T.C. ... BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1579 - 2024/1934 T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A . HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : KARAR NO :
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KÂTİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : DAVALI : 3- . VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde,. tarihinde meydana gelen trafik kazasında; .. plakalı aracın çarpması sonucunda yaralandığını ve hastaneye kaldırıldığını, kaza nedeni ile müvekkilinin vücudunda kırıklar olduğunu, kaza nedeni ile davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunu. Bu nedenle 40,00 TL maddi tazminat, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili firmaya başvuru sırasında gerekli ve zorunlu evrakları sunmadığını, zamanında başvuru yapılmadığını. Müvekkili şirketin yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu. Dava konusu taleplerden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını. Kaza nedeni ile kusurun davacıda olduğunu, müvekkilinin sigortalısının kusurunun bulunmadığını. Müvekkili şirketin teminat limiti ile sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini. Bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile 208.421,36-TL’nin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 14/10/2020 tarihinden diğer davalılar ... San. Tic. A.Ş. ve ... yönünden 28/12/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kabulü ile 30.000,00-TL’nin 28/12/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar davalılar ... San. Tic. A.Ş. ve ...’ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Davalılar ... ve ... A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, ilk bilirkişi raporunda müvekkilinin asli kusurlu ve davacı tarafın kusursuz olarak sıfatlandırılmasının hatalı olduğu, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmeden ıslah yapılmasının hukuka aykırı olduğu, manevi tazminatın gerekçesinin mesnetsiz olduğu, davacının uğradığı manevi zarara ilişkin bir kanıt bulunamadığı, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağında belirlenen kusur oranı arasında çelişki olduğu, bu çelişkilerin giderilmesi gerektiği, dava konusu trafik/iş kazası olduğundan davacının SGK'ya başvuru yapması gerektiği, kaza tarihi itibariyle maluliyete eas rapor için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor ve hesaplama için TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak 1.8 teknik faiz indirimi uygulanması gerektiği, SGK'dan geçici iş göremezlik ödemesi alınmış olmasına rağmen ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmasının hatalı olduğu, müvekkili şirketin kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğu, davacının emniyet kemerinin takılı olmamasından kaynaklı en az %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. Davalı ... sevk ve idaresinde olan, davalı ... Sanayi AŞ adına kayıtlı, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı 16 RBR 16 plakalı araç ile davacının yolcu olarak seyahat ettiği dava dışı sürücü Mehmet Ali Özoğul sevk ve idaresinde olan 16 ACL 786 plakalı aracın karıştığı 28/12/2019 tarihli kazada davacının yaralandığı sabittir. 2918 Sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir. 28/12/2019 tarihli kaza tespit tutanağının incelenmesinde; kazanın oluşumunda davalı sürücünün 2918 sayılı KTK 57/1-c, dava dışı sürücünün 2918 sayılı KTK 52/1-a aykırı davranışla kazaya sebebiyet verdiğinin bildirildiği anlaşılmış olup, kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belge niteliğinde (Yargıtay 17 HD 2013/3973 E-2013/7268 K sayılı ilam) olmakla birlikte taraflara aksini ispat olanağının tanınması gerekecektir. Mahkemece alınan 20/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun bildirildiği, yapılan keşif bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı sürücünün 2918 sayılı KTK 84/H maddesinde düzenlenen kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralına aykırı davranışla kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. 6098 Sayılı TBK 52 maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olması müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52 maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir. Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD 2021/6032 E- 2021/8065 K sayılı ilam). Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacının kaza esnasında emniyet kemeri takıp takmadığına yönelik ibare bulunmadığı,emniyet kemeri takmaması halinde meydana gelen zararın artacağına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik yoktur. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD 2021/6772 E- 2021/9565 K sayılı ilam). Davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için söz konusu olduğu ve süresi hususlarında rapor alınmalıdır (Yargıtay 17 HD 2021/1932 E- 2021/3168 K sayılı ilam). Somut olayda, davacının yaralanmasına neden olan kazanın 28/02/2019 tarihinde meydana geldiği, bu durumda Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasının gerekeceği, Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı 06/05/2022 tarihli maluliyet raporunun yöntemince düzenlendiği anlaşılmakla, maluliyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda ön görülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminatın, TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3292 E-2021/1848 K sayılı ilam). Davacı, kaza tarihinde 44 yaşında olup, davacının maddi tazminat talebi, geçici iş görmezlik tazminatı, maluliyet tazminatı ve tedavi gideri kalemlerinden oluşmaktadır. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş kişiler (polis, asker vs) yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu hususu Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında kabul edilmiştir (Yargıtay 17 HD 2016/12248 E- 2017/4236 K sayılı ilam). Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasında esas ücrete dahil edilemez. (Yargıtay 17 HD 2015/8563 E- 2018/3277 K sayılı ilam). Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş göremezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir. Davacının iyileşme süresi boyunca %100 maluliyet oranında geçici iş göremezlik durumu sabit olup bu süre zarfında %100 malul sayılıp geçici iş göremezlik dönemi için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş göremezlik zararı belirlenmelidir (Yargıtay 4 HD 2021/17412 E-2022/12195 K sayılı ilam). 6111 sayılı Yasa'yla değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesine göre; "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır." hükmü getirilmiştir. 6111 sayılı Kanun gereği Kanun’un yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeniyle sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden SGK, (belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı) sorumludur. Öte yandan, Danıştay 15. Dairesi'nin 14/11/2013 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı ve 16/03/2016 tarih, 2013/7713 E- 2016/1779 K sayılı kararı ile trafik kazaları nedeniyle ilgililere sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslara ilişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan “... Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda” ibaresinin iptaline karar verilmiş, iptal edilen ibare yerine 31/12/2016 tarih ve 3. Mükerrer 29935 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik değişikliğiyle “..genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde..” ibaresine yer verilmiştir. (Yargıtay 4 HD ,21/12/2020 tarih ve 2020/3382 - 2020/4482 sayılı ilam) 6111 sayılı Kanun ile 2918 sayılı KTK'da yapılan değişiklik ve buna dair yönetmelik gereği, trafik sigortacısının sorumluluğunun son bulduğu belgeli tedavi giderleri yönünden, trafik sigorta poliçesi gereği sigortacısına prim ödeyerek sorumluluğunu aktaran araç işletenin sorumluluğunun son bulduğu hususları gözetilmek suretiyle; davaya konu edilen tedavi giderlerinden, SGK'nın sorumluluğunda bulunan ve bulunmayanların belirlenmesi için, konusunda uzman doktor bilirkişiden, yapılan muayene, tetkik ve diğer işlemlerin gerek meydana gelen kazayla illiyet bağı bulunup bulunmadığı, yapılan masrafın uygun olup olmadığı hususunda denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınması; SGK'nın sorumluluğunda olmayan tedavi giderleri ve belgesiz tedavi giderleriyle sınırlı olarak sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD 2020/532 E-2021/2737 K sayılı ilam). Davaya konu olay ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21/1 maddesinde "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 21/4 maddesinde de "İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Başka bir ifadeyle, rücuya tabi ödeme yapılmışsa, ilk peşin sermaye değerinin 5510 sayılı Kanun 21 maddesi gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekecektir (Yargıtay 4 HD 2021/10727 E-2022/4718 K sayılı ilam). Somut olayda, 24/01/2023 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde hesaplama yapıldığı, SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsup edildiği, aynı tarihli uzman doktor bilirkişi raporunda da tedavi gideri alacağı bulunmadığı belirtilmiş olup raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş göremezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir. 6098 Sayılı TBK 54 maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı KTK 90 maddesi gereğince, sigortacının sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı KTK 92 maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, geçici iş göremezlik tazminatından sigorta şirketi sorumlu tutulabilecektir. 2918 Sayılı KTK 98 maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu ileri sürülmüş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı KTK 98 maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır. 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır. (Yargıtay 17 HD 2020/11295 E- 2021/780 K sayılı ilam). Davalı sigorta şirketinin geçici iş görmezlik tazminatından sorumlu tutulmasında isabetsizlik yoktur. 6098 Sayılı TBK 56/1 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar halinde, zarar gören, manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın manevi dengesindeki bozulmanın giderilmesi için yasanın ön gördüğü telafi şeklidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, davacının maluliyet derecesi, kazada kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, 4721 sayılı MK 4 maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat çok değildir. HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- ...Asliye Ticaret Mahkemesi ..Sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... A.Ş. tarafından yatırılması gereken 16.286,56.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.071,64.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 12.214,92.-TL istinaf karar harcının davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yatırılması gereken 14.237,26.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.560,00.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 10.677,26.-TL istinaf karar harcının davalı 'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4- Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 17/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip