Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

11. Hukuk Dairesi 2023/4885 E. 2024/8089 K.

Yargıtay 2024-11-20 Yüksek mahkeme
Bu kararla araştırma hazırlayın

11. Hukuk Dairesi 2023/4885 E. , 2024/8089 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/246 Esas, 2023/661 Karar HÜKÜM : Usulden ret, esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/853 E., 2022/850 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili, duruşma istemsiz olarak davalılar ... Tar. Ür. San. ve Tic. A.Ş. ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.11.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalılar ... Tarım Ürün. San. ve A.Ş. ve ... vekili Avukat ... ile davalılar ... ve ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalıların ... Tarım Ür. San ve Tic A.Ş.'nin ortağı olduğunu, bazı anlaşmazlıklar nedeniyle ortaklıktan ayrılma kararı aldıklarını, müvekkilleri, ..., ... ... ile davalılar arasında 27.11.2015 tarihinde gerçekleştirilen toplantı ile daha önce taraflar arasında yapılmış olan; anlaşma, protokol, belgeler hükümsüz bırakılacak şekilde 27.11.2015 tarihli protokolün düzenlendiğini, bu protokolün 2. maddesi kapsamında ... A.Ş. ile ilgili Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan, davadaki borcun 1/3'lük kısmının davacılar ile ... ve ... ...'ya ait olduğunun kararlaştırıldığını; protokolün 3. maddesi ile belirtilen borcun ödenmesi halinde Gaziantep'te 1078 Ada, 1 Parsel, 1.276.41 m² (Eski Ada 1084 - Yeni Ada 6863 olan) parsel 1 no.lu yerdeki 10.990,42 m²'nin ...'ya devredileceğini; protokolün 5. maddesi uyarınca ...'nın arsaya müşteri bulması halinde satabileceğini ve satıştan elde edilecek gelirden 1.750.000,00 USD'nin mahkemece belirlenecek borca karşılık teminat olarak verileceğini, mahkemece belirlenecek borca göre kendilerine düşen 1/3'lük kısmın bunun altında kalması halinde farkın ...'ya ödeneceği, fazla çıkması halinde ise ... ve ailesinin eksik tutarı şirkete ödeyeceğini, ödemenin 30 gün içinde yapılmaması halinde 300.000,00 USD ceza ödeneceği; protokolün 6.maddesi uyarınca, 4.maddede belirtilen borcun ödeme vadesinde nakit olarak verilmemesi halinde şirketin arsaları ... tarafından dilenen bedelle dilenen kişiye satılacağı, ... ve ailesine ... borcunun bu paradan karşılanacağı, bakiyenin ... ve ailesine ödeneceğinin düzenlendiğini, ancak Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının Yargıtay'ca bozularak Mahkemesine gönderildiğini, bu protokolün hiçe sayılarak (eski Ada 1084 yeni ada 6863) 1 Parsel sayılı taşınmazın 1/2'şer hisse ile ... ve ...'ya 08.10.2019 tarihinde 750.000,00'er TL'ye satılmış gibi gösterildiğini, muvazaalı bir şekilde gerçek değerinin çok altında satış gibi gösterildiğini ileri sürerek muvazaalı yapılan bu satışın iptali ile davalı şirket adına tesciline, 1.750.000,00 USD zararın davalılardan müştereken ve mütselsilen alınarak davacılara ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Şirket ve ... vekili cevap dilekçesinde, davaya dayanak gösterilen protokolde, ... adına ve temsilcisi olduğu davalı şirket adına atılmış bir imza olmadığını, sözleşmede davalı şirketin adının geçmediğini, kaşesinin bulunmadığını, sözleşmeyi şirketin kabul ettiğine dair yönetim kurul kararı ya da genel kurul kararı bulunmadığını, davacıların davalı şirketin ortağı olmadıklarını, şirket adına tapu iptal davası açma hakları bulunmadığını, sözleşmenin ... ve davalı Şirketi bağlamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davalı şirkete ait iken, müvekkilleri tarafından bedeli ödenerek alındığını, davacıların dava konusu taşınmaz ile herhangi bir ilgileri bulunmadığını, davacıların davalı şirketin ortağı ya da temsilcileri olmadığını, davacıların 2002 yılında davalı şirketin hissedarlığından ayrıldığını, geçmişte şirket ortağı olan davacıların kendi aralarında yapmış oldukları bir protokole dayanarak henüz doğmamış bir alacak için muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacıların taşınmazı satan davalı şirketten bir alacakları olmadığını, davacıların bu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını, müvekkilleri ile davalı şirket arasında yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

3-Diğer davalılar, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 08.10.2019 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelle satıldığı, yapılan keşif sonucunda dava konusu taşınmazın satış tarihi itibari ile bedelinin 8.792.336,00 TL olduğunun tespit edildiği ancak satış bedeli ile gerçek değer arasında her ne kadar fark var ise de bu farkın başlı başına muvazaanın ıspatı için yeterli olmadığı, davalı tarafın mal kaçırma iradesi ile hareket ettiğine, taraflar arasında bu konuda bir uzlaşı bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı gibi dosya kapsamı incelendiğinde güncel taşınmaz maliklerinin 29.11.2019 tarihli düzenlenme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıkları ve yine yapı ruhsatı alındığı, resmi satış sözleşmesinde belirtilen bedel kadar miktarın davalı şirketin hesabına gönderildiği gözetildiğinde bu hususların davalı kayıt maliklerinin savunmasını desteklediği ayrıca bu iddiaların aksini kanıtlar herhangi bir delil ibraz edilmediği gözetildiğinde muvazaa iddiası ispatlanamadığından tapu iptal tescil talebinin reddi gerektiği, davalı tarafın sözleşmenin şirketi bağlamayacağını, şirketi temsilen atılmış bir imza bulunmadığını savunduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen kayıtlara göre de 25.06.2013 tarihli genel kurul kararı ile ..., ... ve ...'nın 3 yıllığına münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkilendirildikleri, 17.06.2016 tarihli karar ile yeniden münferiden seçildiklerinin anlaşıldığı, sözleşme tarihinde belirtilen kişilerin davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili bulundukları, belirtilen yetkililerden ... ve ...'nın sözleşmede imzaları bulunmakta olup ...'nın imzası bulunmadığı, sözleşme hükümleri incelendiğinde davalı şirketi ilgilendiren hükümler içermekle beraber, şirket yetkililerinin şirketi temsilen imza attıklarına dair herhangi bir ibare yer almadığı, sözleşmenin mahiyeti itibari ile aile şirketi gibi görünen şirketin ve aile içi alacak borç ilişkilerinin tasfiyesi amacıyla aile üyelerinin yaptıkları bir protokol olarak değerlendirildiği, bu nedenle atılan imzaların doğrudan şirketi temsilen atılan imzalar olmadığının kabul edildiği, muvazaaya ilişkin olarak yapılan değerlendirme kabul edilmese dahi belirtilen nedenlerle sözleşme hükümlerinin şirketi doğrudan bağlamadığı ve imza atan kişilerin üstlendikleri edimlerin doğrudan şirket tüzel kişiliğine yöneltilemeyeceğinden tapu iptal tescil talebinin reddi gerektiği, davacıların tazminat talebi bakımından sözleşme hükümleri incelendiğinde, davalı ... ve ...'nun sözleşmenin tarafı olmadığı gözetildiğinde sözleşmeye dayalı olarak onlara talep yöneltilebilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmenin 3. maddesine göre davacı ...'nın kendi adına tescil talebinde bulunabilmesi için borcun ferileriyle beraber 1/3'lük kısmının ödenmesi gerektiği ancak bu sözleşme hükmünün işletilebilmesi için Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/230 E., 2020/488 K. sayılı dava dosyasında, davalı şirketin borcunun kesinleşmesi gerektiği, dava tarihi itibari ile belirtilen dosya kesinleşmediği için davacı tarafın buna dayalı talepte bulunma imkanı bulunmadığı, sözleşmenin 5.maddesine göre ...'ya taşınmazı satma yetkisinin verildiği, davalı taraf bu sözleşmenin geçerli olmadığını ve adi şekilde yapıldığını ileri sürmüş ise de burada gerçek kişilerin üçüncü kişi adına kayıtlı bir taşınmaza ilişkin edim üstlendiklerinin ve bu nedenle adi yazılı şekilde yapılan bu sözleşmenin taraflarının bağlayıcı mahiyette olduğunun kabulü gerektiği, davacının zarar iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, dosya kapsamından davacı tarafın sözleşmeye dayalı olarak taşınmazın satışıyla ilgili girişimde bulunduğuna ve davalı gerçek kişilerin kendi edimlerini yerine getirmemeleri sebebi ile bunu gerçekleştiremediğine, bu nedenle zarara uğradığına ilişkin bir vakıanın ileri sürülmediği, sözleşmenin taraflarının esasında üçüncü kişi adına kayıtlı olan taşınmaz bakımından edim üstlendikleri, bu bakımdan taşınmazın şirket adına tescilli olması ile üçüncü kişiler adına tescilli olması bakımından bir farklılık bulunmadığı gözetildiğinde ispatlanamayan zarar iddiası bakımından da talebin reddi gerektiği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalılar ... Tarım Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş. ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın iptal talebine konu devir işlemlerinin 08.10.2019 tarihinde yapıldığı, davacıların iddialarını 27.11.2015 tarihinde davacılar ile davalılar ..., ..., ..., ... ... arasında gerçekleştirilen ve davacıların ... Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. ortaklığından ayrılışlarını konu edinen protokole dayandırdıkları, gerek davacıların dayandığı protokol içeriği, gerekse dava dilekçesinden davacıların dava tarihinde ve taşınmazın devri tarihinde şirket ortağı olmadıklarının anlaşıldığı, davacı tarafça bu hususun aksi iddia ve ispat edilmediği, taşınmazın devir tarihinde davalı şirketin mülkiyetinde bulunduğu, Yargıtay kararlarında şirket malvarlığının muvazalı devrinde şirketi temsil yetkisi bulunmayan ortakların dava açma hakkı bulunduğu kabul edilmekte ise de davacıların dava ve devir tarihi itibarıyla şirket ortağı olmadıkları, bu nedenle tapu iptali ve tescil isteğinin aktif dava ehliyeti dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacıların diğer talebinin 27.11.2015 tarihli protokol şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle tazminata ilişkin olduğu, davalılar ..., ...,... ve ... ... yönünden Mahkemece yazılı gerekçeler ile tazminat isteğinin esastan reddine karar verilmesi yerinde ise de protokolde davalı şirket namına atılmış bir imza bulunmadığı, sözleşmede imzaları bulunan ... ve ...'nın sözleşme tarihinde şirketi münferiden temsil yetkilerinin bulunması, protokolde ortak sıfatıyla atılmış imzalarının şirketi de bağladığının kabulüne yeterli olmadığı, davalılar ... ve ...'nun dava konusu taşınmazın maliki oldukları, 27.11.2015 tarihli protokolün tarafı olmadıkları, ...'nın da sözleşmede imzasının bulunmadığı gözetildiğinde davalı Şirket ile ..., ... ve ...'ya karşı ileri sürülen tazminat isteğinin pasif dava ehliyeti (dava şartı) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ve tüm dava değeri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin, davalılar ... ve ... Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların tapu iptali ve tescil isteğinin aktif dava ehliyeti dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacıların tazminat isteğinin davalı ... Tarım Ürünleri San. ve Tic. A.Ş., ..., ... ve ... yönünden pasif dava ehliyeti dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacıların tazminat isteğinin diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili, davalılar ... Tarım Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş. ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptali tescil ve tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı ..., ... ve diğer bir kısım davalı gerçek kişiler ... Tarım Ür. San ve Tic A.Ş.'nin ortağı iken 27.11.2015 tarihli protokol imzalanmış ve davacılar ortaklıktan ayrılmıştır. Anılan sözleşmeye bakıldığında davacıların, davalı ..., ..., ..., ..., ..., ... ...'nın imzalarının bulunduğu, ...'nın imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

2.Protokolün 1. maddesinde; 27.11.2015 tarihine kadar ..., ... ..., çocukları ..., ..., ..., eşi ... ve çocukları arasında yapılan tüm anlaşmalar, protokoller, tutanaklar ve belgelerin hükümsüz/geçersiz kaldığı, bu tarihe kadar ... ve ... arasında yapılan anlaşma, protokol, tutanak ve belgelerin de geçersiz kaldığı, 27.11.2015 tarihinden itibaren yeni yapılan bu protokolün geçerli olacağı düzenlenmiştir.

3.Protokolün 2. maddesinde; ... A.Ş., ... A.Ş. ve T.C. Başbakanlık Hazine Müşteşarlığı arasında Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/642 E. numaralı dosyasında görülen menfi tespit davasının 25.12.2013 tarihli 2013/787 K. sayılı dosyası üzerinden kararının temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinde devam ettiği, Mahkemece verilecek nihai karar neticesinde ... A.Ş.'nin, ... A.Ş.'ye ödemesine karar verilecek borcun 1/3'lük kısmının ..., ... ..., ..., ... ...’ya ait olduğu, ...'ın borcun doğduğu tarihten, Mart 2002 tarihine kadar şirket ortağı ve yönetim kurulunda bulunduğu, 3. maddesinde; mülkiyeti ... A.Ş.’ye ait olan (...) parsel numaralı toplam 12.666,83 m2 arsaları, 2. maddede belirtilen davanın neticesinde oluşacak borcun kendilerine ait olan 1/3’lük kısmını ... A.Ş.’ye ödediği takdirde ...’ya devir edeceğini ... A.Ş.'nin kabul ettiği, bu arsaların ...'ya ait 12.500 m2 arsaya karşılık verileceği, ...'nın bunu kabul ettiği ve aradaki 233,17 m2 arsadan vazgeçtiği, sözleşmenin 4. maddesinde; “... A.Ş.’nin ...’a Mahkeme tarafından ödenmesine karar verilecek olan anapara ve faizlerin toplamı ile oluşacak borcun 1/3’lük kısmı ..., ... ile ... ve ... ...’ya ait olacağı, kendilerinin, mahkeme kararı ile oluşacak olan bu toplam borcu ödeme tarihinden itibaren 30 gün içerinde herhangi bir ihtar ve bildirim olmadan ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, 5. maddesinde; ...'nın 3. maddede belirtilen arsaya müşteri bulursa satabileceği ancak herhangi bir satış olması durumunda satıştan elde edilecek gelirden ... A.Ş.'ye mahkeme kararı ile belirlenecek borcun teminatı olarak 1.750.000 USD vereceği, Mahkeme kararı ile oluşacak olan toplam borcun, kendilerine ait olan 1/3’lük miktarı verilecek olan teminat miktarından düşük ise ilgili fark tutarının ...'a ödeneceği, kendilerine ait olacak olan toplam borç miktarı fazla çıkarsa, ... ve ailesinin eksik olan tutarı ... A.Ş.'ye ödeyeceği, ... ve ailesinin mahkeme sonucu kesinleştiğinde yukarıda belirtilen ödemeyi 30 gün içerişinde ... A.Ş.'ye yapmadığı takdirde 300.000,00 USD ceza ödemeyi kabul ettiği, 6. maddesinde ise ... ve ailesinin, mahkeme kararı ile oluşacak olan borcun 1/3'lük tutarını ... A.Ş.’ye 4. maddede belirtilen ödeme vadesinde nakit olarak vermezlerse ... A.Ş.'nin 3. madde de belirtilen arsalarının ... tarafından satılacağı, ...'nn arsayı dilediği bedelle dilediği kişiye satabileceği, tarafların bunu kabul ettiği, ... ve ailesine düşen ... borcunun ilgili satıştan elde edilen paradan ödeneceği, satıştan elde edilen gelirden, ilgili borç ve masraflar ödendikten sonra kalan bakiyenin ... ve ailesine ödeneceği düzenlemiş, devamındaki maddelerde de sair yükümlülükler öngörülmüştür.

4.Tapu kaydına göre (eski ada 1084 yeni Ada 6863 olan) parsel 1 no.lu yerdeki 10.990.42 m2 lik arsanın ½' lik kısmı 08.10.2019 tarihinde ... adına 750.000,00 TL bedelle, diğer ½'lik kısmının 08.10.2019 tarihinde ... adına 750.000,00 TL bedelle satıldığı anlaşılmıştır.

5.Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.10.2020 tarihli 2019/230 E., 2020/488 K. sayılı (Eski numarası 2011/642 E., 2013/787 K. sayılı) kararının dosya kapsamı ve UYAP'ta yapılan incelemesinde davacısının ... Tarım Ür. A.Ş., davalıların ... A.Ş. ve T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı olduğu, 07.10.2020 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne, davacının, davalılara dava konusu kat ihtarında belirtilen toplam 4.136.844,99 USD'nin 61.249,52 USD faiz kısmı için borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edildiği, Dairemizin 27.06.2022 tarihli, 2021/651 E., 2022/5281 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, taraf vekillerinin karar düzeltme isteminin de Dairemizin 13.07.2023 tarihli 2022/6558 E., 2023/4458 K. sayılı ilamı ile reddedildiği anlaşılmıştır.

6. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde olduğu üzere davacı taraf davasını, 27.11.2015 tarihli protokole dayandırmıştır. Bu durumda da davacıların işbu davayı açmada aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir.

7.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97 nci (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81 inci) maddesi "...Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir..." hükmünü düzenlemiştir. Bu maddeye göre taraflardan biri borçlanmış olduğu edimi yerine getirmiş veya ifasını önermiş olmadıkça, diğer taraf kendi edimini ifadan kaçınma hakkına sahiptir.

8. Bu durumda işbu davanın açıldığı 22.09.2020 tarihinde, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.10.2020 tarihli 2019/230 E., 2020/488 K. sayılı (Eski numarası 2011/642E., 2013/787K.) kararının henüz kesinleşmediği ve yukarıda anılan Kanun hükmü de nazara alındığında davanın erken açılmış bir dava olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalılar ... Tarım Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş. ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekçesi yeniden düzeltilerek ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.