T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO KARAR NO T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...)* KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURS.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : . NUMARASI : . DAVACI : ... -... DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 06/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025
Davacı vekilince yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu çeke ilişkin borcun kendisine ait olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, çekin davacıdan habersiz şekilde üçüncü kişilerce ciro edilerek takibe konulduğunu, icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının kötü niyetli olduğunu, asıl amacının alacağı geciktirmek olduğunu, davacının çekin arkasında imzasının bulunduğunu belirterek davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhinde % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesi ile; davalıyı tanımadığını ve herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, çekin arkasındaki imzayı iptal ettirmeyi unuttuğu için böyle bir sorunla karşılaştığını, davalının herhangi belge ile iddialarını somutlaştıramadığını beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ... Keşide tarihli,.... Seri Nolu, 23.550,00-TL bedelli çeke dayanarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davacı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya münderecatında yer alan, Bursa .... İcra Müdürlüğü ....Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı- alacaklı tarafından davacı- borçlu ile dava dışı borçlular aleyhine 23.550,00-TL çek bedeli, 3.075,69-TL işlemiş faiz, 74,25-TL çek komisyonu ve 2.475,00-TL çek tazminatı olmak üzere toplam; 29.174,94-TL alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı, davacı borçlu yanca, yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği ve davacı- borçlu yanca İstinaf incelemesine konu eldeki iş bu menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır. Dava; 20/08/2015 keşide tarihli, ... Seri Nolu, ...TL bedelli çeke dayanarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bunlar dışında ayrıca kambiyo senedi borcunu zamanaşımı vs. nedeniyle ödemek zorunda bulunmadığını, ya da asıl borç ilişkisi dışında bir nedenle (takas) kişisel defi hakkına sahip olduğunu ileri sürerek de menfi tespit davası açabilir. Tüm bu açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde; davanın, ... keşide tarihli, ...Seri Nolu, 23.550,00-TL bedelli çeke dayanarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, davacı, takibe konu edilen çekin bir alışverişten ötürü doldurulmuş olarak ve imza onaylı şekilde kendisine geçtiğini, kendisinin de çekin karşılığının olup olmadığını bilmediği için Samsun Finans frubunun arkasına kaşesini vurup teslim ettiğini, sonrasında çekin karşılığını olmadığını tarafına söylendiğini, kendisinin de çeki getirmeleri üzerine kasasına koyduğunu, daha sonra soy ismini tam olarak bilmediği adının Hamit olarak bildiği şahsın dükkanına geldiğini, çekin akıbetini kendisine sorduğunu, dükkanda müşterinin kalabalık olduğunu, o esnada çeki kasadan alarak Hamit isimli şahsa arkasındaki cirosunu iptal etmeden ve etmeyi unuttugundan dolayı vermiş bulunduğunu, böylece teslim edilen çeke karşın icra takibinin başlatıldığını, yurt dışında olduğu için geldiğini ve kendisine çeki veren alacaklı olduğunu iddia eden davalı ...'ı tanımadığını, kendisiyle hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın 790. maddesinde; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse bu son ciroyu imzalayan kimse çeki beyaz ciro ile iktisabetmiş sayılır." hükmüne yer verilmiş olup davayı konu çekte davalı ..., ciro silsilesinde kopukluk bulunmayan çekin yetkili hamilidir. Öte yandan, dava konusu kambiyo senedi niteliğinde olan çek temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkini ifade ettiğinden, bedelsizlik iddiası düzenleyen/keşideci ile lehtar arasındaki temel ilişkide şahsi def'i olup, hamile karşı ileri sürülebilmesi için TTK.’nun 818-(1)-e) maddesi uyarınca, çeklerde de uygulanması gereken aynı kanunun 687. maddesindeki koşulların sağlanması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK.’nun 818-(1)-e) maddesi uyarınca, çeklerde de uygulanması gereken aynı kanunun 687. maddesinde; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü yer almaktadır. Bu haliyle somut olaya bakıldığında ise; davalının davaya konu çekin davacı cirosunun geçerli olmadığını bilerek devraldığına dair ispata yarar delil sunulamaması, ayrıca olsa dahi; davacı ve önceki cirantalar arasında düzenlenen ve davacının sorumluluğunu ortadan kaldıran belgenin davalı hamil yönünden sonuç doğuramayacak nitelikte olması sebebiyle, mahkemece istinafa konu edilen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla da; açıklanan gerekçelerle, davacı yanın İstinaf isteminin, İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemiz'ce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince, esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden alınması gerekli istinaf karar harcı 615,40 TL olduğundan, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama masraflarının kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın tebliği ile harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK 362/1-a maddesi gereğince miktar itibarıyla KESİN olmak üzere 06/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
... Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...