9. Hukuk Dairesi 2011/1684 E. , 2012/7863 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA :Davacı vekili, davacı işçinin davalı asıl işveren ...Beton şirket işyerinde diğer davalı şirket işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli izin ve fazla mesai ücret alacaklarının davalı işverenlerden tahsline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı asıl işverene ait beton işinde diğer davalı alt işveren işçisi olarak çalıştığını, işveren tarafından işten çıkartıldığını, normal çalışma saatlerine hiç uyulmadığını, sürekli fazla mesai yapıldığını, izin kullanmadığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık ücretli iziz ve fazla mesai ücret alacaklarının davalı işverenlerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı ...Ş. vekili davacının şirketin işçisi olmadığını, diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, anılan sözleşmeye göre tüm hak ve alacaklarından da diğer şirketin sorumlu olduğunu savunurken, diğer davalı vekili ise davacının şirket bünyesinde 26.05.2005 - 10.10.2006 tarihleri arasında çalıştığını 3 gün üst üste işe gelmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunun 25/II-g maddesi gereğince feshedildiğini, davacıya hak ettiği tüm alacakların ödendiğini, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davacının 10.10.2006 tarihinde imzalamış olduğu istifa ve ibraname beyanında, iş akdinin istifa suretiyle sonlandırıldığı ve bir kısım haklarının ödendiğine ilişkin beyanlarını içerdiği, davalı işverenliğin 11.10.2006 ve devamı tarihlerinde davacının işyerine gelmediği ve iş akdinin devamsızlık suretiyle sonlandırıldığı savunulmuş ise de, ortaya çıkan bu durum karşısında esasen davacının 10.10.2006 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, bu tarihten sonra yeni bir iş ilişkisinin kurulduğuna yönelik herhangi bir delillin bulunmadığı gibi esasen 10.10.2006 tarihinden sonra davacının işyerine de gitmediği, bu nedenle 10.10.2006 tarihli istifa beyanının varlığı karşısında bu tarihte iş akdinin son bulduğu, işverenin devamsızlıktan dolayı yapmış olduğu feshin herhangi bir anlamının olmadığı, istifa beyanının baskı altında ya da davacının iradesinin sakatlanarak alındığına ilişkin iddia ve ispat bulunmadığından iş akdinin istifa suretiyle sonlandırıldığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak
kazanmadığı, davacı yıllık izin ücreti alacağı talep etmiş olup çalışma süresine göre 14 günlük izin kullandığı, başkaca izin hakkı bulunmadığı, davacının fazla çalışma yaptığı, bazı aylar ücretinin ödenmediği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının reddine, fazla mesai ücret alacağının %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar davacı vekili tarafından kıdem ve ihbar tazminatının reddi, davalı vekilleri tarafından ise fazla mesai alacağının kabulü nedeni ile temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: 1. Davacının davalı asıl işveren ...BETON A. Şirket işyerinde diğer davalı şirket işçisi olarak pompa operatörü görevinde çalıştığı, davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca asıl alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının çalışırken fazla mesai yaptığı ve bazı ayla fazla çalışma ücretinin ödenmediği, davalıların fazla çalışma ücretinden birlikte sorumlu olduğu anlaşıldığından, davalıların temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin temyizine gelince; İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz. İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi de mümkün olmaz. Bu nedenle işveren tarafından işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Dosya içeriğine göre davacının ibraname dışında iş sözleşmesini feshettiğine dair yazılı açık bir irade beyanı bulunmamaktadır. Mahkemece ibranamede ayrılış kısmında istifanın işaretlendiği belirtilerek, davacının istifa etmek sureti ile iş sözleşmesini feshettiği kabul edilmiştir. Ancak ibraname matbu olduğu gibi davalı işveren bu belgenin düzenlendiği tarihten itibaren devamsızlık tutanakları tutmuş ve daha sonra iş sözleşmesini devamsızlık nedeni ile feshettiğini davacı işçiye bildirmiştir. İstifa sureti ile iş ilişkisi sona erdikten sonra devamsızlık tutanakları tutularak tekrar iş sözleşmesinin tek taraflı feshedilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki uyuşmazlıkta davacının açıkça istifa iradesi bulunmadığı gibi devamsızlık tutanakları tutularak iş sözleşmesinin bu nedenle feshedilmesi ibranamedeki ayrılış şekli ile çelişki taşımaktadır. Davacının iş sözleşmesi 10.10.2006 tarihinde davalı işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerekir. Yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.