11. Ceza Dairesi 2024/3521 E. , 2024/12632 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 20.06.2023 tarihli ve 2021/26279 Esas, 2023/5309 Karar sayılı bozma ilâmından sonra yapılan yargılamada Mahkemece, sanığın hazır bulunduğu 19.01.2024 tarihli duruşmada; Yargıtay bozma ilâmına karşı sanığın beyanlarının tespit edilmediği ve 22.03.2012 tarihli hüküm duruşmasında hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilerek hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. 5271 sayılı CMK'nın yargılama aşamasında ve hükümden önce duruşmada hazır bulunan taraflara hangi sırayla söz verileceğini, başka bir ifadeyle delillerin tartışılması sırasında kimin hangi sıra ile söz alacağını, süjelerin cevap haklarını nasıl kullanacaklarını ve duruşmanın en son kimin sözü ile bitirileceğini düzenleyen "Delillerin tartışılması" başlıklı 216/3 maddesinde; "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." hükmü yer almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.02.2018 tarihli ve 2017/5-873 Esas, 2018/53 Karar; 01.03.2016 tarihli ve 2014/216 Esas, 2016/109 Karar; 03.03.2015 tarihli ve 2014/170 Esas, 2015/20 Karar; 03.06.2014 tarihli ve 2012/1207 Esas, 2014/309 Karar; 29.01.2013 tarihli ve 2012/1406 Esas, 2013/30 Karar; 28.04.2009 tarihli ve 2009/77 Esas, 2009/111 Karar; 29.01.2008 tarihli ve 2007/193 Esas, 2008/7 Karar; 04.12.2007 tarihli ve 2007/246 Esas, 2007/261 Karar; 25.04.2006 tarihli ve 2006/3 Esas, 2006/124 Karar; 06.07.2004 tarihli ve 2004/138 Esas, 2004/159 Karar sayılı kararlarında açıkça belirtildiği üzere; savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan "son sözün sanığa ait olduğuna" ilişkin usûl kuralı emredici nitelikte olup bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay bozma ilâmının okunmasını müteakip sırasıyla hazır bulunan sanık ve iddia makamının bozmaya ilişkin görüşleri alındıktan sonra Yargıtay bozma ilâmına uyulup uyulmayacağına dair bir karar verilmesi ve 22.03.2024 tarihli hüküm duruşmasında hazır bulunan sanığa son sözü sorulduktan sonra hüküm kurulması gerekirken hazır bulunan sanıktan son sözü sorulmadan yargılamanın bitirilmesiyle hükmün tesisi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.