Lexedes Emsal arama Fiyatlandırma Ücretsiz deneyin

6. Hukuk Dairesi 2023/4282 E. 2024/4352 K.

Yargıtay 2024-11-26 Yüksek mahkeme 2 karar bu kararı anmış
Bu kararla araştırma hazırlayın

6. Hukuk Dairesi 2023/4282 E. , 2024/4352 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1243 E., 2023/957 K. KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/432 E., 2020/83 K.

Davacı vekili, taraflar arasında Kartal 1. Noterliği'nin 23/08/2006 tarih 26178 yevmiye no.lu kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre müvekkili şirketin yüklenici olarak taahhütlerini yerine getirdiğini ileri sürerek; 8 no.lu bağımsız bölümün tamamı, 1 no.lu bağımsız bölümün %50 hissesinin tapu iptal ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının bilirkişi raporundan sonra nama ifa talebinde bulunmadığı, inşaatı % 60 seviyesinde terk ettiği, sözleşmeye göre davalı toprak sahibinin elinde bulunan dükkanları teminat olarak tutmakta haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1- Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi davada davacı veya davalı olabilecektir. (Pekcanıtez, Hakan; Atalay, Oguz; Özekes, Muhammet; Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Baskı, Ankara, 2012, s. 239) HMK’nın 50. maddesinde açıklandığı üzere medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. TTK’nun m. 125/II hükmünde, “Ticaret şirketleri, Türk Medenî Kanunu'nun 48 nci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanunî istisnalar saklıdır.” ifadesine yer verilmiştir. Dava ehliyeti ise HMK'nın 51. maddesinde kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyeti olarak ifade edilmiştir. Dava ehliyeti, TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukundaki görünümü olup buna göre medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişinin dava ehliyeti bulunmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 114 ncü maddesi gereği, taraf teşkili, dava şartı olup davanın her aşamasında Mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir husustur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 E., 2007/337 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Somut olayda, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.07.2014 tarihli nüshasında yayımlanan ilana göre davacı ...’nin ticaret sicilinden re’sen terkin edildiği ve ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden terkin edilmesi ile sona ermiş olup buna bağlı olarak taraf ehliyeti de son bulmuştur. Bu halde, işbu dava tarihinde davacı vekilinin davacı şirket adına dava açma hususunda yetkisi de bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacı adına dosyaya vekaletname ibraz eden ve verilen kararı temyiz eden vekile, davacı şirketin ihyasını sağlamak için süre verilmesi; davacı şirketin ihya edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya devam edilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu eksiklik giderilmeden verilen ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin esastan reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. 2- Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nun 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İlk Derece Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.