12. Ceza Dairesi 2022/472 E. , 2025/4866 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2575 E., 2021/186 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 17.05.2019 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılarak, işin esasına geçildi;
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince haksız yargılama, tutuklama, arama, el koyma, makul sürede hakim karşısına çıkarılmadığından bahisle 10.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi tazminatın ve vekalet ücretinin dava tarihinden yasal faiz talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; müvekkilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığını, mahkumiyetine karar verildiğini, hükmün kesinleştiğini, tazminata esas dosyada özgürlük ve güvenlik hakkının, adil yargılanma hakkının, kanunsuz suç olmaz ilkesinin ihlal edildiğini, tutuklandıktan sonra makul sürede hakim karşısına çıkarılmadığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/685 Esas, 2018/244 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 22.05.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 24.05.2017 tarihinde tutuklandığı, 10.11.2017 tarihinde iddianame düzenlendiği, 22.11.2017 tarihinde iddianamenin kabul edildiği, 09.02.2018 tarihinde ilk duruşması yapıldığı, 09.04.2018 tarihinde sanık hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın 13.02.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle 5271 sayılı kanuna tabi olduğu, davacının yargılanmış olduğu suçun niteliği, mensup olduğu mahkeme kararları ile sabit olan örgütün yapısı, örgütün benimsediği amacı, devletin birçok kurumunda örgüt mensubu kişilerin görev almış olması dolayısıyla örgütün kemikleşmiş ve yıllara yayılmış yapısı ile ülkemizde yargılama faaliyetinin yoğunluğu nazara alındığında davacının iki günlük gözaltı süreci sonrasında kanuni süre içerisinde hakim huzuruna çıkarılmış olması, akabinde önemi ve mahiyeti tartışmaya konu dahi olamayacak bir niteliği haiz olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üyelik suçlamasına konu soruşturmanın yaklaşık olarak altı ay gibi dosyanın, mahiyeti adliyelerin iş yükü nazara alındığında kısa bir süre içerisinde tamamlanarak kamu davasının açılmış olması, mahkemece iddianamenin kabul kararından yaklaşık olarak bir buçuk ay sonra ilk duruşmanın yapılarak sanığın sorgu ve delillerinin toplanmış olması, akabinde iki celse daha yapılarak davacı hakkında cezalandırılmasına dair karar verilmiş olması hususları kül halinde nazara alındığında yargılamanın fiilen 60 günlük sürede tamamlandığı bu suretle davacı vekilinin davacının makul süre içerisinde hakim huzuruna çıkarılmadığı, makul süre içerisinde yargılamasının yapılmadığı bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığı şeklindeki tespitlerinin mesnetsiz olduğu, tüm ayrıntıları ile izah edilen gerek soruşturma gerekse kovuşturma sürecinin makul yargılama hususunda İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ve T.C. Anayasa'sının belirlemiş olduğu ölçütler ile Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in ölçü ve kriterlerine uygun olduğu, öte yandan davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verilmeyerek cezalandırıldığı, hakkında hükmolunan cezanın ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 2018/2146 Esas ve 2018/2050 Karar sayılı kararı ile onandığı akabinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/6917 Esas ve 2019/832 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştirildiği anlaşıldığından hakkında tatbik edilen gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma tedbirlerinin hukuka uygun olduğu ve haksız uygulama niteliğini haiz olmadığı mahkememizce sabit görüldüğünden anılan gerekçeler ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.05.2025 tarihinde karar verildi.