12. Ceza Dairesi 2023/4719 E. , 2024/6289 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/101 E. 2023/200 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2015 tarih, 2014/294 esas, 2015/27 karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2. Dairemizin 24.06.2020 tarih, 2017/2332 Esas, 2022/3945 Karar sayılı bozma ilamında; " ''12/08/2013'' olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece, sanığa usulüne uygun olarak yapılmış bir tebliğ bulunmadığından bahisle, sanığın beraatine dair hüküm tesis edilmiş ise de; sanığın aşamalardaki beyanlarında, davaya konu eylemi için Müze Müdürlüğüne başvurduğunu belirtmesi karşısında, dava konusu alanın sit alanı olduğuna dair bilgi sahibi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan, dava konusu alanın sit alanı olarak ilan edildiğine dair tüm kurul kararları, eki haritaların, sanığın herhangi bir başvurusunun bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise buna dair tüm evrakların dosyaya celbedilerek, dava konusu yerde, uzman arkeolog, inşaat mühendisi ve fen bilirkişilerin katılımı ile keşif icra edilip, dava konusu taşınmazın sit alanı sınırları içerisinde kalıp kalmadığının, sanığın eyleminin niteliğinin, sanık tarafından Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan alınmış izin var ise; eyleminin izin kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının tespiti ile, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2022 tarih, 2020/271 esas, 2022/263 karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
4.Dairemizin 22.12.2022 tarih, 2022/6603 Esas, 2022/10537 Karar sayılı bozma ilamında; " ''12/08/2013'' olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın “Koyubekmez” olan soyadının, İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/237 Esas, 2021/481 Karar sayılı kararı ile “Erenoğlu” olarak düzeltilerek tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin 24/06/2020 tarih, 2017/2332 Esas, 2020/3945 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanığın müteahhit olarak, 2389 ada 233 parsel nolu taşınmazın malikleri ile, 6036 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Kapsamında Değerlendirilen Konut ve İş Yerlerinin Yıkılması ile Yeniden İnşaatına İlişkin Bedeli Karşılığında İnşaat Sözleşmesi” imzaladığı, ancak Tarihi Yarımada Kentsel ve Tarihi sit alanı içerisinde kalan binayı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulundan izin almaksızın yıkarak yerine yeni bina inşa ettiği, her ne kadar mahkemece sit alanında zarar meydana gelmediğinden bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesinde, tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarında izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale eyleminin de suç olarak tanımlandığı, bozma sonrası mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu ile de, sanığın eyleminin izinsiz inşai müdahale niteliğinde olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 5.İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2023 tarih, 2023/10 Esas, 2023/200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.06.2023 tarihli, 2023/62984 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, zamanaşımı süresinin dolmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, sanık hakkında her ne kadar 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediğinden bahisle yargılama yapılmış ise de; yasada öngörülen üst haddinin zamanaşımı yönünden TCK 66/1-e maddesi kapsamında kaldığı, sanığın mahkeme tarafından 12.02.2015 tarihinde savunmasının alınması işleminin üzerinden 8 yıldan fazla sürenin geçtiği, zamanaşımını kesen son işlem üzerinden 8 yıldan fazla sürenin geçmesi nazara alındığında, sanık hakkındaki yargılama açısından dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.