T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/279 Esas KARAR NO : 2026/258
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
.... DAVALI : ... ... DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2026 KARAR TARİHİ : 03/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/04/2026
Mahkememize açılan İtirazın İptali Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davalı hakkında başlatılan takibe davalının borcun kendisine ait olmadığı iddiasıyla itirazda bulunduğunu, bu sebeple takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan bu huzurdaki davaya esas ... 2. Genel İcra Dairesi 2025/61664 E. sayılı icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu, borçlunun her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de, davalı ile davacı arasında gerçekleşen 07/07/2023 tarihinde ... İli, Çankaya İlçesi, Yukarı Bahçelievler Mahallesi, 2658 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmenin ilgili maddelerinde, inşaat sırasında mevzuattan doğan ek imalat ve zorunlu tadilatların davalıya olacağının açıkça düzenlendiğini, öncelikle, taraflar arasında 07.07.2023 tarihinde imzalanmış olan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin 2.9. maddesi uyarınca inşaatın, yürürlüğe giren tüm güncel mevzuata uygun şekilde yapılması, arsa sahibinin üstlenmesi gereken ek maliyetlerle birlikte yürütülmesi gereken bir süreç olarak düzenlendiğini, sözleşme; ruhsat alınması, statik projelerin güncellenmesi, yeni mevzuata uyum sağlanması ve tüm imalatların yürürlükteki Deprem Yönetmeliği’ne uygun biçimde yapılması gerekliliğini açıkça ortaya koyduğunu, bu noktada, 12.03.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği değişiklikleri ile statik projelendirmede, özellikle geniş açıklıklar, kolon aralıkları ve deprem etkisinin katlar arası düzensizlik yaratmasının engellenmesi bakımından döşeme sistemlerinin performans kriterlerinin yükseltildiğini, bu kapsamda proje özelliklerine göre mantar döşeme (kirişsiz döşeme) sisteminin artık zorunlu bir imalat haline geldiği tartışmasız olduğunu, yapıya ilişkin statik proje müellifinin raporu ve Belediye’nin proje kabulü de bu zorunluluğunu doğruladığını, zira mevcut kolon yerleşimi, açıklık düzeni ve taşıyıcı sistem geometrisi nedeniyle klasik kirişli döşeme sistemi binanın hem ruhsat almasını hem deprem etkisi karşısında hedeflenen performans seviyesini sağlamasını imkânsız kılmakta, bu nedenle mantar döşeme sistemi ruhsat ve onaylı proje alabilmenin ön koşulu olarak kabul edildiğini, projenin ayrıca riskli yapı statüsünde olduğu davalı tarafça dahi kabul edildiğini, riskli yapı niteliğindeki bir binanın yeniden inşası sırasında, yürürlükte bulunan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin (TBDY 2018) 4.3 ve devamı maddeleri gereğince, döşeme rijitliği, yatay yük aktarımı, kolon-kiriş birleşimlerinin kesme kuvvetlerine maruz kalma oranı ve zayıf kat oluşumunun engellenmesi gibi teknik kriterler açısından döşeme sisteminin performansının en üst seviyede tutulmasının zorunlu olduğunu, her ne kadar davalı tarafın, “TBDY mantar döşemeyi zorunlu kılmıyor” şeklinde teknik bilgiye aykırı, soyut ve mesnetsiz bir iddia ileri sürmüşse de, deprem yönetmeliği belirli bir döşeme tipini zorunlu kılmamakta; ancak binanın geometrisi, açıklıkları ve taşıyıcı sistem düzenine bağlı olarak proje müellifinin hangi sistemi kullanmak zorunda olduğunu teknik olarak belirlediğini, bu projede, açıklıkların genişliği, kolonların konumu ve düşey taşıyıcı sistemin devamlılığı değerlendirildiğinde, mantar döşeme, davalının iddia ettiği gibi yüklenicinin kendi menfaatine tercih ettiği bir uygulama değil, yapılması zorunlu olan bir taşıyıcı sistem elemanı olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından zorunlu mevzuat değişiklikleri nedeniyle gerçekleştirilen mantar döşeme imalatı için 85.441,20 TL, sözleşme hükümleri gereğince doğan brüt metrekare fiyat farkı için 71.008,13 TL, toplamda 156.449,33 TL alacak sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun şekilde hesaplanmış olduğunu, tamamen belgelere dayandığını, davalının, bilahare ve tamamen takibe karşı savunma amaçlı ileri sürdüğü; m² değişiklikleri, kombi yeri, kapı yönü, mutfak tasarımı, dolaplar, vestiyer, satış işlemleri, hatta tehdit iddialarına kadar varan dağınık nitelikteki şikayetleri ise ek imalat bedelleriyle hiçbir şekilde ilgisi olmayan, somut uyuşmazlıkla bağlantısı bulunmayan, “borçtan kurtulma” niteliğinde iddialar olduğunu, bu tür iddiaların, itirazı haklı kılan nitelikte olmadığı Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarıyla da sabit olduğunu; zira icra takibi, yalnızca sözleşme gereği zorunlu ve belgeli ek imalat bedellerine ilişkin olduğunu, tüm bu nedenlerle haklı davanın kabulü ile ... 2. Genel İcra Dairesi 2025/61664 Esas sayılı dosyası nezdinde başlatılan icra takibine davalı tarafınca yapılan, haksız ve hukuka aykırı itirazların iptalini ve takibin devamına davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalıya usul ekonomisi gereği tebligat çıkarıltılmamıştır. MAHKEMEMİZİN GÖREVİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması veya tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan doğması veya özel kanunularda davaya ticaret mahkemesinde bakılacağının belirtilmesi gerekir. Davamızın taraflarından biri gerçek kişi olan ve Türk Ticaret Kanununa göre tacir olduğuna yönelik iddia bulunmayan arsa maliki davalı, diğer tarafı ise tacirdir dolayısıyla her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olan bir dava değildir. Dava alacak davası olup ticaret kanununda da düzenlenmemiştir. Zira ihtilaf kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu konut vasfında taşınmaz ile ilgili imalattan kaynaklı olup ticari işletme ile ilgisi bulunmamaktadır. (aynı yönde Yargıtay 15. HD 2017/1943 E ve 2018/4180 K sayılı ilamı , Yargıtay 15. HD 2018/4366 E ve 2018/4669 K sayılı ilamı) Neticede yukarıda açıklanan nedenlerle davaya genel mahkemelerde bakılması gerektiği ve Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre; 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yargılama yapmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli bulunduğundan HMK'nın 114/c maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE , 2-HMK 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan, anılan yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 3-Kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır
*