6. Hukuk Dairesi 2024/2320 E. , 2024/4104 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/540 E., 2024/100 K. KARAR : Şikayetin Kabulüne
1- İlk derece mahkemesince, sıra cetvelindeki sıraya itirazda; şikayet eden banka alacağının ipotekle temin edilmiş bir alacak olduğu, şikayet olunan OSB'nin alacaklarının imtiyazlı ve öncelikli olduğu ileri sürülmüş ise de bu imtiyazın ancak adi alacaklılara karşı ileri sürülebileceği, İİK'nın 206. maddesi uyarınca iflas masasına giren malların satılması sonucunda elde edilen satış tutarının sıra ile rehinli alacaklar, masa alacakları, bir malın aynından kaynaklanan kamu alacakları ve özel yasalarla kabul edilmiş imtiyazlı alacakların ödenmesinden sonra kalan tutarın madde 206'daki sıra uyarınca imtiyazlı ve imtiyazsız adi alacakların ödenmesine özgüleneceği ve birinci sıranın rüçhanlı ipotek alacaklısı Denizbank AŞ.'ye ayrılması gerektiği gerekçesiyle, şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
2- İlk derece mahkemesi kararına karşı şikayet olunan vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3-Bölge Adliye mahkemesi kararına karşı şikayet olunan vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 20.09.2023 tarih, 2022/3949 E. 2023/2859 K. Sayılı ilamıyla; " 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 15/4. maddesi, '... veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılır. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir' hükmünü içermektedir. Bahsi geçen hüküm, şikayet olunan OSB alacağının özel kanunu uyarınca imtiyazlı olduğunu belirtmekte olup, buna göre şikayet olunan alacağının İİK'nın 206/4. maddesine uygun şekilde ödeneceği hususuna amirdir, ancak, alacağın doğumundan önce tesis edilen rehnin önüne geçeceğine dair bir hüküm içermemektedir. Somut olayda, şikayet olunan ... cevap dilekçesinin ekinde, 19.07.2019 tarihli borç dökümü belgesi ile elektrik, su, doğalgaz ve yönetim aidat alacakları ve bunların gecikme cezalarına ilişkin bilgiyi dosyaya sunduğu, belge içeriğinde bu alacaklardan bir kısmının şikayetçinin ipotek tesisinden önceki döneme ait olduğu, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; şikayet olunan OSB’nin cevap dilekçesine eklemiş olduğu borç dökümü belgesinde belirtilen ve şikayetçinin ipotek tesis tarihi olan 06.03.2015 tarihinden önceki elektrik, su, doğalgaz ve aidat alacaklarının hesaplanarak, şikayet olunan alacağının bu miktar bakımından rehinli alacaklının önüne geçebileceği, ipotek sonrası döneme dair alacaklar hakkında ise İİK'nın 206/4. maddesi hükmü uygulanmak suretiyle, rehinli alacaklıya göre önceliği olmayacağı hususları dikkate alınarak, oluşacak sonuca uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle, söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4- Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; borç dökümü belgesinde belirtilen ve şikayet olunanın ipotek tesis tarihinden önceki elektrik, su, doğalgaz ve aidat alacaklarının basit hesaplama sonucu 143.079,89 Türk Lirası olduğu, şikayet olunan OSB'nin bu miktar alacak bakımından rehinli alacağın önüne geçebileceği, bu miktarın üzerindeki alacak için rehinli alacaklıya göre önceliği olmadığı gerekçesiyle, şikayetin kabulüne, sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
5- İlk derece mahkemesince verilen karara karşı şikayet olunan vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; ipotek sonrası döneme dair alacaklar hakkında, İİK'nın 206/4. maddesi hükmü uygulanmak suretiyle, rehinli alacaklıya göre önceliği olmayacağı gözetilerek şikayet olunan vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararına ilişkin şikayet olunan vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, Temyiz harcı şikayet olunan tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Adana 6. İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
İlk Derece Mahkemesince ipotek alacağına üstünlük tanınmış, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Dairece bu karar “ipotek tarihine kadar olan OSB alacağının rehin alacağının önüne geçebileceği” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak karar verilmiş, bu karar da sayın çoğunluk tarafından onanmıştır.
Değerli çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık konusu; sıra cetveline yönelik şikayete ilişkin davada, OSB alacağının, ipotek alacağının önüne geçip geçemeyeceğine ilişkindir. Öncelikle çözümlenmesi gereken usulü husus, bozmaya uyulmakla usulü kazanılmış hak oluşup oluşmayacağı konusudur.
Bilindiği üzere usulü kazanılmış hak müessesesi, yasayla düzenlenmemiş, Yargı uygulamalarıyla yerleşmiştir. Bu yerleşik uygulamadan sonra 6100 sayılı HMKnın 373/6.maddesi ile “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Yasa Koyucunun abesle iştigal etmeyeceği malumdur. Eğer bozmaya uyulmakla verilen karar bakımından usulü kazanılmış hak olsaydı, Yasa Koyucunun “bozmaya uyulmakla artık başka bir karar verilemez” şeklinde düzenleme yapması gerekirdi.
Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir çok kararında ön sorun olarak bu hususu değerlendirmiş, 2021/843E, 2022/80K sayılı kararında “21. Öte yandan 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanun ile HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm ile Yargıtay Dairesinin iki bozma kararı arasındaki çelişkinin giderilmesi için temyiz inceleme yetkisi Hukuk Genel Kuruluna verilmiştir. Böylelikle Yargıtay Dairesinin birbiriyle çelişen kararlarının Hukuk Genel Kurulunda incelenerek giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme birinci veya ikinci bozma kararı lehine bir doğruluk veya kesinlik karinesi ihdas etmemekte olup, düzenleme ile somut olay ekseninde iki zıt bozma kararından hangisinin uygun olduğuna yahut bunların dışında başka bir çözüm seçeneğinin bulunup bulunmadığına üçüncü defa Özel Daire değil de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar verebilecektir. Bu düzenleme, üçüncü kararların türlerine bakılmaksızın temyizen incelenmesi yönünden direnme kararlarındaki rejimi bu kararlara da bir tür teşmil etmektedir. Bu itibarla HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm de esasında usulî müktesep hakkın istisnalarından birini oluşturmaktadır. 22. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/1-2620 E., 2021/445 K.; Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-704 E., 2021/303 K.; Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarihli ve 2017/11-2474 E., 2020/944 K.; Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/15-430 E., 2020/744 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.” Diyerek bozmaya uymakla usulü kazanılmış hak oluşmayacağı sonucuna varmıştır.
Bozma ilamına uymanın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını belirledikten sonra işin esasına gelince;
Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde yer alan ve Organize Sanayi Bölgesi mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların tamamının tapu kaydına “Taşınmazın icra yoluyla satışı dahil üçüncü kişilere devrinde Organize Sanayi Bölgesinden uygunluk görüşü alınması zorunludur” şerhi konulur. Bu durumda eski katılımcının vermiş olduğu taahhütler, yeni alıcı tarafından da aynen kabul edilmiş sayılır. (4562 Sayılı Kanunun 18/9. maddesi) Organize Sanayi Bölgesince teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir. (4562 Sayılı Kanunun 15/3. maddesi)
Yukarıya alınan Kanun hükümlerine göre, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 18/9. maddesinde, Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde bulunan bir taşınmazın icrada satılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi yönetiminin “icradan satılabilir” görüşünün alınması zorunludur.
İcra dairesi verilen izin üzerine paylaşıma konu taşınmazı satmış ve sıra cetveli düzenlemiştir. Yapılan sıra cetvelinde OSB alacağına öncelik verilmiş, rehin hakkı sahibi Banka tarafından bu husus şikayet konusu yapılmıştır.
Organize Sanayi Bölgesi alacağının 4561 sayılı Kanun'un 15/3 ve 18/9. maddeleri gereğince ipotek alacaklısından önce ödenmesi gerekir. Zira ipotek alacaklısının alacağını alabilmesi taşınmazın satılmasına bağlıdır. Bu satışın yapılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin izin vermesi yasal zorunluluktur. İzin verilebilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin borçlarının öncelikle ödenmesi şarttır. Kanun ipotek veya parasal alacak ayrımı yapmaksızın, “icrada satış yapılması” halinde izin alınması ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesini şart koştuğundan, anılan rüçhaniyet koşulu, hem para alacaklarına yönelik takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipler için geçerlidir.
Aslında Organize Sanayi Bölgesindeki bir taşınmazla ilgili ipotek tesis edilirken ipotek lehtarı, tapudaki izin şartı şerhi nedeniyle 4562 sayılı Kanundaki sınırlama ve yükleri bilerek ipotek tesis ettiği için, Organize Sanayi Bölgesinin varsa taşınmazın muhafazası ve işletilmesiyle ilgili alacağının tesis edilen ipotekten önce sıra cetvelinde yer alacağını da kabul etmiş sayılır. (Yargıtay 6.H.D. 2023/4160E- 2024/1685K) Bu nedenle yalnız ipotekten önceki alacaklar için değil, tüm alacaklar için OSB alacağı önceliklidir.
Açıklanan nedenlerle şikayetçinin şikayetinin reddi gerekirken bozma ilamına uyularak kısmen kabul şeklinde verilen kararın bozulması düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.