T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/779 Esas KARAR NO:2025/868
DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:17/09/2018 KARAR TARİHİ:10/12/2025
Mahkememizin 2018/... esas sayılı dosyasına yapılan yargılama sonunda verilen karar İstanbul BAM. 8. HD nin 12/10/2023 günlü 2020/1748 E 2023/1601 K. Sayılı ilamı ile kaldırılarak yine mahkememizin 2023/779 sayılı esasına kaydı yapılan dosyanın yapılan açık yargılaması sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilleri ... ... ve ... ...'in oğulları ve destekleri ... ... 24/03/2010 tarihinde sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile yaptığı tek taraflı trafik kazasında vahim bir şekilde vefat ettiğini, müteveffa destek ... ...'in vefatına sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihi olan 24/03/2010 tarihinde KTK ZMMM poliçesi mevcut olmadığından usul ve yasalarımız gereği müvekkillerinin maruz kaldığı destekten yoksun kalma zararlarının tazmininden sorumlu kurumun davalı ... hesabı olduğunu, bu vahim kazada evladını ve desteklerini kaybeden müvekkillerinin yaşadığı ve yaşayacağı acıyı tarif etmenin mümkün olmadığını, maddi ve manevi olarak zarara maruz kaldıklarını, davanın kabulü ile esas itibari destekten yoksun kalan 3.kişi olan bağlantı olarak anne baba sıfatı da bulunan müvekkilleri için 3.000,00 TL'şer belirsiz alacak destekten yoksun kalma zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 11/12/2019 tarihli dilekçesi ile, 6.000 TL olan tazminat talebini 65.907,12 TL daha artırarak 71.907,12 TL'ye yükselttiğini beyan etmiş ve harcını yatırmıştır. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kuruma başvurusunun bulunmadığını, bu sebeple dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sürücünün ölümünün trafik sigortası teminatına girmediğini, kazaya davacıların murisi kusurlu olarak sebebiyet verdiğinden hiç kimse kendi kusurundan kaynaklanan bir sebepten dolayı tazminat talep edemeyeceğini, kazanın meydana gelişinde davacının murisinin kusurlu olduğunu, yani ...'in aynı zamanda haksız fiil faili olup 3.kişilere karşı asli sorumlu olan kişi olduğunu, dolayısıyla varislerinin de 3.kişilere karşı varis sıfatıyla müteselsil sorumlu olduğunu, yine alacaklı ve borçlu şahısların aynı kişi üzerinde olamayacağının genel kural olduğunu, müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, davanın hukuki sebepten yoksun olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacının zararının usulen ispat etmesi gerektiğini, kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, kusur durumu belirlenirken müterafik kusur dikkate alınması gerektiğini, teminatın tek, hasar görenlerin birden fazla olması durumunda KTK.96.madde gereğince teminatın paylaştırılması gerektiğini, müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle TTK.md.94 deki başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, müvekkili şirket aleyhine açılmış davanın tümden reddine, davacı delillerinin taraflarına tebliğine, davacı tarafa vefat sebebiyle SGK tarafından bağlanmış olan gelirlerin tespitine, davacının davasının ispatı halinde müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep ettiğini bildirmiştir. DELİLER : Mahkememizin kaldırma kararı öncesi esası olan 2018/... E. Sayılı dosyanın yargılamasında; ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve ... Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişi ... 24/04/2019 tarihli raporunda '' Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 24.03.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davalının 0100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre olayda vefat eden ... ...'in geride kalan hak sahiplerinin; 1.Seçenekte; Muhtemel eş ile müteveffaya eşit pay, muhtemel çocukların bakım ihtiyacının(yaşlarının küçük olması, eğitim görecekleri gibi hususlar nedeniyle) anne ve babanın bakım ihtiyacından fazla olması anne ve babaya muhtemel çocukların yarısı kadar destek payı verileceğinin kabulü halinde; a)Davacı Anne ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 26.383,42 TL. b)Davacı Baba ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 26.383,42 TL. olduğu, 2.Seçenekte; Muhtemel eş ile müteveffaya eşit pay, muhtemel çocuklar ile anne ve babaya aynı oranda destek payı verileceğinin kabulü halinde; a)Davacı Anne ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 35.953,56 TL. b)Davacı Baba ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının =35.953,56 TL. olduğu, -Davacıların her iki seçenekte belirlenen maddi zararlarının poliçe limitleri içinde kaldığı, -Dava dilekçesinde dava(17.09.2018) tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunulduğu, sonuç ve kanaati ile tarafımca tanzim olunan işbu raporu saygı ile arz ederim. 24.04.2019 '' şeklinde görüşte bulunmuştur.
Mahkememizin kaldırma ilamı sonrası 2023/779 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasında yapılan yargılamasında; ... İlçe Nüfus Müdürlüğü ve ... Merkez İlçe Nüfus Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişi ... 06/07/2025 tarihli ek raporunda ''SONUÇ: Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 24.03.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davalının 90100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre olayda vefat eden ... ...'in geride kalan hak sahiplerinden; a)Davacı Anne ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının = 33.721,60 TL. olduğu, b)Müteveffa Baba ... ...'in destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararı = 29.679,80 TL. olup, -... ...'in dava devam ederken 15.01.2023 tarihinde vefat ettiği, geriye kalan mirasçılarının davaya devam etmediği, davacı ... ... vekili tarafından sadece ... ... yönünden davayı takip ettikleri yönünde beyanda bulunulduğu buna göre de; Müteveffa ... ...'in talebi mümkün destek zararının davacı eşin miras payına isabet eden tutarının (29.679,80 x Va) & 7.419,95 TL olduğu, c)Davacıların maddi zararlarının poliçe limitleri içinde kaldığı, d)Dava dilekçesinde dava(17.09.2018) tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunulduğu ,sonuç ve kanaati ile tarafımca tanzim olunan işbu EK raporu saygı ile arz ederim. 06.07.2025 '' şeklinde görüşte bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce kaldırma ilamı öncesi yapılan ... sayılı yargılamada; "Taraflar arasındaki ihtilaf; davacıların meydana gelen kazada oğullarının ölümü nedeni ile destekten yoksun kalıp kalmadığı ve davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyeceği ile tazminatın miktarına ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır.Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. BK'nın 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı )Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.Önemle vurgulanmalıdır ki, BK'nın 45/1. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142-411 E., K. ve 20.04.2011 gün ve 2011/17-34-216 E., K. sayılı ilamları ). Yeri gelmişken, davacıların açıklanan sıfatı ve hukuki konumları karşısında, davacılar üzerinde doğan zararın niteliği belirlenmelidir: Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte sürücü üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın sürücünün kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan sürücünün zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.Bu genel açıklama çerçevesinde somut olay irdelendiğinde; davacıların destekleri ve aynı zamanda oğulları olan ... ...'in 24/03/2010 tarihinde sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile seyir halinde iken yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği, bilirkişi raporunda yer alan tespitin aksine ... CBS dosyasından anlaşıldığı üzere davacılar desteğinin kaza nedeniyle vefat ettiğinin anlaşıldığı, kaza nedeniyle davacıların SGK'dan rücuya tabi bir ödeme almamış olduğu, dava tarihi itibarıyla sigorta şirketine başvuru dava şartı yürürlükte olup, dava açılırken başvuru yapılmamış ise de davacı vekilinin dava sırasında ... Hesabı'na başvuru yaparak bu bu dava şartını tamamladığı, yerleşik Yargıtay içtihatları ve emsal alınan Yargıtay 17. HD.'nin 2016/12800 E. 2019/5904 K. sayılı ilamı uyarınca mahkememize bilirkişi raporunda hesap edilen 2. seçeneğin hükme esas alındığı, hesaplanan tazminatın davalının sorumluluk limitini aşmadığı, kazanın gerçekleştiği tarih KZMSS Genel Şartlarının yürürlük tarihi 01/06/2015'ten önce olduğundan HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca davacılar desteğinin kazadaki kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, desteğin idaresindeki aracın ZMSS poliçesi olmadığından davalı ... hesabının zarardan sorumlu olduğu, destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti itibarıyla müterafik kusur durumunun da söz konusu olmayacağı, dava tarihinden itibaren yasal faiz talebinin uygun olduğu tespit edilmekle, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.." karar verilmiştir. Anılan karar BAM. 8. HD nin 12/10/2023 günlü 2020/1748 E 2023/1601 K. Sayılı istinaf incelemesinde '' Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde, destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu/olacağı yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır.Yine Yargıtay'ın istikrarlı uygulaması gereğince; çocukların pay dağılımından çıkması durumunda, bu çocuğun payı destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılmakta, ana ve babaya verilmemektedir. Ana ve babadan birinin pay dağılımından çıkması hâlinde ise payı diğerine aktarılmakta, ana ve baba ile çocukların tamamının pay dağılımından çıkması durumunda ise desteğin gelirini eşi ile eşit paylaşacağı varsayımı ile gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı kabul edilerek tazminat hesaplanmaktadır. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 03.05.2023 tarihli 2022/15522 E. - 2023/5868 K. sayılı ilamı)Mahkemece hükme esas alınan 24.04.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; destek ... ...'in kaza tarihinde 25 yaşında olduğu, 28 yaşında evleneceği, 30 yaşında 1 çocuk sahibi ve 35 yaşında da 2 çocuk sahibi olacağı varsayılarak, anne-babaya muhtemel çocukların yarısı oranında veya muhtemel çocuklarla eşit pay ayrılmak suretiyle seçenekli hesaplama yapıldığı, davacıların destek zararının anne-babaya muhtemel çocukların yarısı oranında pay ayrıldığı takdirde 26.383,42'er-TL, muhtemel çocuklarla eşit oranda pay ayrıldığı takdirde 35.953,56'şar TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş, çocukları ile sağ olan ana ve babasına ayıracağı varsayıldığından destekten yoksun kalanlardan bir kısmının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmadığı durumda, talepte bulunmayan kişilerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.Davalı vekilince dosyaya ibraz edilen destek ... ...'e ait nüfus kaydının incelenmesinde; kaza tarihinde evli ve bir çocuklu olduğu, eşi ...'nın kaydının kapatıldığı, Dairece UYAP sistemi üzerinden dosya kapsamına alınan davacılara ait nüfus kaydının incelenmesinde de; davacı ... ...'in istinaf aşamasında 15.01.2023 tarihinde vefat ettiği görülmüştür.Bu durumda; mahkemece öncelikle istinaf aşamasında vefat eden davacı ... ... yönünden taraf teşkilini sağlamak, akabinde desteğin eşi ...'ya ait nüfus kaydının neden kapatıldığı tespit edilip sağ kalan eşin destek tazminatı hak ettiğinin belirlenmesi durumunda ve eğer evlenmiş ise evlendiği tarihe kadar destek tazminatı talep edebileceği değerlendirilerek, destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmayan sağ olan eş ve çocuğun payı ayrılarak destek paylarının belirlenmesi, daha sonra Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda açıklanan şekilde destek payları esas alınmak ve davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek (24.04.2019 tarihli aktüer bilirkişi rapor tarihindeki veriler esas alınmak) suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Davalı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerinde görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-a/6 gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır..'' şeklindeki ilamı kaldırılmış ve dosya mahkememizin 2023/779 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılamada toplanan delillerin ve dosyanın bir bütün olarak incelenmesi sonucunda; dava, müteveffa ... anne ve babası olan davacılar tarafından açılmış destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olup verilen ilk karara ilişkin kaldırma ilamında, istinaf aşamasında vefat eden davacı ... yönünden taraf teşkilinin sağlanması akabinde müteveffa destek ... eşinin yeniden evlenip evlenmediği tespit edilerek destek paylarına ilişkin hükme elverişli hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkememizce taraf teşkilinin sağlanması için mirasçılara usulüne uygun tebligat yapılmış olup mirasçılar davayı takip etmemiş ve davacı ... vekili de davacı ...'nın davacı ... terekesindeki payı yönünden davayı takip etmeyeceklerini bildirmiştir. Mahkememizin 02/07/2025 tarihli duruşma 1 nolu ara kararında ''Davacı ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... için müteveffa ... terekesindeki payı yönünden HMK 150. maddesi uyarınca davanın işlemden kaldırılmasına '' karar verilmiştir. Dosya yasal süresinde yenilenmediğinden Davacı ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... için müteveffa ... terekesindeki payı yönünden HMK 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı ...'nın, desteğin annesi olması nedeniyle kendi yönünden yapılan yargılamada alınan 06/07/2025 tarihli raporda, istinaf ilamında belirtildiği üzere usuli kazanılmış hak gereği asgari ücret artışı dikkate alınmadan ve destek ... eşi ...'in yeniden evlendiği 26/11/2024 tarihine kadar geçen süreler baz alınarak hesaplama yapılmış ve davacı ...'nın 33.721,60 TL tazminata hak kazandığı belirlenmiştir. Yapılan bu hesaplamanın istinaf ilamına ve hükme elverişli olduğu görülmüştür. Önceki hükmün davacı vekilince istinaf edilmediği ve davalı lehine usuli kazanılmış hak olduğu ayrıca davacı ...'nın müteveffa davacı ... terekesindeki miras payına ilişkin talebi de bulunmadığı nazara alınarak mahkememizce 6098 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 53/3. maddesince 33.721,60 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; Davacı ... ... yönünden açılan davanın kabulü ile; 33.721,560 TL destekten yoksun kalma tazminatının 17/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili suretiyle davacıya verilmesine, davacı ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... ...'in müteveffa ... terekesindeki payı yönünden davanın açılmamış sayılmasına, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle; 1-Davacı ... ... yönünden açılan davanın KABULÜ ile; 33.721,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının 17/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili suretiyle davacıya verilmesine, a)Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 2.303,52 TL karar-ilam harcından, davacılar tarafından peşin yatırılan 35,90 TL harç ve 225,11 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 2.042,51 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, b)Davacı yapılan 6.132,85 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 5.752,12 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı ... ...'e ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, c)Davacı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve vekalet ücreti kabul edilen miktarı geçemeyeceğinden hesap ve takdir olunan 33.721,560 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı ... ... 'e ödenmesine, d)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden hesap ve takdir olunan 2.232,00 TL vekalet ücretinin davacı ... ... 'den alınarak davalıya ödenmesine, 2-Davacı ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... ...'in müteveffa ... terekesindeki payı yönünden DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, a)Davacı ... ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... ...'in tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, b)Davalı tarafın yapmış olduğu toplam 150,00 TL yargılama giderinin davacı ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... ...'den tahsili ile davalıya verilmesine, c)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden hesap ve takdir olunan 35.953,56 TL vekalet ücretinin davacı ... mirasçıları ... ..., ..., ... ve davacı ... ... 'den alınıp davalıya ödenmesine, 3-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025
Katip ... E-imza
Hakim ... E-imza