7. Hukuk Dairesi 2023/4704 E. , 2024/5070 K.
"İçtihat Metni"DURUŞMALI MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/21 E., 2023/1383 K. DAVACILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd., ... vekili Avukat ..., DAVALILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 09.02.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/49 E., 2021/718 K.
Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil, terditli temliken tescil, terditli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşmasız olarak, davacılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşma talepli temyiz eden davacılar vekili Avukat ..., davacı ..., diğer taraftan davacı ... vekili Avukat ... Bulut Köktan, davalılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ... ... ile davacılardan ..., davacı ...'ün babası ... ve ... arasında 07.02.1991 tarihinde harici sözleşme yapıldığını, sözleşme uyarınca İstanbul Çatalca ilçesi, Ormanlı Köyü, 595 parsel sayılı taşınmazın paylaştırıldığını, ... tarafından sözleşmedeki haklarının davacılardan ...'ne devredildiğini, taşınmazın bu sözleşmede yer alan hükümler doğrultusunda taraflarca kullanıldığını, taşınmaz üzerine bina yapıldığını, ağaç dikildiğini belirterek taşınmazın davalılar murisi adına olan kaydın iptali ile anılan sözleşme ve zilyetlik çerçevesinde, davacılar adına tescilini, aksi kanaat halinde davacı ... yönünden TMK'nın 723 ve devam eden maddeleri uyarınca tesciline karar verilmesini, aksi halde taşınmazın belirlenecek rayiç değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; satın alma iddiasının davalıları bağlamadığını, Toprak Koruma Kanunu uyarınca taşınmazın bölünemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin şekil yönünden geçersiz olduğunu, davacıların haksız işgalci olduklarını, tazminat olarak moloz değerinden fazlasını talep edemeyeceklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın satışına ilişkin sözleşme aslının bulunduğu, taraflar arasında taşınmazdaki kullanıma ilişkin kroki aslının sunulduğu, davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin yıllardır devam ettiği, külli halef olan mirasçıların şekil şartı noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; harici şekilde yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, taşınmazın tarla vasfında olduğunu ve bölünmesinin mümkün olmadığını, hükümde sözleşmeden daha fazlaya hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalılar murisi olan kayıt malikinin ölüm tarihinin 13.10.1997 olduğu, 17.03.2011 tarihine kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı, bu durumda davacının TMK'nın 713 üncü maddesi kapsamında kazandırıcı zaman aşımı hükümlerinden faydalanamayacağı, öte yandan davacının taşınmazı haricinden aldığı tarih itibariyle çapa bağlı ve tapulu olduğu değerlendirilerek iyi niyetli bulunmadığı ve temliken tescil hukuksal nedenine dayanarak mülkiyetin naklini talep edemeyeceği, davacıların malzemeleri söküp almayacakları hususunun belirlenmediği, halen taşınmazı ellerinde bulundurdukları için bu aşamada talep haklarının doğmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili duruşmasız olarak, davacılar ... ve ... vekili duruşma istemli temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; eldeki davanın 1991 tarihli harici satış senedi ile teslim alınan taşınmazdaki zilyetlik ve TMK'nın 2 nci maddesi uyarınca tapu iptal ve tescil davası olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın dayanağını yanılgılı olarak TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrası olarak değerlendirildiğini, söz konusu davada bu yönde bir talebin olmadığını, bu nedenle verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların murisi ...'in davacılardan Bahar'ın amcası, Raşit'in eşinin dayısı olduğunu, akrabalık ilişkilerine güvenerek tapu kaydının davalıların murisi adına yapılmasına muvafakat verildiğini, 30 yıllık zilyetlik nedeni ile tapu iptal ve tescil önünde yasal engel olmadığını, aksinin TMK'nın 2 nci maddesine aykırılık oluşturacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, terditli temliken tescil, terditli tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı HMK'nın 33 üncü maddesine göre, "Hâkim, Türk hukukunu resen uygular." Bu ilke uyarınca, hâkim taraflar arasındaki uyuşmazlığı, taraflarca getirilen vakıalara hukuk normunu uygulayarak sona erdirir. Hâkim, ihtilafa yönelik hukuk kurallarını araştırma ve vakıalara bu kuralları uygulama ile ödevlidir.
2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
3. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
4. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
5. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
6. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
7. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.).
8. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
9. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın davalıların murisi ... ... tarafından 07.12.1991 tarihinde ...'dan satın alındığı, dosya kapsamındaki sözleşmeler incelendiğinde, ... ..., ..., ... ve ... tarafından imzalanan tarihsiz, basit krokili sözleşmede; 5403 sayılı Yasa'nın 8 inci maddesindeki yasaklayıcı hükmü bertaraf etmek amacıyla taşınmazın 07.02.1991 tarihinde müştereken satın alındığının açıkça belirtildiği anlaşılmış olup ilgili sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. 10. Yerel Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklandığı gibi davacılardan ..., ... (devir sebebiyle ...) ile davalıların murisi ... ... arasında akdedilen inanç sözleşmesi gözetilip yargılama yapılması gerekirken hukuki nitelendirmede hata ile 4721 sayılı TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki hükümlere dayalı gerekçe oluşturulmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu gerekçelerle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda V.C.3.1 ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL’nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.