borçların bulunduğunun, miktarı netleşmemiş olan borçların 3. kişilerle anlaşılıp netleştirilince Ş. ... ..., ... ve ... tarafından 1/3 oranında eşit olarak ödeneceğinin; yine “Yapılacak Ödemeler” başlıklı 5. maddesinde; Ş. ... ...’in 1.342.954 USD, ...’in 407.947 USD, ...’in ise 210.873 USD ödemede bulunacağının; “Tarafların Taahhüt ve Yükümlülükleri” başlıklı maddede ise ...’in kendi adına tanzim edilen 5 adet ... Süt senedinin tamamını ciro ederek Ş. ... ...’e teslim edeceğinin, ayrıca bankada bulunan 108.000 TL’yi de Ş. ... ...’e vereceğinin belirtildiği, sözleşmenin taraflarının Ş. ... ..., ..., ..., ... ve ... olduğu; sözleşmenin tanığı olarak ... ile ... ’nın isminin yazıldığı, her iki tanığın da sözleşmede imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, ihtar edeninin ..., muhatabının Ş. ... ..., konusunun ise 12.01.2009 tarihli sözleşme ekinde mevcut olan hesap tablolarındaki mükerrer kayıt ve maddi hataların düzeltilmesi ve senet tanzim edilmesi olan ....06.2009 tarihli ihtarnamede; uzman kişilere yaptırılan incelemede aynı sayfada aynı unsurların, Ş. ... ... hesabına 792.513.00 TL, ... hesabına 1.814.115.00 TL ve ... hesabına 1.589.118.00 TL olarak mükerrer kaydedildiğinin, mükerrer kayıt nedeniyle sözleşmeye esas alınan hesap tablolarında maddi hatanın meydana geldiğinin, mükerrer kaydın düzeltilmesi durumunda 12.01.2009 tarihi itibariyle Ş. ... ...’in ödemesi gereken toplam borç miktarının 1.721.747.00 USD, ...’in ödemesi gereken toplam borç miktarının 6.238.00 USD ve ...’in ödemesi gereken toplam borç miktarının 91.788.00 USD olduğunun; ....06.2009 tarihi itibariyle son hesap durumuna göre Ş.... ...’in 1.085179 USD, ...’in 57.983.00 USD ve ...’in 9.383.00 USD borcunun bulunduğunun belirtildiği açıktır. Dolayısıyla 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünün “yapılacak ödemeler” başlıklı 5. maddesinde Ş.... ...’in ödemede bulunacağı borç miktarı 1.342.954 USD olarak belirlenmiş iken ....06.2009 tarihli ihtarnamede bu miktarın 1.721.747.00 USD; ...’in ödemede bulunacağı borç miktarı 407.947 USD iken bu miktarın 6.238.00 USD ve ...’in ödemede bulunacağı borç miktarı 210.873 USD iken bu miktarın 91.788.00 USD olduğu iddiaları düşünüldüğünde artık buradaki rakamsal farklılığın hesap hatası diğer bir anlatımla maddi hata olarak kabulü mümkün görülmemektedir. Burada söz konusu olan hata önemli bir hata niteliğinde olup esaslı hatayı oluşturmaktadır (BK md. 24/1-3. bent – TBK md. 31/1-5. bent). Bu durumda mahkemenin 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünde ve protokol ekinde yer alan hesap tablolarında yer alan hatanın esaslı hata olduğunu kabul ederek ve BK 31. md (TBK 39. md) hükmünü de nazara alarak, asıl ve birleşen ikinci davayı yeniden değerlendirmesi ve sonucuna göre bir karar vermesi gerekmektedir. Diğer taraftan Bir sözleşmede taraflar dışındaki (üçüncü) kişilerin tanık sıfatıyla imzaları mevcut ise, o sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar hakkında bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi konusunda taraflar arasında bir nevi delil sözleşmesi yapılmış sayılır. Çünkü, taraflar, sözleşmede o kişilerin tanık sıfatıyla imzalarını almak suretiyle, uyuşmazlık hâlinde, o kişilerin tanık olarak dinlenmelerine peşinen muvafakat etmişlerdir (... :Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, Cilt III, İstanbul 2001, s.2922). O hâlde davaya dayanak 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünde imzası bulunan ... ve ...’nın beyanlarının değerlendirilmesi ve protokole aykırı düşmeyen beyanlarına itibar edilmesi gerektiği de göz ardı edilmemelidir. Öte yandan davalı vekilinin 04.04.2013 tarihli celsede protokolde geçen 5 bono ile 108.000,00 TL’nin birbirinden farklı olduğu, sözü geçen 108.000,00 TL’nin 5 bonodan ayrı bir alacak ile ilgili olduğunu beyan ettiği ve bu beyanın altının vekil tarafından imzalandığı tespit edilmiştir. Bu durumda yerel mahkemece, davalı vekilinin zapta geçilen ve altı imzalanan bu beyanının da protokol tanıklarının beyanları ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, birleşen ilk davanın neticelendirilmesi gerekir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Asıl dosya ve birleşen ... Esas sayılı dosya davalısı, birleşen ... Esas sayılı dosya davacısı ... ... ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme başvurusu yapılmış olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/12/2019 tarih, ... Esas ... karar sayılı kararı ile; "...Hukuk Genel Kurulunun bozma kararında yer alan açıklamalara ve asıl dosya ve birleşen ... Esas sayılı dosya davalısı, birleşen ... Esas sayılı dosya davacısı ... ... ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bozma neden ve şekli dikkate alınarak incelenmemiş olmasına göre taraf vekillerinin 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı gereğince dosya mahkememiz ... esas sırasına kaydedilmiştir. Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/07/2024 tarih, ... Esas, ... karar sayılı kararı ile; "1-Talebin kabulü ile; ... oğlu, ... d.lu, ... T.C. Kimlik numaralı ... ... TMK.'nun 405. Maddesi gereğince KISITLANMASINA, 2-Kısıtlıya, ... T.C. Kimlik numaralı ... VASİ OLARAK ATANMASINA..." şeklinde karar verilmiş, verilen karar 11/09/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin 05/11/2024 tarih, ... Esas, ... karar sayılı ek kararı ile; "...1-Talebin KISMEN KABULÜ , KISMEN REDDİNE, a-)Kısıtlı ... ... ... ... adına Konya .Asliye Hukuk Mahkemesi ... , Konya . İcra Hukuk Mahkemesi ... , Konya . Asliye Hukuk Mahkemesi ... , Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı davaların da kısıtlıyı temsil etmek ve bu davaları takip etmek üzere, vasi ... T.C. Kimlik numaralı ... husumet izni (dava açma-sulh olma-dava ehliyeti ve dava takip yetkisi) verilmesine, b-)Söz konusu davada kısıtlıyı borç altına sokmamak kaydıyla vekil tayin etmek için vasiye izin verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir. Davacı karşı davalı ... vekili 08/07/2024 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu mirasçılık belgesinin ve nüfus kayıtlarının incelenmesinde; ...'in 14/05/2024 tarihinde vefat ettiği, murisin ölümünden sonra mirasçılarının Ali ..., Necmiye Nimet ... ve Nurten ... olduğu anlaşılmıştır. DELİLLER: Mahkememizce, tarafların imzasını taşıyan 12/01/2009 tarihli "HİSSE DEVRİ VE BORÇ TASFİYE PROTOKOLÜ" başlıklı üç sayfalık belge, davacı tarafın sunduğu işbu protokolün eki olan tarafların imzasını taşıyan "31/12/2006 TARİHİNDE ALTIN TARAFINDAN YAPILAN SAYIM NETİCESİNİN BİLANÇOSU" başlıklı 02/01/2009 düzenleme tarihli üç sayfalık belge, davacı tarafın sunduğu tarafların imzasını taşımayan tarihsiz bakiye borçların miktarını ve alacaklıların isimlerini gösterir "ÖDEME PLANI" başlıklı imzasız iki sayfalık belge, yine tarafların imzasını taşımayan "06/01/2007 TARİHİNDE YAPILAN SAYIM NETİCESİ" başlıklı imzasız iki sayfalık belge, tarafların ortak borçlara özgü olarak yaptıkları ödemelere ilişkin alacaklıların imzalarını taşıyan ibranameler, protokolde geçen taşımazların tapu kayıtları, protokolde geçen şirketlerin hisse senetlerinin devrine ilişkin 06/03/2008 tarihli "HİSSE SATIŞ SÖZLEŞMESİ" başlıklı tarafların imzasını taşıyan üç sayfalık belge, protokolde geçen ve davaya konu edilen bonoların örnekleri, 01/05/2012 tarihi itibari ile ortak hesabın piyasaya bakiye/sadece 727.655,00 USD miktarında borç kaldığına ilişkin imzasız liste, ... Süt A.Ş. den dolayı alınan bonoların bedellerinin hangi borçlara mahsuben ödendiğini gösterir davacı tarafça sunulmuş belge değeri olmayan listeler, dava öncesi tarafların birbirlerine gönderdikleri noter ihtarnameleri, dava konusu edilen Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası örneği, davacıların imzasını taşımayan sadece davalı ... 'in imzasını taşıyan 14/04/2009 tarihli "PROTOKOL" başlıklı belge ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler incelenmiş, bilirkişi heyetlerinden raporlar alınmıştır. DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE: Asıl dava, borçlu olunmadığının tespiti ve fazla ödenen bedelin istirdadı; birleşen ilk dava, alacak; birleşen ikinci dava ise, itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl dosya davacısı ... vekili; tarafların 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünü düzenleyip imzaladıklarını, ancak sonrasında her üç kardeşçe yapılacak ödemelerin hesaplanmasında sorunların ortaya çıktığını, mükerrer kayıtlar nedeniyle sözleşmeye esas alınan sözleşme eki hesap tablolarında maddi hata yapıldığını, hatanın sözleşmeye taraf üç kardeşin şahsi mal varlıklarına ilişkin hesap yapılırken sanki diğer kardeşler de bu mallara ortakmış gibi hesap yapılmasından kaynaklandığını, müvekkilinin olması gereken ortak borcunun yanlış hesaplama neticesinde daha fazla çıktığını, bu nedenle davacının evini satarak borcu ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen miktarın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosya davalısı ... ... ... vekili; protokolde ve eklerinde ne açık ne de gizli bir hesap hatası olmadığını, bir hata varsa tarafların iradelerinin oluşumuna etken olacağının kabul edilmesi gerektiğini, taksim tarzının sonradan değiştirilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Birleşen ... Esas sayılı dosya davacısı ... ... ... vekili; protokolün 5. maddesi gereğince davalı ...’in uhdesinde olan 5 adet ... Süt A.Ş. senetlerinin davalı tarafından cirolanıp müvekkiline verileceğinin ve ayrıca adı geçen davacının bankada bulunan 108.000,00 TL’yi de davacıya vereceğinin kararlaştırılmasına rağmen davalının 5 adet bonodan yalnızca bir adet bonoyu ciro edip müvekkiline verdiğini, ancak 4 adet toplam 782.000,00 TL bedelli bonoları müvekkiline vermediğini, böylece davalı ...’in toplam 890.000,00 TL borcunun olduğunu ileri sürerek bu borcun davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen ... Esas sayılı dosya davalısı ... vekili; dava konusu miktarın ortak borçların ödenmesine tahsis edildiğini ifade ederek davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir. Birleşen ... Esas sayılı dosya davacıları ... ve ... vekili; taraflar arasındaki çekişmenin yapılacak ödemelerin hesaplanmasındaki mükerrer kayıtlara dayalı maddi hatalardan kaynaklandığını, protokoldeki maddi hatalar düzeltilip doğru hesaplama yapıldığında müvekkillerinin davalı ...’ten alacaklı olduklarını ve bu alacağın davalı ...’ten tahsili için davacılar tarafından icra takibi başlatıldığını, ancak bu icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek haksız olarak yapılan itirazın iptali ile davalının % 40’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir. Birleşen ... Esas sayılı dosya davalısı ... ... ... vekili; davanın usul ve esas yönünden reddinin gerektiğini savunmuştur. Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine yeniden başlanılan yargılama sırasında Davacı-birleşen dosya davalısı ... ... hakkında Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında vasi atanması talebinde bulunulması üzerine bahse konu dava dosyasının neticesi Mahkememizce beklenilmiştir. Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında verilen kararın Konya BAM . Hukuk Dairesinin 25/04/2023 tarih ve ... esas ... karar sayılı kararı ile kaldırılması üzerine ise adı geçen mahkemenin kaldırma kararı sonrası yeni esas numarası olan ... esas sayılı dosyasının neticesinin beklenilmesi gerekmiştir. Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ise davalı ... ...'e vasi olarak ... atandığı, kararın kesinleştiği, vesayet makamından vekalet verme yetkisi talebinin kabulüne karar verildiği ve vasi tarafından Av. ... vekaletlaneme verildiği anlaşılmıştır. Böylelikle taraf teşkili ve davada temsil hususunda dosyada sonradan oluşan bu eksiklikler giderilmiştir. Mahkememiz 19/07/2017 tarih, ... Esas ... Karar sayılı direnme kararının temyizi üzerine verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/12/2018 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararında 12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünde ve protokol ekinde yer alan hesap tablolarında yer alan hatanın esaslı hata olduğunu kabul ederek ve BK 31. md (TBK 39. md) hükmünü de nazara alarak, asıl ve birleşen ikinci davayı yeniden değerlendirmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca sözü edilen Hukuk Genel Kurulu kararında12.01.2009 tarihli hisse devri ve borç tasfiye protokolünde imzası bulunan ... ve ...’nın beyanlarının değerlendirilmesi ve protokole aykırı düşmeyen beyanlarına itibar edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Tanık ... talimat mahkemesi kanalıyla alınan yeminli beyanında aynen: "Ben hisse devri ve borç tasfiye protokolünü biliyorum bu kişiler üç kardeş olup ... , ... ve ... olup bunlar piyasada gerçek nedenini bilmediğim bir borç içine girmişler eldeki mal varlıklarını paylaşıp bu borcu ödemek için hesap yapılmasını benden istediler bende bunun üzerine Konya'ya gittim protokolde isimleri yazılı olan kişilerle birlikte söz konusu protokolü düzenledik konuşmamıza göre mal paylaşımı yapılıp borçlar belirlenecek ve buna göre de kimin ne ödeyeceğinin tespit edilmesi istendi ve buna göre protokol düzenledik protokoldeki imza bana attir ve kapsamı da aynen doğrudur benim bildiğim kadarıyla ... de orada bulunuyordu ama bir rahatsızlık geçirdiği için imzalamadığını hatırlıyorum ... ve ... imzalamıştır aynı zamanda benimde imzam söz konusudur" demiştir. Tanık ... talimat mahkemesi kanalıyla alınan yeminli beyanında aynen: "Ben taraflarla hala dayı çocuklarıyız, bu nedenle hepsinin büyüğü olduğum için ortaklıklarından meydana gelen borçların tasviye edilmesi ve ortakların ayrılması için bende aracı olmamı istediler, ve o sırada yurt dışında olduğum için sırf bu iş için geri döndüm ve toplantılarına katıldım, ve taraflar arasında düzenlenen 12/01/2009 tarihli hisse defte ve borç tasviye protokolundeki imzada bana aittir diğer tanık Danacıda tarafların uzaktan akrabası olup muhasebecidir, biz tanıklar olarak tarafların yaptığı toplantıyı sadece seyirci olarak katıldık, borçları çıkaranda tarafların muhasebecisi ve avukatlardır, ve bu toplantı sırasında ... diğer kardeşler arasında tartışma çıktığı için oradan uzaklaştı ve bende orada ben celalettine imzalatmaya kefilim siz devam edin dedi ve hesaplar çıkarıldı, bu defa ...’in borcu fazla çıkınca ben bu borcu 2 sene ödeyemem zaten kriz de var dedi bende ... sütten gelecek olan senetleri sen al ve öncelikle bu borçları öde sonraki borçlara vade sağlarsın dedim ve bu şekilde sonuca varıldı daha sonra cahit ... sütten aldığı senetleri ... e vermem için bana getirdi,bende muhasebeci ile gönder dedim, yukarıdaki beyanımda ... e düşen borç zaten ortaklığın borcudur borcunda taksimi yapıldığı için ... in ödeyeceği borç daha fazla çıktı, sonra muhasebeci bu senetleri şerefe götürdü, bana getirilen senetinde hangi senetler olduğunu tamam mı olduğunu bilemiyorum çünkü senetleri açıp bakmadım daha sonra, şerefe götürülen senetlerin bir tanesinin alınıp gerisinin cavite iade edildiğini bende haricen duydum çünkü ... iadesinde hangi borçların ödeneceğini bilmediğini söyleyerek senetlerin cavite geri iade ettiğini, söylenti olarak duydum..." demiştir. Dava konusu 12/01/2009 tarihli protokolün üçüncü kişilere olan borçlar başlıklı 4. maddesinde; ... Altın Döviz A.Ş. ve ...' in üçüncü kişilere olan ortak borç olarak kabul edilen borçlarının bakiye toplam miktarının 2.261.774,00 USD olduğu, konu ile ilgili olarak yapılan ve yapılacak ödemelerin listesinin ekte olduğu, bu miktarın dışında alacaklılarla hesap mutabakatı sağlanamayan ihtilaflı bulunan borçların da mevcut olduğu, miktarı netleşmemiş olan borçlar üçüncü kişilerle anlaşılıp netleştirilince tarafların bu borçları 1/3 'er oranında eşit olarak ödeyecekleri kararlaştırılmıştır. Dava konusu 12/01/2009 tarihli protokolün yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinde; davalı ... toplam 1.342.954,00 USD, davacı ... 407.947,00 USD ve davacı ... ise 210.873,00 USD ödeyecektir. Protokolün bu hükmüne göre tarafların ödeyeceği miktarlar toplandığında 1.961.774,00 USD ye ulaşılmaktadır. Toplam bakiye borç 2.261.774,00 USD olduğundan aradaki 300.000,00 USD lik kısmın ise Ankara yolundaki arsa ile ... Cami karşısındaki garajın satışından elde edilecek gelir ile ödeneceği ve bu gelirlerden artan veya eksik kalan bir miktar olursa tarafların bunu da 1/3 er oranında alacakları veya ödeyecekleri hüküm altına alınmıştır. Protokolün işbu 5/2. maddesinde geçen arsa bilahare protokole uygun rakam olan 250.000,00 USD karşılığı değerlendirilerek ortak borçlara ödenmiştir. Dava konusu 12/01/2009 tarihli tarafların taahhüt ve yükümlülükleri başlıklı maddesinde ise; davalı ... 'in ... nolu parseldeki kayıtlı dükkanın 1/3 hissesini davacı ... 'e tapudan devredeceğinin ve davacı ... 'in de aynı ... nolu parseldeki kayıtlı dükkanın dava dışı ... adına olan 1/3 hissesini tapudan davacı ... 'e devredeceğinin hüküm altında alındığı ve tüm tarafların dükkan hisselerini protokole uygun olarak devrettikleri anlaşılmıştır. Protokolün aynı maddesinde ayrıca; davacı ... 'in kendi adına tanzim edilen 5 adet ... Süt A.Ş. den gelen bonoların tamamını ciro edip davalı ... 'e teslim edecek ve ayrıca bankada bulunan 108.000,00 TL yi de davalı ... 'e teslim edecektir. Protokol ve ekli hesap tablolarında belirtildiği ve dava taraflarının kabulünde olduğu üzere 1 USD karşılığı 1,60 TL den hesaplanacaktır. Mahkememiz direnme kararını kaldıran Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E. ... K. sayılı kararında yer verilen tespit ve değerlendirmelerin 6100 sayılı HMK'nun 373/7 maddesinin amir hükmü uyarınca mahkememizi bağladığı ve bu karar uyarınca Mahkememiz ... esas sayılı ana dava dosyası ve birleşen Mahkememiz ... esas sayılı dava dosyası yönünden davacılar ... ve ...'in ileri sürdükleri hatanın maddi hata değil, BK'nun 24/1.maddesinin 3.bendi ile TBK'nun 31/1.maddesinin 5.bendinde ifadesini bulan esaslı hata niteliğinde olduğu, dava taraflarının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeden dönme veya verilenlerin tamamının iadesi yönünde birbirlerinden taleplerinin olmaması nedeniyle dava konusu 12/01/2009 tarihli protokolün ve ekindeki hesap tablolarının BK'nun 31.maddesi ve TBK'nun 39.maddesi uyarınca taraflarca onanmış sayıldığı kabul edilmiştir. Davacı ... vekili tarafından açılan kök davada kendisinin protokole göre 407.947,00 USD den değil 148.239,00 USD nin dışında kalan 259.709,00 USD den borçlu olmadığının tespitine ve fazladan ödediği 98.081,00 USD nin davalı ... 'ten tahsiline ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiş ise de az önce de ifade edildiği üzere dava taraflarının sözleşmenin kurulması sırasında düştükleri hata esaslı hata olarak kabul edildiğinden ancak bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeden dönülmesi halinde protokolün ve dolayısıyla protokoldeki borç miktarının geçersizliği ileri sürülebilir. Davacı ... tarafından kök davada menfi tespit talebinde bulunmuş ise de sözleşmeden dönme yönünde bir irade ortaya konulmadığından ve dahası sözleşmenin yürürlükte kalması istenildiğinden menfi tespit talebi ve dolayısıyla istirdat talebi yerinde görülmemiştir. 12/01/2009 tarihli protokolün ve ekindeki hesap tablolarının BK'nun 31.maddesi ve TBK'nun 39.maddesi uyarınca taraflarca onanmış sayıldığı kabulünden hareketle rapor tanzimi için birden fazla bilirkişi görevlendirmesi yapılmış ise de 05/02/2026 tarihli rapor haricindeki diğer raporlar hükme elverişli bulunmamıştır. 05/02/2026 tarihli rapor ise kısmen benimsenmekle birlikte rapordaki özellikle ödemelere yönelik tespit ve değerlendirmelerin dava taraflarının kabulleriyle çelişmesi sebebiyle bu raporla birlikte dava taraflarının beyanları birlikte değerlendirilecek bir neticeye varılması gerekmiştir. 05/02/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere davalı ...'in borcu 1.342.954,00 USD'dir. Her ne kadar bilirkişi raporunda adı geçen davalının 664.309,00 USD ödeme yapması sebebiyle bakiye borcu 728.645 USD (1USD=1,60TL olmak kaydıyla 1.165.832 TL) olarak belirtilmiş ise de bu tespitin dava taraflarının beyan ve ikrarlarıyla örtüşmediği ve dolayısıyla bakiye borç miktarı açısından bu rakamın kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Öte yandan davalının imzasını taşıyan ancak davacıların kabul etmediği 14/04/2009 tarihli protokol başlıklı belgeye göre; davalı ...'in protokolde geçen 1.342.954,00 USD borcuna karşılık 841.642,00 USD sini ödediği belirtilmiş ise de bahse konu belge üzerinde davacıların imzası bulunmadığından belgenin ibraname niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Zira Davacılar vekili bozmadan sonraki 04.03.2015 tarihli duruşmadaki imzalı beyanı ile bu belgedeki miktarın doğru olmadığını belirterek davalı ... ... ...' in kendi mal varlığından ödediği miktarın 634.050,00 USD olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu hale göre davalı ... ...'in bakiye borcunun (1.342.954USD-634.050USD) 708.904 USD ( 1USD=1,60TL olmak kaydıyla 1.134.246,40 TL) olduğu kabul edilerek, Mahkememiz birleşen ... Esas sayılı dava dosyasına konu Konya . Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinde, takibe konulabilecek alacak miktarının 1.134.246,40 TL olduğu kanaatine varılmış ve takibe belirtilen asıl alacak miktarı ile asıl alacağa takip tarihi olan 09/04/2010 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte devam edilmesi yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur. Alacağın likit nitelikte olmaması, tarafların hata hükümlerini ileri sürmesi, hal böyle olunca bir tarafın kötü niyetli olduğundan söz edilemeyecek olması hususları nazara alınarak taraflar aleyhine kötü niyet tazminatı veya haksız takip tazminatı hükmedilmemiştir. Birleşen birinci davada davacı (...) vekili 12/01/2009 tarihli protokolün 5.maddesi gereğince davalı ...'in uhdesinde olan 5 adet ... Süt A.Ş. senetlerinin davalı tarafından cirolanıp müvekkiline verileceğinin ve ayrıca adı geçen davacının bankada bulunan 108.000,00 TL .yi de davacıya vereceğinin kararlaştırılmasına rağmen davalının 5 adet bonodan yalnızca bir adet bonoyu ciro edip müvekkiline verdiğini, ancak toplam 4 adet toplam 782.000,00 TL bedelli bonoları müvekkiline vermediğini iddia etmiştir. Mahkememiz Birleşen ... Esas sayılı dava dosyasına ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/12/2018 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararında: "...Öte yandan davalı vekilinin 04.04.2013 tarihli celsede protokolde geçen 5 bono ile 108.000,00 TL’nin birbirinden farklı olduğu, sözü geçen 108.000,00 TL’nin 5 bonodan ayrı bir alacak ile ilgili olduğunu beyan ettiği ve bu beyanın altının vekil tarafından imzalandığı tespit edilmiştir. Bu durumda yerel mahkemece, davalı vekilinin zapta geçilen ve altı imzalanan bu beyanının da protokol tanıklarının beyanları ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, birleşen ilk davanın neticelendirilmesi gerekir..." denilmiştir. Öte yandan yine Mahkememiz Birleşen ... Esas sayılı dava dosyasına ilişkin olarak verilen Yargıtay 11. 28/04/2016 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararında; "...davaya dayanak yapılan protokolün mükerrer 5/son maddesi “... ..., kendi adına tanzim edilen 5 adet ... Süt senetlerinin tamamını ciro edip Ş.... ...’e teslim edecektir. Ayrıca bankada bulunan 108.000 TL'yi de ... ...’e teslim edecektir” hükmünü haiz olup, anılan hüküm mahkemece bir bütün olarak değerlendirilmesi gereği gözardı edilerek 108.000 TL yönünden istemin kabulüne karar verildiği halde işbu davanın isabetli olmayan gerekçelerle senetler yönünden reddi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir..." denilmiştir. Gerek Yargıtay İlgili Hukuk Dairesinin gerekse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun mahkememizce uyulan kararlarında belirtildiği gibi protokolde geçen 5 bono ile 108.000,00 TL’nin birbirinden farklı olduğu, sözü geçen 108.000,00 TL’nin 5 bonodan ayrı bir alacak ile ilgili olduğu, dolayısıyla bonolarla ilgili alacak talebinde belirtilen dosya davacısı ... ...'in hukuki yararının olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında özellikle protokol tanıklarının beyanlarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Protokol tanığı Tanık ...'nin birleşen dava dosyasına ilişkin yeminli beyanı: " ...’in borcu fazla çıkınca ben bu borcu 2 sene ödeyemem zaten kriz de var dedi bende ... sütten gelecek olan senetleri sen al ve öncelikle bu borçları öde sonraki borçlara vade sağlarsın dedim ve bu şekilde sonuca varıldı daha sonra cahit ... sütten aldığı senetleri ... e vermem için bana getirdi,bende muhasebeci ile gönder dedim, yukarıdaki beyanımda ... e düşen borç zaten ortaklığın borcudur borcunda taksimi yapıldığı için ... in ödeyeceği borç daha fazla çıktı, sonra muhasebeci bu senetleri şerefe götürdü, bana getirilen senetinde hangi senetler olduğunu tamam mı olduğunu bilemiyorum çünkü senetleri açıp bakmadım daha sonra, şerefe götürülen senetlerin bir tanesinin alınıp gerisinin cavite iade edildiğini bende haricen duydum" şeklindedir. Yargıtay İlgili Hukuk Dairesinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun birleşen dava dosyasına ilişkin kararlarında yapılan tespitler, tanık ...'nin beyanı ile dosya içeriğindeki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, birleşen dosya davacısı ...'e 108.000,00TL'nin ve protokolün 5. maddesinde belirtilen toplam bedeli 782.000,00TL olan 4 adet bononun davalı ... tarafından iadesi/ödenmesi gerekirken ödenmediği/iade edilmediğinden kanaatine varılarak bono bedelleri ile bankadaki paranın toplamı olan (108.000,00 + 782.000,00) 890.000,00TL'nin davacı ... ...'e verilmesi yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)MAHKEMEMİZ KÖK ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-DAVANIN REDDİNE 2-Dava açılırken peşin alınan 5.434,40TL harçtan alınması gereken 732,00TL harcın mahsubu ile fazla alınan 4.702,40TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ...'e iadesine, 3-Davacı ... tarafından yapılan 18.808,00TL posta, tebligat, bilirkişi ücretleri ve 699,60TL temyiz kanun yoluna başvurma harçları toplamı olan 19.507,60TL yargılama giderinin, davacısı olduğu her iki davaya göre 1/2 oranında hesaplanan 9.753,80TL'nin kendi üzerine bırakılmasına, 4-AAÜT'ye göre hesaplanan 88.371,27TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalı ...'e verilmesine, B)MAHKEMEMİZ BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; 890.000TL'nin temerrüt tarihi olan 11/05/2009 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, 2-Mahkememiz ... esas sayılı dosyasının 18/09/2009 tarihli tensip tutanağının (5) numaralı ara kararı ile dosya kapsamında verilen: "Davacı vekili dava dilekçesinde tedbir talep etmiş olmakla; Meram Tapu Müdürlüğünde 18 mahalle hükümet caddesinde kain ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın 3. kişilere devir ve temliki ile yeni yükümlülük tesisinin önlenmesi için tapu kaydına HUMK'nun 101. ve müteakip maddeleri gereğince %... teminatla İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA" şeklindeki ihtiyati tedbirin tümden kaldırılmasına yönelik davacı vekilinin birincil talebinin reddine, Davacı vekilinin ikincil talebinin kabulü ile; 1086 Sayılı HUMK'un 111. Maddesi gereğince (6100 Sayılı HMK 395. madde) bahse konu Mahkememiz ... esas sayılı 18/09/2009 tarihli ihtiyati tedbir kararının 2.537.646,03TL (1 numaralı bentte belirtilen asıl alacak ve bugüne kadar işleyecek faiz toplamı) nakdi veya kesin ve süresiz nitelikte banka teminat mektubunun dosyaya ibrazı halinde KALDIRILMASINA, belirtilen tutarda nakit veya teminat mektubunun dosyaya ibrazı halinde üzerine davacı ... ... lehine ihtiyati tedbir konulmasına ve ilgili tapu kaldındaki ihtiyati tedbir şerhinin kaldırılması için Tapu Müdürlüğüne yazı yazılmasına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 60.795,90TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 12.015,00TL harcın mahsubu ile bakiye 48.780,90TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ... tarafından yapılan ...,60TL başvuru harcı, 12.015,00TL peşin harç, 2,50TL vekalet suret harcı, ...,60TL tedbir harcı, 17.811,70TL posta, tebligat, bilirkişi ücretleri ve 989,90TL temyiz kanun yoluna başvurma harçları olmak üzere toplam 30.834,70TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, 5-AAÜT'ye göre hesaplanan 139.500,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, C)MAHKEMEMİZ BİRLEŞEN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE: Konya . Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile; takibe 1.134.246,40 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihi olan 09/04/2010 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte devam olunmasına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Dava ve takip konusu alacak likit olmadığından ve takibin başlatılmasında alacaklının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden dava tarafları yararına icra inkar tazminatı ya da haksız takip tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 77.480,37TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 11.483,65TL harcın mahsubu ile bakiye 65.996,72TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacılar ... ve ... tarafından yapılan 17,15TL başvuru harcı ve 11.483,65TL peşin harç toplamı olan 11.500,80TL harcın davalı ...'den alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine, 5-Davacı ... tarafından yapılan 18.808,00TL posta, tebligat, bilirkişi ücretleri ve 699,60TL temyiz kanun yoluna başvurma harçları toplamı olan 19.507,60TL yargılama giderinin, davacısı olduğu her iki davaya göre 1/2 oranında hesaplanan 9.753,80TL'den haklılık oranına göre (1.134.246,40/1.165.832,00) hesaplanan 9.489,54TL'nin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, kalan kısmın davacı ... üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı ... tarafından yapılan 3.075,50TL posta, tebligat, bilirkişi ücretleri ve 409,30TL temyiz kanun yoluna başvurma harçları toplamı olan 3.484,80TL yargılama giderinin, davacısı ve davalısı olduğu her iki davaya göre 1/2 oranında hesaplanan 1.742,40TL'den haklılık oranına göre (1.134.246,40/1.165.832,00) hesaplanan 1.695,19TL'nin davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, kalan kısmın davacı ... üzerinde bırakılmasına, 7-AAÜT'ye göre hesaplanan 176.136,96TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine, 8-AAÜT'ye göre hesaplanan 31.585,60TL vekalet ücretinin davacılar ... ve ...'den alınarak davalı ...'e verilmesine, Dair; davacı-birleşen dosya davalısı ... ve vekilleri ile davalı-birleşen dosya davacısı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/06/2026
Başkan Üye Üye Katip