Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

İkinci Bölüm 2019/25785 E. K.

AYM 23.12.2025 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUSTAFA CEMAL YILDIRIM VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/25785)

Karar Tarihi: 23/12/2025

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Mustafa Cemal YILDIRIM

2. Niyazi YILDIRIM

3. Sultan YILDIRIM

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci

2. Başvurucular 7/12/2012 tarihinde Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası açmıştır. Bu davada başvurucular maliki oldukları Tekirdağ ili Köseilyas mahallesi Çorlu yolu altı mevkii 2602 parsel sayılı 8.849,45 m² büyüklüğündeki taşınmaza, davalı Namık Kemal Üniversitesi (Üniversite) tarafından telle çevrilmek ve ziraat fakültesince uygulama alanı olarak kullanılmak suretiyle el atıldığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.

3. Mahkemece taşınmazda keşif yapılmış, bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmıştır. Ayrıca taşınmazın hukuki durumuna ilişkin araştırma yapılmış, tapu müdürlüğünden bilgi alınmıştır. Buna göre dava konusu 2602 parsel sayılı taşınmazın, 219 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen iki parselden biri olduğu anlaşılmıştır. Tapu müdürlüğünce ifraz edilen diğer parsele ilişkin kamulaştırma belgeleri gönderilmiş, dava konusu 2602 sayılı parselin kamulaştırıldığına dair herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu kapsamda Mahkeme dava konusu taşınmaza usulüne uygun kamulaştırma işlemleri yapılmadan nizamiye ve uygulama alanı olarak kullanılmak suretiyle el konulduğu tespitini yaparak davanın kabulüne, başvuruculara toplam 2.642.358,75 TL tazminat ödenmesine karar vermiştir.

4. Temyiz incelemesinde Mahkemenin kararı onanmış, karar düzeltme aşamasında ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire) 9/2/2017 tarihli kararı ile bozmaya hükmetmiştir. Bozma kararında, dosyaya karar düzeltme aşamasında sunulan bilgi ve belgelerden taşınmazın Trakya Üniversitesi Rektörlüğünün 21/10/1982 tarihli kamu yararı kararı uyarınca kamulaştırılmasına karar verilmesi üzerine başvurucuların murisine noter tebligatı gönderildiği, tebligatta 9/2/1984 tarihinde "tebliğ esnasında muhataba rastlanmadığından Tebligat Kanununun 21. maddesi gereğince muhtara tebliğ edildiği, komşularına haber verildiği" ifadesinin bulunduğu, ayrıca muris tarafından kamulaştırma işleminin iptali için Edirne İdare Mahkemesinde 1984 yılında açılan davanın reddedilerek kararın 15/2/1985 tarihinde kesinleştiği, yine muris tarafından Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 1984 yılında açılan kamulaştırma bedelinin artırılması davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Dairece onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı açıklanmıştır.

5. Bu tespitler kapsamında taşınmazın davalı idarece daha önce kamulaştırıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Buna göre Mahkemece taşınmaza ilişkin kamulaştırma planını gösterir kroki ve istimlak haritasının idareden temin edilerek zemine uygulanmak suretiyle mahallinde yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılması, idarece daha önce kamulaştırılan taşınmaz ile kamulaştırmasız el atmaya konu edilen dava konusu taşınmazın aynı yer olup olmadığının araştırılıp aynı yer olduğunun tespiti hâlinde kamulaştırma işlemi kesinleştiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

6. Bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:

" Mahkememizce yargıtay bozma ilamında gösterildiği şekilde kamulaştırma planını gösterir kroki getirtilmiş, plan ve kroki alanında uzman 2 fen bilirkişisi ile ölçümlü olarak zemine uygulanmış, idarece daha önce kamulaştırılan alan ile dava konusu el atmaya konu taşınmazın aynı yer olduğu anlaşılmıştır. Tekirdağ İli Süleymanpaşa ilçesi Köseilyas mah. 219 nolu parselin 9.100 m 2 olduğu, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan kamulaştırma işlemi neticesinde, tapu müdürlüğünce 219 nolu taşınmaz ifraz edilerek 2602 ve 2603 sayılı parsellere ayrıldığı, 2602 nolu parsel 8.849,45 m 2 miktarla 2603 nolu parselin 250,55 m 2 miktarla yol vasfı ile K.Y. ve F.A. adlarına tapuda tescil edildiği, daha sonra 30/07/2012 tarihinde K.Y.'nin hissesi çocuklarına intikal ettiği anlaşılmıştır. Daha sonra 2603 nolu parselin 18/03/2015 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği görülmüştür. 2603 nolu parselin dava konusu olmadığı görülmüştür. Yapılan keşif sonucunda, davaya konu olan 2602 nolu parsel ile dava konusu olmayan 2603 nolu parselin 219 nolu parselin ifrazı sonucu oluştuğundan, 2602 nolu parsel ile taşınmazlar ile daha önce kamulaştırılan 219 nolu parsel aynı yer olduğundan, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 09/02/2017 tarih ve 2017/442 esas 2017/2235 kararı doğrultusunda el atmaya konu edilen dava konusu taşınmazın daha önceden kamulaştırıldığı anlaşıldığından, kamulaştırma işlemi kesinleştiğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Ayrıca dava konusu taşınmazın Trakya Üniversitesi Rektörlüğünün 21/10/1982 tarihli kamu yararı kararı uyarınca kamulaştırılmasına karar verildiği, dava konusu taşınmazın 28/02/1983 tarihinde kıymet komisyonunca bedel belirlendiği, ilamı 12/04/1983 tarihinde yapıldığı, bedelin 03/06/1983 tarihli yazı ile bloke edildiği anlaşıldığından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6. Maddesi uyarınca 09/10/1956 tarih ile 04/10/1983 tarihleri arasında fiilen kamu hizmetine ayrıldığından davalı lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmiştir. "

7. Başvurucular bu karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucular taşınmazın hâlen kendi adlarına kayıtlı olduğunu, taşınmaz için murislerine herhangi bir bedelin de ödenmediğini, yargılama sürecinde herhangi bir ödeme makbuzu ibraz edilemediğini, bloke edildiği tespit edilen tutarın ise banka tarafından davalı idareye iade edildiğini açıklamıştır.

8. Temyiz incelemesi sonucunda Mahkeme kararı, Dairenin 27/9/2018 tarihli kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 21/5/2019 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

9. Başvurucular, nihai kararı 26/6/2019 tarihinde öğrendikten sonra 18/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

11. Bireysel başvuruya konu yargılama sürecinin davalısı Üniversite tarafından 12/5/2020 tarihinde başvurucular aleyhine Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma (taşınmazın tescil istemi) davası açılmıştır. Dava dilekçesinde yukarıda özetlenen bireysel başvuruya konu yargılama sürecine atıfta bulunulmuş, " Tekirdağ/Süleymanpaşa, Köseilyas Mah. 2602 Parsel" sayılı taşınmazın kamulaştırılmış olduğunun Mahkeme kararında teyit edildiği ancak geçmiş yargı kararlarında söz konusu yerin idare adına tesciline dair hüküm kurulmamış olduğu ileri sürülerek idare adına tescili istenmiştir.

12. İlk derece mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda 17/11/2020 tarihli kararla davanın kabulü ile söz konusu yerde hissedar malik olan başvurucuların mevcut mülkiyetlerinin iptali ve davacı idare adına kayıt ve tesciline hükmedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" Mahkememizce dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin tüm belgeler ibraz edilmekle incelenmiş, Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/317 Esas - 1988/985 Karar sayılı dosyası, tapu kaydı, krokisi, imar durumu, emlak vergisi, rayiç değeri celb edilmiş, emsal taşınmaz kayıtlarına ilişkin cevabi yazılar dosyaya alınmış, kamulaştırma ilanları yaptırılmış, mahallinde bilirkişi isim listesinden re'sen seçilen bilirkişiler marifeti ile keşif yapılmış, bilirkişiler tarafından rapor ibraz edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 26/10/2020 havale tarihli raporda; Tekirdağ İli, Süleymanpaşa İlçesi, Köseilyas Mahallesi, dava konusu 2602 parselin, 219 parselden geldiği ve aynı yer olduğundan ve 219 parsel ile ilgili daha önceden verilmiş mahkeme kararlarına dayanılarak kamulaştırma işleminin kesinleştiği anlaşıldığından ve Tekirdağ 2. ASHM'nin 2017/119 Esas - 2017/866 Karar sayılı dosyasında verilen ve dava konusu taşınmazın daha önce kamulaştırma işlemlerinin yapıldığı, kesinleştiği, bedellerin ödendiği yönündeki dosyamız davalıları tarafından açılan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasının reddine ilişkin kararın temyizen yapılan inceleme ile Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2018/2590 Esas - 2018/15652 Karar sayılı ilamıyla kamulaştırmasız el atmaya konu edilen yerin (davamıza konu taşınmaz) daha önceden usulüne uygun olarak kamulaştırıldığı ve kamulaştırma işlemi kesinleştiğine ilişkin yargılama sonucunu da belirtir kanaatlerini bildirir rapor sundukları, buna göre dava konusu taşınmaza ilişkin daha önce kamulaştırma işlemlerinin yapıldığı, işlemin kesinleştiği, bedelin ödendiği, ancak tescile ilişkin işlemin yapılmadığı, bu durumun daha evvel görülen kamulaştırmasız el atma davasının kapsamı ile de kesinleştiği anlaşılmakla, hükme esas kılınan bilirkişi raporları, dosya kapsamına göre açılan dava sabit görülmekle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "

13. Bu karara karşı yapılan istinaf talebi reddedilmiş, Daire 18/4/2022 tarihinde istinaf başvurusunun reddi kararını onamıştır.

14. Taşınmazın idare adına tescilinin ardından bu kez başvurucular 20/6/2022 tarihinde Mahkemede kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular Tekirdağ ili, Köseilyas Mahallesi 2602 sayılı parselde bulunan taşınmaz için herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmediğinden bedel ve ferilerinin tespiti ve taraflarına ödenmesi amacıyla bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirtmiştir. Başvurucular ayrıca idarenin bir bloke ya da ödeme evrakı sunamadığını zira yirmi yıldır bedelin ödenmemesi nedeniyle idarenin tescil yaptıramadığından dava açtığını ifade etmiştir.

15. Mahkeme 4/5/2023 tarihli kararıyla davayı kabul ederek başvuruculara toplam 31.681.612,14 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ödenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizce davaya konu taşınmazın tapu kaydı, resmi senet ve akit tabloları, imar durumu, krokisi ilgili kurumlardan celp edilerek dosyamız arasına alınmış, Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/111 Esas ve 2020/272 Karar sayılı dosyasının, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/766 Esas ve 2011/773 Karar sayılı dosyası ve mahkememizin 2017/119 Esas ve 2017/866 Karar sayılı dosyasının aslı incelenmek üzere mahkememiz dosyasının arasına alınmış,

...

Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, dava konusu taşınmazın üzerindeki tüm şerhleri gösterir tapu kayıtlarının ve taşınmaza emsal olabilecek serbest alım-satım olup olmadığı, varsa satıcıların alım-satım tarihleri, miktar ve bedelleri istenilmiş olup, müzekkere cevabı dosya içerisindedir.

Tekirdağ Kadastro Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış olup, dava konusu taşınmazın çap örneğini istenilmiş, müzekkere cevabı dosya içerisindedir.

...

Tüm dosya kapsamı ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; d avacılara ait olan Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçesi Köseilyas Mahallesi 2602 parsel sayılı taşınmazın, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın kamulaştırılması sebebiyle davacı kurum tarafından, bilirkişi heyetinin dava konusu taşınmazın kıymet takdirine etki eden özelliklerini, emsallerle yapılan mukayese sonucunda somut emsallere göre ve bu bölgede oluşan serbest piyasa rayiçlerine göre ve dava tarihi olan 20/06/2022 itibariyle arsa m2 değerinin dava konusu parsel için ayrı ayrı 4.033,23 TL/m 2 olabileceğini, dava konusu taşınmazlar olan 2602 parselin toplam kamulaştırma değerinin 35.691.867,22 olduğunu, dava dışı hisse sahibi F.A.'nın hissesine tekabül eden bedelin 4.010.255,08 TL olduğunu, davacı Sultan Yıldırım, Mustafa Cemal Yıldırım ve Niyazi Yıldırım adına düşen toplam bedelin 31.681.612,14 TL olması suretiyle; 31.681.612,14 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihi olan 20/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara 10/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen payları doğrultusunda ödenmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

..."

16. Bu karara karşı davalı idare istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf merci 28/1/2025 tarihli kararı ile Mahkeme kararını kaldırarak kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, bireysel başvuruya konu edilen yargılama sürecine konu olan yargılama süreci ve yine yukarıda özetlenen taşınmazın idare adına tesciline hükmedilen yargılama sürecine atıfla kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği açıklanmıştır.

17. Temyiz incelemesi sonucunda istinaf merci kararı, Dairenin 22/12/2025 tarihli kararı ile onanmış ve yargılama sona ermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucular, kamulaştırma bedeli ödenmeksizin taşınmazlarına el konulmuş olmasından kaynaklı olarak açılan kamulaştırmasız el atma ve tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; davalı idarenin açıklamalarına yer verilmiş, bireysel başvuru yapıldıktan sonra gerçekleşen ve yukarıda özetlenen yargılama süreçleri hakkında bilgi verilmiştir.

20. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı sundukları cevap yazısında bireysel başvuruya konu edilen yargılama sürecinin kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğunu, Bakanlık görüşünde ifade edilen yargılamanın ise tapu tescil işlemi ile kamulaştırma bedelinin ödenmemesine yönelik olduğunu açıklamıştır. Başvurucular ayrıca uyuşmazlık konusu yere dair herhangi bir bedel ödenmemiş olduğuna ilişkin açıklamalarını tekrarlamıştır.

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Öte yandan somut olayda başvurucular adına kayıtlı olan taşınmazın, geçmişte gerçekleştiği belirtilen kamulaştırma süreci dayanak alınarak idare adına tescil edildiği dolayısıyla taşınmaza kamulaştırma yolu ile müdahale edildiği anlaşılmıştır (bkz. § 11). Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması mülkten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır ( Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817 , 19/12/2013, § 32; AYM, E.1988/34 , K.1989/26, 21/6/1989; E.2011/58 , K.2012/70, 17/5/2012).

23. Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir ( Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546 , 2/2/2017, § 62).

24. Öte yandan Anayasa'nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinin birinci fıkrasında "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." denilmektedir. Devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararına ilişkin kanunda gösterilen esas ve usullere uyulması, gerçek karşılığın kural olarak peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal ögeleridir (AYM, E.2018/156 , K.2019/22, 10/4/2019, § 29). Gerçek karşılığın peşin olarak ödenmesi, Anayasa'nın 46. maddesiyle maliklerin lehine olarak getirilen özel bir güvence mahiyetindedir.

25. Başvuruya konu yargılama sürecinde Mahkeme bozma kararına uymak suretiyle davayı reddetmiştir. Kararda uyuşmazlık konusu taşınmazın daha önce kamulaştırılmış olan bir parselin ifrazından ortaya çıkmış olduğu, daha önce gerçekleştirilmiş ve kesinleşmiş kamulaştırma işlemi bulunduğu, taşınmaz için 1983 yılında kıymet komisyonunca bedel tespiti de yapılmış olduğu açıklanmıştır (bkz. 6). Ancak bu yönde yapılan değerlendirmelerde başvuruculara murislerinden intikal eden taşınmazın kamulaştırılması sürecinde herhangi bir bedel ödenmediğine dönük iddialar hakkında bir değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın devam eden safhalarında da başvurucuların geçerli bir kamulaştırmanın temel unsuru olan kamulaştırma bedelinin ödenmediğine yönelik iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli ve uygun bir gerekçenin bulunmadığı görülmektedir.

26. Netice itibarıyla yargısal sürecin bütününe bakıldığında yargılama makamlarınca başvurucuların iddia ve itirazlarının dayandığı kamulaştırma bedelinin ödenmediği olgusuna ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmaksızın sonuca gidildiği, bu itibarla mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği ve başvurucuların bu güvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucuların mülkiyet hakkı ile müdahalenin dayandığı kamu yararı arasında olması gereken adil denge, başvurucular aleyhine bozulmuş olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet Turgut ve diğerleri [1. B.], B. No: 2019/13661 , 5/9/2023, § 30; Ali Akkum ve diğerleri [2. B.], B. No: 2019/6057 , 3/4/2024, § 16).

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B . Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635 , 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III . GİDERİM

30. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

31. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875 , 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506 , 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949 , 21/1/2021, §§ 93-100).

32. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

33. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV . HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/119, K.2017/866) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.